






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2022 Sayı 59</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2114</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>The Relationship Of Exile And The Other In Fyodor Dostoevsky's Notes From A Dead House</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62177</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62177</guid>
      <author>Zehra GÜVEN KILIÇARSLAN</author>
      <description>Otobiyografik bir yapıt olan &lt;em&gt;Ölüler Evinden Notlar&lt;/em&gt;, Rus edebiyatının en önemli isimlerinden Fyodor Mihayilovic Dostoyevski'nin hayatından kesitler sunarak kimlik krizine ışık tutmaktadır. Fyodor Dostoyevski'nin yaşadığı sürgün, 'öteki' olarak ait olmama sorununun yol açtığı bir kültürel kimlik krizidir. Kültürel bellekteki belirsizlik ve yabancılaşma duygusunu derinleştiren bu öteki olma durumu ve devamındaki kimlik krizi, Dostoyevski'yi yarı otobiyografik eseri &lt;em&gt;Ölüler Evinden Notlar&lt;/em&gt; 'ı yazmaya sevk etmiştir. Dostoyevski, eserinde, dönemin koşulları nedeniyle yaşadığı yerinden edilmenin etkisiyle uyandırdığı kimlik krizini ve aidiyet/ait olmama duygusunu başarılı bir şekilde sunmuştur. Dostoyevski’nin yaşadığı sürgün hayatının ve kimlik sorununun, yazarın kişilik ve eseri üzerinde bir etkisi olup olmadığını, eğer varsa; ne tür bir etkisi olduğunu tespit etmek bu çalışmanın asıl amacıdır. Yazarın sürgün sonucunda deneyimlediği kimlik problemi ve bu soruna karşı bakış açısı eserden doğrudan alıntılarla incelenecektir. Kişisel hayatında sürgün deneyimi yaşayan Fyodor Dostoyevski'nin romanda kendi hayatından esinlenerek edebi karakterlerini şekillendirdiğini tespit etmek mümkün olacaktır. Bu tespiti desteklemek için çalışmada psikanalitik edebiyat eleştirisi yönteminden yararlanılacaktır. Fyodor Mihayiloviç Dostoyevski’nin gerçek hayattaki deneyimlerine dayanarak kaleme aldığı bu romanda, sürgün temasının yanı sıra, Çarlık Rusya’sına yönelik bir eleştiri de yer almaktadır. Bu eleştirinin ışığında, özgürlük teması analiz edilerek evden uzaklaşma travmasının kişiyi ne derece yalnızlaştırarak toplumdan uzaklaştırdığı ve topluma yabancılaştırdığı ve nihayetinde “öteki”ni yarattığı gözlemlenecektir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Konutlarda Çocuk Odası Dekorasyonunun ve İç Mekan Tasarım Tercihlerinin İncelenmesi Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62168</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62168</guid>
      <author>Tuğba ANDAÇ GÜZEL</author>
      <description>Çocuk odası dekorasyonun iç mekan tasarımında yeri ve önemi büyüktür. Ebeveynler, mekan kullanıcısı olan çocuklarının gelişim, ihtiyaç ve isteklerini doğru analiz edip, onların gelişimlerine uygun çocuk odası dekorasyonu oluşturmalı ve onların birey olma yolundaki sürecini desteklemelidir. Bu noktada doğru mobilya, mefruşat ve aksesuar seçimi ile duvar, tavan ve zemin dekorasyonun yeri ve önemli büyüktür. Bu çalışma Türkiye’nin Kayseri şehrinde yaşanan 05-12 yaş arası çocuklara sahip ebeveynlerin, çocukları için seçtikleri iç mekan tasarımını ve ideal çocuk odası dekorasyonuna karşı olan bakış açılarını, tercih ve tutumlarını analiz etmiştir. Çalışma yüz yüze anketler aracılığı ile yürütülmüştür. Elde edilen sonuçlar tanımlayıcı istatistik yöntemleri analiz edilerek, tablo ve grafikler aracılığı ile sunulmuştur. Sonuçlara göre Kayseri özelinde ebeveynler, yeni bir çocuk sahibi olmadıkça veya odadaki eşyalar eskimedikçe çocuk odası mobilyası satın almayan bireylerdir. Bu bireyler, satın alma kararı verirken internet ve sosyal medyayı kullanma ve tanınmış markaları tercih etme eğilimindedirler. Bu bireyler için bir ürünün kalitesi, kullanışlılık ile garanti ve servis koşulları, o ürünü tercih etmede en önemli unsurlardır. Aynı zamanda bu bireyler için doğru çocuk odası donatısı malzeme kalitesi, estetik görünüm, fiyat ve işlevsellik açısından kullanıcıyı memnun edebilen donatı olarak algılanmaktadır. Çalışmanın sonucuna göre ebeveynler acısından dekorasyonda, çocukların gelişimi için işlev ve kullanışlılık ön planda iken, donatılarda kalite ön plandadır. Göreceli bir olgu olan estetik özellikler konusunda ise ebeveynler, stil ve renk tercihlerini daha yalın olan modern stilden ve cinsiyetsiz renklerden yana kullanmaktadır ve çocuk ruhuna uygun olan canlı renklerden uzak bir duruş sergilemektedirler. Bu durum, genel çerçevede hızlı bir gelişim dönemi olan çocukluk dönemi için eşyaları maksimum 10 yıla kadar kullanma niyeti içerisinde olan %73.1’lik ebeveyn grubunun, aile bütçelerini göz önünde bulundurduğu, temkinli bir kullanıcı tavrı şeklinde yorumlanabilir</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yönetim Düzeyinde Bilgi Teknolojisi Yönetişimi İle Firma Performansı Arasındaki İlişkide Yeniliğin Aracılık Rolü: Teorik Bir Yaklaşım</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62245</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62245</guid>
      <author>Tolga ULUSOYMohammed SAEED ,Nergis Feride KAPLAN DÖNMEZ </author>
      <description>Günümüzde bilgi teknolojisi (BT) tüm organizasyonlarda mevcuttur. Teknolojinin gerek mobil gerekse masa başı olsun yaygın kullanımı, bilgi teknolojilerine ve tabii olarak yönetimine olan ilgiyi günden güne arttırdı. Bu, BT Yönetişimi ‘ne (ITG) özel bir şekilde odaklanmayı gerektirmektedir. İşi BT üretmek olmayan, sektör olarak bilişime en uzak nokta yer alan firmaların dahi bilişim teknolojilerine bağımlı olduğu bir çağda yaşanılmaktadır. Ekili yönetişime sahip kuruluşların, bir dizi bilgi teknolojileri yönetişimi mekanizmasını aktif olarak benimsediklerini söylemek yanlış olmamaktadır. Ancak, kimi durumlarda bilişim yönetişimi tanımlarında bile tutarsızlıklar mevcuttur. Böylesi durumlarda halen yönetişim mi-yönetim mi ayrımına gidilmekte bile zorlanılan,  yalnızca pratikte uygulama alanı bulabilecek iyi uygulama örnekleri ile anket bazlı soru cevap ve istatistiki verilerle donatılmış araştırmaların varlığı doludizgin gitmektedir. Teorik çerçeveye de kavramsal yenilikler getiren, varolan karışıklıkların yeniden masaya yatırılmasına olanak sağlayan, yönetişimin aracılık yönüne farklı bakış açıları getiren teorik çalışmalara da ihtiyaç vardır. Öncelikli olarak en karmaşık organizasyon yapılarında dahi görev-amaç-sınır tanımlamalarının yapılmasının gerekliliği ortadadır. Bu çalışma; yönetim/yönetişim ayrımına giderek teorik anlamda organizasyon yapısının araştırmasını yapmaktadır. Ayrıca yenilikçi yaklaşımla yönetişim/yönetim ve firma performansı açısından değerlendirmelerde bulunulan çalışmada yönetim ve yönetişim temel alınarak organizasyon yapısı için bir model önerisi yapılmaktadır. Böylece yapısal olarak bir açığın çok küçük bir kısmını gidermeye çalışacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Endüstriyel Pazarlarda Yeniliklerin Benimsenme Ve Yayılma Süreci</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62251</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62251</guid>
      <author>Esra Ciğerci</author>
