






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2022 Sayı 60</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2185</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Role Of Heritage In The Sustainable Development Of Historical Cities - Modern Approach In The Context Of Baku City</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62729</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62729</guid>
      <author>Çiğdem BOGENÇ Narmin AHGAYEVA </author>
      <description>The paper is dedicated to study of the problems of development of historically established cities, and also interconnections and demonstration through the reconstruction and restoration of historical monuments in Azerbaijan by means of an example of Baku. The approach with a focus on the historical urban landscapes is not be restricted to preservation of physical environment, but is concentrated on the entirety of human habitat in all its tangible and intangible manifestations. It is focused on increase of stability improvement of the planning and development of the events with respect to existing built-up environment, intangible heritage, cultural diversity, social economic and ecological factors, and also the values of local communities. There are considered the principles of formation of historical cities. The influence of the architectural environment, and also formation and development of the architectural ensembles is indicated.  The connection between the permanence of the architectural character of the city and historical monuments was established.&#13;
Cities are dynamic structures. Not a single ‘historical’ city in the world retained its ‘original’ uniqueness: the concept itself is like an elusive goal designed to change with society. In order to preserve historic urban landscapes, it is necessary to create strategic and dynamic partnerships between various members of town living, primarily between city governments and developers and entrepreneurs working in it. Different approaches such as economic, ecological, social and cultural ones oriented on the heritage do not conflict, but complement each other and such correlation is critical to their successful realization on a long-term horizon.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hediye Memnuniyeti Ve Nedensellik Algılamalarının Müşterinin İşletmeyi Tercih Niyetine Etkisinin İncelenmesi: Kırıkkale’de Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62759</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62759</guid>
      <author>İbrahim BOZACI</author>
      <description>Ticari yaşamda hediyeleşmelerle yaygınlıkla karşılaşılmakta ve işletmeler müşterilere hediyeler için yatırımlar yapmaktadır. Müşteriye hediye vermenin etkinliğinin nelere bağlı olduğu, pazarlama araştırmacılarının dikkatini çeken bir konu olmuştur. Zira hediyelerin amaçlara ulaşmadaki rolünün nelere bağlı olduğunun belirlenmesi; işletmelerin bu faaliyetleri daha etkin şekilde gerçekleştirmesine katkı sağlayacaktır. Bu çalışma; müşteriye verilen hediyelerden müşterinin duyduğu memnuniyetin ve hediyenin nedenine yönelik algılamaların, işletmeyi tercih niyetine etkisini incelemek üzere gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde, hediyeleşmenin bu bağlamdaki etkilerini anlamada özellikle nedensellik algılamalarının olası rolü sorgulanmaktadır. Araştırma kapsamında, Kırıkkale ilinde anket çalışması gerçekleştirilmiş ve elde edilen birincil veriler istatistiksel paket programı ile analiz edilmiştir. Analizler neticesinde, hediye verilme nedeninin özgeci olarak algılanmasının ve hediye memnuniyetinin, işletmeyi tercih etme niyetini etkilediği tespit edilmiştir. Son olarak araştırma bulguları yorumlanmış, araştırmacı ve işletmelere önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanları Üzerinde Türkiye Ve Mısır İlişkilerinin Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62171</guid>
      <author>Gökben GİDEMENAlpaslan ATEŞ  </author>
      <description>Mısır ve Türkiye ortak geçmişe sahip Doğu Akdeniz ülkeleridir. Son dönemde iki ülke arasında politik anlamda yaşanan gerginliklerin neticesinde hassas bir dönemece girilmiş ve ilişkiler neredeyse kopma noktasına gelmiştir. Bugün özellikle Doğu Akdeniz’in kazandığı önemin bir getirisi olarak bölge ülkeleri arasında meydana gelen restleşmelerden Türkiye ve Mısır’da paylarına düşen gerilimli havanın etkisiyle, aslında ulusal çıkarlarına uymayacak adımlar atmak durumunda kalmışlardır. Bu çalışma ile amaçlanan; Mısır ve Türkiye arasındaki son on yıllık dönemdeki siyasi ve ekonomik ilişkilerin incelenmesi ve gerçekleşebilecek olası bir işbirliği durumunda, bu işbirliğinin ülkelere sağlayacağı avantajların neler olabileceğine değinilmesidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Döneminde Üniversite Öğrencilerinin Oyun Bağımlılığı, Kişilik Özellikleri Ve Stresle Başaçıkma Tarzları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62252</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62252</guid>
      <author>Emine DURAN</author>
