






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2024 Sayı Cilt 10 Sayı 5</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3115</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Urban Furnıture for Atatürk Unıversıty Campus: Desıgn Processes and Evaluatıons</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78042</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78042</guid>
      <author>Firdevs Kulak TorunAlper Torun </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Atatürk Üniversitesi kampüsü için iç mimarlık öğrencileri tarafından tasarlanan kent mobilyalarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesidir. Çalışmanın temel amacı, bölgesel özellikleri dikkate alarak kent mobilyası tasarım sürecinde çok yönlü bir yaklaşım geliştirmektir. Bu bağlamda, öncelikle literatür taraması yapılarak kent mobilyası tasarımına ilişkin kriterler titizlikle belirlenmiş ve öğrencilerin atölye çalışmaları ve tasarım süreçleri bu kriterler çerçevesinde ayrıntılı olarak incelenmiştir. Beş farklı grup tarafından geliştirilen kent mobilyası tasarımları, işlevsellik, ergonomi, estetik, malzeme seçimi ve sosyo-kültürel uyum gibi kritik kriterlere göre değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin tasarımlarının genel olarak başarılı bulunduğu ancak bazı grupların özellikle sosyo-kültürel uyum ve estetik uyum konusunda zorluk çektiği ortaya çıkmıştır. Bu bulgular, tasarım süreçlerinde bölgesel ve kültürel bağlamın önemini vurgulamaktadır. Çalışmada, iç mimarlık eğitiminde kent mobilyası tasarımının yalnızca işlevsellik ve estetikle sınırlı olmaması, aynı zamanda bölgesel ve kültürel öğelerle de bütünleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, öğrencilere daha geniş bir perspektiften tasarım yapmaları konusunda rehberlik etmek ve daha kapsamlı bir yaklaşım geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Gelecekteki çalışmaların bu farkındalığı daha da artırarak öğrencilerin tasarımlarında kültürel duyarlılığı ön planda tutmalarını teşvik etmesi beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yükseköğretimde Uluslararasılaşma Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76098</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76098</guid>
      <author>Recep KAYARecep Kaya , </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Küreselleşme Ekonomik, Sosyal, Siyasal, Kültürel, Teknolojik, Bilgi Paylaşımı, Araştırma Paylaşımı vb. Her Türlü Alanda Hayatımıza Girmiştir. Günümüzde Küreselleşme ile Sınırlar Kalkmış, Devletlerin İstikbali İçin Nitelikli İnsanların Bir Şekilde Devşirilme Çalışmaları Dünya Politikasının Gündemi Olmuş, Bu Görev Daha Çok Yükseköğrenim Kurumlarının Görevi Haline Gelmiştir. Küreselleşmenin Yükseköğrenimde Yansıması Uluslararasılaşma Sonucu Küresel Düzeyde Öğrenci &amp;ndash; Öğretim Görevlisi Sirkülâsyonu da Devletlerin Politikaları Haline Gelmiş ve Geliştirilmesi İçin Çalışmalarda Devam Etmektedir.Bu Anlayış, 1980 Sonrası Berlin Duvarının Yıkılması, SSCB’nin Dağılması, Soğuk Savaş Döneminin Bitmesi ve Artan Küreselleşme ile Birlikte Dünyanın Birçok Ülkesinde Yerini, Politik Gerekçelerin Yanında Akademik, Ekonomik ve Sosyo-Kültürel Alanlarda da Çeşitli Stratejiler İçeren Bütüncül Programlara Bırakmıştır. Kurumsal Düzeyde de Uluslararasılaşma, Benzer Şekilde, Önceleri Sınır-Ötesi Yatırımların Yüksek Maliyetleri Nedeniyle Sınırlı Akademik/Teknik İş birlikleri Çerçevesinde Yürütülmüştür. 1990’lardan İtibaren İse Gelişen Bilişim Teknolojileri, Artan Uluslararası Öğrenci Talebi ve Ekonomik Rekabet ve Küreselleşen İş Piyasasının Yeni İhtiyaçları, Üniversiteler İçin Uluslararasılaşmayı Öğretim Elemanları, Öğrenciler, Sanayi Kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütleri Gibi Paydaşların da Dâhil Edildiği Çok Yönlü Bir Süreç Haline Getirmiştir (Arslan ve Çalıkoğlu, 2018). Dahası Uluslararası Projeler, Uluslararası Ortaklıklar, Akademik Etkileşim, Bilimsel Etkileşim, Teknolojik Etkileşim, Araştırma Girişimleri, Yüz Yüze ve Uzaktan Öğretim Sunma İmkânı, Dış Politika, Kamu Diplomasisi, Uluslararası Kalkınma Yardım Faaliyetleri, Ekonomik Fayda Gibi Faaliyetlerin Tamamını Kapsayacak Bir İçeriğe Sahiptir. Çalışma Sonunda Dünyada ve Türkiye’de Son Dönemde Yürütülen Uluslararasılaşma Uygulamaları Çerçevesinde Tartışılarak, Ülkemiz Yükseköğretimi için Önerilerde Bulunulmuştur.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bağımlılıkla Mücadele Kapsamında Sivil Toplum Örgütlerinin İşlevi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77291</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77291</guid>
      <author>Ali Tosun </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İnsanların belirli amaçlarla kullandığı madde veya gereçlerle ortaya çıkan ve bireylerin kontrol kaybı olarak da tanımlanan bağımlılığın bireylerin hayatını etkilediği kadar toplumsal açıdan da sorunlar ortaya çıkardığı ifade edilebilir. İnsanların bağımlı olduğu faktörlerin birden fazla olduğu ve bunun da çeşitli bağımlılıkların tanımlanmasına etki ettiği görülmektedir. Bağımlılığın bireylerin fiziksel sağlıkları ile beraber psikolojik sağlığını tehdit edici boyuta gelmesinin, bu kapsamda çeşitli çalışmalar yapılmasına neden olduğu söylenebilmektedir. Gerek kamusal politika araçları gerekse de özel kurum ve kuruluşlarca bağımlılıkla mücadele etmek amacıyla yol haritalarını söz konusu olduğu görülmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bağımlılığın azaltılması veya ortadan kaldırılmasına yönelik çalışma ve faaliyetleri ifade eden bağımlılıkla mücadele kavramının, kamu politikaları çerçevesinde sürdürüldüğü ifade edilebilir. Bu durumun kamusal çerçevede olduğu kadar sivil toplum açısından da bağımlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini ortaya koyduğu ifade dilebilir. Sivil toplum örgütlerinin çeşitli araçlarla kendi bünyesinde yaptıkları çalışmalar olduğu gibi kamu kurumları koordineli bir şekilde taptıkları çalışmaların da olduğu söylenebilmektedir. Bu sebeple sivil toplum örgütlerinin mücadele kapsamında sürdürdüğü faaliyetlerin gerçekçi bir temele dayanması gereklidir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Çalışmada bağımlılıkla mücadele kapsamında kamu politikalarının yanı sıra sivil tolum örgütlerinin çalışmalarına değinilmiştir. Mücadele kapsamında rol alan ve buna göre toplumsal alanda çalışmalarını yürüten birçok sivil toplum örgütünün olduğu söylenebilir. Bağımlılıkla mücadele amacıyla kurulan örgütler olduğu kadar, bir görevi de bağımlılığı önlemeye yardımcı olan yapıların olduğu görülmektedir. Bağımlılıkla mücadelenin, hem kamu kurumları hem de sivil toplum örgütlerinin güçlü işbirliğine dayandığı ve buna göre bağımlılıkla mücadele temel politikalarının sonuç verdiği söylenebilmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Değişen Yerlilik Algısının 2020 Sonrası Türk Sinemasına Yansımaları </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77689</guid>
      <author>Münevver Sofuoğlu </author>
      <description>&lt;span class="normaltextrun"&gt;Türk sinemasında son dönemde yaşanan tartışmalarda yerlilik konusu, taşralı, kentli, Anadolu irfanı, gelenekli sanatlar, din ve tarihsel birikim gibi unsurlarla aidiyet sorunsalı bağlamında öne çıkmaktadır. Özellikle 2010 sonrasında yeniden tartışılan kavram 1970’ların ortasında ve 1990’larda gündeme yoğun bir şeklide gelir. 2010 sonrasındaki yerlilik tartışmalarına bakıldığında yaşanan politik, toplumsal, kültürel değişimle birlikte sinemaya daha çok çevreden yalıtılmış, yalnız, yersiz yurtsuz, bir yere ait hissetmeyen ya da yer arayışı içinde olan karakterlerin hikayeleri yansır. Bu dönem sonrasındaki yerliliğin görünümlerini bu tartışmalar kapsamında 1990’larda film çekmeye başlayan Zeki Demirkubuz, N.B. Ceylan ve ilk uzun metraj filmini 2001’de çeken Semih Kaplanoğlu filmleri üzerinden takip edilecektir. Bu çizgide 90’larda ve 2010’larda alevlenmiş olan yerlilik tartışmasını 2020 sonrasında nasıl değişip dönüştüğünü görmek açısından Semih Kaplanoğlu’nun Bağlılık Aslı, Zeki Demirkubuz’un Hayat ve N.B. Ceylan’nın Kuru Otlar Üstüne filmleriyle yönetmenlerin geldiği çizgi itibariyle yerliliğin son görünümleri tartışılacaktır.&amp;nbsp;Yerlilik tartışmalarının genel olarak ideolojik bir tartışmanın içine sıkıştığı ve düşünsel bir derinliği yakalayarak merkezi bir aidiyet temeline ulaşamadığı gözlenmiştir. Bu minvalde Türk sinemasının erken döneminden bugüne tarihsel süreç içerisinde yerlilik tartışmalarına bakıldığında yerli sinemanın kimlik olarak bir merkez sorunsalı olduğu gözlemi ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu çalışmada yerlilik kavramının analizinde literatür taraması yöntemi kullanılacaktır. Klasik dönemden günümüze değişen yerlilik algısının 2020 sonrasında gösterime giren çalışmanın örneklemi olan Bağlılık Hasan, Hayat ve Kuru Otlar Üzerine filmlerinde görünümleri tartışılacaktır&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çerkes Kadınların Gözünden Aile: Göksun İlçesi Örneği</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77723</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77723</guid>
      <author>Uğur ATALAR </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 9.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırma, Çerkes aile yapısını ve dönüşümünü Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde yaşayan 65 yaş üstü Çerkes kadınların gözünden incelemektedir. 1864 yılında yaşanan sürgünden sonra Osmanlı topraklarına yerleşen Çerkesler, geleneksel toplumsal yapılarını ve aile kavramlarını muhafaza etmeye çalışmışlardır. Çalışmada, Çerkeslerin aile içi etkileşimleri, evlilik pratikleri, çocuk yetiştirme tarzları ve “Xabze” (Çerkes gelenekleri) sisteminin etkileri detaylandırılmıştır. Araştırma, niteliksel yaklaşım ve fenomenoloji deseni kullanılarak, yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler aracılığıyla yürütülmüştür. Çalışmada Çerkeslik aidiyeti yüksek 15 katılımcı ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler MaxQda veri analiz programı ile analiz edilmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, Çerkeslik algıları, evlilik ve çocuk yetiştirme pratikleri ile ilgili bilgi verilmiştir. Ayrıca, Çerkes aile yapısının kuşaklararası aktarımı ve zaman içinde yaşadığı dönüşümler tartışılmıştır. Sonuçlar, Çerkes aile yapısının belirgin kurallar ve sınırlarla tanımlandığını, ancak modernleşme ve sosyo-kültürel değişimlerin bu yapıda dönüşümlere yol açtığını göstermektedir. Geleneksel değerler ve uygulamalar, aile içinde saygı ve hiyerarşi üzerine kurulmuş, ancak zamanla daha esnek ve bireysel tercihlere açık bir hale gelmiştir. Çalışma, Çerkes kadınların gözünden aile yapısının dinamiklerini ve bu dinamiklerin toplumsal ve kültürel bağlamda nasıl evrildiğini anlamaya yönelik önemli bulgular sunmaktadır&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zeka’nın Hukuki Kişiliği ve Rızasının Anlamı (Cinselliğe Rıza ve Evlenme Hakkı Bağlamında)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77742</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77742</guid>
      <author>Mehtap Özgenç Kaya </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0.0001pt; text-indent: 0cm; line-height: normal; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışma, hızla gelişen yapay zekâ (YZ) teknolojisi bağlamında hukuki kişilik ve rıza kavramlarını derinlemesine incelemektedir. Yapay zekânın meteoritik yükselişi, insanlık için yepyeni bir çağın kapılarını aralıyorken, aynı zamanda hukuk ve etik açısından çözüm bekleyen karmaşık sorunlar yumağıyla da karşı karşıya bırakmıştır. Bu teknolojik mucize, giderek karmaşıklaşan yapısıyla birlikte, artık basit bir araç olmaktan çıkıp, özerk kararlar alabilen, hatta duygusal bağlar kurabilen bir varlık olma potansiyeline erişmiştir. Bu dönüşümün en çarpıcı yansımalarından biri, yapay zekânın hukuki statüsü ve buna bağlı olarak ortaya çıkan hak ve sorumluluk tartışmalarıdır. Tarihin akışı içerisinde, hukuk sistemi temel olarak somut, biyolojik varlıklar olan insanları merkeze alarak inşa edilmiştir. Özellikle, YZ'nin cinsel ilişki ve evlilik gibi karmaşık hukuki ve etik konularda yer alabileceği potansiyel senaryolar üzerinde durulmaktadır. Araştırma, YZ'nin farklı türlerini, kapasitelerini ve gelişmişlik düzeylerini göz önünde bulundurarak, mevcut hukuki çerçeveye uyumunu değerlendirmektedir. YZ'nin bir varlık olarak tanınması, hak ve sorumluluklarının belirlenmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Bu bağlamda, YZ'ye atfedilebilecek kişilik türü (elektronik kişilik, yapay kişilik gibi) ve bu durumun hukuki sonuçları üzerinde durulmaktadır. Ayrıca, YZ'nin rızasının nasıl tanımlanacağı, ölçülebileceği ve kanıtlanabileceği gibi temel sorulara cevap aranmaktadır. Araştırmanın bulguları, YZ'nin hukuki statüsü ve rıza kapasitesi konusunda yeni bir tartışma alanı açmaktadır. Bu bulgular ışığında, YZ ile ilgili hukuki düzenlemelerin güncellenmesi ve geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, YZ'nin toplumdaki rolü ve etkisi göz önünde bulundurularak, etik ve sosyal sonuçlar üzerinde düşünülmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma YZ'nin hukuki kişiliği ve rızası konusunda önemli bir adım atarak, bu alandaki akademik ve politik tartışmalara katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AUKUS’un Avustralya'nın Güvenliği Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77766</guid>
      <author>İbrahim Çağrı Erkul </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0cm; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında üçlü bir güvenlik paktı olarak 15 Eylül 2021’de ilan edilen AUKUS’da, Avustralya’nın konvansiyonel silahlı ve nükleer enerjiyle çalışan denizaltılara sahip olması merkezi bir yer tutmaktadır. Nükleer enerjiyle çalışan denizaltıların AUKUS içindeki bu merkezi konumuna rağmen AUKUS’un Çin'in bölgede artan askeri, siyasi ve ekonomik varlığına bir yanıt olarak ortaya çıkmış olduğu ve Hint-Pasifik’te Çin’i baskılayacak ve hatta onu çevreleyecek stratejilerin uygulanabilmesini mümkün kılacak bir iradeyi yansıttığı da dikkate alınmalıdır. Bu yönüyle Çin’in çevrelenmesi gibi fazlasıyla zorlu ve tehlikeli bir amacın/politikanın parçası olan AUKUS, ABD ve Avustralya için güvenlik temelinde önemliyken Brexit sonrasında küresel bir vizyona sahip olma iddiası taşıyan Birleşik Krallık açısından da büyük bir fırsat sunmaktadır. Bu makale, Çin'in Avustralya için oluşturduğu güvenlik tehdidini, AUKUS’un ortaya çıkış koşullarını ve AUKUS'un Avustralya'nın güvenliğini nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte makalede, Avustralya açısından AUKUS’un kabulü ve Avustralya’nın realist temelde izlediği dış politika gerekçelendirilerek, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: major-fareast; color: black; mso-themecolor: text1; background: white;"&gt;AUKUS’un geleceği, Avustralya’nın güvenliği açısından yorumlanmıştır. Makale, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;AUKUS'un ilanı sonrasında Avustralya’nın kendi kaderini Hint-Pasifik’te Birleşik Krallık ve özellikle de ABD ile birleştirtildiği iddiasındadır. Bu bağlamda Avustralya geleceğine ilişkin olarak aldığı bu önemli kararla, AUKUS'un beraberinde getirebileceği olumlu ve olumsuz sonuçları da peşinen kabul etmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gerçekleşmeyen Mucize Olarak Çağdaş Sanat:  Jean Baudrillard’ı Kabullenmek </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77816</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77816</guid>
      <author>Funda Özşener </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman','serif';"&gt;1996 senesinde Lib&amp;eacute;ration gazetesi, Baudrillard’ın&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; Le complot de l'art&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; (Sanat Komplosu) başlıklı yazısını yayınladığında bu durum iki krize neden oldu. İlki; Baudrillard sanat camiasında yol açtığı hayal kırıklığıyla birlikte, bir düşünür olarak değil fakat düşünceleri yüzünden bir sanatçı olarak, şaibeli bir pozisyona yerleşti. Ardından, tam tersi bir etki ile her biri sanat eseri kabul edilen fotoğrafları yüzünden, sanata ilişkin felsefi açıklamaları tartışmalı bir hal aldı. Baudrillard etkili bir düşünür olarak kalmaya devam etti şüphesiz, ne var ki bu paradoks onun ya sanatçılığını ya da kitleleri etkileyen çağdaş sanata dair fikri gücünü tartışmaya açmıştı bir kez. Yazı yayınlanır yayınlanmaz, dünyanın birçok ülkesine ulaştı. Fransız düşünür apaçık şekilde, çağdaş sanatın nitelikleri sebebiyle varlığından söz edilemeyeceğini ileri sürmekte ve estetik ötesi aşamaya geçmiş toplumlarda, sanatın yegâne işlevinin, söz konusu durumu gizlemeye yönelik bir etkinlik ya da aldatmaca olacağını iddia etmekteydi. Oysa 1981 yılında Paris’te, 1983’te ise İngilizce tercümesi Amerika’da yayınlanan, Simulacres et simulation (Simülakrlar ve Simülasyon) adlı eseri kendisini özellikle New York sanat camiasının baş aktörü haline getirmiş ve kitap estetik bir manifesto olarak, sanatçıların simulakrın sanatsal bir &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;şey&lt;/em&gt; olabileceği inancına sarılmalarına yol açmıştır. Nitekim bu yaklaşım bir tür yanlış okumaya dayanmaktaydı fakat tarihsel sonuç değişmedi. Sanki karşılıklı bir komplo söz konusuydu. Bu çalışma Baudrillard’ın; sonradan kitaplaşan, Le complot de l'art (Sanat Komplosu, 1996) ve Le Conjuration des Imb&amp;eacute;ciles (Alıklar Birliği, 1997) adlı makalelerinin ve oradan hareketle, sanat dünyasının düşünüre dair fikri ve estetik yanılgılarının bir değerlendirmesini yapmak; ayrıca bir kehanet olarak gerçekleşeceği varsayılan sanat idealinin, çağdaş toplumdaki işlevini tartışmak amacı taşımaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşe gömülmüşlük kavramının Türkiye’deki iş çıktılarının incelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78017</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78017</guid>
      <author>Melda Keçeci </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu çalışmanın amacı; işten ayrılma davranışını açıklamada 2001 yılında yazına kazandırılmış (Mitchell vd., 2001) işe gömülmüşlük kavramını ve işyerindeki sonuçlarını açıklamak; ulusal ve uluslararası literatürdeki araştırma örneklerini tarayarak işverenlerin bu kavram aracılığıyla çalışanlarını elde tutmalarına yardımcı olmaktır. Uzun senelerdir işten ayrılmayı açıklamak için kullanılan iş tatmini ve örgütsel bağlılık gibi tutumlarla farklı olarak işe gömülmüşlük, hem de işten ayrılma davranışını daha kapsamlı açıklamaya katkıda bulunmakta hem de çalışanların neden ayrıldığından çok neden işyerinde kaldıklarını inceleyerek pozitif psikolojiye vurgu yapmaktadır. Her ne kadar işe gömülmüşlükle işte kalma, performans, üretkenlik dışı davranışlar arasında işverenleri mutlu edecek ilişkiler kurulmuş olsa da yeni araştırmalar, ayrılmak istese de o işyerinde takılı kalan insanların hem sağlık durumlarında kötüleşme hem de üretkenlik dışı davranışlarında artış görülebildiğini göstermektedir. İşe gömülmüşlük kavramının Türkiye’deki gelişimini incelemek amacıyla; 2001-2024 yılları arasında Türkiye’de yapılmış, bağımlı veya aracı değişken olarak işe gömülmüşlüğü kullanan, Türkçe ve İngilizce dillerinde yazılmış akademik makaleler Google Scholar üzerinden taranmıştır. Yerel yazındaki araştırmaların daha çok işe gömülmüşlüğün öncellerini araştırmaya yönelik olduğu, sonuçlarını araştıran çalışmaların da pozitif etkilere ulaştığı gözlemlenmiştir. Hem bu kavramı daha iyi anlamak hem de olası negatif sonuçlarına karşı yöntemler geliştirmek amacıyla, bu konuda daha fazla araştırma yapılmasına yönelik öneriler sunulmuştur. Bu amaçlar doğrultusunda, makalenin Türkçe yazılmasının fayda sağlayacağına karar verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilimler Lisesinde Okutulan Sosyoloji 1 ve Sosyoloji 2 Ders Kitaplarının Değerler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78044</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78044</guid>
      <author>Gamze AslanEkrem Ziya Duman </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Ülkemizde sosyal bilimler lisesinde sosyoloji dersi zorunlu ders olarak okutulmaktadır. Araştırma kapsamında sosyal bilimler liselerinde zorunlu ders olarak okutulan sosyoloji 1 ve sosyoloji 2 ders kitaplarında değerlerin ele alınışı incelenmiştir. Bu bağlamda ders kitaplarında yer alan okuma parçalarındaki değer sayıları ortaya çıkarılmıştır. Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmada içerik analizine yer verilmiştir. Araştırmanın verilerini ders kitaplarında yer alan okuma metinleri oluşturmaktadır. Okuma metinlerinde yer alan değerler evrensel ve milli değerler kapsamında değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda elde edilen evrensel ve milli değerlerin okuma parçalarındaki dağılımları hem sayısal hem de oransal olarak hesaplanmıştır. Bu bağlamda her iki kitapta da yer alan değer sayıları “sorumluluk(7)” gibi şeklinde gösterilirken oransal dağılımlar ise “%30” şeklinde gösterilmiştir. Ayrıca inceleme kapsamındaki kitaplarda ortak olarak bulunmayan evrensel ve milli değerlerin tespiti de gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilere göre evrensel değerler olarak ele alınan değerler, sayısal olarak sosyoloji 2 kitabında daha fazladır. Milli değerler olarak ele alınan değerler açısından ise sosyoloji 1 kitabında daha fazla değere yer verilirken oransal inceleme sonucunda her iki ders kitabının da eşit yüzde dağılımına sahip olduğu görülmüştür. Elde edilen bütün veriler tablolar halinde gösterilmiştir. Genel değerlendirme sonucuna göre ise her iki ders kitabındaki okuma parçalarında da daha fazla değer vurgusu yapılması gerektiği tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel Yetenekli Öğrencilere Yabancı Dil Öğretiminde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78102</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78102</guid>
      <author>Esra Yılmaz Serap Emir </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Özel yetenekli öğrenciler, genel zekâ, yaratıcılık, problem çözme becerilerinde ortalamanın üstünde performans gösteren bireylerdir. Bu çalışma, özel yetenekli öğrencilerin ve Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) İngilizce öğretmenlerinin yabancı dil öğretimi sürecinde karşılaştıkları sorunları ve bu sorunlara karşı çözüm önerilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmada nitel araştırma yönteminin durum çalışması deseni kullanılarak katılımcı görüşleri alınmıştır. Hem öğrenciler hem de öğretmenler için yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Katılımcı grup, özel yetenekli olarak tanımlanan 45 BİLSEM öğrencisi ve BİLSEM’de görev yapan 18 İngilizce öğretmeni olmak üzere toplam 63 kişiden oluşmaktadır. Veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma, özel yetenekli öğrencilerin yüksek dil öğrenme kapasitelerine rağmen, hem özel yetenekli öğrencilerin hem de öğretmenlerinin yabancı dil öğretim sürecinde sorunlarla karşılaşabileceğini göstermiştir. Özel yetenekli öğrencilere göre bu sorunların başında &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;öğretim programı&lt;/span&gt;, &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;materyallerin seviyelerine göre olmaması&lt;/span&gt;, &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;kalabalık sınıflar, motivasyon eksikliği ve pratik yapma imkanı bulamamaları gelmektedir. Öğretmenler ise grup içi seviye farklılıkları, materyal yetersizliği ve uygun eğitim ortamlarının eksikliğini dile getirmiştir. &lt;/span&gt;Yabancı dil öğrenimi sürecinde karşılaştıkları sorunların üstesinden gelmek için her iki grup tarafından &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;öğretim programlarının zenginleştirilmesi, teknoloji entegrasyonu, bireyselleştirilmiş eğitim yöntemlerinin kullanılması ve sınıf mevcutlarının azaltılması gibi farklılaştırılmış öğretim önerilmektedir. &lt;/span&gt;Bu bulgular, yabancı dil öğretimi için daha etkili yöntemler geliştirmek ve özel yetenekli öğrencilerin potansiyellerini tam anlamıyla kullanmalarına yardımcı olmak için önemli bir rehberlik sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel Yetenekli 6. Sınıf Öğrencileri için Matematik Başarı Testi Geliştirme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78129</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78129</guid>
      <author>Gülünay Ergut Kalkan Serap Emir </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-bidi-theme-font: minor-bidi;"&gt;Bu araştırmanın amacı, 6. sınıf matematik dersi kapsamında "doğal sayılar ve işlemler, çarpanlar katlar ve tam sayılar" konularına yönelik olarak, özel yetenekli öğrencilerin matematik başarısını ölçmek için geçerli ve güvenilir bir başarı testi geliştirmek ve bu süreci kapsamlı bir şekilde ele almaktır. Ulusal programlarda yer alan kazanımlar incelenerek Bloom taksonomisinin basamaklarına uygun kazanımlar oluşturuldu. Bu kazanımlara yönelik sorular geliştirilerek 70 soruluk bir ön form oluşturuldu. 6. Sınıfa devam eden beş öğrenci ile soruların sesli okunması ve anlaşılmayan kalıplar varsa düzenlenmesi yapıldı. Başarı testi için “Başarı Testi-Uzman Görüşü Formu” hazırlanarak Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı’nda bir, Özel Yetenekliler alanında üç akademisyen ve alan öğretmeni olan iki uzmandan görüş alındı. Başarı testinde sekiz soruda düzenleme yapıldı ve uzmanlardan gelen geri bildirimler doğrultusunda değerlendirme basamağında olan sorular açık uçlu soru olarak güncellendi. Pilot uygulama sonrası çoktan seçmeli bölüm güvenirlik 0,91 ve ortalama güçlük 0,57, ortalama ayırt edicilik 0,54 olarak hesaplandı. Açık uçlu bölüm için tutarlılık sınıf içi korelasyon katsayısı ile belirlenmiş ve analizler sonucu madde güçlük ortalaması 0,34, madde ayırt edicilik ortalaması 0,47 olarak bulundu.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Pilot uygulama sonrası nihai form 30 çoktan seçmeli ve 10 açık uçlu madde olmak üzere iki bölüm olarak düzenlendi. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeşilçam Penceresinden Giallo’ya Bakmak: Kadın Düşmanı (1967), Aşka Susayanlar: Seks ve Cinayet (1972) ve Korkunç Tecavüz (1972) Filmlerini İtalyan Sarı Filmler Çerçevesinde Anlamak</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78229</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78229</guid>
      <author>M. Özer Özkantar </author>
      <description>&lt;p class="TableParagraph" style="text-align: justify; line-height: normal; margin: 2.75pt 10.75pt .0001pt 3.6pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ansi-language: TR;"&gt;Sinema ilk icadından bu yana hızla gelişen, dönüşen, farklı kültürlerin etkisiyle evrilen ve yeni türler hatta alt türler yaratan bir sanat olarak ifade edilebilir. Bu noktada özellikle korku sineması kendi bünyesinde birçok alt tür geliştirmiş, farkı ülke sinemalarında ise bu türler kendilerine has kodlar yaratarak diğer ulus sinemalarını da etkilemiştir. Bu alt türlerden biri de İtalyan Sineması içerisinde filizlenmiş, köklerini edebiyattan alan Giallo alt türüdür. Giallo, gerilim ve korku türlerinin özelliklerini gösteren, bir yönüyle slasher türüne ilham olmuş öte yandan estetik bir erotizm ve kendine has sinematografisi, renk ve ses kullanımı ile fark yaratan bir tür olarak ifade edilebilir. Bu yapımlar kimi zaman yönüyle dedektif hikâyelerinden beslenirken kimi zaman ise korku sinemasının şiddet unsurunu içlerinde barındırmakta, bu yönleriyle hibrit ve çok yönlü yapımlar olarak sinema ikliminde kendine yer edinmektedir. Giallo türü öte yandan başka ülke sinemalarında da kendine yer edinmiştir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı Türk Sinemasında Giallo etkisinin varlığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş olan &lt;em&gt;Kadın Düşmanı&lt;/em&gt; (1967), &lt;em&gt;Aşka Susayanlar: Seks ve Cinayet&lt;/em&gt; (1972) ve &lt;em&gt;Korkunç Tecavüz&lt;/em&gt; (1972) adlı yapımlar tematik bir şekilde metin çözümlemesi aracılığıyla incelenmiştir. Film çözümlemeleri sonucunda ismi geçen filmlerin doğrudan olmasa da dolaylı olarak Giallo alt türünden etkilendiği, ilgili yapımların yönetmenlerinin bu türe öykündüğü ve Yeşilçam özelinde İtalyan Giallo türünün belirgin ölçüde film iklimine yansımalarının görüldüğü varsayımına ulaşılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