      <description>Günümüzde örgütlerin performansı bir bütün olarak tedarik zinciri yönetimi performansına bağlı olmaktadır. Tedarikçi-alıcı ilişkilerinin koordineli bir şekilde yürümesi ve hızla değişen pazar koşullarına uyum sağlaması son derece önemlidir.  Örgütlerin, pazar ve müşteri ihtiyaçlarını önceden tahmin edebilmesi, hedef müşteri kitlesinin bugünkü siparişleri ve talepleri yanında, gelecekteki müşteri beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılayacak stratejilerin de geliştirilmesi ile sürdürülebilir bir rekabet avantajından söz etmek mümkün olabilir. Ancak günümüzün rekabet yoğun ve dinamik pazarlarında bunu gerçekleştirebilmek çok da kolay olmamaktadır.  Başarı ancak;  pazar ve endüstrilerdeki yenilikleri sürekli takip etmek, buna bağlı olarak değişen müşteri beklentilerini belirlemek ve tabiî ki bu değişim ve yenilikleri örgüte uyarlayabilmekle mümkün olacaktır. Bu kapsamda, yeni ürün/hizmet, teknoloji ve tasarımların geliştirilmesi, tanıtımlarının yapılması, pazarlanması ve hatta işletme düzeyinde yönetimi ile sürdürülebilir bir yenilik stratejisinden bahsedilebilmektedir.&#13;
Bu çalışmada, endüstriyel pazarlarda yeniliklerin benimsenme ve yayılma süreci ile bu süreçte karşılaşılan sorunlar ele alınmıştır. Çalışmanın pazarlama ve yönetim süreçlerinde örgütlere yol gösterici bir kaynak olacağı düşünülmektedir.&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1980 -2018 Dönemi Türkiye’de Dolarizasyon(Para İkamesi) Oranı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62306</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62306</guid>
      <author>Utku NALÇAKAN Zeki YILMAZ </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı para ikamesi olgusu hakkında literatürde var olan bilgileri vererek, Türkiye’de son dönemde para ikamesi olgusunu incelemektir. Bu amaç doğrultusunda yöntem olarak literatür taramasından sonra “Zorunlu Karşılığa Tabi Türk Lirası Mevduat ve Döviz Tevdiat Hesaplarının Vadelerine Göre Dağılımı“ verileri incelenmiştir. Para ikamesi özellikle 2001 krizinde Türkiye ekonomisinde yüksek seviyelere ulaşmıştır. Bu çalışmada incelendiği üzere ekonomide 2018 yılı itibariyle 2001 krizine yakın oranda para ikamesi gerçekleşmiştir. Para İkamesindeki bu artışın sebebi yaşanan enflasyon ile birlikte özellikle son dönemde yüksek seyreden döviz kuru artışları olduğu gözlenmiştir. TCMB Para Politikası Kurulu kararı çerçevesinde alınan Politika Faizi kararları enflasyonla birlikte doğru orantılı bir şekilde yükselmiştir. Politika faizinin enflasyonun üzerine çekilmesinin başlıca nedeni ulusal para birimimiz olan Türk Lirası’nın değerinin korunması amaçlanmıştır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fernald Yönteminin Okuma Güçlüğünü Gidermedeki Önemi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62316</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62316</guid>
      <author>Muamber YILMAZ</author>
      <description>Okuma, ön bilgileri kullanarak duyu organları vasıtasıyla alınan sembollerin, zihinsel bir işlem sonucunda metinlerden anlam kurma sürecidir. Okuma anlamayla sonuçlanmalıdır. Anlamadan yapılan okuma ise sadece seslendirmeden ibarettir. Okuduğunu anlama, bireyin okuduğu metinlerden edindiği yeni bilgileri eski bilgilerle karşılaştırıp yeni bir öğrenmeye ulaşmasıdır. Hayatı boyunca öğrenen insan, öğrenmelerinin çoğunluğunu okuma anlama yoluyla gerçekleştirir. Okuma anlama becerisini iyi kullanan bireylerde öğrenme seviyesi yüksektir. Bu durum bireyin okul başarısına doğrudan etki eder. Dolayısıyla okuma anlama becerisinin etkili kullanımı, bireyin ilköğretimden başlayarak gelecekteki başarısını etkilemektedir. Ancak her bireyin okuma anlama becerilerini kullanma seviyelerinin farklılık gösterdiği ne yazık ki toplumumuz