      <description>Araştırmanın amacı, COVID-19 döneminde üniversite öğrencilerinin oyun bağımlılığı, kişilik özellikleri ve stresle başaçıkma tarzları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama desenine göre yürütülmüştür. Araştırma çeşitli devlet üniversitelerinde farklı fakülte, bölüm ve sınıflarda öğrenim görmekte olan 277’si (%69.6) kadın, 121’i (%30.4) erkek olmak üzere 398 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde kullanılan veri toplama araçları; Kişisel Bilgi Formu, Oyun Bağımlılığı Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Ölçeği ve Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeğidir. Araştırmada bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson momentler çarpımı korelasyon tekniği kullanılmıştır. Ayrıca kişilik özellikleri ve stresle başaçıkma tarzlarının oyun bağımlılığını yordama gücü çoklu regresyon analizi kullanılarak test edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin; oyun bağımlılığı ile kişilik özellikleri arasında ve oyun bağımlılığı ile stresle başaçıkma tarzları arasında anlamlı düzeyde negatif bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca kişilik özellikleri ile stresle başaçıkma tarzları arasında ise anlamlı düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçlarına göre, kişilik özellikleri ve stresle başaçıkma tarzları üniversite öğrencilerinin oyun bağımlılığı düzeylerini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Elde edilen bulgular, kişilik özellikleri ile stresle başaçıkma tarzlarının oyun bağımlığının önemli yordayıcıları olduğunun bir göstergesidir. Sonuç olarak; stresle başa çıkma tarzları ve kişilik özellikleri puanı yüksek olan bireylerin oyun bağımlılığı ölçeğinden aldıkları puanlar düşmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tevfik Fikret’in “Saadet Ülkesi”Nde Metaforik Unsurlar</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62447</guid>
      <author>Birsel SAĞIROĞLU</author>
      <description>Bu makalede, Tevfik Fikret’in  (1867-1915) “Yeşil Yurt” şiirinden yola çıkılmış, şiirin metaforik ifade unsurları noktasında birtakım çıkarımlar elde etmek hedeflenmiştir. Şiirde “kaçış”, “bir yere sığınma” isteği çağrısımsal bir dille eserlere sızar ve birtakım ortaklıklar ön plana çıkar. Fikret aynı izleği “Ne İsterim”, “Bir An-ı Huzur”, “Ömr-i Muhayyel” şiirlerinde de “şema” şeklinde ve otomatik olarak kullanır. Böylece şiirin/şiirlerin metaforik yapısı noktasında kapsamlı veriler elde etmek kolaylaşır. Anlatıcı/özne huzurlu mekân arayışı/imgesi içindedir. Hayali bir uzamda yolculuk yapan anlatıcı sonsuz saadeti, huzuru benzer dilsel-kavramsal yapılarla ve yinelemeli olarak ele alır. Bu nedenle şiirde dış gerçekliğe dayalı anlamsal/kavramsal boyut ve bu boyutu sarsan eğretilemeli dil arasında birtakım veriler elde edilebilir.&#13;
Şiirdeki “tabiat insana huzur verir” temel kavramsal metaforu, dilsel ifadede tipik bir biçimde işlenir, buna rağmen şiirde alışılmışın dışında metaforik göndermelerden söz edilemez. Kültürün temsilciliğini yapan kavramsal bir metafor, dilsel metaforik düzlemde bir “şema”ya ait ifadelerden oluşmuş, şiirde alışılmadık biçimlerden çok bilindik bir genişleme-derinlik elde edilmiştir. Şiirde geçen ve şiiri okuyanlarda ortak bir algıyı ortaya çıkaran “tabiat huzur verir” şeklinde sıradan bir metafor, “yeşil ve sessiz köy” şeklinde sık kullanılan bir imajla birleşerek metaforik saha genişler. Dolayısıyla kültürün izlerini taşıyan “sıradan” bir düşünce,  “alışılmış” bir dille dönüştürülmüştür. Çalışmada, kavramsal olanın imgesel olanda yer alma biçimi irdelenmiş, şiirin metaforik yapısı “bilişsel teori” bağlamında değerlendirilmiştir. Böylece metaforun gizli ve kapsayıcı yönleri noktasında birtakım çıkarımlar elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sürdürülebilir Yerel Ekonomik Kalkınmada Kent Konseylerinin Rolü: Şanlıurfa Uygulaması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62487</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62487</guid>
      <author>Filiz KUTLUAY TUTARErdinç TUTAR ,Yasin SEVER </author>
      <description>Bu çalışmada, sürdürülebilir yerel kalkınmanın yeni yerel aktörlerinden biri olan kent konseylerinin üstlendiği vizyon, misyon ve strateji vurgulanmış olup, özelde kente sahip çıkmada kollektif bir ruh inşası olan; Şanlıurfa Kent Konseyinin çalışmaları ve kente olan katkısı analiz edilmiştir. 30 Kasım 2017 tarihinde yapılan toplantıda iki öncelikli hedef belirlenmiş olup, bunlar şehir ve şehirde yaşayan insanlarla ilgili hususların savunuculuğunu yapmak ve arzulanan bir şehir olmak için çalışmalar yapmaktır. Bu bağlamda Şanlıurfa Kent Konseyinin sürdürülebilir yerel kalkınma açısından güçlü yönleri, dezavantajlı gruplara yönelik projelerin varlığı, belediye ve diğer kamu kurum ve kuruluşların desteği, halkın şehrin sorunlarına duyarlı olması, üyelerin yapılan çalışmalara aktif katılım göstermesi iken, alınan kararların tavsiye niteliğinden olmasından dolayı yaptırım gücünün olmaması ve konseyin kendisine ait bir bütçesinin olmaması zayıf yönleri olarak tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kelime Tekrar Tekniğinin İlkokul 3. Sınıf öğrenicilerinin Okuma Güçlüklerini Gidermeye Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62494</guid>
      <author>Muamber YILMAZ </author>
      <description>Bu araştırma ilkokul 3. Sınıf öğrencilerinin okuma güçlüklerini gidermede kelime tekrar tekniğinin etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kahramanmaraş’ın Dulkadiroğlu ilçesinde bir ilkokulda 3. Sınıf öğrencilerinden seçilen 3 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Seçilen öğrenciler okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerdir. Bu öğrencilerin okumaya engel olacak herhangi bir fiziksel ve zihinsel sorunu bulunmamaktadır. Bu öğrencilerin okuma seviyelerini belirlemek için 3. Sınıf Türkçe ders kitabından daha önce okumadıkları bir okuma metni okutulmuştur. Öğrencilerin okumaları ses kayıt cihazıyla kaydedilmiştir. Öğrencilerin okuma seviyeleri hata analizi envanterine göre hesaplanmıştır. Ayrıca öğrencilere 3 adet basit, 3 adet te derinlemesine olmak üzere toplam 6 adet okuduğunu anlama sorusu sorulmuştur. Yapılan ön değerlendirme sonucunda 3 öğrencinin de okuma seviyesinin endişe düzeyinde olduğu, çok sayıda sesli okuma hatası yaptıkları ve okuduğunu anlama oranının çok düşük olduğu tespit edilmiştir. Okuma seviyesi belirlenen bu öğrencilere kelime tekrar tekniği kullanılarak 3 ay bireysel okuma eğitimi verilmiştir. Öğretim 40 dakikalık dersler şeklindedir. Her oturum 2 ders saatini kapsayacak biçimde planlanmıştır. Araştırma 24 oturumda tamamlanmıştır. Öğrencilere araştırma boyunca 24 adet hikâye türü metin okutulmuştur. Kelime tekrar tekniği ile toplam 48 saat bireysel eğitim verilmiştir. Öğrencilere okutulan tüm metinler Talim Terbiye Kurulu Bakanlığınca onaylı 3. Sınıf Türkçe ders kitaplarından seçilmiştir. Her oturumdan sonra metnin bir kopyası ailesiyle birlikte okuması için öğrenciye verilmiştir. Araştırmasının sonucunda 3 öğrencinin de endişe düzeyinde olan okuma seviyesinin serbest düzeye çıktığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağdaş Seramik Alanında İnsan ve Doğa Süreçli Bir İfade: Çiçek Teması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62500</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62500</guid>
      <author>Yeşim ZÜMRÜT</author>
      <description>Hayal kurduğumuz, yeni ve farklı olanı keşfettiğimiz, hani bazen alıp başımızı gittiğimiz ya da gitmeyi hayal ettiğimiz, varoluşumuzu ve geçiciliğimizi hissettiğimiz doğa, bizi keşfetmeye, incelemeye teşvik eden, hayranlık uyandıran bir o kadar da korkutan doğa, resimin, heykelin, seramiğin, mimarinin, müziğin, şiirin vb. pek çok disiplinin de esin kaynağı olmuştur. İnsanoğlu çok sınırsız ve güçlü bulduğu bu güzelliğe hükmetmek, sahip olmak istedikçe içinde kaybolmuş doğanın korkutan yüzüyle tanışmıştır. Karşılıklı bağımlı bir ilişki içerisinde olduğumuz, etki tepki dengesi içerisinde doğaya karşı ya da ona dair yapığımız her hareketin yansımasının kendi gerçeğimiz olması noktasında doğaya farkındalık, onunla uyumlanma, sınırlarına saygı duyma, onu onarma, iyileştirme, ıslah etme temaları çok sayıda akımın, sanatçının ve tasarımcının amacı olmuştur. Doğadaki süreçler, dönüşüm ve zaman algısı; sanat tarihi içerisinde romantik, kavramsal, dekoratif, olarak kimi zamanda provokatif olarak sanatçıların eserlerine konu olmuştur. Sunduğu renk ve biçim skalası ile hissettirdiği sıcaklığı,  yaydığı koku ile tüm duyularımıza hitap eden görsel bir şölene dönüşen doğayı İtalyan ressam Sandro Botticelli “Primavera-İlkbahar” tablosuyla selamlamış, Manet ölüm döşeğindeyken dostlarının ona getirdiği mis kokulu leylakları (Syringa), Dürer ise baharın erkenci çiçekleri olan çuha çiçeklerini (Primula veris) resmetmiştir. Tchaikovsky’nin Fındıkkıran Balesi için bestelediği “Çiçeklerin Valsi”, Jeff Koons’un 60.000 çiçekli bitkiyi kullanarak oluşturduğu “Puppy” adlı dev köpek yavrusu heykeli, Andy Goldsworthy’nin, Richard Long un açık alan düzenlenmeleri,  her biri ilhamını doğadan almıştır. Konu kapsamında doğanın sunduğu bu sonsuz esin kaynakları içerisinden çiçek temasını çağdaş seramik sanatçılarının nasıl ele aldığı, malzemenin plastik dili ve imkanları ile anlatımı nasıl zenginleştirdiği örnek eserler üzerinden incelenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lise Öğrencilerinde Sosyal Dışlanma Ve İnternet  Bağımlılığının Çeşitli Değişkenlerle İncelenmesi </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62583</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62583</guid>
      <author>Belgin BAĞRIAÇIKEzgi DELİCE ,Zeynep Naz ORUÇ ,Adem YÜZGEÇ </author>
