






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2022 Sayı 65</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2391</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Dönem Çocuklari İçin Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği’nin Geliştirilmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65995</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65995</guid>
      <author>Ayber Acar Emel Arslan </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Effects Of Covid-19 Quarantine  On Young Adults In San Francisco Bay Area</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66078</guid>
      <author>Batuhan Alaçam</author>
      <description>31 Aralık 2019'da keşfedilen ve 30 Ocak 2020'de resmen pandemi ilan edil3n; COVID-19 veya daha doğru bir deyiş ile SARS-CoV-2, koronavirüsün spesifik bir türüdür. Tehlikesi çoğunlukla insandan insana son derece bulaşmasında yatmaktadır. Bu araştırma makalesi, COVID-19 pandemisinin San Francisco Körfez Bölgesi'nde yaşayan genç yetişkinlerin (n=51) günlük aktiviteleri üzerindeki davranışsal etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu sebeple yazar, lise öğrencileri arasında  onların fiziksel aktivite saatleri, sosyal medyada geçirilen saatler, uyku saatleri, saatlerce harcanan zamandaki değişiklikle ölçülen günlük aktivitelerdeki değişimin etkisini ölçmeyi hedefleyen kısa bir anket yaptı. Sonuç olarak, öğrencilerin aile ve arkadaşlarıyla geçirilen zamanı ve yalnız geçirilen saatleri, mutluluk seviyelerinde değişime sebep olmuştur. Buna ek olarak, mutluluk düzeyleri ile iki değişken, yani arkadaşlar/aile ile geçirilen zaman ve sosyal medyada geçirilen zaman arasında nispeten daha yüksek bir ilişki olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şaman Giysileri Üzerindeki Desenler ve Semboller</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63323</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63323</guid>
      <author>Tuğçe ZümbülNursen Geyik Değerli </author>
      <description>Bu araştırma günümüz toplum inançlarına göre, sosyal alanda, güncel moda anlayışında varlığını devam ettirmek olan ‘Şaman’ giysileri üzerindeki desenler ve sembolleri araştırmak üzere hazırlanmıştır. Çalışma ile ilgili olarak alan incelemeleri yapılmış, gerekli çalışmalar araştırılmış, konu ile ilgili tez ve makalelerin taramaları yapılmıştır. Her türlü nitel ve nicel verilerden faydalanılmış, literatür incelenmesi ile beraber gerekli kaynaklar okunarak çalışmada kullanılmıştır. Şamanizm kültür ve inanç öğelerinin en önemli izlerini taşımaktadır. Felsefik, mistik ve sihri içerisinde barındıran bir unsur olarak tanımlanmaktadır. Şamanın sahip olduğu üstün yetenekleri gerçekleştirirken savunma olarak kullandığı araçlar arasında giysilerin yer aldığı görülmektedir. Şaman kostümleri kutsal olarak günümüze kadar, milletlerin inanç sistemi, mitolojisi ve kültürü hakkında bilgi vermiştir.&#13;
Araştırma kapsamında değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda Şaman giysileri desenleri ve semboller arasındaki bağlantı incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kur’an’da Vurgulanan Konuların Tarihi Bağlam ile İlişkisi -Miladi 615 Yılı Örnekliğinde Bir İnceleme </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64972</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64972</guid>
      <author>Hatice Merve Çalışkan Başer</author>
      <description>Kur’an-ı Kerim geldiği zamandan günümüze kadar geçen on beş asır boyunca anlaşılmak istenmiştir. Hem inişinin tamamlanması 23 yıl sürmüş hem de inişinin üzerinden günümüze değin bu kadar uzun zaman geçmiştir. Bu sürecin gerek insan zihninde gerekse toplumların kendisinde yarattığı değişim Kur’an’ı anlamadaki yorum farklılıklarının artmasına neden olmuştur. Kur’an’ın ilk muhatapları -ayetlerin gelişine bizzat şahit oldukları için- onu daha iyi anlamaktaydılar. Bu sebeple yorum farklılıkların en az olduğu o zamana gitmek doğru anlama ulaşmak adına bir adım olacaktır. Bu çalışmanın konusu tarihi bağlamın sure içerikleri ile ilişkisinin incelenmesidir. Dolayısıyla Kur’an’ın gelmeye başladığı zamandaki bazı olayların yani tarihi bağlamın o dönemdeki ayetlerle ilişkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Böylelikle Kur’an’ın gelmeye başladığı zamandaki anlam alanı bir bakıma ortaya çıkarılmış olunacaktır. Bunu yaparken konuyu sınırlamak adına inananlara karşı fiziksel ve psikolojik şiddetin arttığı zaman başlayan Miladi 615 yılında inmiş olabilecek sureleri inceledik. İniş sırası ve o dönemin olaylarını aktaran rivayet bilgileri vasıtasıyla o yılda inmiş olabilecek altı sure tespit ettik. İşte bu surelerin içeriği ile o dönemde yaşanan olayların ilişkisini ortaya çıkarmak da çalışmanın diğer amacıdır. Miladi 615 yılındaki olayların sure içeriklerine nasıl yansıdığını içeren bir çalışma yapılmamıştır. Ayrıca tarihin bir parçası olan ve zihin dünyasının anlam üzerinde zorunlu bir etkisi olan insan Kur’an’ın muhatabıdır ve Kur’an’ı daha iyi anlamak için insanın zihnini şekillendiren tarihi süreci incelemek elzemdir. Bu da çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Çalışmanın hazırlanmasında nitel araştırma yöntemlerinden doküman inceleme yöntemi kullanılarak tarihsel olaylar ortaya konmuştur. Daha sonra bu verilerin betimsel analizi yapılarak Miladi 615 yılının muhtemel sureleri tespit edilmiş ve bu surelerin içerikleri tarihi bağlamın perspektifinde değerlendirilmiştir. Bunun neticesinde şirki ticaret, prestij gibi çıkarlar için bir vasıta gören Kureyşliler’e bu ahlaki bozukluğu düzeltecek aracısız tevhid inancı ile olması gereken ahlak özelliklerinin hatırlatıldığını ve bunu yaparken doğadan örnekler verilerek onların sahip olduğu bilgilerden hareket edildiğini görmekteyiz. Ayrıca psikolojik ve fiziksel şiddete karşı anlatılan kıyamet sahneleri inanmayanlar için tehdit iken inananlara müjde olarak sunulmuştur.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tokat İli Çat Kasabası Çat Şehit Adem Gövce İlkokulu Öğretmen ve Öğrencilerinin Yüz Yüze Eğitim Başlangıç Tarihi Olan 6 Eylül 2021- 19 Kasım 2021 Tarihine Kadar Olan Süreçte Covid-19 Pandemisi Çerçevesinde Karşılaştıkları Sorunların İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65787</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65787</guid>
      <author>Ramazan Fethi Yıldar Tolga Can </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı pandemi sürecinde uzaktan eğitim uygulamalarının ardından ilkokul öğretmen ve öğrencilerinin yüz yüze eğitim sürecinin başlangıcı ile beraber Covid 19 pandemisi çerçevesinde karşılaştıkları sorunların incelenmesidir. Araştırma kapsamında on bir öğretmen ve dokuz öğrenci ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sekiz sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formları ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin analizi nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda öğretmenler devamlı maske kullanımı, maske ile ders anlatamama, hizmetli personel yetersizliği, okulun fiziki yapısındaki yetersizlikleri, okul binasının temizliği, velilerin yaşanan sorunlara karşı kayıtsız kaldığı gibi konularda sorunlar yaşandığını ifade etmişlerdir. Öğrenciler ise maske ile nefes almada sıkıntı yaşadıkları, covid-19 karantinası sebebi ile devamsızlık yapmak zorunda kaldıklarını, teneffüslerde ve bazı derslerde oyun oynarken sosyal mesafe kuralına uymakta zorlandıklarını, sınıflarında sıralar arasında yeterli sosyal mesafe bulunmadığını, hijyenik ortam oluşturma konusunda okullarının yetersiz kaldığını ifade etmişlerdir. Bu bağlamda ifade edilen sorunlar göz önüne alındığında pandemi ile mücadele konusunda Milli Eğitim Bakanlığı hizmetlerinin yetersiz olduğunu ifade etmek mümkün görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Yöneticilerinin Örgütsel Sessizliğe Etkisini Araştıran 2016-2022 Yılları Arasındaki Lisans Üstü Tezlerin İncelemesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65804</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65804</guid>
      <author>Aslıhan Özen Üzel</author>
      <description>Bu araştırma, okullarda okul yöneticilerinin örgütsel sessizliğe etkisini ele alan tezlerin doküman incelemesini amaçlamaktadır. Örgütsel sessizlik, örgütlerde ilerlemenin yavaşlamasına neden olan ve beraberinde pek çok sorunun ortaya çıkmasına sebep olan bir iletişim sorunudur. Okullarda örgütsel sessizliğin kaynakları arasında okul yöneticilerinin ne kadar etkisi olduğu önemli bir konudur. Örgütsel sessizlikle ilgili yapılan çalışmaların zenginliği de sorunun tam olarak ortaya konması ve en etkili çözüm yolunun geliştirilmesine ışık tutmaktadır. Bu amaçla Türkiye’de yapılan lisans üstü tezlerin bulunduğu bir veri tabanı olan Ulusal Tez Merkezi, 2016-2022 yılları arası ile sınırlandırılarak, “okul müdürü”, “okul yöneticisi”, “örgütsel sessizlik” anahtar kelimeleriyle taranmıştır. Yapılan tarama sonucunda son 5 yılda okullarda okul müdürleri ve örgütsel sessizlikle ilgili olarak yapılan 22 tez belirlenmiştir. Bu tezlerden yalnızca biri doktora tezi diğerleri ise yüksek lisans tezidir. Tezlerin yürütüldüğü şehirler incelendiğinde on üç farklı şehre dağılım gösterdiği, ancak araştırmaların en fazla İstanbul’da ardından Siirt’te yapıldığı görülmüştür. Enstitü türlerine bakıldığında ise bu konuda sosyal bilimler enstitülerinde daha fazla inceleme yapıldığı söylenebilir. Analizler sonucunda bu tezlerin tamamının nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemiyle tasarlandığı ve örgütsel sessizlik ile liderlik stilleri arasındaki ilişkinin en fazla araştırıldığı belirlenmiştir. Ayrıca yapılan çalışmaların örneklemleri incelendiğinde tamamına yakınında öğretmen görüşleri alındığı, müdürlerin görüşlerinin alınmadığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesinde Sınırları Tam Olarak Belirlenmemiş Bir Kelime Grubu: Sayı İsmi Grubu</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65829</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65829</guid>
      <author>Şahap Bulak</author>
      <description>Türkçe Türkçesi kelime grupları ile ilgili araştırmalar genellikle sık kullanılan kelime grupları üzerinde yoğunlaştığı için hakkında çözülmesi gereken birtakım sorunlar bulunan bazı kelime grupları ikinci planda kalmıştır. Bu şekilde ikinci planda kalan ve Türkiye Türkçesinde en az tartışılan kelime gruplarından biri olan sayı ismi grubu ile ilgili çözülmesi gereken birtakım sorunlar bulunmaktadır. Türkçenin öğrenilmesi ve öğretilmesine zarar verecek boyutta mühim olan bu sorunlar yeterince tartışılmadığından bir çözüme kavuşturulamamış ve bu konuda öne sürülmüş doğruluğu tartışmalı bilgiler günümüze kadar tekrar edilegelmiştir. Terim adı, tanımı ve sınırlarının belirlenmesi gibi çeşitlilik arz eden bu sorunlar çözüldüğünde sayı ismi grubunun sınırları tam ve doğru bir şekilde belirlenmiş olacak, sayı ismi grubu dolayısıyla kelime gruplarının öğrenilmesi ve öğretilmesine katkı verilecektir.&#13;
Bu çalışmada, Türkçe’nin kuralları, söz dizimi özellikleri ile tarihî gelişim süreci dikkate alınarak sayı ismi grubu bütün yönleriyle incelenmiştir. Öncelikle dilbilgisi ve söz dizimi kaynakları ile diğer bilimsel yayınlarda bu kelime grubu ile ilgili öne sürülmüş fikirler eleştirel bir bakış açısıyla özetlenerek bu konudaki yanlış yaklaşımlara dikkat çekilmiştir. Daha sonra sayı ismi grubunun tanımı, terim adı, yapısı, kuruluş şekilleri, unsurları ve unsurları arasındaki ilişki irdelenmiş, söz konusu kelime grubu, kelime grupları ve cümle içerisindeki yeri ile cümledeki görevleri bakımından ele alınıp bütün özellikleri belirlenmiş, bu özellikler Türk Edebiyatının mutena eserlerinden alınan örneklerle somutlaştırılmıştır. Böylece sayı ismi grubunun sınırlarının tam ve doğru bir şekilde belirlenmesine dolayısıyla doğru anlaşılması, öğrenilmesi ve öğretilmesine katkıda bulunulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Stratejisi ve Eylem Planlarının (Metip I Ve Metip Iı) Uygulanmasına Yönelik Eleştirel Bir Yaklaşım (Adana İli Örneği)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65857</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65857</guid>
      <author>Mehmet Reşit Sevinç Müge Kantar Davran </author>
      <description>Göç insanoğlunun yaşadığı mekânı çeşitli sebepler dolayısıyla terk etmesidir. Mevsimlik gezici tarım işçiliği göçü ise hem nedenleri hem de etkileri bakımında çok boyutlu nitelikler taşımaktadır. Türkiye’de her yıl binlerce aile tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı dönemlerde çalışmak amacıyla, yaşadıkları mekânları terk ederek farklı mekânlara göç etmektedirler. Mevsimlik gezici tarım işçisi olarak adlandırılan bu kitlelerin çalışmaya gittikleri yerlerde ulaşım, barınma, çalışma, sağlık ve eğitim gibi konularda bir takım sorunlar yaşamaktadırlar. Mevsimlik gezici tarım işçilerinin yaşadıkları bu sorunları asgariye indirebilmek amacıyla ilgili bakanlıklar tarafından eylem planları ve projeler hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 2010 yılında ikincisi ise 2017 yılında hazırlanarak uygulanmaya başlanmıştır. Bu eylem planları ve projeler kısaca METİP (Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi projesi) olarak adlandırılmaktadır. Bu eylem planlarında ve projelerde; mevsimlik gezici tarım işçisi çalışanlarının terk ettikleri daimi yaşam alanlarından başlayarak geri dönmelerine kadar geçen süre içerisinde tüm kamu birimlerinin eşgüdümlü çalışması gerekliliği belirtilmektedir. Ayrıca ilgili kamu birimlerinin özellikle hangi konularda nasıl adımlar atması gerektiğinin yol haritası çizilmektedir. Çalışma kapsamında Türkiye’de mevsimlik gezici tarım işçilerinin yoğun olarak faaliyette bulunduğu Adana ili araştırma sahası olarak seçilmiştir. Adana ili yılın hemen hemen her döneminde tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı bir ildir. Bu nedenle Türkiye’de en fazla tarım işçisi göçü alan illerden bir tanesidir. Bu çalışmada; Adana ilinde uygulanan METİP eylem planlarının ve projelerinin mevsimlik gezici tarım işçilerinin sorunlarının çözümünde yeterliliği araştırılmış ve tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Birleştirilmiş Sınıflarda Görev Yapan Öğretmenlerin   Tükenmişlik Düzeyinin İncelenmesi (Tokat İli Örneği)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65917</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65917</guid>
      <author>Belgin Köksal Ahmet Üstün </author>
      <description>&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;The aim of this research is to determine the burnout status of elementary school teachers working in unified classrooms in the context of the problems they face. Teachers providing education in unified classrooms in rural areas participated in the study. In addition, this study was designed as a case science study in accordance with the nature of the qualitative research methodology and the interview form was used as a data collection tool. The data obtained with the data collection tool were analyzed by performing a descriptive analysis and the role of the problems experienced by teachers on their burnout levels was tried to be explained. Researchers have found that the problems related to the burnout concept of teachers working with a unified classroom are family, personal, social environment, and economic in origin. As for the solutions of the identified reasons, motivation is expressed as a positive point of view, strengthening of physical capabilities, financial support and rewarding of labor. In this context, suggestions have been reached that motivation and positive perspective-enhancing trainings, physical facilities-enhancing supports should be provided and financial opportunities should be increased.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Contribution of Infirmary Services to Education in Secondary Schools a Survey On Izmir Bornova District </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65930</guid>
      <author>Yeliz Ünal</author>
      <description>Eğitimin önemli saç ayaklarından biri olan öğrencinin okula devamının sağlanması başarıyı etkileyen faktörlerden biridir. Öğretmen, öğrenme ortamı, yeterlilik ve hazır bulunuşluk, öğrenme isteği, sağlık ve devamlı ve sürekli eğitim öğrenmenin temel disiplinleri olup bu araştırmada, bu disiplinlerden biri olan öğrencinin öğrenmeye devamının sağlanmasında bir okulda hizmet veren okul revir hizmetinin öğrencinin öğrenmeye devam etmesine katkı süreci incelenecektir. Acil önlem alınabilecek veya ilk yardım ile çözülebilecek basit sağlık sorunlarının yerinde ve anında çözümü ile öğrencinin okula devamının sağlanmasına katkısının incelendiği bu makale eğitimin temel disiplinlerinden olan sağlık ve devamlılık üzerine yapılan bir araştırmadır.&#13;
Özellikle ergenlik çağında olan gençlerde;  yaşadığı dönemin getirmiş olduğu aşırı hareketlilik, dikkat dağınıklığı, ergenlik münasebetiyle hareketlerde görülen aşırılık bunlardan kaynaklı basit yaralanmalarda ilk müdahaleyi gerektirmektedir. Kız öğrencilerin ergenliğe girmesi ile birlikte yaşamış oldukları en önemli sağlık sorunlarından biri olan regl sancısı da ilk müdahale ile çözülebilmekte ve bu durumlar sonucunda öğrenci eğitimine devam edebilmektedir. Ayrıca beden eğitimi derslerinde oluşan sportif yaralanmalar bu çağın çocuklarında oluşan anatomik değişiklikle birlikte en çok rastlanan yaralanma türlerindendir.&#13;
Okulda revir bulunması hem bunların ivedi olarak çözülmesini sağlarken hem de gerçekten ileri müdahale gerektiren durumların tespitinin sağlanmasına öncülük etmekte öğrenci yaşamış olduğu sağlık sorununun ciddiyeti tespit edildiğinde bir üst tıbbi kuruma yönlendirilmektedir.  Ayrıca öğrencilerin gelişim süreçlerinin takibi, boy kilo endekslerinin ölçümlerinin yapılması, okullarda sıkça rastlanmaya başlayan insülin kullanan öğrencilerin iğnelerinin hemşireler tarafından uygulanması şeker ölçümlerinin yapılabilmesi için her ne kadar okul içerisinde eğitim öğretim hizmeti veren öğretmenlere Milli Eğitim Bakanlığı tarafından eğitimler verilmeye çalışılsa da bu tür uygulamaların sağlıkçılar tarafından yapılması riski azaltmakta ve öğrenci sağlığının korunarak devam etmesine olanak sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Salgın Sürecinde Okul Yöneticilerinin Mesleki Doyumlarına Yönelik Görüşleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65951</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65951</guid>
      <author>Sevil FilizBirgül Bozyurt  ,Seda Ersöz </author>
      <description>Tüm dünyayı etkisine alarak, zorlu ve kısıtlı zamanlar yaşanmasına neden olan covid-19 salgını eğitimi de etkilemiş, uzaktan eğitime geçme gibi yeni tanıştığımız önlemlerin alınmasına neden olmuş, okullarda yüz yüze eğitime ara verilerek farklı iletişim ağları ile eğitimin devamlılığı sağlanmaya çalışılmıştır. Eğitim ile ilgili tüm iş ve işleyişlerden sorumlu olan okul yöneticileri ise bu zor süreçte hem eğitsel çalışmalarına hem de verilen ek görevlerine devam etmişlerdir. Bu çalışmanın amacı covid-19 sürecinde okul yöneticilerinin mesleki doyumlarını nasıl sağladıklarını ve devam ettirdiklerini kendi görüşleri doğrultusunda ortaya koymaktır. Bu bağlamda çalışmada; nitel araştırma deseni olan fenomoloji deseni kullanılarak Ankara ve Kütahya illerinde MEB’e bağlı resmi tüm kademedeki (okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise) okullarda görev yapan 24 okul yöneticisi, her kademeden 6 yönetici olacak şekilde, maksimum çeşitlilik örneklemi ile belirlenerek araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmaya gönüllü olarak katılan farklı branşlara sahip 24 okul yöneticisinin 11’i kadın, 13’ü ise erkektir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılan görüşmeler ortalama 50 dakika sürmüştür. Araştırma verileri betimsel analiz yönteminden faydalanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Okul yöneticilerinin belirttiği görüşlerin analizinden elde edilen bulgulara göre; okul yöneticileri covid-19 salgın krizi ile eğitim alanında mücadele ederek bu sürecin en az zararla atlatılması için mesleki doyumlarını devam ettirme becerileri göstermeye çalışmışlardır. Ancak öğretmen ve öğrenci ile iletişimin sadece çevrim içi yollarla sağlanabilmesi ile eğitim-öğretim dışında görevler verilmesi okul yöneticilerinin mesleki doyumlarının olumsuz etkilenmesinde rol oynamıştır. Bu etmenlere rağmen, okul yöneticilerinin eğitim öğretimin devamlılığında etkili rol almaları, iş garantisi olması, teknolojik açıdan yeni bilgi ve becerilere sahip olma düşünceleri okul yöneticilerinin mesleki doyumları sağlama ve devam ettirmede etkili olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Seramikte Yeniden Üretilebilirlik</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65965</guid>
      <author>Ayşe Gül Çetin</author>
      <description>Kültürel, ekonomik, sosyal ve toplumsal konular tarih içerisinde gelişim göstermekle birlikte sanayi devrimi ile hız kazanmış, üretim-tüketim ilişkisi ve yaşam biçimindeki değişim ile bireyin hayatına tüketim kavramı girmiştir. Güven (2009)’in ifade ettiği gibi haz almayı gündelik yaşamın en temel amacı olarak gören, “tüketimden zevk ve haz almak” olarak tanımlanabilecek hedonik (hazcı) tüketim davranışı bireyin önceliği olmuştur. İnsanlar zamanla tüketim ve ardında bıraktığı etkiler için farkındalık geliştirmiş ve bu farkındalık sanatçılar için ifade diline dönüşmüştür. Neolitik dönemde kap gereksinimi ile ortaya çıkan seramik, başlangıçta dini simgelerde, mimari yapılarda, süs ve mutfak eşyalarında, vitrifiye ve sağlık gereçlerinde kullanılmakla birlikte günümüzde otomotiv ve silah sanayinde, uzay teknolojilerinde, tıp alanında tercih edilen bir malzeme olmuştur. İnsanlık tarihi ile yaşıt olan seramik bilim ve teknoloji için önemli bir malzeme olurken sanat üreticileri içinde ifade aracı olmuştur.&#13;
Sanatın galerilerden ve müzelerden çıkıp sokakta hayat bulması ile de kamusal alanda yer alan sanat yapıtı kent hayatının bir parçası haline gelmiş ve seramik, sanatçılar için ifade dili olmasının yanı sıra kamusal alanda sanat nesnesine dönüşmüştür. “Kamusal sanatın amacı; bireyleri çevresinde gerçekleşen olayları, ilişkileri ve çeşitli olguları pasif izleyen olmaktan çıkararak, sürece katılan, eserle aktif uyum içinde bir farkındalık oluşturmaktır” (Parlakkalay, 2020). 21.yy’da, sanatta, ifade dilinin değişmesiyle sanatçılar disiplinlerarası çalışmalara yönelmişler, farklı malzemeleri sanatsal üretimlerinde kullanmışlar ve sergileme konusunda da alan sınırlamasının dışına çıkmışlardır. Teknoloji ve artistik üretimler için özel olan seramik, kırıldığı zaman işlevini yitirmekte ve atığa dönüşmektedir. Geri dönüşümü son derece zahmetli ve masraflı olan bu atık malzemeyi sanatçılar estetik kaygı ve mesaj amacı ile çalışmalarında kullanmaktadır. Sanatçıların atık seramik/çini/porselen parçalar ile oluşturduğu eserlerde, izleyiciye vermek istediği mesaj; sürdürülebilirlik, farkındalık, dikkat çekmek, yok doğan doğaya vurgu yapmak gibi kavramlar olmuştur. Kırık seramik/çini/porselen parçaların yeniden üretilmesinin ve malzemenin sanatsal ifade olanaklarının incelendiği bu çalışma, nitel bir araştırma olup durum çalışması desenindedir. Araştırmada literatür taraması sonucunda atık seramik/çini/porselen malzemenin yeniden üretilebilir olduğu sonucuna ulaşılmış ve bunu ifade dili olarak seçen sanatçılar ile kamusal alanlarda yer alan sanat nesneleri incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mersin İli Tarsus İlçesinde Doğal Ortam İnsan İlişkilerinde Yaşanan Sorunlar</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65968</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65968</guid>
      <author>Okan Bozyurt Yunusemre Kelleboz </author>
      <description>The study area is located in Adana in the Mediterranean Region. The site is located between 360  43' 33.8'' - 370 26' 06.8'' northern latitudes and 350  09' 30.5'' - 340  33' 12.5'' east longitudes. The northern part of the research area are covered with high mountain chains which cause some negatives in human-nature relations. The increases in altitude towards the North causes climatic conditions especially and soil types to be unsuitable for agriculture. In addition, the wide coverage of karst areas in the North reduces the water holding capacity and causes negative conditions for agricultural activities. In the study area, economic activities differ in the south and north of the area. Agriculture, industry and commerce in the south of the site, agriculture, animal husbandry and forestry in the north, and plateau tourism in some areas are dominant. Tarsus Plain, which forms the western part of Çukurova in the south of the study area, is the largest and most productive agricultural land in Mersin. In these areas, the amount of crops increases thanks to the irrigation, fertilization and application of modern techniques in most of the agricultural land. However, the climate being suitable for agriculture allows all kinds of agriculture to be done in these lands. In the southern parts of the study area, transportation, industry and trade activities have developed. There are many industrial establishments, especially food and textile. It has a developed transportation network thanks to the highway, railway transportation systems and Mersin Port located right next to it. In addition, Çukurova Regional Airport, which is under construction and planned to be operational in 2019, is being built in the Karsavran District of Tarsus. In the northern parts of the field, there are economic activities based on agriculture, animal husbandry and forest products. In the plains, early fruit and citrus fruits, and in the northern plateau areas, the production of fruits and vegetables that are more resistant to winter cold with cereals comes to the fore. In addition, the floods that occur from time to time in the field pose a threat especially in terms of cultivated areas. Erosion has gradually gained momentum due to excessive grazing on sloping fields. This is another factor that negatively affects agriculture. On the other hand, immigrations from outside to Tarsus led to unplanned construction and caused the misuse of the land.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aşı Reddi ve Aşı Reddinde Bulunan Kişilerin Motivasyon Kaynakları</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65987</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65987</guid>
      <author>Buse Naz Büyükkalay</author>
      <description>Eski çağlardan itibaren; insanoğlu ölümsüzlük tutkusuyla sağlıklı bir bedene sahip olma isteği içerisindedir. Raporlanan arkeolojik kazılarda, birçok bitki özünün ve benzeri doğada ulaşılabilir kaynakların bir araya getirilerek, şifa bekleyen insanlara sunulduğu bilinmektedir. Aşı da en basit tabirle, hastalıklarla mücadele için geliştirilmiş içerisinde çeşitli etken maddelerin bulunduğu önleyici bir tedavi yöntemidir. Aşı ile hedeflenen gaye, insan vücudunun pasif nitelikteki mikrop ile tanışıp bağışıklık geliştirme tavrına girmesi şeklinde açıklanabilir.&#13;
Aşı reddi kavramı hayatımıza yeni girmemiştir. Aşı çalışmalarının hızlanması neticesinde 20. yüzyıl başlarında aşı reddinde bulunan kitleler oluşmuştur. Aşı ve aşı reddi, bir madalyonunu iki yüzü şeklinde ayrılmayan ve karşılıklı refleksler gösteren dinamiklere sahiptir.&#13;
Aşı reddinde bulunan kişilerin; bu yönde sahip oldukları temel hak ve özgürlük ile ancak toplumsal bağışıklığın sağlanması neticesinde salgın hastalıklardan korunabilecek; ciddi sağlık komplikasyonlarına sahip, organ yetmezliği yaşayan, tedavi gören, kronik hastalığı bulunan veya yaş sebebiyle aşıya uygun olmayan bireylerin de yaşam hakkına sahip oldukları unutulmamalıdır.&#13;
Aşı reddi yönünde irade açıklayan kişiler; aşıların içeriğinde bulunan etken maddeler, aşı faz çalışmaları gibi bilimsel kaygıların yanı sıra dini, kültürel ve sosyal faktörlerden etkilenebilirler.&#13;
Çalışmada; bir tarafta temel hak ve özgürlükler diğer tarafta ise yaşam hakkının bulunduğu hassas terazi, vücudu üzerinde dilediği tasarrufta bulunma hakkına sahip aşı reddi yönünde irade açıklayan kesimin motivasyon kaynakları üzerinden incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Turizmi Farkındalık Düzeyinin Belirlenmesi Üzerine Bir Alan Araştırması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65999</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=65999</guid>
      <author>Mevsim Yaba</author>
      <description>This study was conducted to determine the health tourism awareness levels of students studying in the field of health. The universe of the research consists of 2344 students studying at the Faculties of Medicine, Health and Dentistry at Kahramanmaraş Sütçü İmam University in Turkey. Since the number of scope was known in the study, a sampling calculation was made and 365 people were included in the sample and the sample was taken using the stratified sampling method as well. The data of the study was collected using the personal data form and the Health Tourism Awareness Scale.&#13;
Statistical evaluation of the data was done in computer environment by using Statistical Package for Social Sciences (IBM SPSS 26.0) and AMOS 24.0 package programs. 62.5% of the students participating in the research are female, 37.5% are male, the rate of those studying at the Faculty of Health Sciences is 43.7%. 39.5% of those participants are studying at the Faculty of Medicine, and 16.8% is at the Faculty of Dentistry. It was determined that the reliability of the health tourism awareness scale is very high (Cronbach's Alpha=0.825). In this study, the health tourism awareness of the participants was determined as moderate ( = 2,94). When the awareness levels in the other sub-dimensions are examined, it is observed that the highest level in the Effects of Health Tourism sub-dimension is ( = 3,19), and it is respectively followed by such sub-dimensions as the Image ( = 3,13), Institutional Competence ( = 2,94) and Awareness ( = 2,73). In general, both the participants' awareness of health tourism and all of the other sub-dimensions were determined as moderate. As a result of the analyses made within the framework of various variables, it was concluded that the health tourism awareness levels of the participants did not change according to the gender and age variables, but the awareness levels were affected according to the faculty, class and income.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir İlkokulda Fine-Kinney Yöntemi İle İç Mekan Risk Değerlendirmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66006</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66006</guid>
      <author>Coşkun Çınar</author>
      <description>Bu araştırmada, İzmir İli Menderes İlçesinde bulunan resmi bir devlet ilkokulunda Fine-Kinney Yöntemine göre risk değerlendirmesinin yapılması amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan değerlendirmeler sonucunda inceleme yapılan ilkokulda belirlenen tehlikeler ve bu tehlikelerden kaynaklanabilecek riskler listelenerek risk değerleri hesaplanmıştır. Ardından elde edilen riskler kategorize edilerek derslikler, bahçe, tuvaletler, ısı merkezi, elektrik tesisatları, olmak üzere 4 kategoriye ayrılmış, tablolar halinde bulgularda sunulmuştur. Okulun iç mekânı içinde dersliklerde 9 tehlike, tuvaletlerde 8 tehlike, elektrik tesisatlarında 6 ve ısı merkezinde 8 tehlike olmak üzere toplam 31 tehlike belirlenmiştir. Bu tehlikelerin risk değerleri hesaplandığında 2 tehlikenin kesin risk sınıfında olduğu, 2 tehlikenin önemli risk sınıfında olduğu ve diğer 27 tehlikenin kabul edilebilir risk sınıfında olduğu belirlenmiştir. Her bir tehlikeye yönelik geliştirilen öneriler tablolarda belirtilmiş ve ikinci risk değerleri hesaplanarak karşılaştırma yapılmıştır. Önlemlerin alınması halinde 2. risk değerlerinin ilk duruma göre azaldığı ve bütün risklerin kabul edilebilir risk seviyesine düştüğü öngörülüştür.    </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Görev Yapan Öğretmenlerin Okullarındaki İç ve Dış Mekan Güvenliğine İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66007</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66007</guid>
      <author>Canan Çınar</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğretmenlerin okulun iç ve dış mekân güvenliğine ilişkin görüşlerini ortaya koymak, var olduğu belirtilen problemlere yönelik önerilerini almaktır. Araştırma, nitel araştırma yönteminde tasarlanan betimsel bir çalışmadır. Araştırma, İzmir İli Konak İlçesinde dördü özel, dördü kamu kurumu olan toplam sekiz okul öncesi kurumunda 2021-2022 eğitim öğretim yılında görev yapan öğretmenlerle gerçekleştirilmiştir. Her bir okuldan bir öğretmen ile toplamda 8 kişinin gönüllü olarak katıldığı araştırmada sorular araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu ile yöneltilmiştir. Öğretmenlere açık uçlu sorular yöneltilerek güvenlik konusundaki görüşleri alınmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş, kategoriler oluşturularak yorumlanmıştır. Araştırma sonuçları, okulların iç mekandaki güvenlik sorunları kadar dış mekandaki güvenlik sorunlarının da etkili olduğunu göstermektedir. Sonuçlar, özellikle okulların tasarımından kaynaklanan merdiven, zemin, koridor genişliği gibi güvenlik sorunlarının ön plana çıktığını göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesinde Katılımın Etkisi: Kent Konseyleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66057</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66057</guid>
      <author>Osman Şişli</author>
      <description>Hızla değişen dünya düzeni, merkeziyetçi yaklaşımdan bireyci yaklaşıma doğru kaymaya başlamış, insanların ihtiyacını en iyi şekilde belirlemeyi amaç edinmiştir. Katı merkezi yönetim yaklaşımı yerini yerel odaklı bir yönetime bırakmaktadır. Bu bağlamda belediyelerde halkın katılımını sağlamak amacıyla Kent Konseyleri aracılığıyla halka götürülen hizmetin iyileştirmesi için çaba sarfedilmiştir. Kent konseyleri, “Yerel Gündem 21” ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilebilmesi için ortak aklın kullanılmasında halkın da katılımının sağlandığı bir yapılanma, demokrasinin temsili olmaktan çıkarak doğrudan halkın katılımını teşvik eden yerel bir mekanizmadır. Böylece kent sorunlarına birinci derecede maruz kalan kentlilerin kent konseyleri yoluyla yönetime katılarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu çalışmada, literatürde kent konseylerinin katılımcılığa olan etkisini araştıran çalışmalar incelenmiştir. Yapılan çalışmaların sistematik değerlendirmesi sonucunda, kent konseylerinin amacının ve yapısının yerel yönetimlerde halkın alınan kararlara katılımını sağlamaya yönelik olduğunu ancak mevzuattaki boşluklar, kaynakların kıtlığı, belediyelerin kent konseylerinde alınan kararlara yeterince dikkate almaması, vatandaşların kentlilik bilincinin zayıf olması nedeniyle kent konseylerindeki gönüllü hareketlerin azlığı gibi farklı nedenler dolayısıyla kent konseylerinde halkın katılımının tam olarak sağlanamadığı belirlenmiş, kent konseylerinin amaçları doğrultusunda yerel yönetimleri güçlendirebilmesi için geliştirilen önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokullarda Görev Yapan Okul Müdürlerinin Karşılaştıkları Bürokratik Problemlerle İlgili Görüşleri </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66068</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66068</guid>
      <author>Gözde SamurZülfikar Samur ,İsmet Acar ,Pelin Çetinasker ,Hatice Ekim ,Emrah Koçak </author>
      <description>Okul müdürlerinin, idari ve öğretimle ilgili birçok sorumluluğu vardır. Okullarının başarılı ve etkili olabilmesi bu sorumluluklarını yerine getirirken karşılarına çıkan problemleri çözebilme becerileriyle yakından ilgilidir. Yönetimin vazgeçilmez bir parçası olan bürokratik yapı, okul yönetimi sürecinde bütün okulu etkileyen sorunlara neden olabilmektedir. Okul müdürlerinin karşılarına çıkan bürokratik problemlerin neler olduğu, problemlerin etkileri ve okul müdürlerinin bu problemleri nasıl çözdüğü, yönetim sorunlarının giderilmesinde ve okulların başarısını arttırmak açısından önemlidir&#13;
Bu çalışmada, okul müdürlerinin görev süreleri boyunca karşılaştıkları bürokratik problemlerin neler olduğu ve bu problemlerle baş etme yöntemlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseniyle tasarlanan bu çalışma, İzmir İli Karabağlar ilçesi ilkokullarında görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 20 okul müdürüyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma gurubu amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırma verileri araştırmacının geliştirdiği açık uçlu soruların bulunduğu yarı-yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ile değerlendirilerek yorumlanmıştır.&#13;
Araştırma sonuçlarına göre okul müdürlerinin karşılaştıkları bürokratik problemlerin başında gereksiz bürokratik işlem ve yazışmaların fazlalığının geldiği belirlenmiştir. Ayrıca, okul müdürleri, bürokratik problemleri en çok üst yönetimle ve diğer kumu kuruluşlarıyla yaşadıklarını, karşılaştıkları bürokratik problemleri çözmek için en çok üst makamlarla görüştüklerini, yaşadıkları bürokratik problemlerin okul müdürlerinin motivasyonlarını olumsuz etkilediğini, bu problemlerin kurumlarına olumsuz olarak yansıyarak işlemlerde aksaklıklara ve gecikmelere neden olduğunu ifade etmişlerdir.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Ağ: Okul İçi İletişime İlişkin Öğretmen Görüşlerinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66124</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66124</guid>
      <author>Murat Kamar Seyithan Demirdağ ,Kadir Korkmaz </author>
      <description>İletişim, gerek sosyal bir varlık olan insan için gerekse insan etkileşimi ve iş birliğine dayalı örgütler için oldukça önemli bir kavramdır. Eğitim örgütü olan okullarda da iletişimin okul iklimine ve öğrenci başarısına yansıması kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmanın amacı sosyal ağ üzerine öğretmen görüşlerinin belirlenmesidir. Bu araştırma nitel araştırma yönteminde, durum çalışması deseninde yapılmıştır.  Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılı bahar döneminde, Zonguldak İli Ereğli İlçesinde farklı okullarda ve okul türlerinde görev yapan 8’i erkek, 7’si ise kadın 15 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak 10 açık uçlu sorudan oluşan bir görüşme formu oluşturulmuştur. Veri toplama aracının geçerlik ve güvenirliğinin sağlanması için de formlar hazırlandıktan sonra 2 alan uzmanı görüşüne başvurulmuş ve düzenlemeler yapılmıştır. Uzman görüşünden sonra yapılan son şekilsel düzenlemelerle birlikte yarı yapılandırılmış görüşme formuna son hali verilerek veriler toplanmıştır.  Katılımcılarla yapılan görüşmeler yaklaşık 20-25 dakika sürmüştür. Araştırma neticesinde elde edilen veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Araştırma neticesinde öğretmenlerin okul içi iletişimlerinin yüksek olduğu, öğretmenlerin okul içi iletişimlerinin okul iklimini olumlu yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak, öğretmenlerin okul içi iletişimlerinin öğrenci başarısına olumlu yönde etkilediği sonucu elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular ve alanyazındaki araştırma sonuçlarına dayalı olarak araştırma kapsamında çeşitli öneriler sunulmuştur. Öğretmenlerin okul içi iletişiminin okul iklimine ve öğrenci başarısına olumlu yönde yansıdığı sonucuna ulaşıldığından okullarda yönetici, öğretmen, öğrenci iletişimini artırmaya yönelik etkinlikler çeşitlendirilebilir ve sayıca artırılabilir. Öğretmenlerin okul içi iletişiminin okul iklimine ve öğrenci başarısına etkisinin önemine yönelik okul yöneticilerine yönelik seminerler düzenlenmesi önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzaktan Eğitim Sürecinde Uzaktan Eğitime Katılan Öğretmenlerin Eğitime Erişimde Yaşadıkları Sorunlar </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66203</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66203</guid>
      <author>Mahmut ÇavdarAhmet Şimşek ,Saim Memiş ,Kadri Yılmaz </author>
      <description>Koronavirüs Hastalığı (COVID-19), ilk olarak Çin’in Wuhan Eyaleti’nde Aralık ayının sonlarında solunum yolu belirtileri olarak gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020’de tanımlanan bir virüstür.&#13;
Salgın başlangıçta bu bölgedeki deniz ürünleri ve hayvan pazarında bulunanlarda tespit edilmiştir. Daha sonra insandan insana bulaşarak Wuhan başta olmak üzere Hubei eyaletindeki diğer şehirler ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin diğer eyaletlerine ve daha sonra diğer dünya ülkelerine yayılmıştır. Ülkemizde de Mart 2020 de görülmeye başlayan koronavirüs hastalığı sonrasında devlet yetkililerinin önlem amacı ile almış oldukları karar gereği 16 Mart 2020 tarihinden itibaren okullarda yüzyüze eğitime ara verilmiş ve uzaktan eğitime geçiş yapılmıştır. Uzaktan eğitim sürecine tam anlamda hazır olmayan ülkemiz de yeterli altyapının olmaması, farklı ve yabancı platformlardan ders anlatımları,  öğretmenlerin ve öğrencilerin alışık olmadığı, yeterli bilgi ve donanıma sahip olmadan uzaktan eğitime başlamaları beraberinde çeşitli sorunları da getirmiştir. Ülkemizdeki öğretmenlerin yaşamış olduğu bu sorunları saptamak ve bundan sonraki süreçte alana katkı sunması amaçlanmıştır. Araştırmanın, yıllar içerisinde uzaktan eğitim çalışmalarında gelinen noktayı görebilmek ve gelecekte yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olması bakımından önem taşımaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemleri içerisinde görüşme tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili ve ilçelerinde görev yapan ve uzaktan eğitim sürecinde bulunan 50 öğretmenle yapılmıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitimle yapılan derslere ilişkin görüşlerini; Katılım Sorunu, Teknik Sorunlar, Motivasyon, Uygulanan Platformlar, Ders Programlarının Uygulanabilirliği, Öğretmen ve Öğrencilerin Uygulama Konusunda Eğitimleri, Ölçme ve Değerlendirme temaları ile açıklamışlardır. Elde edilen bulgulara ilişkin sonuçlar, alan yazındaki benzer çalışmaların sonuçları ile tartışılmış ve araştırma sonucunda çeşitli öneriler ifade edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lezzetlerin Diplomasisi: Gastrodiplomasi ve Türkiye Örnekleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66221</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66221</guid>
      <author>Fadime Dilber Abdülkadir Dilber </author>
      <description>Ülkeler, mutfak kültürleri aracılığıyla kültürlerarası etkileşim ve iletişim sağlamayı ve olumlu ülke imajı yaratmayı amaçlayan gastrodiplomasi kavramı son yıllarda öne çıkan, yemek kültürü ve diplomasi birleşiminden oluşan bir kavramdır. Günümüzde ülkeler, küresel düzeyde ülke imajlarını güçlendirmek, itibarlarını arttırmak, kendi markalarını oluşturmak, kültürel diplomasilerini artırmak ve ülkeler zihninde mevcut önyargıları yıkmak amacıyla yemek kültürünün yumuşak gücünü kullanmaktadırlar. Gastrodiplomasi, kamu diplomasisinin en önemli unsurlarından biri olarak kabul edilmektedir. Yemek, birçok sosyal etkinlikle iç içe olan güçlü bir etkileşim ve iletişim aracıdır. Uluslararası ilişkilerde önemli görevler üstlenen gastrodiplomasinin yumuşak güç olarak kullanımı, önemli bir diplomasi aracı olarak son yıllarda önem kazanmaktadır. Gastrodiplomasi, ülkelere marka ve imaj olarak katkı sağladığını söyleyebiliriz.. Bu çalışmada gastrodiplomasi ve Türkiye’deki gastrodiplomasi örnekleri hakkında literatür araştırması yapılarak katkıları ortaya konmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Farklı Tür Liselere Devam Eden Öğrencilerin Yaşam Becerilerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66235</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66235</guid>
      <author>Aygen Çakmak Sara Serap Özdemir </author>
      <description>Yaşam becerileri bireylerin yaşamın talepleri ve zorluklarıyla etkili bir şekilde başa çıkmalarını sağlayan uyumlu ve olumlu davranış becerileridir. Sosyal normlara ve topluluk beklentilerine göre büyük ölçüde değişmekte olup bireylerin toplulukların aktif ve üretken üyeleri haline gelmelerine yardımcı olan problem çözme, eleştirel düşünme, iletişim becerileri, karar verme, yaratıcı düşünme, kişilerarası iletişim, öz farkındalık oluşturma becerileri, empati, stres ve duygularla başa çıkma gibi beceriler yaşam becerileri olarak kabul edilmektedir. Bu araştırmada, farklı tür liselere devam eden öğrencilerin yaşam becerilerinin çeşitli değişkenler açısından araştırılması ve farklı tür liselere devam etme durumunun yaşam becerileri üzerindeki etkisinin farklılık oluşturup oluşturmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma; 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Kırıkkale ilinde basit tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen Fen Lisesi,  Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Lisesi, İmam Hatip Lisesi  ile Spor Lisesi’nde  9, 10 ve 11. sınıflarda eğitim gören (n=715) öğrenciler ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, araştırmacılar tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu” ve  Kutsal ve Nazlı (2021) tarafından geliştirilen “Yaşam Becerileri Ölçeği -Lise Formu” ile toplanmıştır. Kullanılan ölçek; sorumluluk, kariyer planlama, kişilerarası iletişim, kendini tanıma alt boyutlarını içeren 16 maddeden oluşmaktadır. Veriler; betimsel istatistiklerin yanında ANOVA analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; okul türünün yaşam becerileri ölçeği alt boyutlarına ait puan ortalamaları ile toplam puan ortalamalarında anlamlı farklılık oluşturduğu, Spor Lisesine devam eden öğrencilerin yaşam becerileri puanlarının diğer gruplara göre daha düşük olduğu saptanmıştır. Kız öğrencilerin yaşam becerilerinin erkek öğrencilerden, 16 yaşındaki öğrencilerin yaşam becerilerinin 15 yaş ile 17 yaş öğrencilerinden daha yüksek olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Kültürünün Şekillendirilmesinde Okul Müdürünün Rolleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66265</guid>
      <author>Bulent Altıntaş</author>
      <description>Okul kültürünü oluşturan en önemli bileşenlerden biri olan okul müdürlerinin okul kültürüne yönelik algısı, bilgi birikimi ve farkındalıkları okul kültürünü şekillendirmede ve dönüştürmede oldukça önemlidir. Bu bağlamda bu araştırma, okullarda okul müdürlerinin okul kültüründeki rolünün okul müdürlerinin algısına göre belirlenmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 öğretim yılında İzmir İli Gaziemir ve Menderes İlçelerinde devlet okullarında görev yapan 13 okul müdürü oluşturmaktadır. Nitel desende fenomenoloji yöntemiyle tasarlanan araştırma kapsamında veriler kişisel bilgi formu ve “Okul Müdürlerinin Okul Kültürü Üzerindeki Rolüne Yönelik Görüşme Formu” başlıklı yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmış, betimsel analiz ile incelenerek yorumlanmıştır. Yapılan analizlerin sonucunda, okul müdürlerinin okul kültürü kavramına yönelik görüşleri literatür karşılaştırmasıyla birlikte sonuçlar ve tartışmalar bölümünde sunulmuştur. Elde edilen sonuçlardan geliştirilen öneriler eğitim yöneticilerine ve sonraki araştırmacılara yönelik olarak listelenmiştir.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müştehir Karakaya Kaynakçasına Ek: Dergiler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66313</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66313</guid>
      <author>Melih Erzen Muhammed Eren Çoban </author>
      <description>Modern Türk edebiyatının doğuşunda ve gelişiminde gazeteler kadar dergilerin de önemi büyüktür. Nitekim ilk dönemlerden itibaren süreli yayınlar, eserlerinin yayımlanması konusunda sanatçılara imkân tanımıştır. Üretilen edebî eserlerin okura ulaştırılması, edebî hareketlerin ve görüşlerin tartışmaya açılması bakımından âdeta bir okul vazifesi gören dergiler; 1980’li yıllardan sonra da önemini kaybetmeden varlığını sürdürür. Bu kuşak içerisinde yer alan ve İslâmî edebiyat çizgisini takip ederek eserler veren isimlerden biri de Müştehir Karakaya’dır. Karakaya, asıl kimliği olan şairliğinin yanı sıra hem dergicilik faaliyetlerinde bulunmuş hem de döneminde etkili olan birçok dergide eserlerini yayımlamıştır. Kimi zaman etrafında bir sanatkâr topluluğu oluşturacak şekilde dergiyi etkili bir vasıtaya dönüştürmüş ve taşrada edebiyatın canlanmasına katkı sağlamıştır. Bu çalışmada Karakaya’nın bilhassa 1980’li ve 1990’lı yıllardaki üretken dergi yazarlığı dikkate alınarak ilgili metinlerin künyeleri paylaşılmış ve ilgili dergiler hakkında bilgiler verilmiştir. Sanatçının bu ürünlerinin tespit edilmesiyle hem dönemin edebiyat dergiciliği açısından bazı dikkatlere ulaşmak hem de doğrudan sanatçının yapıtına ilişkin incelemelere katkı sunmak hedeflenmiştir. Elde edilen bilgiler doğrultusunda denebilir ki Karakaya, dergilerde yer alan eserleriyle yine şair tarafını ön plâna çıkarmıştır. Bu noktada belirleyici olan yalnızca şiir türündeki eserlerinin sayıca fazla oluşu değil, mensur eserlerinin de genellikle şairliğinden besleniyor oluşudur. Bir taraftan dergilere yazarken bir taraftan da dergiler yayımlayan Karakaya özelinde bir sonuca varmak istenirse dergi yazarlığının, sanatçının da mensup olduğu kuşak açısından, dönem boyunca mühim bir üretim sahası olarak kaldığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karanlık Üçlü (K3) Ölçeği Geçerlik Çalışmaları-II</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64979</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64979</guid>
      <author>Berra BekiroğluArkun Tatar </author>
      <description>Bu çalışmada daha önce geliştirilen Karanlık Üçlü Ölçeği'nin bazı geçerlik çalışmaları yürütülmüştür. Bu kapsamda iç tutarlılık güvenirlik, yapı geçerliliği, kriter bağıntılı geçerlik, ayırt edici geçerlik gibi çeşitli psikometrik işlemler yapılmıştır. Çalışmaya 17-75 yaşları arasında 210 kadın ve 162 erkek olmak üzere toplam 372 kişi katılmıştır. Kriter bağıntılı geçerlik ve ayırt edici geçerlik çalışmaları için, Kirli Düzine Ölçeği, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği, Gözden Geçirilmiş Kısa Form Altı Faktörlü Kişilik Envanteri, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği, Empati Ölçeği Kısa Formu ve Belirti Tarama Listesi-90-Revize Edilmiş Formu kullanılmıştır. Ölçeğin geliştirme çalışmasıyla da benzerlik gösteren iç tutarlılık güvenirlik katsayıları bu çalışmada, Makyavelyanizm faktörü için 0,92, Narsisizm faktörü için 0,89 ve Psikopati faktörü için 0,89 olarak hesaplanmıştır. DFA sonuçları ölçeğin zayıf da olsa üç faktörlü model uyumuna sahip olduğunu göstermiştir. Karanlık Üçlü Ölçeği'nin ve kullanılan diğer ölçeklerin Makyavelyanizm faktörleri arasında 0,35 ve 0,48, Narsisizm faktörleri arasında 0,38 ve 0,45, Psikopati faktörleri arasında 0,45 ve 0,47 korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Ayrıca saldırganlık genel toplam puanı ile Makyavelyanizm faktörü arasında 0,35, Narsisizm faktörü arasında 0,45 ve Psikopati faktörü arasında 0,58; Uyumluluk faktörü ile Makyavelyanizm faktörü arasında -0,27, Narsisizm faktörü arasında -0,33 ve Psikopati faktörü arasında -0,49; Dürüstlük-Alçakgönüllülük faktörü ile Makyavelyanizm faktörü arasında -0,39, Narsisizm faktörü arasında -0,21 ve Psikopati faktörü arasında -0,27 düzeyinde ilişki belirlenmiştir. Bunların yanı sıra Belirti Tarama Listesi-90-Revize Edilmiş Formu alt boyutları ile Psikopati faktörünün orta düzeyde ilişkiler gösterdiği görülmüştür. Karanlık Üçlü Ölçeği faktör toplam puanları açısından sosyo-demografik değişkenler olarak yaş, eğitim düzeyi ve medeni durum kritik değişkenler olarak belirlenmiştir. Sonuçlar, ilgili alan yazın doğrultusunda karşılaştırılarak ele alınmış ve ölçeğin psikometrik özelliklerinin iyi olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rönesans ve Öncesinde, Görsel Sanatlar Alanında Üstün/Özel Yetenekli Çocukların Keşfedilmesi ve Sanat Eğitimi Biçimi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66349</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66349</guid>
      <author>Gülşah Özdemir</author>
      <description>Akademik eğitim ortaya çıkmadan önceki süreç tarihte Rönesans dönemine denk gelmektedir. Rönesans, şairlerin, heykeltıraşların, bestecilerin, ressamların, yazarların ve daha birçok alanda var olan yeteneklerin adeta yeryüzüne akın ettiği bir zaman dilimidir. O dönem için sanatçı ve zanaatçı ayrımı mevcut değildir. Üstün yetenek bir insana bahşedilmiş en güzel hediyedir. Tabi ki eğitimini kusursuzca almış her yetenek için başarı kaçınılmaz olacaktır ve adı üne kavuşmuş birçok sanatçı bu tarz bir eğitimden geçmiştir. Rönesans Dönemi henüz sanat akademilerinin kurulmadığı, okul eğitim sisteminin var olmadığı, çocuk sanatçının usta-çırak ilişkisi ile atölye eğitimi aldığı bir süreç mevcuttur. Atölye eğitimine gelmeden önce ailesi çocuğun temel eğitimini almasını sağlamakta, sonrasında aile çocuğunun yeteneklerini keşfetmekte ve onu yeteneğine uygun bir ustanın yanına çırak olarak vermektedir. Loncalar tarafından denetlenen bu eğitim sistemi farklı kaynaklara göre 3 ila 8 yıl arasında sürebilmektedir. Katı kuralları olan loncalar bir yandan sanatçının alması gereken eğitimin kalitesini denetlerken bir yandan da sanatçının bu evrede nasıl davranması gerektiğini denetlemişlerdir. Ustasına aldığı siparişlerde yardım ederek kendini geliştiren çırağın zamanla ustasından ayırt edilemeyecek kadar iyi resmetmeye başlaması gerekmektedir. Eğitimini başarılı bir şekilde tamamlayan çırak ustasından ayrılıp bağımsız bir sanatçı olarak çalışmaya başlayabilmektedir. Rönesans’ın en tanınmış ressam ve heykeltıraşlarının da bu tarz bir eğitimden geçtiği saptanmıştır. Özellikle en eski sanat tarihçisi olarak bilinen Giorgio Vasari’nin 16. yüzyılda yazdığı &lt;em&gt;Sanatçıların Hayat Hikâyeleri&lt;/em&gt; isimli kitabında birçok ünlü sanatçının yanında Botticelli, Leonardo da Vinci, Michaelangelo ve Raphaello gibi sanatçıların eğitim biçimleriyle ilgili önemli bilgiler verildiği görülmüştür. Bu makale Tarihsel Araştırma Tekniği kullanılarak yazılmıştır. Sonuç olarak Rönesans’tan bu yana üstün yetenekli çocukların saptanması, eğitim biçimi ve eğitim yeri oldukça büyük farklılıklar göstermiştir. Bugün kuralları belirleyen bir kurum olarak milli eğitim sistemleri var iken o zamanlarda bu sistemin yerine loncalar denetleyici bir mekanizma olarak yerini almıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liderlik Tarzları İle Çalışmaya Tutkunluk Arasındaki İlişki Üzerine Bir Literatür İncelemesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66421</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66421</guid>
      <author>Caner Korkmaz Çetin Bektaş </author>
      <description>Örgütler, birden fazla insanın belirli amaçlara ulaşmak üzere bir arada bulunduğu sosyal yapılardır. Bu sosyal yapılar içerisinde, bireyler, önceden saptanmış amaçları gerçekleştirmek için çaba harcamaktadırlar. Örgütlerin, rakipleri karşısında rekabet üstünlüğü kazanabilmesi için insan unsuruna önem vermeleri gerekmektedir. Örgütsel amaçlara ulaşma konusunda, yönetici ve çalışanlara önemli görevler düşmektedir. Çalışanlar, örgüt içerisinde farklı davranışlar sergileyebilmektedirler ve bu davranışlar, bazı olumlu ve olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Çalışan davranışlarını etkileyen farklı değişkenler bulunmaktadır ve bu değişkenlerden biri de yöneticilerin benimsediği liderlik tarzıdır. Literatürde, liderlik konusu önemli bir yere sahiptir ve liderlik tarzlarının farklı örgütsel davranış değişkenleri ile ilişkilendirildiği birçok çalışma bulunmaktadır. Yöneticiler tarafından benimsenen liderlik tarzları, farklı örgütsel davranış değişkenlerini etkileyebilir ve bu değişkenlerden biri de çalışmaya tutkunluktur. Liderlerin olumlu tutum ve davranışlar sergilemesi ve çalışanların yüksek çalışmaya tutkunluk seviyesine sahip olması, örgüte olumlu katkılar sunabilir. Örgütsel davranış değişkenleri ile ilgili gerçekleştirilen çalışmaların sayısının artması, yönetim ve organizasyon literatürünün gelişmesi için önemlidir. Bu çalışmanın amacı liderlik tarzları ile çalışmaya tutkunluk arasındaki ilişkiyi literatür çerçevesinde açıklamaktır. Buna yönelik olarak öncelikle, lider, liderlik ve liderlik tarzları üzerinde durulmuştur. Ardından, çalışmaya tutkunluk kavramı açıklanmıştır. Bu açıklamadan sonra, literatürde farklı liderlik tarzları (dönüşümcü liderlik, hizmetkar liderlik, etik liderlik ve paternalist (babacan) liderlik) ile çalışmaya tutkunluk arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalara yer verilmiştir. Son olarak, literatürde yer alan çalışmaların sonuçları ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır ve öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kamu Enerji İşletmelerinde Finansal Performansın TOPSİS Yöntemiyle İncelenmesi: 2016-2020</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66447</guid>
      <author>Erhan Oğuz Müftüoğlu Bilal Gerekan </author>
      <description>Enerji, taşıdığı önem nedeniyle verimli kullanılması gereken ve dış politikadan ekonomiye kadar birçok konuyu doğrudan etkileyen stratejik bir konudur. Dışa bağımlılık oranının yüksek düzeyde olması, Türkiye’de enerjiyi hem özel hem de kamu sektörü açısından incelenmeye değer kılmaktadır. Bu çalışmada, kamuya bağlı sekiz enerji işletmesinin finansal performansının TOPSİS yöntemiyle incelenmesi amaçlanmıştır. İşletmelerin 2016-2020 yılları arasındaki finansal tabloları incelenerek başarı sıraları tespit edilmiştir. Borsa İstanbul’da işlem gören enerji şirketleri üzerine yapılan pek çok çalışmaya rastlamak mümkün ise de kamuya ait enerji işletmeleri üzerine yapılan çalışma sayısı oldukça azdır. Çalışma, literatürdeki bu eksikliği gidermek amacıyla ele alınmıştır. Yapılan analiz kapsamında öncelikle değerlendirme kriteri olan finansal oranlar belirlenmiştir. Bu amaçla; likidite oranları, faaliyet oranları, mali yapı oranları ve kârlılık oranlarına ait toplam on adet rasyo kullanılmıştır. Daha sonra alternatif işletmeler ve değerlendirme kriterleri ile ilgili karar verme matrisi oluşturulmuştur. TOPSİS yöntemine ait aşamalar uygulanarak elde edilen işletme puanları tek bir performans puanına çevrilmiş ve başarı sıralaması yapılmıştır. Finansal performansın tespitine yönelik iki farklı model geliştirilmiş ve birinci modelde, 2016-2020 yılları arasında işletmelerin birbirlerine göre başarı sıralaması incelenmiştir. İkinci modelde ise söz konusu işletmelerin yıllar itibariyle kendi içindeki başarısı irdelenmiştir. Beş yıllık verilerin incelendiği listede en iyi performansa dört yıl boyunca Eti Maden İşletmeleri (ETİ MADEN) bir yıl ise Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) ulaşmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kamu Yönetiminin Dönüşümünde Yönetim Bilimi ve Yönetişim Yaklaşımlarının Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66478</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66478</guid>
      <author>Faruk Selahattin YolcuMehmet Seyda Ozan  </author>
      <description>Günümüzde kamu yönetimi, diğer pek çok alanda olduğu gibi hızlı bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Çağın değişen koşullarıyla birlikte ortaya çıkan siyasi ve ekonomik krizler kamusal yönetim süreçlerini sıklıkla hedef haline getirmiş, verimliliğin sağlanamadığı kamu yönetimi unsurları yaşanan krizlerin büyük sebeplerinden biri olarak görülmüştür. Bu doğrultuda genellikle mali kriz dönemlerini takip eden süreçlerde kamu yönetiminin etkililiği ve sürdürülebilirliğine ilişkin çalışmalar yapılmış, bu çalışmalar kamu yönetimine ilişkin sorunların çözümü odağında yeni yaklaşımlar ortaya çıkarmıştır. Çalışmada Klasik Kamu Yönetimi anlayışını etkileyen ve dönüştüren temel iki yaklaşımın etkileri incelenmiştir. İlk olarak sadece kamu yönetimi alanında değil yönetsel tüm alanlarda kullanılabilmek üzere geliştirilen Yönetim Bilimi yaklaşımı ele alınmıştır. Yaklaşımın teorik temellerine, uygulama alanlarına, kuruluşlara ve kamu yönetimine sağlayabileceği katkılara değinilmiştir. İlerleyen bölümde ise kamu yönetiminde yaşanan paradigma değişimlerinin de yetersiz kaldığı savıyla, Yeni Kamu Yönetimi yaklaşımının eksikliklerini gidermek üzere tasarlanan ve neoliberal bir yaklaşım niteliği taşıyan Yönetişim yaklaşımı incelenmiştir. Bu yaklaşımın, yönetsel faaliyetlerin yeniden inşasına ilişkin sunduğu ilkeler ve özellikler açıklanmıştır. Vurgulanan bu noktalardan hareketle çalışmada, yönetim bilimi ve yönetişim yaklaşımlarının klasik kamu yönetimini nasıl bir dönüşüme davet ettiğine ilişkin karşılaştırmalı bir değerlendirme sunulmaktadır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