tarafından pek anlaşılamamaktadır. Ülkemizde özellikle ilkokulda okuma güçlüğü yaşayan çok sayıda öğrencinin olduğu tahmin edilmektedir. Okuma güçlüğü, çocuğun okumaya engel teşkil edebilecek herhangi bir fiziksel (işitsel, görsel) ve zekâ yönünden problemi olmamasına rağmen okumayı öğrenmede akranlarından geride olmasıdır. Okuma problemleri öğrenci, öğretmen ve velilerden kaynaklı sorunlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat öğrenciler, öğretmenler ve velilerde bu sorunlarla nasıl başa çıkacaklarını tam olarak bilememektedir. Bu noktada sorunlara çözüm olarak uygulanan farklı yöntem ve teknikler vardır. Bunlardan Fernald Yöntemi okuma güçlüklerini gidermede ve akıcı okuma becerilerini geliştirmede etkilidir. Fernald Yöntemi özellikle disleksili okuyucuların tedavisinde kullanılmaktadır. Bu araştırma Fernald Yönteminin okuma güçlüklerinin gidermedeki önemini ele alan literatür taramasına yönelik bir çalışmadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuk-Medya Etkileşiminde Çizgi Filmlerin Rolü: Medya Okuryazarlığı Çerçevesinde Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62336</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62336</guid>
      <author>Seçil UTMA</author>
      <description>Günümüzde zamanlarının çoğunu internet ve televizyon başında geçiren çocuklar, medya teknolojileri ile içli dışlı bir hayat yaşamaktadır. Ebeveynlerin çocuklarına yönelik sergiledikleri davranışlar, onların medya araçları ile kurdukları ilişkide belirleyici olmaktadır.  İş yaşamlarına daha fazla vakit ayıran ebeveynlerin, çocuklarına ilgi göstermemeleri, onların daha uzun sürelerle televizyon karşısında vakit geçirmesine neden olmaktadır. Ev işlerini yetiştirme telaşında çocuklarını çoğunlukla ‘elektronik bakıcılara’ yani televizyona teslim etmektedir. Televizyon yayınları içinde çizgi filmler; çocukların en fazla izlediği ve etkilendiği programlar arasındadır. Çizgi filmlerde olumlu mesajlar yanında, olumsuz içeriklerle de sıklıkla karşılaşılmaktadır. Medya programlarının içeriklerinde yer alan aldatıcı mesajlar, onların zihinsel ve duygusal gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çocuklar çizgi filmlerin ürettiği eğlenceli, güzel, güçlü kahramanlarla kendilerini özdeşleştirerek, onları model almaktadır.  Söz konusu medya içerikleri aracılığıyla tüketici yaşam tarzı, şiddet kültürü ve olumsuz davranış örnekleri küçük yaştaki çocuklara iletilmektedir. Medya karşısında savunmasız durumda kalan çocukların korunması noktasında medya okuryazarlığı önemli bir beceri olarak ön plana çıkmaktadır. Medya okuryazarlığı sayesinde çocuklar medyada gördüklerini aklın süzgecinden geçirerek eleştirel bir bakış açısı kazanmakta; mesajları çözümleme, değerlendirme ve iletme yeteneği elde etmekte, bilinçli bir medya okuryazarı olmaktadır. Söz konusu çalışma, çocukların çizgi filmler özelinde medya ile kurduğu ilişkinin etkilerini, tüketim alışkanlıkları, şiddet ve saldırganlık bağlamında değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada doküman incelemesi yönetimi kullanılarak, konuyla ile alan yazın taraması yapılmış, elde edilen veriler doğrultusunda önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Hastane Hizmetleri Sektöründeki Firmaların Finansal Performanslarının Covid-19 Dönemiyle Birlikte Oran Analizi Ve Waspas Yöntemi İle Belirlenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62360</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62360</guid>
      <author>Gülsüm BAŞARAN Murat ÖZDEMİR </author>