      <description>Bu çalışma da lise öğrencilerinin sosyal dışlanma ve internet bağımlılığı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır.  Araştırmanın çalışma grubunu tesadüfi örneklem yoluyla belirlenen Adana ilinde farklı liselerde eğitim gören 488 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.  Veriler Sosyal Dışlanma Ölçeği ve Ergenler İçin İnternet Bağımlılığı Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 25.0 istatistik paket programına aktarılarak analiz edilmiştir. Verilere normallik dağılım testi uygulanmıştır. Normal dağılım gösteren verilerde Frekans Dağılım Testi, Bağımsız Örneklem t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), anlamlı çıkan verilerin etki düzeylerini belirlemek için Cohen d ve Eta kare etki düzeyi belirleme testi yapılmıştır. Çalışma sonucunda lise öğrencilerinde sosyal dışlanma ve internet bağımlılığı ile cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, anne çalışma durumu, Bilsem öğrencisi olma durumu ve pandemi sürecinde internet kullanım durumu arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Diğer yandan okul türü, sınıf düzeyi, babanın çalışma durumu arasından anlamlı farklılık görülmemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okullarda Görev Yapan Öğretmenlerin Örgütsel Güven Algılarının İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62716</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62716</guid>
      <author>Muhsin ÇINARSerkan İBİŞ  ,Murat ERDOĞDU  </author>
      <description>Bu araştırmada Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel güven algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde yürütülen çalışmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Konya ili Merkez Selçuklu ilçesinde görev yapan 232 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Yılmaz (2006) tarafından geliştirilen ‘‘Örgütsel Güven Ölçeği’’ kullanılmıştır. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler, t-testi ve ANOVA testleri kullanılmış, yorumlanmasında ise .05 anlamlılık düzeyi dikkate alınmıştır. Bulgulara göre; katılımcıların demografik değişkenlerinden cinsiyet, şu anki kurumlarındaki çalışma süresi, eğitim durumu değişkenlerine göre örgütsel güven ve tüm alt boyutlarında anlamlı farklılığa rastlanmamışken; 1-3 yıl mesleki kıdeme sahip katılımcıların puanları, meslektaşlarına güven alt boyutunda, diğer tüm gruplardan anlamlı olarak düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kurum değişikliği düşünmeyenlerin puanları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuş, mesleki kıdem ile şu anki kurumda çalışma puanlarına göre pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bulunduğu okulda çalışma yılı artan öğretmenlerin mesleki kıdemlerinin artmasına bağlı olarak örgüte güven puanı yükseldiği görülmüştür</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kariyer Psikolojik Danışmanlığı Alanında Üniversite Öğrencilerine Yönelik Yürütülen Deneysel Çalışmaların İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62739</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62739</guid>
      <author>İsmail BEÇEKErdoğan BOZKURT </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerine yönelik kariyer psikolojik danışmanlığı alanında 2003-2021 yılları arasında Türkiye’de yapılmış deneysel desendeki çalışmaların incelenmesidir.  Bu çalışma özellikle Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanında yapılan deneysel çalışmaların eğilimini ve gelişimini ortaya koyması bakımından önemli görülmektedir. Çalışma kapsamında 8 doktora tezi, 2 yüksek lisans tezi ve 8 makale olmak üzere toplam 18 çalışma ele alınmıştır. Çalışmada incelenen lisansüstü tezlere ulaşmak için “Ulusal Tez Merkezi” veri tabanından; makalelere ulaşmak için ise “Google Scholar” arama motorundan faydalanılmıştır.  Çalışmalar, kuramsal temeli, konu alanı/bağımlı değişkeni, yayın türü, deney grubundaki katılımcı sayısı, oturum sayısı, oturum süresi, grup türü ve yayın yılı özelliklerine göre değerlendirilmiştir. Doküman incelemesi yöntemiyle ulaşılan veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Verilere ilişkin frekans/sıklık ve yüzdelik değerlerini içeren tablolar oluşturulmuş ve bu tablolara ilişkin açıklama ve yorumlarda bulunulmuştur. Çalışmanın bulguları incelendiğinde, çalışmalarda kariyer yapılandırma kuramı ve sosyal bilişsel kariyer kuramından daha çok faydalanıldığı; en fazla kariyer uyumu bağımlı değişkeninin ele alındığı; doktora tezi ve makale türünde daha fazla çalışmanın yer aldığı; deney gruplarında çoğunlukla 16 katılımcıya yer verildiği; araştırmacıların oturum sürelerini ve sayılarını ağırlıklı olarak 8 oturum ve 90 dakika olarak planladığı; planlanan programların en fazla psikoeğitim türünde gruplardan oluştuğu ve 2020 yılında bu konuya ilişkin daha fazla çalışma yürütüldüğü sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Jan Van Eyck, Diego Velazquez Ve Eduoard Manet’nin Eserlerinde Ayna Kullanımına Dair Bir İnceleme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62758</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62758</guid>
      <author>Okan BOYDAŞGülin YILDIRIM </author>
      <description>Sanat tarihine bakıldığında resim sanatında ayna kavramımın hem metaforik olarak hem de görsel bir anlatım biçimi olarak kullanıldığı görülmektedir.  Bu kavramın, sanatçıların atölyelerinde kullandıkları bir nesne olmakla beraber, eserlerinde yer verdikleri bir detay haline geldiği görülmektedir. Sanatçıların resim içerisinde resim oluşturarak yüzey üzerindeki görüntüyü farklı ve üzerine düşünülür kılmak için bir detay olarak kullandıkları aynalar, görüntüyü bozmadan yansıtmayı sağlayan cilalı yüzeylerdir. İlk aynaların metal yüzeylerin parlatılması sonucu elde edildiği görülmektedir. Daha sonra ise günümüzde kullanılan şekli ile cam levhaların bir yüzeyinin cıva ile kaplanarak oluşturulduğu aynalar geliştirilmiştir.&#13;
Bu bağlamda hazırlanan bu çalışmanın temel konusu olan ayna kavramı, Jan Van Eyck, Diego Velazquez, Eduoard Manet’nin eserlerinde incelenerek, ayna kavramının resim sanatında kullanımına dair örneklendirmelere yer verilecektir.&#13;
Çalışma; bilimsel araştırma yöntemlerinden olan nitel araştırma yöntemiyle bağlantılı olarak, literatür taraması ve göstergebilim metoduyla oluşturulmuştur. Literatür taramasında konu ile ilgili kitap ve makaleler incelenerek ilgili alanlardan yararlanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>20. Yüzyıl Başlarında Amasya Sancağında Tarım ve Hayvancılık Sektöründeki Üretim ve Fiyatlar</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62770</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62770</guid>
      <author>Sabit GENÇ</author>
      <description>Amasya tarihi süreç içerisinde farklı siyasi teşekküllere siyasi ve dini anlamda uzun yıllar merkezlik yapmış, Osmanlılar döneminde de ilk zapt edildiği yıllarda eyalet, sonraki dönemlerde şehzadelerin de eğitim gördüğü bir sancak merkezi olarak statüsünü sürdürmüştür. Tarihi önemi ve coğrafi konumu nedeniyle yerel tarih çalışmalarında ilgi çekmiş farklı yönleriyle çok sayıda çalışmaya konu olmuştur. Ancak Amasya sancağının 20. yüzyıl başlarında Osmanlıdan Cumhuriyete geçiş sürecinin hemen öncesindeki ekonomik durumu, tarım ve hayvancılık sektöründeki üretim potansiyeli ve ürün fiyatları konusunda şimdiye kadar ayrıntılı bir çalışma yapılmamıştır. Bu eksikliğin giderilmesi adına bu çalışmada 20. yüzyıl başlarında Amasya sancağı özelinde tarım ve hayvancılık sektöründe üretim ve fiyatlar ele alınacaktır. Çalışma ile önce 20. yüzyıl başlarında Amasya sancağında tarım ve hayvancılık sektöründe üretim ve fiyatlar, üretimi artırmak amacıyla yapılan girişimlerin incelenmesi, Amasya sancağı örneğinden hareketle de imparatorluk taşrasında tarım ve hayvancılık sektöründeki üretim ve fiyatlar, üretim artışı için yapılan girişimler ile ilgili genel bir fikir verilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada sancağın mezkûr sektörlerdeki üretim ve fiyatları karşılaştırmaya dayalı olarak analitik metotla ele alınmıştır. Çalışmada ağırlıklı olarak Ticaret ve Ziraat Nezâreti tarafından yayınlanan Memalik-i Osmaniye’nin 1329 Senesine Mahsus Ziraat İstatistiği  -MOZİ-, sancağa bağlı kazalara ait temettuat defterleri ve Şer‛iyye sicilleri yanında araştırma eserlerden yararlanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1980’li Yıllarda Türkiye’nin Demografik Yapısında Öne Çıkan Bazı Özellikler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62815</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62815</guid>
      <author>Ensar YILMAZ</author>
      <description>Türkiye’de birçok değişimin görülmeye başlandığı 1980’li yıllar, askeri müdahalenin ardından siyaseten yeni anayasanın ve yasaların hayata geçirildiği ve ekonomi politikalarının değişime uğradığı yıllar olmuştur. Bu yıllarda ülkenin nüfus politikalarına ilişkin bakış açısı da değişikliğe uğramıştır. Nüfusun sayısal çokluğu kentler için güç kaynağı olarak görülmekten çıkmıştır. Ülkemizdeki hızlı nüfus artışının sebep olduğu yapısal sorunlar nedeniyle doğurganlık hızını düşürecek önlemleri hukuki çerçeveye oturtmaya ve doğurganlığın yüksek olduğu yoksul çevrelerde doğum kontrolünü teşvik etmeye yönelik politikalar benimsenmiştir. Türkiye’de 1980’e değin gerileme kaydeden doğurganlık hızının, bu tarih itibariyle yavaşladığı görülmüştür. Doğurganlık hızında bölgesel farklılıkların öne çıktığı Türkiye’de, batıdan doğuya gidildikçe doğurganlığın arttığı, güneydoğu illerinde ise yüksek seviyelerde olduğu tespit edilmiştir. Ülkede doğurganlığı etkileyen faktörler; sanayileşme, işgücüne katılım, eğitim, gelir düzeyi, nüfus politikaları, kentleşme, işsizlik ve içgöç gibi olgulardır. Türkiye’nin 1980 sonrası yaşadığı kentleşme serüveni, demografik yapısında da ciddi dönüşümlere sahne olmuştur. Bu dönüşümler arasında belli başlıları; doğurganlık ve bebek ölüm oranlarının gerilemesi, geleneksel geniş ailenin yerini çekirdek aileye bırakması ve anne olma yaşının yükselmesinin yanı sıra, okullaşma oranlarının yükselmesi ve kadınların iş sektörüne katılımının artmasıdır. 1980’li yılları birtakım alt dönemler halinde incelendiğinde, Türkiye’deki kent nüfusunun bilhassa 1980-1985 devresinde çok daha büyük bir hızla artış kaydettiği saptanmıştır. Bu dönemde, hem Cumhuriyet tarihi en yüksek kentsel nüfus artışı gözlemlenmiş, hem de kentlerdeki nüfus oranı kırsal kesimdeki nüfus oranını ilk kez geçmiştir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Öğretim Hizmetlerinde Tükemişlik Konulu Doktora Tezlerinin Sistematik Yaklaşımla Derlenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62834</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62834</guid>
      <author>Numan Kara SOLMAZ</author>
      <description>Tükenmişlik; kişinin olumsuz yaşantıları sonucu ortaya çıkan psikolojik olarak tükenme, duyarsız davranışlarda artış, kişinin kendini başarısız hissetmesi gibi davranışlarla kendini gösteren, sıklıkla karşılaştığımız konulardan biridir. Eğitim öğretim hizmetlerinde de tükenmişlik kavramı kişisel ve örgütsel açısıyla karşımıza çıkmaktadır. Eğitim ve öğretime dahil olan kişiler üzerinde yapılan tükenmişlik araştırmaları artarak devam etmektedir.&#13;
Bu çalışmada; Türkiye’de eğitim öğretim hizmetlerinde tükenmişlik konulu doktora tezlerinin sistematik bir yaklaşım ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında YÖK-TEZ’de yer alan nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı doktora tezleri dahil edilmiştir. Yapılan araştırma neticesinde; 22 doktora tezinin yapıldığı, 19’unda nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı, 3’ünde ise nitel araştırma yöntemlerinin uyarlandığı görülmüştür. Bu tezlerdeki örneklemin çoğunlukla; öğretmenler, öğrenciler ve akademisyenlerin olduğu belirlenmiştir. Gelecekte eğitim öğretim hizmetlerinde tükenmişlik konulu araştırmalarda, yazılacak tezlerde örneklemin genişletilip, farklı boyutları ile ele alınması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Öğrencilerinin Toplumsal Değer Algılarının Yaşlılara Yönelik Tutumlarına Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62953</guid>
      <author>Kübra ARSLANHande ŞAHİN </author>
      <description>Yaşlılık; bireylerde önlenmesi mümkün olmayan fiziksel değişimlerin ve kayıpların görüldüğü, sosyo-ekonomik, çevresel, sağlık, eğitim gibi faktörleri de içeren geniş bir kavramdır. Yaşlı bireylerin yaşamlarını etkileyen faktörlerin yalnızca kronolojik yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkmadığı, aynı zamanda toplum yaşamındaki değişmelerin de yaşlı bireylerin yaşamlarını biçimlendirdiği açıktır. Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin toplumsal değer algılarının yaşlılara yönelik tutumlarına etkisi incelenmiştir. Nicel desende tarama modellerinden biri olan ilişkisel tarama türünde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırıkkale il merkezinde bulunan rastgele örnekleme yoluyla seçilen bir devlet ve bir özel okula devam eden ve araştırmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 287 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; ‘Kişisel Bilgi Formu’, ‘Yaşlılığa İlişkin Düşünceler Formu’ ve ‘Toplumsal Değerleri Algılama Ölçeği’nden yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi bilgisayarda Statistical Pachage For Social Science (SPSS) 24.0 paket programında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde; sayı, yüzde, ortalama, ikili gruplar için t testi, ikiden daha fazla grup için ise ANOVA testi kullanılmıştır. Örneklem grubunu oluşturan 287 öğrencinin yarısının kızlardan, %49.5’inin ise erkeklerden oluştuğu belirlenmiştir. Öğrenciler arasında yaşlılara evinde bakılması gerektiğini belirtenler önde gelmektedir. Araştırma sonucunda; öğrencilerin toplumsal değer algılarının yüksek oranda olduğu, toplumsal değerleri algılamaları ile yaşları ve yaşlılarla görüşme sıklığı arasında anlamlı bir fark bulunduğu belirlenmiştir. Öğrenciler arasında ‘Kendine bakamayacak kişilere yaşlı denir’, ‘Yaşlılar çok konuşur’ ve ‘Yaşlılar her şeye karışır’ ifadelerine katılmayanlar yüksek orandadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tıbbi Tanıtım ve Pazarlamada Omni-Channel Yaklaşımı ve Uygulamaları</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62973</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62973</guid>
      <author>Deniz KOYUNCUOĞLU </author>
      <description>Çeşitli pazarlama kanallarının etkileşimi, satış stratejisinin başarısının merkezinde yer almaktadır. Tıbbi tanıtım ve pazarlamada saha satışları ve dijital kanallar, her zaman hedef kitlenin ihtiyaçlarına odaklanacak şekilde birbiriyle bağlantılı olmalıdır. Amaç, pazarlama faaliyetlerinin sağlık profesyonellerinin karar verme sürecinde en iyi şekilde desteklendiğini hissedecek şekilde birbirine bağlanmasıdır. Bu çalışmada, tıbbi tanıtım ve pazarlamada pazarlama kanalları nelerdir? Çok kanallı tıbbi tanıtım ve pazarlama stratejileri nelerdir? Multi-channel ve omni-channel pazarlama yaklaşımlarının arasındaki fark nedir? Omni-channel pazarlama yaklaşımı sağlık sektörü için ne gibi faydalar sağlamaktadır? Veriye dayalı omni-channel pazarlamasının işlevi ve avantajları nelerdir? Omni-channel yaklaşımını başarılı şekilde uygulayabilmek için hangi hususlara dikkat edilmelidir? gibi sorulara cevaplar verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca omni-channel ile ilgili uygulamadaki zorluklara işaret ederek bazı önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim Çağında Sosyal ve Duygusal Öğrenme Becerilerinin Gelişiminde Okulların Rolü</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63018</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63018</guid>
      <author>Merve GÜREKBuşra KIRAN AKÇA  </author>
      <description>In the 21st century, which is characterized as the age of development and change, social and emotional learning skills (SELS) come to the fore. SELS can be discussed under the headings of self-awareness, self-control, social awareness, responsible decision making, and relationship skills. Although these titles are encountered with different names, the common goal is to raise individuals who are aware of their own feelings and responsibilities, and who can maintain healthy relationships with their environment. These skills also seek answers to questions such as the reason for conflicts behind relationships, why some students show more procrastination behavior than others. The purpose of societies is to raise productive and beneficial generations. Learning these skills in social environments such as home and school increases the role of schools in the primary school age when attention is directed to a social environment outside the home. In this context, social and emotional learning (SEL) programs are organized in schools. SEL is the learning process in which adaptive behaviors and social skills for social relations are developed in children. In this review, in order to raise awareness in educational institutions, the relationship between SEL and some concepts including the learning process in schools has been focused. For this purpose, the relationship between social and emotional learning skills of primary school children and variables such as peer and teacher relationships, and academic success was investigated. In this article, the conceptual framework has been discussed and the important findings of studies on similar issues have been used. Compared to the international literature, it has been seen that the resources related to the subject in our country are insufficient. These skills should be considered as a continuous process, not as a goal to be achieved in schools.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Spor Yapan Ve Yapmayan Lise Öğrencilerinin Benlik Saygısı Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63028</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63028</guid>
      <author>Mehmet YILDIRIMGülşah SEDEF </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı; spor yapan ve yapmayan lise öğrencilerin benlik saygısı düzeylerini incelemektir. Araştırmanın evrenini ;2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yozgat ilinde liselerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yozgat ilinde öğrenim gören lise öğrencilerinden mail yoluyla gönderilen online anket çalışmasına gönüllü olarak katılım gösteren 231 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada tarama (survey) yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik özelliklerine ilişkin bilgiler ‘’kişisel bilgi formu’’ ile elde edilmiştir.  Öğrencilerin benlik saygısı düzeyleri ‘benlik saygısı ölçeği’’ ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler istatistiki işlemler için SPSS 20.0 yazılım programına aktarılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde frekans analizi, yüzde analizi, aritmetik ortalama, t testi, Anova analizleri ve post hoc testleri kullanılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda; cinsiyet ve spor yapma durumu değişkenlerine göre benlik saygısı ölçeği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar bulunmuştur (p&lt;0.05). Sınıf, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve gelir düzeyi değişkenlerine göre ise benlik saygısı ölçeği alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklar tespit edilmemiştir (p&gt;0.05).</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fransız Devrimi Sonrası Fransa’da Siyasal Rejim Değişimleri Ve Meşruiyet Algısının Dönüşümü</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63040</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63040</guid>
      <author>Ayman KARA</author>
      <description>&lt;span data-contrast="auto"&gt;Fransız Devrimi’ne kadar Fransa’da monarşi, din ve feodalite üçgeninde oluşan bir meşruiyet algısı bulunmaktaydı. Ancak Fransız Devrimi bu algıyı farklı bir noktaya taşımış, bu meşruiyet ögelerini ortadan kaldırmış ya da köklü bir şekilde değiştirmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span data-ccp-props="{"&gt; &lt;/span&gt;&#13;
&lt;span data-contrast="auto"&gt;Meşruiyet algısının değişimiyle siyasal rejimler de değişmiş, Fransız Devrimi’ne kadar mutlak monarşi rejimiyle yönetilen Fransa’da meşruti monarşi, iki defa imparatorluk, monarşinin restorasyonu ve beş defa cumhuriyet rejimi kurulmuştur. Bu siyasal rejim denemeleri pek çok defa darbeler ve devrimler getirmiş, Fransa’nın siyasal hayatı çoğunlukla istikrarsız bir çizgi izlemiştir. Her bir siyasal rejimin anlayışı ve değerleri farklı olmuş, bu da siyasal meşruiyet ölçütlerinin her kurulan rejimde değişmesini beraberinde getirmiştir. Bu bakımdan Fransa’da siyasal meşruiyet ölçütleri Fransız Devrimi öncesinde ve sonrasında keskin bir değişim geçirmesine rağmen, imparatorluk ve monarşinin restorasyonu dönemlerinde eski ve yeni siyasal meşruiyet kriterleri bir arada var olmuştur. Cumhuriyet dönemlerinde ise eski meşruiyet sembolleri olan monarşi, din ve feodalite ortadan kaldırılmaya, yeni meşruiyet kriterleri yerleştirilmeye çalışılmıştır. Pek çok siyasal rejim denemesi geçiren Fransa’da üçüncü cumhuriyet dönemi ile birlikte cumhuriyet rejimi yerleşmiş, eski meşruiyet kriterlerinin önemi kaybolmuştur. &lt;/span&gt;&lt;span data-ccp-props="{"&gt; &lt;/span&gt;&#13;
&lt;span data-contrast="auto"&gt;Bu çalışmada, ilk olarak Fransız Devrimi öncesinde var olan meşruiyet kriterleri incelenecek, Fransız Devrimi ile bu kriterlerde meydana gelen değişimler ve oluşan yeni meşruiyet kriterleri ele alınacaktır. Devrim sonrası Fransa’da meydana gelen siyasal rejim değişimleri incelenerek meşruiyet algısının her siyasal rejim ile birlikte nasıl bir dönüşüm geçirdiği, eski ve yeni meşruiyet kriterlerine göre siyasal rejimlerin hangi konumda bulundukları araştırılacaktır.&lt;/span&gt;&lt;span data-ccp-props="{"&gt; &lt;/span&gt;&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemisi Sürecindeki Eğitimcilerin Dijital Bağımlılık ve Fiziksel Aktivite Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63084</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63084</guid>
      <author>Yakup Sinan AKYOLHüdaverdi MAMAK </author>
      <description>Yapılan çalışmanın amacı, covid-19 pandemisi sürecindeki eğitimcilerin dijital bağımlılığı ve fiziksel aktivite(FA) düzeylerinin ne olduğu ile bu parametrelerin bazı değişkenlere göre değişiminin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya Adana ilinde, ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında farklı branşlarda görev yapan toplam 786 kişiden oluşan öğretmen ve yönetici (erkek= 392, kadın=394) katılmıştır. Çalışmaya katılan eğitimcilerin sosyo-demografik özellikleri bilgi formu ile fiziksel aktivite düzeyleri ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ile ve dijital bağımlılık seviyeleri ise Dijital Bağımlılık Ölçeği ile tespit edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, Spearman Korelasyon, Mann-Whitney U, Kruskal Wallis H- testi kullanılmıştır. Eğitimcilerin dijital bağımlılık düzeyleri ile fiziksel aktivite düzeyleri arasında anlamlı olmayan, oldukça düşük pozitif ve negatif ilişkiler gözlenmiştir. Dijital bağımlılık ölçeğinde; ölçeğin geneli ve alt boyutları ile FAS (Fiziksel Aktivite Seviyesi) için cinsiyet, medeni durum, görev yapılan eğitim öğretim kademesi ve eğitim kurumunun konumu değişkenlerine göre bazı anlamlı farklılıklar gözlenmiştir.  Sonuç olarak, eğitimcilerin fiziksel aktivite seviyelerinin artmasının dijital bağımlılığı azaltacağı söylenebilir. Serbest zamanların, eğitimcilerin kendileri ve yetkililer tarafından fiziksel aktivite yapacak şekilde planlanması önerisinde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Morfolojik dengesi kavramı ve pratik birim yaklaşımıyla karşılaştırılması, مفهوم الميزان الصرفي ومقارنته بمنهج الوحدة العملية</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62506</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62506</guid>
      <author>Abdulrahman KASEMMOHAMAD</author>
      <description>Bu araştırma, geçmişte dilbilimciler tarafından icat edilen morfolojik denge kavramına ışık tutmakta ve ilk özelliklerini, kelime permütasyonları fikri, gerçekleştirmeyi seçtikleri harfler, bu harfleri seçme sebepleri, orijinal harfleri aşan şeylere atadıkları harfler ve orijinal harflerden değiştirilen harflerin ağırlığındaki doktrinleri ve morfolojik ölçeğin değerini ve farklı morfolojik yapıları, onu yöneten yasaları, onu yöneten yasaları incelemedeki önemini vurgular. morfolojik ölçek modelinin geldiği üç tip, yaptığı en belirgin işlemler ve özel nedenlerle ondan sapan yasa, minyatürleştirme yasası, bu anomalinin amacı ve etimolojik doğasıyla ne kadar uyumlu olduğu Bu, dil yapısındaki morfolojik ve dilbilgisel öğeleri ayırt etmede yüksek bir verimlilikten gelir ve fonolojik değişiklikler ile morfolojik değişiklikler arasında yüksek doğrulukla farklılaşır ve karşı tarafta modern Batı pratik kavramını vurgular. bütünlük kavramını ve ait olduğu bilimsel dil alanını, dilin hizmetinde yaptığı en önemli işlemleri ve nasıl anormalliklere sahip olmadığını açıklığa kavuşturur; İçinde cereyan eden her işlem bir kural olarak kabul edildiğinden ve türetenlerin onu tercih etmelerinin nedeni de bu olduğundan, Arapça morfolojide ne zaman ve nerede kullanılabileceğine açıklık getirilerek, iki kavram arasında kendi açılarından bir karşılaştırma yapılmıştır. yakınsama ve farklılıklar, hangisinin Arap dilinin kelimelerini incelemede uygulama için daha uygun olduğu ve soyutlamada bu tür yasalara aşina olmayan Batı zihniyetinin morfolojik denge yasasında ortaya çıkan zorluk.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


