






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2022 Sayı 63</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2276</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Examination Of The Levels Of Altruism And Perceived Social Support In University Students</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64111</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64111</guid>
      <author>Asena Cebeci Hatice Şıngır </author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dr. Alexander Zoeros Pasha (1842-1917): One of The First Bacteriologists</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64571</guid>
      <author>Mustafa Hayırlıdağ</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karanlık Üçlü (K3) Ölçeği’nin Geliştirilmesi ve İlk Geçerlik Çalışmaları-I</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63756</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63756</guid>
      <author>Berra BekiroğluArkun Tatar  </author>
      <description>&lt;p class="APar10" style="text-align: justify;"&gt;Kişiliğin karanlık, istenmeyen ve itici tarafını yansıtan özelliklerin belirlenmesine yönelik artan ilgiyle beraber “karalık üçlü” popüler bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu özellikleri değerlendirmek için yapıları hem bağımsız hem de bileşik şekilde ölçen çeşitli ölçme araçları geliştirilmiştir. Bu ölçeklerden bazılarının Türkçe çeviri ve uyarlama çalışmaları yapılmasına karşın alan yazında Türkçe geliştirilmiş bir karanlık üçlü ölçeği bulunmamaktadır. Ayrıca özellikle Türkçe alan yazında karanlık üçlünün daha çok endüstri ve örgütsel psikoloji alanında yapılan çalışmalar bağlamında ele alındığı, klinik olgularla karanlık üçlü arasındaki ilişkilerin incelendiği çalışmaların sınırlı olduğu görülmektedir. Bütün bu belirtilenler doğrultusunda, Türkçe karanlık üçlü ölçeği geliştirmek, ölçeğin psikometrik özelliklerini test etmek ve karanlık üçlünün klinik olgularla ilişkilerini incelemek amacıyla iki aşamalı bir çalışma tasarımı planlanmıştır. İlk aşamayı oluşturan bu çalışmada, karanlık üçlü ölçeğinin geliştirilmesi amacıyla madde seçimi, faktör yapısının belirlenmesi ve seçilen maddelerin psikometrik özelliklerinin incelenmesi işlemleri yürütülmüştür. Bu çalışma iki uygulama şeklinde gerçekleştirilmiştir. Öncelikle 221 maddeden oluşan bir havuz oluşturulmuş ve madde havuzunun uygunluğunun değerlendirilmesi için 10 uzmandan oluşan bir grupla ilk uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonucunda madde havuzu 220 ifadeyi içerecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. İkinci uygulamada ise yaşları 17-56 arasında değişen 529 kişiye 220 madde uygulanmıştır. Verilerin analizi, madde analizi ve faktör analizi yöntemlerinin tekrarlayan şekilde kullanılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda 55 madde seçilmiş ve "Karanlık Üçlü (K3) Ölçeği" olarak isimlendirilen maddelerin, üç faktörlü bir çözümleme ile toplam varyansın %39,53'ünü açıkladığı görülmüştür. Makyavelyanizm, Narsisizm ve Psikopati şeklinde adlandırılan bu faktörlerin iç tutarlılık güvenirlik katsayıları sırasıyla 0,93, 0,90 ve 0,90 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlar, ilgili alan yazın doğrultusunda tartışılmış ve K3 Ölçeği'nin geçerlilik çalışmalarıyla desteklenmesi koşuluyla temel psikometrik gereklilikleri büyük oranda karşıladığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Seçilmiş Temel Göstergelerle Enerji Tüketiminin Çevresel Bozulma Üzerine Etkisi: Bir ARDL Yaklaşımı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63760</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63760</guid>
      <author>Maide Betül Aksoy Orhan Çoban  </author>
      <description>Dünyanın sürekli bir gelişim ve değişim içerisinde olması, çevresel bozulma sorununu da beraberinde getirmektedir. Yeni sanayileşen ülkelerin hızlı gelişimi, sınırlı olan doğal kaynakların kullanımını zorunlu kılmaktadır. Bunun neticesinde kirliliğe ve çevresel bozulmaya yol açan daha fazla kalıntı ve atık doğaya salınmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki ekonomik büyüme, dışa açıklık, endüstriyel gelişim ve ulaşım sektörü enerji tüketimi ile çevresel bozulma arasındaki bağlantıyı araştırmaktır. Çalışmada 1987-2018 yıllarına ait veriler, Dünya Bankası veri tabanından elde edilmiştir. Analizde ARDL modelinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda öncelikli olarak serilerin durağanlığını tespit için Phillips-Perron (PP) birim kök testine başvurulmuştur. Analiz sonuçlarına göre, ekonomik büyüme, dışa açıklık, endüstriyel gelişim ve ulaşım sektörü enerji tüketimi ile çevresel bozulma arasında eş bütünleşme olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca ulaşım sektöründe enerji tüketimi, ekonomik büyüme, endüstriyel gelişim ve ticari dışa açıklık ile çevresel bozulma arasında uzun dönemli bir ilişkinin olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sorumlu Sağlık Personellerinin Kriz Yönetiminde Covid- 19 Kontrol Algı Düzeyleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63840</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63840</guid>
      <author>Serpil Kaya Naim Karagöz </author>
      <description>Kriz yönetimi; kriz öncesi belirtileri sezerek önlem alıp harekete geçmek, kriz ortaya çıktığında da kontrol altına almaya ve en az zararla atlatmaya çalışmaktır. Covid-19 salgını tüm dünyaya yayılmış ve etkisi altına almıştır. 2019 Aralık ayından beri salgınla mücadele edilmekte; eğitim, sağlık, ekonomi, kültürel, sosyal vb. alanlarda kriz yaşanmaktadır. &lt;em&gt;Çalışmanın amacı: &lt;/em&gt;sorumlu sağlık personellerinin kriz yönetiminde Covid- 19 kontrol algı düzeylerini belirlemeye çalışmaktır. Çalışmada, kriz yönetim ölçeği ve Covid-19 kontrol algısı ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, sorumlu sağlık personellerinin Covid-19 salgınında izlediği yollar genellikle, hastane üst yönetimi ile ortak hareket etmek, kısa süreli çalışma, ücretli izin yöntemlerini kullanmışlardır. Mesleğe göre faktör analizinde idari yöneticiler; doktor ve hemşirelere göre Covid-19 salgını için yapılan çalışmaları yeterli bulmaktadır. Bunun sebebi  idari yöneticiler sahada çalıştığından dolayı yapılan çalışmaları yeterli bulurken; doktorlar ve hemşireler ise hasta tedavisinde aktif görev aldığı, yoğun çalıştığı ve salgınla mücadelede en ön safhada olduğu için, idari yöneticilere göre, yapılan çalışmaları ve önlemleri yeterli bulmadığı düşünülmektedir. Sağlık hizmetlerinde iyi bir kriz yönetimi için, yöneticilerin alanında uzman, yeniliğe açık, dinamik, ileri görüşlü, oto kontrollü kişilerden seçilmesine önem verilmeli, olası kriz durumları için önlemler alınmalı, tatbikatlar yapılmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİST-100’ü Etkileyen Reel Efektif Döviz Kuru, Cds, Politika Faizi Ve Reel Gsyih İlişkisinin Asimetrik Nedensellik Analizi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64143</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64143</guid>
      <author>Ali PetekMine Berra Doğaner  ,Ceren Altun </author>
      <description>Artan sermaye hareketliliği sonrası yaşanan küresel finansal krizin etkileri neredeyse tüm ülkelerde finansal kırgınlık yaratarak makroekonomik göstergelerde değişiklikler oluşturmuştur. Özellikle kırılgan ekonomiler gelişen bu süreçte daha çok etkilenmişlerdir. Kırılgan ekonomilerin içinde yer alan Türkiye açısından finansal kırılganlıklar ve dolayısıyla para politikaları göreceli olarak önemli hale gelmiştir. Bu nedenle finansal piyasalardan biri olan BİST-100’ün makroekonomik değişkenler karşısındaki duyarlılığı önem kazanmıştır.&#13;
Bu çalışmada Türkiye’de 2010:Q2-2021:Q3 dönemi BİST-100’e işlem gören hisse senedi fiyatlarına makroekonomik değişkenlerin; reel efektif döviz kuru, politika faiz oranı, kredi temerrüt takas primi(CDS) ve reel gayrisafi milli hasıla(GSYİH) etkisi; Hacker-Hatemi-J(2006) simetrik ve Hatemi-J(2012) asimetrik nedensellik analizleri ile araştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda CDS ve reel GSYİH’dan BİST-100 endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisine rastlanmıştır. Makroekonomik değişkenlerin şoklarından Bist-100 endeksine doğru nedensel ilişkinin varlığında ise; reel efektif döviz kuru, reel GSYİH, politika faizi şoklarından BİST-100’e doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi; CDS primi şoklarından BİST-100 endeksine doğru ise çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Marka Tercihinde Demografik Özelliklerin Tüketici Algısı Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64204</guid>
      <author>A. Selçuk Köylüoğlu</author>
      <description>Marka, işletmelerin ürünlerini diğer işletmelerin ürünlerinden ayıran işaretlerdir. Bu amaca hizmet eden isim, logo, simge, tasarım ve bütün bunların bileşkesi olan somut ve soyut bir kavramdır. Ulusal ve uluslararası ölçekte kendini ispatlamış pek çok marka vardır. Tüketicilerin bu markaları tercih etmesi ise işletmeler için hayati önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, potansiyel bir tüketici grubu olan üniversite öğrencilerinin marka tercihinde demografik özelliklerinin algıları üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, Selçuk üniversitesinde öğrenimlerini sürdüren öğrenciler üzerinde yürütülmüştür. 381 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler Google anket üzerinden toplanmıştır. 5’ li Likert Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek olarak Mittal ve Kamakura (2001)’ den yararlanılmıştır. Demografik özellikler olarak cinsiyet, yaş, eğitim ve gelir durumu ele alınmıştır. Tanımlayıcı istatistikler yapılmıştır.  Elde edilen araştırma bulgularına göre, marka tercihinde tüketicilerin demografik özelliklerinin tüketici algısı üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hayvan, Dil Ve Kahkaha: “Kaçan Kovalanır” </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64302</guid>
      <author>Serhat Soyşekerci</author>
      <description>Bu yazı hayvan, kahkaha ve dil üçlemesini edebî ve felsefî yoldan tasvir etmektedir. Her şeyden önce kahkahadan farklı olan gülme, mizahi bir tat bırakır fakat kahkaha acıya karşı bir umuttur. Ancak acının karşıtı haz değildir ve haz şiddetle ilgilidir. Dolayısıyla acıya karşı kahkaha bireysel ve somut ilksel bir dürtüdür. Kahkaha acıyı olgunlaştırır, pişirir ve onun yerini alabilir. Hem boyutları ve insan doğası, hem de hayvan doğası açısından dilin sınırlarıdır kahkaha. Kahkaha acının içinden çıkar, yoğrulur ve tıpkı içgüdü gibi acıyı olgunlaştırıp katıksız bir ifade biçimine dönüştürür. Çünkü imgelerle kurduğumuz dilin yapısı gerçekliğin yapısını belirler. Bu anlamda kahkaha dilin sınırlarıdır; “&lt;em&gt;kaçan kovalanır”. &lt;/em&gt;Gün gelir gülmecenin mizahına sığınır, gün gelir ciddiyetin karşı konulmaz gerçekliği olur. Zaten gerçeklik dediğimiz de, her birimiz için imgelerimizden başka bir şey değildir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Resim Sanatında Hiperrealist Yaklaşımlar Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64304</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64304</guid>
      <author>Okan Boydaş Hüseyin Öcal </author>
      <description>Hazırlanan bu çalışma, günümüz Resim Sanatında Hiperrealist yaklaşımları ve bu yaklaşımı kullanan sanatçıların süreç içerisindeki duygusal gerçekçilik çözümlemelerini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Romantizm akımına tepki olarak gelişen Realizm, fotoğraf makinesinin icadından etkilenmiştir. Bununla birlikte Realizmden önce de resim sanatına katkıda bulunacak olan ilkel görüntü yansıtma aletleri üzerinde çalışıldığı da bilinmektedir. Sanatçıların doğayı olduğu gibi tuvale aktarma çabaları ve kendi dönemlerinin teknolojik gelişmelerine kayıtsız kalmayışları günümüze kadar sürmüştür. Realizm sonrası Modern Sanat akımlarının doğması, figüratif resmi popülerliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Fakat Pop Sanatının figürü tekrar gündeme getirmesi, Realistlerin figürü ön plana alan tavrını daha da belirginleştirerek bu bağlamda çalışmalar ortaya çıkarmasına imkân tanımıştır. Bu da sanat alanındaki fotogerçekçi çalışmaların popülerliğini arttırmış, bu teknikte yapılan çalışmaların niteliğine de önemli ölçüde katkı sağlamıştır.&#13;
Bu bağlamda araştırmanın temel amacı,  1970’li yıllardan bu yana ve öncesinde resim sanatında realist yaklaşımların günümüz teknolojisi sayesinde ne tür gelişmeler ve teknik anlamda nasıl ilerleme kaydederek Foto Gerçekçi eğilimlere yöneldiğini, sanatçıların duygu, düşünce ve izlenimlerini eserleri ile birlikte inceleyip analiz etmek olacaktır. Araştırmada, genel tarama modelinin esas alındığı, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sürecinde, nitel veriler elde edilmesi açısından; doküman inceleme tekniğine de yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemi Sürecinde Teknolojinin Eğitimde Kullanımı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63834</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63834</guid>
      <author>Durmuş Ali ErdoğanAbdulmuttalip Şefkatli  ,Özkan Yenigün  ,Hamza Güdük  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Covid-19 esnasında Türkiye örneği ele alınarak uzaktan eğitimin öğrenci, öğretmen, idareci ve velilerin düşüncelerine yer veren araştırmaları toplu olarak incelemektir.  Önce, uzaktan eğitim süreci, Covid-19 virüsü, pandemi etkisi araştırılmış, ardından bu süreçte eğitimde teknoloji kullanımını ele alan bazı çalışmalar incelenmiş ve görüşler toplanmıştır.  Gözden geçirilen araştırmalar sonucunda çalışmalara katılım sağlayan öğretmen ve öğrencilerin büyük çoğunluğunun uzaktan eğitim çalışmalarından memnun olduğu, idarecilerin önem sıralamasında müfredatı devam ettirmenin öne çıktığı, velilerin süreçten genellikle memnun olduğu görülmüştür.  Derleme kapsamında incelenen çalışmaların sayıca çok ve içerik olarak çeşitli olduğu, uzaktan eğitim kapsamında karşılaşılan problemlerin neler olduğu ve nasıl çözümlenebileceğine yer verilmiştir. İlerde yapılacak çalışmalara yardımcı olması adına web sayfalarına form eklemek, çeşitli eğitimler vermek gibi öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul Ve Ortaokullarda Yönetici Öğretmen İletişimi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64199</guid>
      <author>Mesut ButtanrıSeda Kaya ,Mahmut Alak ,Ozan Aydın  ,Zafer Tuncay </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ilk /orta okul müdürlerinin iletişim becerilerinin, yönetici ve öğretmenler arasında kurulan iletişimin, eğitim-öğretim faaliyetlerine, okul örgütüne ve okul iklimine etkilerinin incelemektedir. Nitel araştırma yöntemi ve durum çalışması deseninde yürütülen bu çalışmaya ilkokul ve ortaokullarda görev yapan toplam 12 ilk ortaokul müdürü katılmıştır. Araştırmanın katılımcılarının belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından ilgili alanyazına ve araştırmanın amaçlarına uygun olarak hazırlanmış yarı yapılandırılmış bir görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. İlk/Ortaokullardaki yönetici öğretmen iletişiminde taraflar arasında birbirini anlamaya çalışmama kaynaklı iletişim bozukluğu olduğu, ilk/Ortaokullardaki yönetici ve öğretmenler arasındaki iletişimde birbirlerine karşı saygı ve anlayışlı davranışların hakim olmadığı, katılımcıların iletişimin daha sağlıklı olması açısından eğitim, seminer ve grup toplantıları organize edilerek yönetici ve öğretmenlerin iletişimlerinin artırılabileceğine inandıkları, yönetici ve öğretmenler arsındaki ideal iletişimin karşılıklı saygı, güven ve samimiyet içerisinde olması gerektiği görülmektedir. Yönetici ve öğretmenlerin iletişiminde yaşanan sorunların çözümü için eğitim, seminer ve grup toplantıları organize edilmeli, yönetici ve öğretmenler birlikte hareket etmeleri sağlanmalıdır. Yönetici ve öğretmenler arasındaki ideal iletişimin kurulabilmesi için tarafların birbirlerine karşılıklı olarak samimi davranmaları bununla birlikte saygı ve güven duygusu içinde hareket etmeleri gerekmektedir. Eksik iletişimin çözülebilmesi için tarafların birbirlerini dinlemeyi öğrenmeleri ve birbirlerine karşılıklı olarak saygı duymaları ve empati kurmaları gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilişim Teknolojileri Alanının 2018 ve 2020 Çerçeve Öğretim Programındaki Programlama Temelleri Dersinin Karşılaştırmalı İçerik Analizi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64366</guid>
      <author>Fırat MutluEnver Akkuş ,Hasan Beysun ,Yusuf Şahin ,Mustafa Özgür Kurtoğlu  ,Hacı Dursun </author>
      <description>Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bilişim Teknolojileri Alanı 2018 ve 2020 Çerçeve Öğretim Programında yer alan Programlama Temelleri Dersinin karşılaştırmalı içerik analizine tutulduğu bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırma yöntemi olarak doküman inceleme yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veri analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Programlama Temelleri Dersi, Bilişim Teknolojileri Alanında programlamayla ilk tanışma ve sonraki programlama öğrenimlerinde de önemli bir ders olarak görülmektedir. Analiz sonucunda 2018 öğretim programında yirmi kazanım olduğu görülürken 2020 öğretim programında ise yirmi dokuz kazanım olduğu görülmüştür. 2018 öğretim programında bilişim etiği ve bilgi güvenliği konuları yer alırken 2020 öğretim programında bu konulara yer verilmediği görülmüştür. Blok tabanlı programlama 2018 öğretim programında bulunmazken, 2020 öğretim programında yer aldığı görülmüştür. Yapılan değerlendirmeler sonucunda sonuç kısmında önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmen Adaylarının Grafik Okuryazarlık Düzeylerinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64390</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64390</guid>
      <author>Fatih Sezek</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; sınıf öğretmen adaylarının grafik okuma ve çiziminde tercih edecekleri grafik türlerini belirlemek ve değişik türlerde verilen grafikleri okuma ve grafik çizim becerilerinin hangi seviyede olduğunu tespit etmektir. Bu nedenle, öğrencilerin grafik okuryazarlık seviyelerini tespit etmek için betimleyici araştırma modeli seçilmiştir. Çalışmanın örneklemi; Sınıf öğretmenliği eğitimi anabilim dalında öğrenim gören birinci sınıf öğrencilerinden 43 ve üçüncü sınıf öğrencilerinden 28 olmak üzere toplamda 71 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada, ölçme aracı olarak dört bölümden oluşan grafik testi kullanılmıştır. Testin geçerliği için iki öğretmen ve fen bilgisi eğitiminden iki profesör öğretim üyesinin görüşüne sunulmuş, tavsiyeler üzerine gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Testin, birinci bölümünde öğrencilerin okumayı tercih ettikleri grafik türleri, ikinci bölümünde çizimde tercih ettikleri grafik türleri, üçüncü bölümünde grafik okuma becerileri ve dördüncü bölümünde ise grafik çizim becerilerinin tespitinden oluşmaktadır. Ölçme aracında; grafiklerin beş farklı türüne yer verilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin testin birinci ve ikinci bölümüne verdikleri cevaplar frekans olarak, üçüncü ve dördüncü bölümüne vermiş oldukları cevaplar ise puan olarak hesaplanmıştır. Üçüncü bölümde öğrencilere farklı grafikler verilerek açık uçlu olarak değerlendirmeleri istenmiştir. Dördüncü bölümde tablo halinde verilen verilerden söylenen grafikleri çizmeleri istenmiştir ve her bir soru için öğrenci cevapları grafik başlığı, eksen başlıkları, göstergeler, grafik çizimi olmak üzere dört kategoride değerlendirilmiştir. Her bir kategori 5 puandır. Her bir soru bu dört kategori üzerinden toplam 20 puandır. Ayrıca, öğretmen adaylarından çözemediklerini düşündükleri her sorunun yanına nedenlerini yazmaları da istenmiştir. Çalışmadan elde edilen veriler sonucunda, öğretmen adaylarının çizgi ve sütun grafik türlerini okumada ve çizmede üst düzeyde bildikleri, ancak az aşina oldukları Alan, Halka ve Radar grafik türlerinde ise yetersiz oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının kendi beyanlarından radar grafiğine çok az rastladıkları anlaşılmıştır. Buna bağlı olarak ta radar grafiğinin okunması ve çiziminde başarının düştüğü tespit edilmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçların, grafik çizme ve yorumlama becerilerinin öğretiminde rehber olacağına inanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Öğretmeni Adaylarının Performans Kaygıları İle  Öz-Düzenleyici Öğrenme Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi*</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64391</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64391</guid>
      <author>Bahar Güdek Şule Aydın </author>
      <description>Bu araştırmada, mesleki müzik eğitimi alan lisans öğrencilerinin müzik performans kaygıları ile öz-düzenleyici öğrenme becerileri arasındaki ilişki durumu incelenmiştir. Araştırma, betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli esas alınarak yapılmıştır. Araştırmanın ölçekleri 2019-2020 eğitim-öğretim yılında uygulanmış olup, örneklemini Türkiye’nin yedi bölgesinde bulunan çeşitli illerdeki 11 üniversitenin eğitim fakültesi müzik eğitimi anabilim dallarının 1. ve 4. sınıf lisans düzeyinde eğitim gören toplam 239 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin demografik özellikleriyle ilgili bilgi elde etmek amacıyla “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırmada, mesleki müzik eğitimi alan öğrencilerin öz-düzenleme becerilerini belirlemek üzere toplam 41 maddeden oluşan Turan (2009) tarafından geliştirilen “Öz Düzenleyici Öğrenme Becerileri Ölçeği” (ÖDÖBÖ) ve öğrencilerin performans kaygılarını ölçmek üzere ise Çiçek (2020) tarafından Türkçe’ye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmış ve 33 maddeden oluşan Kenny Müzik Performans Kaygı Ölçeği (KMPKE) kullanılmıştır. Araştırmadaki tüm istatiksel analizler SPSS 25 programı ile yapılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; araştırmaya katılan öğrencilerin müzik performans kaygıları genel olarak orta düzeyde olup, cinsiyet, sınıf düzeyi, çalınan çalgı türü, çalgı çalma geçmişi, konser performansı sergilemiş olmaları, günlük çalgı çalışma süreleri müzik performans kaygı düzeyleri üzerinde anlamlı farklılaşmaya neden olurken, öğrenim görülen üniversite ve mezun olunan lise türü müzik performans düzeyleri üzerinde anlamlı farklılaşmaya neden olmamaktadır. Öz-düzenleyici öğrenme beceri düzeyleri ile müzik performans kaygısı düzeylerinin genel ve tüm boyutlar bakımından, arasında negatif ilişki olduğunu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin, öz-düzenleyici öğrenme beceri düzeylerindeki artış, müzik performans kaygısı düzeylerinde düşüşe neden olduğu görülmüştür. Başka bir ifadeyle, öz-düzenleyici öğrenme beceri düzeyindeki bir düşüş, müzik performans kaygısı düzeylerinde artışa neden olmaktadır. Bu durum, öğrenim süresince öz-düzenlemesini yapabilen kişinin, herhangi bir performans kaygısı yaşamadığı sonucunu ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zekâ Kaygısının İncelenmesine İlişkin Bir  Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64393</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64393</guid>
      <author>Serpil Sevimli Deniz</author>
      <description>Çalışmada, hayatın bir parçası olan yapay zekâ uygulamalarının sözel ve sayısal zekâ üzerinde yarattığı kaygı durumlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla çalışma Türkiye’de Doğu Anadolu Bölgesi’nde çalışan 384 fen ve sosyal bilgiler öğretmeni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Terzi (2020) tarafından geçerliliği ve güvenilirliği yapılmış, Wang &amp; Wang (2019) tarafından geliştirilmiş 21 maddeden oluşan yapay zeka kaygı ölçeğinden (YZKÖ) yararlanılmıştır. Veriler, online anket yoluyla rastgele örnekleme ile edinilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Veriler incelenmiş normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. İkili grup karşılaştırılmalarında &lt;em&gt;t &lt;/em&gt;testi, grup sayısı ikiden fazla ise karşılaştırılmalarında varyans analizi uygulanmıştır.&#13;
Araştırmaya 200’ü sosyal bilimler, 184’ü fen bilimler olmak üzere 384 öğretmen  katılmıştır. Çalışmaya katılanların 16’sı doktora, 120’si yüksek lisans, 248’i lisans mezunudur. 16 doktora mezunu da fen bilimcidir. Yaş grubuna bakıldığında 24-30 yaş arası 24 kişi, 31-37 yaş arası 96 kişi, 38 yaş üstü 264 katılımcı vardır. Gençlerin yapay zekâ kaygı düzeylerinin daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sosyal bilimcilerin yapay zekâ kaygı ortalaması 82 iken fen bilimcilerin yapay zekâ kaygı ortalaması 64.11 ‘dir. Kadınların yapay zekâ kaygı ortalaması erkeklere göre daha yüksektir. Fakat aradaki fark anlamlı değildir.  Doktora mezunlarının yapay zekâ kaygı ortalaması en düşüktür. Yapay zekâ aracı kullanımı yapay zekâ kaygı ortalamasını düşürmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bizans Ve Rus Topraklarında Bir Türk Boyu: Peçenekler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64401</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64401</guid>
      <author>Gurban Hüseynov</author>
      <description>Issık göl civarı ve İli havzasında Türgişlerle bir arada yaşamış Peçenekler daha sonra bölgede Karlukların güçlenmesiyle göç etmek zorunda kalmışlardır. Bunun sonucunda önce Uzlar kendi vatanlarından ayrılmış ve Uzların batıya göç etmesi sonucu da Peçenekler İdil boylarına gelerek buraya yerleşmişlerdir. İdil bölgesinde Hazarlar Oğuzlarla birleşip kendilerine komşu olan Peçeneklerle savaşarak onları bu bölgeden çıkarmışlardır. Bu durum karşısında Peçenekler de Macarları kendi yurtlarından ederek Karadeniz'in kuzeyini yurt edinmişlerdir. Karadeniz'in kuzeyinde 150 yıllık süre zarfında hayatlarını sürdüren Peçenekler önce Ruslarla ardından da Bizans'la ilişkiler kurmuşlardır. Belli bir merkezleri olmayan Peçenekler bölgede Rus topraklarına saldırarak yağma hareketlerinde bulunmuşlardır. Karadeniz'in kuzeyinde yaşadıkları zaman diliminde Rusların önünü keserek onların sıcak denizlere inme planına engel olmuşlardır. 1036 yılına kadar Ruslarla mücadele eden Peçenekler bu tarihten sonra kaynaklarda yer almamışlardır. Karadeniz'in kuzeyinden Balkanlara göç eden Peçenekler burada da Bizans'la komşu olmuşlardır. Her ne kadar Bizans İmparatorluğu onlarla iyi geçinmeye çalışsalar ve ilk ilişkiler ticari olarak başlasa da Peçenekler Bizans topraklarına girip yağma yapmaktan çekinmemiş ve bunun sonucunda ilişkiler bozularak taraflar arasında savaşlar başlamıştır. Tek başına Türklerle mücadele edemeyeceğini çok iyi bilen Bizans, Peçeneklere karşı Kuman-Kıpçakları kullanarak onları ortadan kaldırmışlardır. Balkanlarda yerleşik hayata geçen Peçenekler Kuman-Kıpçaklara yenilmenin ardından askeri güçlerini tamamen kaybetmiş ve bölgeye gruplar halinde dağılarak hayatlarına devam etmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Antikiteden Modernizme, Resim Sanatında Biçimsel Belirleyici Olarak Perspektif</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64410</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64410</guid>
      <author>Haydar Taşçılar</author>
      <description>Perspektif, bakışın mantığını şekillendiren, gerek teknik gelişimi yönünde doğrusal anlamda, gerekse de dinin yönlendirmesinde mantığının tersine çevrilmesiyle, sanat tarihinde önemli olgulardan biri olarak yer almıştır. Doğrusal perspektif antik dönemdeki ilk uygulamalarından modern dönemlere kadar farklı paradigmaların simgesel biçimleri olarak tarihsel bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşüm tarihin düz bir çizgi halinde aktığı ilerlemeci bir bakışın tanımlayacağı şekilde değil, dönemin gerek toplumsal gerekse de bilimsel olguları doğrultusunda inişli çıkışlı okunmak durumundadır. Mısır medeniyetinden itibaren başlayarak Heysem’in optik alandaki çalışmalarına kadar perspektif alanında kuramsal çalışmalar yapılmış, ilk uygulama olanağını antik dönemde bulmuştur. Antik dönemin tiyatro sahnelerinin düzenlenmesinde izleyicinin gerçeklik algısını arttırmak adına bir dekor olarak araçsallaşan perspektif, Platon’un devletinden içi boş yanılsamalar yaratan sanatçı ile birlikte dışlanmış ve bu durum kilisenin sanata hâkim olduğu Orta Çağ’da da devam etmiştir. Dönemin resim üretim mantığı, doğrusal perspektifin tekil bakış açısının bilinçli bir reddi üzerine kurulmuştur. Böylece Tanrı’nın çoklu bakışı tek tek tüm izleyenlerde sirayet edebilecektir. Bu biçimsel tercihin yanında tabi ki bireyin merkeze alınarak kutsal olanın ikinci plana itilmesine itiraz edilmesi düşüncesi de vardır. Yaklaşık bin yıl süren Orta Çağ’ın tanrısal paradigmasında, Isaac Newton’un yerçekimi mekaniğine dayanan doğrusal perspektif ile ilk kırılma oluşmuştur. Orta Çağ’da tanrısal olana ulaşmada reddedilen doğrusal perspektif, Rönesans’ta bir amaç haline gelerek sanat üretimin temel kriteri olarak kabul edilmiştir. Doğrusal perspektifin Orta Çağ’dan Yeni Çağ’a geçişe sebep olduğu paradigmatik kırılma, 19. yüzyıl sonlarında bu kez Rönesans’tan modern sanata geçişte belirmiştir. Bu kırılma, yine doğrusal perspektifin bilinçli bir şekilde sanat üretiminin merkezinden çıkarılması ile gerçekleşmiştir. Bilimin tanrısal olan karşısında önem kazanmasının temsili olan doğrusal perspektif, modern sanatta yeniden sanat üretimin dışına itilmiştir. Bu itirazın anlaşılması öncekinden daha farklı bir okuma gerektirmektedir. Modern sanatta perspektifin yeniden reddi, ne tanrısal olanın tekrar bilim karşısında önem kazanmasını ne de tam tersi bir tanımı olarak söz konusu değildir. Modernizm bir sanatsal dönem olarak ele alındığında, post-izlenimcilerle başlayan perspektife itirazın bu dönemin gerçeklikleri çerçevesinde tanımlamak daha olanaklıdır. Bu simgesel biçimin salt bir sanatsal araç olmaktan öte, çağın bilimsel gelişmeleri doğrultusunda okunması gerekmektedir. Newton’un ardından Einstein’ın özel ve genel görelilik kuramlarına dayanan, zamanda ve mekânda çoklu bakış açılarının kabul edilmesi, ister istemez tek bakış açısının hâkim olduğu doğrusal perspektife itirazı gündeme getirmiştir. Öte yandan toplumsal olaylar göz önüne alındığında Post-izlenimciler ve Kübistlerin ardından Dada sonrası sanatın bilinçli bir şekilde modernizme saldırısı anlamında sanat üretimi ile açıklanmak zorunluluğunu getirmiştir. Bu araştırmada perspektifin farklı dönemlerde kullanımlarını düz bir tarihsel çizgide tanımlamaktan öte, sanat üretiminde biçimsel bir yöntem olarak yüzlerce yıl süren tarihsel paradigmalarda yarattığı kırılmalara odaklanılmış, yeni tanımlamaların yapılmasında simgesel bir biçim olarak onaylanmasının altının çizilmesi amaçlanmıştır. Konunun tarihsel olarak çok geniş bir alana yayılması, bahsi geçen her kavramın derinlemesine incelenmesinin imkânsızlığından dolayı genel olarak çağa yön veren tanımların yapılmasından hareketle özelde doğrusal perspektifin izlediği yolun ayrıntılı araştırılması ve resim sanatında dönemin paradigmasının belirlenmesindeki ağırlığının ortaya konulması ile sınırlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>14.YY Veba Salgınının Dünya’daki Önemli Sonuçları İle Covid 19 Pandemisinden Çıkarılacak Dersler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64513</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64513</guid>
      <author>Funda CivekAbdoulwaed Aboudaber </author>
      <description>1346’dan başlayan karanlık çağ olarak adlandırılan veba milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuştur ve toplumu psikolojik olarak derinden etkileyerek toplumun en büyük korkusu haline bürünmüştür. Tam olarak belirlenemeyen ölümler neticesinde dünya ekonomik ve sosyolojik yapısı tümden değişmiştir. Hatta bu olaylar düzeldikten sonra bile insanlar üzerinde etkisi uzun bir süre devam etmiştir. Kara ölüm Avrupa nüfusunun %40 ‘ nın ölümüne sebep olarak insanlığın en büyük tehdit unsuru olmuştur. Veba salgını bulaştıkları ülkelerin ticaret yapısını bozmuştur. Bu dönemde yaşanan vebanın sosyoekonomik etkilerinin yıkıcı olmasının temel nedeni hangi mikrop veya virüs kaynaklı olmasına bakılmaksızın ölümlerin ani ve hızlı olması ile yayılmasındaki korkutucu gerçekte yatmaktadır.14.yy veba salgını ile birlikte ticari hayat kentlerden kırsala doğru geçmiş, soylular işçi sınıfına daha fazla önem vermeye başlamış, ölümler neticesinde servet sahipliği ya da miras kayıtları da yok olduğu için Avrupa’da servet sahipliği edinenlerin elinden çıkıp başkalarının eline geçmeye başlamıştır. Sosyal sınıflandırma neredeyse yok olma noktasına gelmiş, soylular kendi rahatlarından vazgeçmemek için tarihinde hiç görülmeyen tavizlerde bulunmaya başlamışlardır. Artan tarım gerilemiş ve yerini hayvancılığa bırakmıştır. Dini duygularda azalma ve kiliseye güven azalmış insanlar daha kaderci olmuş, dahası karamsarlıktan kurtulmak için lüksü ekonomik olana tercih etmişlerdir. Sonuç olarak, dönem sonrası Avrupa’da halk ayaklanmaları ve uyanışlara zemin hazırlamıştır. Bu noktadan hareketle, çalışmada Veba öncesi ve sonrası sosyal ve ekonomik hayat,veba sonrası yaşananlara değinilmiş sonuç kısımında ise benzerlik ve farklılıklar yönünden kısa bir değerlendirmede bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. Yüzyılda Osmanlı Toplumunda Boşanma Hadiseleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64522</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64522</guid>
      <author>Rümeysa Kars</author>
      <description>Tarihî süreçte Türk Toplumunda aile kurumu, her zaman önemini korumuştur. Toplumun sağlam bir yapıyla idame edebilmesi için aile oluşumu her zaman teşvik unsuru olarak karşımıza çıkmıştır. Eşlerden birinin evlilik sonrası geçirdiği herhangi bir kaza, çocuk özlemi gibi bazı hususlarda eş sayısında artış yolu izlense dahi genel itibariyle tek eşlilik Türk aile yapısında egemen olmuştur.  Bunun yanında aile içinde çözümlenemeyen bazı sıkıntılar aile bütünlüğünün muhafazasına engel teşkil eden bazı huzursuzlukların zuhurunu da beraberinde getirmiştir. Ailede ortaya çıkan bu türden  huzursuzluklar öncelikle bireyler ve toplum nezdinde saygın addedilen bazı kişilerin aracılık faaliyetleriyle çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. Aile kurumunun idamesi bu anlamda her zaman önem arz etmiştir. Çünkü aile, yeni bir neslin  en güzel  şekilde yetişerek topluma kazandırılması demek olduğundan muhafazası da o denli önem arz etmiştir. Bunun yanında boşanma vakıaları her ne kadar istenmeyen bir mefhum olsa da bazı durumlarda gerekli görülmüştür. Aile bireylerinin fiziksel şiddete maruz olması, eşlerden birinin uzun süre yerleşim yerinde olmaması, rızasız gerçekleşen evlilikler gibi pek çok husus evlilik mefhumunun nihayet bulmasının bazı sebepleridir. Osmanlı toplum yapısı içerisinde de aile yapısının bir şekilde son bulması hadiselerine daha farklı gerekçelerle de rastlanılmakta olup; bu hadiselerde kadınların karşılaştıkları sıkıntılar; devlet  ve toplum nezdinde kadın haklarının muhafazası Şer’iyye Sicilleri kapsamında ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemi Sürecinde Tıbbi Tanıtım Ve Pazarlama</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64532</guid>
      <author>Yasin Yılmaztürk</author>
      <description>Günümüzde; Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020’de pandemi olarak ilan edilen ve küresel olarak tüm dünyayı etkileyen Covid-19’un ekonomik, kültürel, sosyal, fiziksel ve psikolojik olarak gelişen olumsuz etkileri azalmakla birlikte halen devam etmektedir. Pandeminin sağlık alanında oluşturduğu olumsuz etkilerin yanı sıra dijital ortama geçiş sürecinin hızlanması ile birlikte tüm tanıtım ve pazarlama sektörleri de olumsuz etkilenmiştir. Firmalar pazarlama alanında dijital platformu yoğun biçimde kullanarak gerek tıbbi ekipmanlar gerek kozmetik ürünler gibi birçok maddenin tanıtım stratejilerini pandemi sürecine uyarlayarak piyasadaki hakimiyetlerini sürdürmüşlerdir. Bu süreçte özellikle toplumların korkulu rüyası haline gelen ve yoğun can kaybına neden olan bu hastalıktan korunmada büyük öneme sahip olan aşıların geliştirilmesi ve tıbbi tanıtımı halkın bilinçlenmesine katkı sağlamıştır. Özellikle pandeminin başlangıcında halkın tıbbi malzemeleri tanıma, bu malzemeler hakkında bilgi sahibi olma hatta hastalığın başlangıcında bu malzemeleri depolama isteği ortaya çıkmıştır. Toplumun yaşam biçimi değiştikçe firmaların tıbbi tanıtım ve pazarlama stratejileri, geliştirdikleri ürünler de bu duruma uygun olarak değişiklik göstermiştir. Görünen o ki salgın hastalıklar sona erdiğinde bile toplum ve alışkanlıkları üzerindeki etkileri devam edecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlk Ve Ortaokulda Görev Yapan Yöneticilerin Öğretmenlere Mobbing Uygulama Nedenleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64569</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64569</guid>
      <author>Mehmet GülsümEngin Aydın ,Muzaffer Karaaslan ,Sedat Tekin ,Hacı Nuri Bakır  ,Aynur Çavuşoğlu </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ilk ve ortaokulda görev yapan yöneticilerin öğretmenlere mobbing uygulama nedenlerini açıklamaktır. Mobbing, hedeflenmiş bir bireyin etkinliklerini önleyip bireyi rahatsız ederek mutsuz edip okuldan ayrılmasını sağlamak olarak açıklanabilir. Bu çalışmada Diyarbakır ili Bağlar ilçesi ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin mobbing davranışlarına hedef olma sebepleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma, Diyarbakır ili Bağlar ilçesinde çalışan 100 öğretmenle yapılmıştır. Yapılan araştırma bize öğretmenlerin, psikolojik şiddette maruz kaldığını gösteriyor.  Yapılan mobbing durumları; söz ile tehdit etme, aşırı kontrol etme, küçük düşürme, kişiyi görmezden gelme, fazladan iş yükleme olarak tespit edilmiştir. Psikolojik şiddetin bireyler üzerindeki tesirleri; tedirginlik, tükenmişlik,  sessiz kalma, isteklendirme düşüklüğü, stres yapma, özgüvenin azalması ve aile yaşantısını olumsuz yönde etkileme olarak belirtilmiştir. Öğretmenler açısında bu durum önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gazetelerin Siyasi Partilere Yaklaşımı: Sözcü Gazetesi Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64585</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64585</guid>
      <author>Öznur Nalçınkaya</author>
      <description>Kitle iletişim araçlarının güvenilirliği ve tarafsız bir tavır sergilemesi gerekliliği büyük ölçüde bu araçların bir özelliği olarak tanımlanmıştır. Esasen, kitle iletişim araçları aracılığıyla ortaya konulan konulara yalnızca tarafsız bir yaklaşımla değil, aynı zamanda objektif bir tavırla yaklaşılması da esas olarak kabul görmektedir. Bu strateji sayesinde aktarılan haberler tarafsız bir şekilde sunulabilir. Ayrıca kitlenin medyadan herhangi bir etki olmaksızın karar vermesini sağlar. Ancak özellikle matbaanın doğuşundan itibaren bu araçlar aracılığıyla ortaya çıkan politik önyargı her zaman tartışılan konular arasında yer almıştır. Hem seçim süreçleri öncesinde hem de seçim sonrasında meydana gelen siyasi olaylar gazeteler aracılığıyla haber metinlerine dönüştürülerek okuyucuya duyurulur. Lakin olaylarla ilgili hikâyeleri sunan manşetler, söylemler veya siyasi partilerin haber metinleri gerçeğin bir yansıması mıdır? Tüm gazeteler aynı olayı bildiriyorsa, neden farklı gazeteler vardır? Bu hususta iletişim çalışmalarının tarihi, basının ideolojik bir araç olduğunu, farklı guruplar arasında ortaya çıkan düşünce farklıklarının yoğun olarak yaşandığı mecralardan biri olduğunu göstermiştir. Bu araştırmada da 1 Kasım 2015 tarihinde yapılan 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde alınan sonuçlardan sonraki dönemlerde bir gazetenin hangi siyasi partiye seçim sonuçları oranında ne derecede yer verdiği incelenmeye çalışılmıştır. Amaca ulaşmak için Türkiye’de en çok okunan gazetelerden biri olan Sözcü gazetesi seçilmiş ve gazetenin mevcut siyasi partilere ne oranda yer verdiği ve haberlerini nasıl sunduğu incelenmiştir. 22 Şubat 2018– 12 Mart 2018 tarihleri arasındaki adı geçen gazetenin yayınları nicel içerik analizi kullanılarak tahlil edilmiş ve gazete yüklem kodlarının seçim sonuçlarını ve siyasi partileri yansıtıp yansıtmadığı araştırılmıştır. Gazetede siyasi parti haberlerinde ne kadar metin ve görsele yer verildiği, siyasi parti ve liderlerinin hangi çoğunlukla ve kontekste (pozitif/negatif/nötr) yer aldığı araştırılmıştır. Analizde gazete haberlerinin yapısı ve anlam açısından kelime, paragraf ile metnin tamamı düzeyinde değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Ve Atanmasına İlişkin Yönetici Görüşleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64606</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64606</guid>
      <author>Özkan Güden Cansu Güden </author>
      <description>Bu çalışmada okul yöneticilerinin, okul yöneticiliğinin yetiştirilmesi ve atanmasına ilişkin görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma sürecinde, yöneticiliğin yetiştirilme ve atanması ile ilgili alanyazın taraması yapılmış olup, okul yöneticiliği yapmakta olan kişiler ile görüşme yapılmıştır. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim desenine göre düzenlenmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada ‘betimsel analiz’ yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Samsun İli, Asarcık İlçesi’nden 25 okul yöneticisi oluşturmuştur. Araştırmada yöneticilere, eğitim kurumlarına yönetici seçimine yönelik genel şartlar, ölçütler yeterli midir? Eğer yeterli değilse hangi şartlara yer verilmelidir? Okul yöneticilerinin yetiştirilmesi süreci ile ilgili görüşleriniz nelerdir? Yönetici yetiştirme sürecindeki eksikliklerin giderilmesine ilişkin görüşleriniz nelerdir? Okul yöneticilerinin atanmasına ilişkin görüşleriniz nelerdir? 4 yıl ve üzeri görevlendirmeler yönetim süreçlerini (karar, planlanma, örgütleme, iletişim ve değerlendirme) nasıl etkilemekt edir? Okul yöneticilerinin özlük hakları yeterli midir? Yöneticilerin özlük hakları ile ilgili nasıl düzenlemeler gerekmektedir? soruları yöneltilmiş ve buna ilişkin görüşler belirtilmiştir. Son olarak ise araştırma konusu  ulaşılan verilere göre sonuca varılarak tamamlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tek Eşli Ve Çok Eşli Ailelerde Yaşayan Ergenlerde Öz-Yeterlik, Öznel İyi Oluş Ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64607</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64607</guid>
      <author>Eser Karal Hasan Atak </author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı, tek eşli ve çok eşli ailelerde yaşayan ergenlerde öz-yeterlik, öznel iyi oluş ve çocukluk çağı ruhsal travmalarını ve çocukluk çağı ruhsal travmaları, öz-yeterlik ve öznel iyi oluşlarının bazı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Bu betimsel araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın grubunu, %50,2’si (n=326) kadın ve %49,8’i (n=323) erkek olmak üzere toplam 649 birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu (KBF), Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği (ÇÇTÖ), Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği ve Çocuklar için Öz-Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler için t-Testi ve ilişkisiz örneklemler için ANOVA temel istatistiklerden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda çalışma grubunda 18 katılımcı (%2,8) travmasını inkar etmektedir. Çocukluk çağı ruhsal travmaları, cinsiyet değişkenine göre farklılaşmazken, sosyoekonomik duruma ve aile yapısına göre farklılaşmaktadır. Katılımcıların öz-yeterliklerinin cinsiyet, sosyoekonomik durum ve aile yapısına göre farklılaşmadığı fakat travmayı inkar etme durumlarına göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı görülmektedir. Katılımcıların öznel iyi oluşlarının cinsiyet sosyoekonomik durum ve aile yapısına göre farklılaşmadığı, travmayı inkar etme durumlarına göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