      <description>Covid-19 salgını, sağlık hizmetlerine olan talebi artırmış, sağlık sektörünün önemine bir kez daha dikkat çekmiştir. Sağlık sektörünün en önemli paydaşlarından birisi de hiç şüphesiz hastanelerdir. Salgın döneminde hastane bakımından yeterli kapasiteye sahip olan ülkeler vatandaşlarına gerekli sağlık hizmetlerini sunabilirken,  kimi bazı ülkelerde ise bu hizmetlerin yetersizliği sonucu fevkalade üzücü hadiseler yaşanmıştır. Dolayısıyla salgın, savaş ve afetler gibi olağanüstü durumlar için iyi bir sağlık sisteminin yanı sıra güçlü finansal yapıya sahip hastanelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hastane hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren firmaların finansal performansının belirlenmesi ve Covid-19 salgınında tam kapanmaların uygulandığı 2020 yılı ile diğer yılların karşılaştırılmasıdır. Çalışmada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan sektördeki firmalara ait 2009-2020 yıllarını kapsayan birleştirilmiş bilanço ve gelir tablolarından elde edilen veriler kullanılmıştır. Bu bağlamda ilk olarak oran analizi, daha sonra çok kriterli karar verme yöntemlerinden WASPAS yöntemi uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda, sektörün likidite oranlarının düşük, özkaynakların yetersiz olduğu görülmüştür. Ayrıca, alacakların tahsili ve stok devir hızının arzulanan düzeyin altında gerçekleştiği, 2011, 2014, 2016 ve 2018 yıllarında net zararın söz konusu olduğu tespit edilmiştir. Performans sıralamasında ilk sırayı 2009 yılı alırken, ikinci sırayı Covid-19 salgınında tam kapanmaların yaşandığı 2020 yılı almıştır. Dolayısıyla Covid-19 salgınının hastane hizmetleri sektörünü finansal açıdan olumlu etkilediği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>3-6 Yaş Arası Çocukların Anksiyete Düzeylerine Göre Duygu Düzenlemelerinin İncelemesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62362</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62362</guid>
      <author>Rojda ÖZDEMİRBinnaz KIRAN </author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400; text-align: justify;"&gt;Duygular, denince bireylerin algılanan güçlüklere ve fırsatlara nasıl cevap verebileceğini etkileyen koordine edilmiş davranışsal, deneyimsel ve fizyolojik tepki eğilimlerini göstermektedir.  Duygu düzenlemesi ise, bireylerin amaçlarına ulaşabilmesi ve sosyal hayata uyum sağlayabilmesi için duygusal uyarımın başlatılması, sürdürülmesi ve yönetilmesidir. Çocukların kendini özgürce ifade edebilmesi ve duygularını düzenleme becerisi kazanmasında başta aile olmak üzere içinde bulunduğu çevrenin önem taşıdığı söylenebilir.  Çocuklar bazı problemler, korku ve kaygılar yaşayabilirler.  Bu çalışmada 3-6 yaş arası çocukların duygu düzenlemesi, ve anksiyete düzeyleri arasındaki etkileşimin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Hatay ili Antakya, Kırıkhan, İskenderun ilçelerinde okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 207 kız, 195 erkek olmak üzere toplam 402 çocuğun ebeveynleri ve öğretmenlerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada kullanılan veri toplama formu; Öğretmen Kişisel Bilgi Formu, Ebeveyn Kişisel Bilgi Formu, Bilgilendirilmiş Onam Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Okul Öncesi Çocuklarda Anksiyete Ölçeği (OÖÇAÖ) olmak üzere toplam 5 bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerinin analizinde çocukların duygu düzenleme becerilerinin kaygı düzeyleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesinde tek yönlü varyans analizinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların; kaygı düzeyi düşük olan çocukların olumsuzluk düzeylerinin diğerlerine göre daha düşük olduğu; duygu düzenlemelerinin ise daha yüksek olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Seyahatnamelerde Çerkeş </title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62374</guid>
      <author>Ferruh TORUK </author>
      <description>17-19.yüzyılda Anadolu’yu da gezen Müslüman ve Avrupalı seyyahların yazdıkları seyahatnameler, hatıra ve günlük tarzında olmakla birlikte, özel bir önem taşımaktadır. Hümanizm ve Rönesans çağının insanları, bilgi ve görüşlerini arttırmak, kendilerini daha iyi yetiştirmek için çoğu zaman belli bölgelere seyahat etmişlerdir. Bu ve benzeri nedenlerle 17. yüzyılda Anadolu’nun çoğu bölgelerini ziyaret eden başta Evliya Çelebi ve Fransız Tavernier ile 19. yüzyılda ise Fransız Cuinet, İngiliz Morier, Alman Mordtmann, Leonhard ve Hunger gibi bu seyyahların bilgin ve hümanist kişiler olduğunu söyleyebiliriz. Yukarıda belirttiğimiz seyyahlar, İstanbul’a da uzanan İpek Yolu güzergâhını izleyerek Anadolu’ya yaptıkları gezilerde başta köy, kasaba ve kentler ile bu yerleşimlerde yaşayan insanların sosyo-kültürel yapısını anlatmaktadır. Bu çalışmada bahsi geçen seyyahların hayatından ve seyahatnamelerinden kısaca bahsedildikten sonra, İstanbul’ dan,  Üsküdar,  Calcoidonia (Kadıköy), Maltepe, Diachidissa (Darıca), Nicomedia (İzmit), Sanbanginch (Sabanca), Gene (Geyve), Tarachi (Taraklı), Gohenuch (Göynük), Dibech (Dibeklitaş), Boly (Bolu), Giagaiol (Yeniçağ), İerarda (Gerede) Camaraly (Hamamlı-İsmet Paşa) ve  Busoli’ni ye (Çerkeş) ve oradan da Caraguire’dan (Atkaracalar) Kurşunlu, Koçhisar (Ilgaz), Totia (Tosya), Cacompazar (Hacıhamza), Ottomagich (Osmancık) Cagionde (Gümüşhacı), Merzuchan (Merzifon), Hiladich (Ladik), Sepetli ve Aieti (Hayati Köyü), Niksar  üzerinden doğuya devam  ettikleri bilinmektedir. Bu yazıda yukarıda belirtilen seyyahların, Çankırı İli Çerkeş ilçesi hakkındaki gözlemlerine yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Haldun Taner’in Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım Eserinde ‘’Vicdani’’ Karakteri Üzerinden Yabancılaşma Kavramına Bir Bakış</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62383</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62383</guid>
      <author>Engin BÖLÜKMEŞEMeltem ERÇİN </author>
      <description>Yabancılaşma süreci bireyin kendine ve topluma karşı soyutlanması olarak iki aşamada ele alınabilmektedir. Ekonomik, sosyolojik, psikolojik ve teknolojik birçok faktör yabancılaşmayı ortaya çıkarabilmektedir. Özellikle savaşlardan sonra ekonomik ve sosyal bunalıma şahit olan bireylerde yabancılaşma gözlenebileceği gibi sanayi ve endüstri devrimi gibi süreçlerle bireyin işine, emeğine kendine ve yaşadığı sosyal yapıya yabancılaşması üzerine çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmada ‘’yabancılaşma’’ olgusu &lt;em&gt;Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım &lt;/em&gt;adlı eserde yer alan Vicdani karakteri üzerinden ele alınacaktır. Buradan yola çıkılarak sosyolojik ve psikolojik veriler ışığında tespitleryapılmaya çalışılarak yabancılaşma sürecinde bireyin toplumdan ve benliğinden uzaklaşmasına sebep olan etmenler arasında ilişki kurulmaya çalışılacaktır. Çalışmanın disiplinlerarası bir araştırma olmasından ötürü, yöntemsel yaklaşım olarak sosyoloji ve psikoloji alanlarından yararlanılacaktır. Eserde yer alan bağlam siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan Türkiye’nin yakın geçmişine ışık tuttuğu için çalışmada kısaca eserin yazılmış olduğu dönem açıklanacak ve yabancılaşma olgusu ve dönem arasında bir ilişki kurulmaya çalışılacaktır. Vicdani karakterinin yabancılaşmasında etkili olan savaş, darbe, ekonomik kriz, siyasi ve askeri yönetim, geleneksel yaşam kültüründen çağdaş yaşama adaptasyon gibi konular dönemin tarihi gelişmeleriyle ilişkilendirilerek sosyolojik çıkarımlar sunulacaktır. Elde edilen sosyolojik bulgular, Vicdani karakterinin yaşadığı deneyimler etrafında ele alınacak ve yabancılaşma sürecinin birey üzerindeki sosyolojik-psikolojik etkileri örneklerle açıklanacaktır.  Bu çalışma ile edebiyat biliminin diğer disiplinlerle olan çalışma alanlarına bir örnek teşkil etmek ve edebiyat bilimine sanatlar arası bir yaklaşım sunulmak istenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Oyunlarda “Gençlik Pubg Oyunu” İdeolojik Bağlantı Ögelerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62413</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62413</guid>
      <author>Bayram KANDEMİRErdal DEMİR ,Meliha KANDEMİR ,Hasan ARICILIK </author>
      <description>Toplumsal bir varlık olan insan, varlığını sürdürebilmek ve toplumda yer edebilmek için mevcut şartlar içerisinde diğer insanlarla etkileşim içerisinde olmaktadır. İnsanın hayatı anlamlandırmasıyla doğrudan ilişkili olan iletişimin geleneksel anlamda temel unsurunu dil oluşturmaktadır. Bu manada bireyleri ikna etmede ve onlardan beklenilen tutum ve davranış değişikliğinin oluşmasında dil, önem arz etmektedir. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte kitle iletişim araçları da gelişmiş özellikle “yeni medya” denilen ve iletişime yeni bir boyut kazandıran kavram literatürde yerini almaktadır. Modern çağda internet kullanımının yaygınlaşmasıyla toplumların iletişim biçimleri de değişmektedir. Teknolojik gelişmelere paralel olarak kitle iletişim araçları da gelişmekte ve bu araçlar, bireylerin hayatlarında önemli bir yer edinmektedir. Medya; çağımızda herhangi bir fikrin yayılması, propagandasının yapılması ve insanlar üzerindeki etkisinin arttırılması için oldukça etkin kullanılmaktadır Özellikle internet ve medya araçlarındaki gelişmeler, milyonlarca insanın etkileşime geçebilmesine olanak sağlamakta dolayısıyla yeni medya ürünlerinin etki gücünün tartışılmaz bir gerçek olduğunu ortaya koymaktadır. Hal böyle olunca kişiler ve bazı gruplar, bu ürünleri kendi çıkarları ve hedefleri doğrultusunda kullanmaktadırlar. İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle dijitalleşen; bilgisayar, tablet, telefon gibi aygıtlarla çevrim içi etkileşimi sağlayan yeni medyanın sanal uzamları toplumun vazgeçilmezleri arasında yerini almaktadır. Yeni medyanın en önemli tüketim ürünlerinden olan dijital oyunlar bu noktada dikkat çekmektedir. Dijital oyunlar, toplumun büyük çoğunluğu tarafından ilgiyle takip edilmekte ve oyunların kullanıcı sayısı gittikçe artmaktadır. Özellikle gençler, boş zamanlarını geçirmek ve eğlenmek için dijital oyunlara rağbet göstermektedir. Dijital oyunların genç nesiller tarafından ilgi çekiyor olması, ideolojilerin hedef kitleye ulaştırılması noktasında önemli bir araç olarak görülmektedir. Hâkim güçler, verilmek istenilen bir fikir veya fikir akımını dijital oyunlara açık veya gizli şekillerde yerleştirerek ideolojilerini hedef kitleye ulaştırmaktadır. Bu çalışmada, genç kuşakların en çok oynadıkları dijital oyunlardan olan Playerunknown’s Battlegrounds (PUBG) oyunu, örnek olarak ele alınmaktadır. Oyunun içerik analizi yapılarak hangi ideolojik mesajların yer aldığının irdelenmesi çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yönetim Bilişim Sistemlerinde Son Kullanıcı Memnuniyeti: Medya ve Telekomünikasyon Sektöründe Nitel Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62340</guid>
      <author>Fulya ