






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2024 Sayı Cilt 10 Sayı 2</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2973</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Çocukluk Sosyolojisinde Akıl ve Zekâ Oyunlarının Çocukların Meslek Seçimlerine Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74087</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74087</guid>
      <author>Emel Özkan</author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Çalışmanın amacı sosyoloji disiplininin bir alt dalı olan çocukluk sosyolojisi olgusu perspektifinde akıl ve zekâ oyunlarının çocuklarda meslek seçimine yönelik önemi ve etkisinin tespit edilmesidir.  Bu amaçtan hareketle, öncelikli olarak çocukluk sosyolojisi, zekâ oyunları ve meslek seçiminin ne olduğu ele alınmıştır. Çocukluk sosyolojisi, zekâ oyunları ve meslek seçiminin önemli bir konu olduğu ve üzerinde durulması gereken bir alan olduğu tespit edilmiştir.  Çocukluk sosyolojisi sosyolojinin yeni bir alanıdır.  Toplumsal eksende çocuk-çocukluk ilişkisi içerisinde yer almaktadır. Aynı zamanda çocuklara dair olan konuları ele alır. Çocukluk, toplumun yapısal dönüşümüne bağlı farklı anlamlar kazanan sosyolojik bir olgudur. Toplumdan topluma değişiklik gösterebilmektedir. Zekâ ise zihinsel işlevleri uyumlu bir şekilde amaç doğrultusunda kullanarak ilişki kurmayı, analiz etme ve soyut düşünmeyi sağlayabilmektedir. Bu bağlamda meslek seçimi, bireyin hayatı boyunca onu her alanda etkilediğinden dolayı yapacağı en önemli seçimlerden biridir. Oyun oynamak her ne kadar boş vakitleri eğlenceli hale getirmek gibi düşünülse de aynı zamanda öğrenmeyi ve düşünmeyi destekleyen önemli bir etmendir. Çocukların oyun döneminde zaman geçirdiği akıl ve zekâ oyunlarının meslek seçimlerinde etkileyici önemli bir faktör olduğu düşünülmektedir. Bu oyunlar, çocukları farklı açılardan etkilemekte ve geliştirmektedir. Çocukların meslek hayatında başarılı olmaları ve kendi yetenekleri doğrultusunda meslek seçimlerini gerçekleştirmeleri için gerekli bazı becerilerin kazanılmasına altyapı oluşturmaktadır. Bu sebeple çalışmanın sonunda çocukluk sosyolojisinde zekâ oyunlarının meslek seçimine etkisi irdelenerek incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılarak desenlenmiştir. Sonuç olarak akıl ve zekâ oyunlarının çocukların bilişsel becerilerini, problem çözme ve karar verme, yaratıcılık vb. alanda ilgilerini geliştirmeye yardımcı olduğu ve bu becerilerin meslek seçimi konusunda onlara yardımcı bir eğitmen olduğu görülmüştür.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklar İçin Boşanmaya Uyum Programının Altı Yaş Çocuklarının Benlik Algısı Kavramlarına Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74240</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74240</guid>
      <author>Fatma Kırımlı</author>
      <description>Bu araştırmada,  anne babası boşanmış çocukların “Çocuklar için Boşanmaya Uyum Programı” ile benlik algılarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Ankara’da bir danışmanlık bürosuna 2016 yılının Şubat-Mayıs aylarında başvuran boşanmış ailelerin çocukları araştırmanın çalışma grbunu oluşturmuştur. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubu 6 çocuk, kontrol grubu 6 çocuk olmak üzere araştırmaya toplam 12 çocuk katılmıştır. “Çocuklar İçin Boşanmaya Uyum Programı” deney grubuna on iki hafta boyunca haftada bir defa uygulanırken, kontrol grubuna boşanmayla ilgili herhangi bir program uygulanmamıştır. Araştırmada veriler; “Kişisel Bilgi Toplama Formu” ve “Demoulin Çocuklar İçin Benlik Algısı Ölçeği” ile toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, Number Cruncher Statistical System (NCSS) programı kullanılmıştır. Elde edilen veriler, tanımlayıcı istatistikler, Mann Whitney U testi ve Wilcoxon Signed Ranks testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, araştırmaya katılan anne babası boşanmış çocuklardan “Çocuklar için Boşanmaya Uyum Programı” uygulanan deney gurubunun benlik algısı ve alt boyutları olan öz yeterlilik ve öz saygı için belirlenen son test puanlarının uyum programı uygulanmayan kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuçlara göre, Çocuklar İçin Boşanmaya Uyum Programı’nın benlik gelişimine faydalı olduğu belirlenmiştir. Programın daha yaygınlaşıtırılması için çalışmalar yapılması önerilmektedir</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kâzım Uz’un Türk Din Mûsikîsi Formlarında Bestelediği Eserlerin Makamsal Analizleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74528</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74528</guid>
      <author>İdris Selim Aydın Fatih Tüysüz  </author>
      <description>Kâzım Uz, XIX. yüzyılın son çeyreği ile XX. yüzyılın ilk yarısı arasında yaşamış türk mûsikîsi bestekârlarından biridir. Dârüşşafaka’da lise tahsiline devam eden Uz, Zekai Dede’nin vefat ettiği 1897 yılına kadar 10 yıl boyunca kendisiyle meşk derslerine devam etmiştir. Bu kurumda tamamlamış olduğu mûsikî tahsilinin ardından, literatürdeki bilgilere göre 200 civarında eser bestelediği iddia edilen bestekârın, 1 Mevlevî Âyîni, 1 Medhiye, 1 Saz Semai, 1 Fantezi, 1 Nefes, 2 Peşrev, 3 Durak, 8 İlâhî, 13 Marş, 53 şarkı olmak üzere, günümüze ulaşan toplam 84 eseri bulunmaktadır.  Ayrıca, güftesini Mehmet Âkif Ersoy’un yazmış olduğu bir de İstiklâl Marşı bestelemiştir. Kâzım Uz, telif eserler, nazarî çalışmalar, mûsikî alanında yetiştirdiği talebeler ve yapmış olduğu bestelerle Türk mûsikîsine oldukça fazla katkı sağlamıştır. Bu makale çalışmasında ise toplamda 13 dinî eseri bulunan bestekârın yalnız bir adet olan Mevlevî Âyîni dışında, diğer 12 eserinin makamsal analizi yapılmış ve böylece bestekârın hem az bilinen/az icrâ edilen dinî eserleri tanıtılmış hem de araştırmacıların, döneme ait bu eserlerin makamsal yapıları hakkında ilmî bir kanaate varmaları amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hadis Cümlelerde Hazf Belagatı </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74898</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74898</guid>
      <author>Mahmoud Fallaha Mustafa Agâh </author>
      <description>Bu çalışma, Müsned-i Dârimî'de yer alan Hz. Peygamber'in hadislerinden seçilmiş örnekler üzerinden, hadislerin yapılarındaki hazf olgusunu, amaçlarını ve şekillerini inceleyerek belagat yönlerini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Birçok belagatçı, icazı "fazla kelimelerin silinmesi" olarak tanımlayarak, hazfin icazla eşdeğer olduğunu kabul etmiştir. Ancak, bu teknik, sadece belagat bilgisine hakim olanların gerçekleştirebileceği bir yetkidir. Bu teknik öncelikle lafız değil manayla ilgilidir. Hazf muhatabın anlayışına dayalı olarak bazı kelimelerin çıkarılmasıdır; Bu da Arap dilindeki cesaretin ve zenginliğin bir göstergesidir. Semavi mesajı taşıyan Arapça, birçok hadiste az kelimelerle büyük anlamlar içeren bir dil olarak kendini göstermektedir (belli etmektedir) Bu özellik, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) cevamiu'l kelim kapsamlı sözlerle donatılmasında belirginleşmiştir. Bu çalışma, hadis dilinin açık, özlü ve yüce bir ifadeyle kalplere ve akıllara ulaşan bir dil olduğunu vurgulayarak, İslam mesajının büyüklüğüne katkıda bulunan bir belagat yönü olduğu sonucuna varmıştır. Hadis dilinin bu konuma geldiği nokta, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in, pek çok kelimeden pek çok mana ve hükme ifade etmek için kullandığı tekniğidir. Hadis dili, Hazf'ta çeşit çeşit üslup kullanmakla bilinmektedir. Muhatabın durumunu dikkate alarak manevi ve belagat hedeflerine ulaşmak için mübteda, haber veya diğer cümle unsurlarını bazen silerek çeşitli üsluplar kullanma özelliğiyle karakterize edildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özengen Müzik Eğitimi Kurumlarında Görev Yapan Çalgı Eğitimcilerinin Mesleki Doyum Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75097</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75097</guid>
      <author>Seçil Soytok Nalçacı</author>
      <description>Bu araştırma, özengen müzik eğitimi kurumlarında görev yapan çalgı öğretmenlerinin mesleki doyum düzeyleri ile cinsiyetleri, yaşları, öğrenim durumları, mesleki kıdemleri, mezun oldukları okul ve bireysel çalgı türlerine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma,  İzmir ilinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı toplamda on özengen müzik eğitimi kurumunda görev yapan 65 çalgı eğitimcisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmış olup verilerin toplanması aşamasında kişisel bilgi formuyla birlikte “mesleki doyum ölçeği” (Kuzgun, Sevim ve Hamamcı, 1999) kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Spss 16.0 programı aracılığıyla bağımsız örneklem t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, özengen müzik eğitim kurumlarında görev yapan çalgı eğitimcilerinin mesleki doyum düzeyleri ile cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, mesleki kıdem değişkenleri arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüş, mezun olunan okul ve bireysel çalgı türlerine göre ise anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Bu verilerden yola çıkılarak Eğitim Fakültelerinin Müzik Eğitimi bölümlerinden mezun olan öğretmenlerin mesleki doyum düzeylerinin, Konservatuvar ve Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümlerinden mezun olan öğretmenlere göre daha yüksek olduğu ve özengen müzik eğitimi kurumlarında görev yapan piyano öğretmenlerinin mesleki doyumlarının, aynı tür kurumlarda görev yapan bağlama öğretmenlerininkinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Öğrencilerinin Matematik Kaygısının Giderilmesine Yönelik Öğrenci, Öğretmen ve Veli Görüşlerinin İncelenmesi </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75192</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75192</guid>
      <author>Neslihan UstaKadir Deniz ,Esma Nur Güneş </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin kaygılarının nasıl giderileceği konusunda özel ortaokulda ve devlet ortaokulunda öğrenim gören öğrencilerin, bu öğrencilerin velilerinin ve bu okullarda çalışan matematik öğretmenlerinin görüşlerinin değerlendirilmesi ve bu değerlendirme ile ortaya çıkan sonuçlara göre benzerlik ve farklılıkların tespit edilerek çözüm önerilerinin sunulmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’nin Batı Karadeniz Bölgesi’nin bir ilinde özel ortaokulda ve devlet ortaokulunda öğrenim gören öğrenciler, velileri ve matematik öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımına dayalı durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizi nitel veri analiz tekniklerinden içerik analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda özel ve devlet ortaokulu türünde öğrenci, öğretmen ve veli boyutlarında benzer ve farklı görüşlerin olduğu görülmüştür. Devlet okulu öğrencilerinin daha çok duyuşsal faktörlere özel okul öğrencilerinin ise bilişsel faktörlere vurgu yaptığını söylemek mümkündür. Her iki okul türüne devam eden öğrenciler için farklı boyutlarda da olsa öğretmen etkisinin oldukça önemli olduğu görülmüştür. Matematik kaygısının giderilmesi için yapılacakların neler olduğu sorusuna ilişkin öğrenci cevaplarının çoğunluğunun dersi anlaşılır hale getirecek, kolaylaştıracak, öğrenciye ve aileye yol göstererek süreci planlayacak olan öğretmenle ilgili olduğu görülmektedir. Öğrenciler ailelerinden temel isteklerini çocuklarını anlamaları, sınav ve başarı baskısı yapmamaları, kendilerini başkaları ile kıyaslamamaları, öz güvenlerini zedeleyecek onları üzecek sözlerden ve davranışlardan kaçınmaları ve çocuklarına güvenmeleri olarak sıralamaktadırlar. Araştırma sonucuyla her iki okul türündeki öğrencilerin isteklerinin ve şikâyetlerinin öğretmenlere ve velilere matematik kaygısının yaşanmaması için neler yapılabileceğinin anahtarını verdiği söylenebilir. Araştırmada her iki okul türündeki öğretmenlerin ve velilerin matematik kaygısının nedenleri ve giderilme yollarına ilişkin benzer görüşlere sahip oldukları görülmüştür.  Öğretmenler öğrencinin öğrenme stillerine göre öğretimi planlamayı, yeni yöntem ve teknikleri kullanmayı, dersi matematik oyunları ve etkinlikleri ile daha eğlenceli hale getirmeyi, öğrencileri ile daha yakından ilgilenerek daha fazla söz hakkı tanımayı, aile ile sürekli iletişim halinde olarak çözüm yöntemleri geliştirmeyi ve matematiğin önemine ve değerine daha fazla odaklanarak matematiksel hikayelerle dersi zenginleştirmeyi matematik kaygısının giderilmesi için çözüm önerilerinin bazıları olarak sunmuşlardır. Veliler ise daha çok çocuklarına öz güven kazandırmayı, matematiği yapabileceklerine olan inançlarını ve motivasyonlarını artırmayı, çocuklarını anlamaya çalışmayı ve onlarla daha fazla ilgilenmeyi, sınav ve başarı baskısı yapmamayı, onlarla iyi iletişim kurmayı ve öğretmenleri ile sürekli iletişim halinde olmayı ve öğretmenin önerilerini dikkate almayı çözüm önerileri olarak sunmuşlardır. Çocuğu özel ve devlet ortaokuluna devam eden velilerin bazıları çocuklarının teknolojiye/bilgisayara/tablete gereğinden fazla zaman ayırdığını, bu durumu engelleyemediklerini, çocuklarının bu nedenle ders çalışmaya zaman ayıramadıklarını ve sınav yaklaşınca da kaygı ve endişe duyduklarını belirtmişlerdir. Tartışma ve sonuç bölümünde araştırmanın diğer sonuçları detaylı olarak açıklanarak önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ebu’l-A’lâ El-Mevdûdî’nin Hikmet Anlayışı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75228</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75228</guid>
      <author>Buket Ataman Ahmet Çelik </author>
      <description>Ebu’l-A’lâ el-Mevdûdî Hint Alt-Kıtasını temsil eden bir yeni ilm-i kelâmcıdır. İslâm dininin hayatın tüm alanlarına nüfûz etmesi gerektiğine inanan Mevdûdî, İslâmî düzenin kurulması için birçok mücadeleler sergilemiştir. Dinin usul ile kaidelerini hakim kılma gayesiyle içinde yaşanılan dönemin şartlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmuştur. O,  Kur’an ve sünnete dayanarak yeni yeni fikirler üretilmesini ve içtihat kanallarının hep aktif olmasını hedeflemiştir. Bunları hikmet argümanı üzerinden gerçekleştirmek isteyen Mevdûdî, hikmet aracılığıyla dinin inceliklerini ve prensiplerini anlamayı, İslâm’ın emir ve yasakları üzerinde düşünmeyi, eşya ile varlığın hakikâtine vâkıf olmayı ve bu bilinçle amel etmeyi amaçlamıştır. O, hikmeti derin anlayıştan süzülen şuurla din üzerinde istikâmet üzere yol alma şeklinde anlamlandırmıştır. Âlemin ile insanın abes ve amaçsız yaratılmadığını sık sık vurgulayan Mevdûdî, insanı hikmet aracılığı ile isabetli ve doğru düşünmeye davet etmektedir. O, davetçi ve direnişçi karakteri ile Kur’an ve sünnet bağlamında Müslümanların daima her alanda ilerleme kaydetmesini istemektedir. Dinin sadece teorik kurallardan ibaret olmadığını amelî ve uygulanabilir özelliğini hikmetle ortaya koymak istemiştir. Özellikle bu konuda dinin amaçlarına, maslahatlarına, fonksiyonelliğine ve hayatın her alanında yaşanabilirliğine yer vermiştir. İslâm dininin şekilsel ve törensel bir din olmadığını savunarak dinin özünün ve ruhunun anlaşılmasını istemiştir. Hakikat arayışında olan insanın hikmet şuurunu yitirmesi halinde ne gibi vahim sonuçlarla karşılaşacağına dikkat çekmiştir. O, hikmeti bir cevher mesabesinde görmüş ve önemi haiz kavramlar arasında zikretmiştir. Peygamberlere verilen bu özel ilimden insanlığın da faydalanması gerektiğini savunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tevfik Soyata’nın Türk Din Mûsikîsi Sahasındaki Çalışmaları ve Dinî Formlarda Bestelediği Eserlerin Makâmsal Analizleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75255</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75255</guid>
      <author>Hamza Cemir Fatih Tüysüz </author>
      <description>1950’de Kayseri’de dünyaya gelen Tevfik Soyata, 1967’de yüksek öğrenimi için geldiği Ankara’da Cinuçen Tanrıkorur ile Türk mûsikîsi eğitimine başlamış, aynı dönemlerde Yılmaz Pakalınlar’dan tanbûr dersleri de alarak Baha Sürelsan’ın mûsikî meşklerinde tanbûr icrâ etmiştir. 1976’da Ankara Radyosu’nda tanbûr sanatçısı olarak göreve başlayan Tevfik Soyata, 1987 – 1989 yılları arasında Erzurum Radyosu TSM biriminde şef olarak bu görevini sürdürmüştür. 1990’nın sonlarına doğru henüz kurulma aşamasında olan Kültür Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’na Genel Sanat Yönetmeni olarak atanmasını takiben 1994 yılı itibariyle Türkiye’nin bazı üniversitelerine bağlı Türk mûsikîsi birimlerinde mûsikî faaliyetlerini sürdürerek günümüz mûsikî korolarında sanatçı unvanıyla görev yapan öğrenciler yetiştiren Soyata, aynı zamanda bestekârlık yönüyle Türk mûsikîsi repertuvarına da birçok eser kazandırmıştır. 14’ü İlâhî, 8‘i Şarkı, 3’ü Tevşîh ve 1’i Ağır Semâî olmak üzere toplam 26 eseri bulunan bestekâra ait repertuvarın çoğunluğunu ise Türk din mûsikisinin ilâhi ve tevşîh formundaki eserleri meydana getirmektedir. Bu çalışmada Tevfik Soyata’ya ait toplamda 17 dinî mûsiki eserinin betimsel analizi yapılarak, Türk din mûsikîsi ile iştigal eden araştırmacıların, eğitimcilerin ve öğrencilerin bu eserlerin makâmsal yapıları hakkında nazarî manada bir kanaate ulaşmaları amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşletmelerde İnsan Kaynakları Planlaması ve Planlama Örnekleri </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75419</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75419</guid>
      <author>Mustafa Türengül</author>
      <description>İnsan Kaynakları Planlaması, işletmelerin insan kaynağı düzeyinin mevcut durumunun, ihtiyaç duyulan noktaya nasıl gidebileceğini belirleme süreci olarak tanımlanabilir.. İşgücü talebini etkileyen faktörler (ekonomik, teknik, rekabet faktörleri), yönetimce izlenmeli ve önlemler alınmalıdır. İşgücü planlamasında kullanılan araçlar; işgücü envanteri, personel devir hızı oranı ve devamsızlık düzeyi oranı başlangıçta belirlenmelidir. İnsan Kaynakları Planlama Sürecindeki Teknik Yöntemler, Delphi ve Nominal Tekniklerdir. Personel İhtiyaç Türleri ise Gerçek, Yedek, Ek, Yeni Personel, olmaktadır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinop Destinasyonunun Tarihi ve Kültürel Miras Öğelerinin Tespitine Yönelik Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75693</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75693</guid>
      <author>Meltem ÜnalGamze Aydın  ,Bülen Başar </author>
      <description>Önemli bir kültür potansiyeline sahip, zengin tarihi ve eşsiz güzellikleriyle Karadeniz Bölgesi’nin batısında yer alan Sinop, coğrafi konumu, ulaşım sorunları ve iklim koşulları nedeniyle turizm sektöründen yeterince yararlanamamaktadır. Bu çalışmada Sinop destinasyonunun tarihi ve destinasyonda yer alan camiler, kiliseler, medreseler, çeşmeler, türbeler, mezarlar, sit alanları, evler, festivaller, panayırlar, gelenekler ve el sanatları gibi kültürel miras öğeleri alanyazın taraması yapılarak derlenmiştir. Yapılan bu çalışma ile Sinop destinasyonunun tarihi ve turistik kültürel miras değerleri tespit edilerek bu değerlerin alanyazına kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda örneğin; Sinop ili Ayancık ilçesi Bakırlızaviye köyü camisinde bulunan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) kutsal emaneti Sakal-ı Şerifi’nden akademik anlamda ilk kez bu çalışmada bahsedilmektedir ve kayda geçirilmiştir. Sinop’un tüm yönleriyle tanıtımı ve turizm açısından cazibe merkezi olması sayesinde ekonomisi de güçlenecektir. Sinop’ta birçok tarihi yapının iyi korunduğu görülse de bakımsızlıktan ya da yasal sorunlardan dolayı tahrip olmuş ya da yıkılmaya yüz tutmuş yapıların olduğu görülmektedir. Kültürel varlık statüsünde yer alan evlerin sahipleri kendi mülkü olan evlerin tadilatını yasalar gereği istediği gibi yapamadığından mağdur olmaktadırlar. Pazar bulamama endişesi nedeniyle, el sanatları yeni nesillere aktarılamamaktadır ve unutulmaya yüz tutmaktadır. E-ticaretin ve zincir marketçiliğin yaygınlaşması ile birlikte alışveriş kolaylaştığından destinasyonda düzenlenen panayırlar da eski canlılığını ve önemini yitirmektedir. Günümüzde yeteri kadar sanayi kapasitesi bulunmayan Sinop destinasyonun geleceği ve ekonomisi büyük ölçüde kısa yaz sezonunda varlığını hissettiren turizme bağlıdır. Bu yönüyle çalışmada ortaya konacak veya tespit edilecek değerler ile bu kısa süreli turizm hareketliliği daha uzun süreli ve gelir getirici hale getirilebilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Schopenhauer ve Nietzsche’de “Merhamet” Kavramının Etik Bağlamda Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75700</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75700</guid>
      <author>Pınar Yanbak Sema Önal </author>
      <description>Bir tarafta 19. yüzyıl Alman İdealizmi’nin önemli temsilcilerinden, dünyaya karamsar bir perspektiften bakarak her yerde acıdan başka bir şey görmediği için yaşamın kendisini yadsıyan pesimist bir filozof, Artur Schopenhauer ve diğer tarafta ise yine 19. yüzyıl Alman felsefesinin önemli temsilcilerinden, kendinden önceki geleneksel Batı felsefesini ve bilhassa idealizmi topyekün eleştirileriyle derinden sarsan, Schopenhauer’dan yola çıkan ancak onun karamsar felsefesini aşarak yaşamın olumlanması gerektiğini söyleyen nihilist bir filozof, Friedrich Nietzsche.&#13;
Tarihsel süreç içerisinde bu iki filozof, kitleler üzerinde oldukça derin etkiler bırakmıştır. 19. yüzyılda yaşanan devrimler ve salgın hastalıkların insanlarda yarattığı buhran, hem Schopenhauer’un karamsar felsefesini hem de Nietzsche’nin hiççi egzistansiyalist felsefesini anlamaya zemin hazırlamıştır. 20. yüzyılda dünya savaşlarının ve ekonomik krizlerin insanlar üzerindeki olumsuz psikolojik etkisi ile birlikte ise insanın, dünyada bir anlam arama çabası, ya Schopenhauer gibi “yaşamın yadsınması gereken kötü bir şey olduğu” karamsar düşüncesiyle son bulmuş  ya da Nietzsche gibi tüm değerlerin yadsındığı hiççi bir noktaya varmasına sebep olmuştur. Nitekim her iki filozof da ortaya koydukları radikal bakış açılarıyla sadece yaşadıkları dönemle sınırlı kalmamış, günümüze değin popülerliğini ve güncelliğini korumayı başarmıştır.&#13;
İşbu çalışmanın “Giriş” bölümünde her iki filozofun da felsefelerinin bel kemiğini oluşturan ve ayrıştıkları temel noktayı daha iyi anlamamızı sağlayacak olan ontolojik bakışlarına kısaca yer verilecektir. Ardından ilk olarak Schopenhauer’un pesimist felsefesinde, etik bağlamda “merhamet” kavramının yeri ve önemi ele alınacaktır. Daha sonra  Nietzsche’nin nihilist felsefesindeki “merhamet” kavramının yeri ve önemi değerlendirilecektir. “Sonuç” bölümünde ise her iki filozofun ayrıştıkları temel hususlar ortaya konarak konu bütünlüğü sağlanacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


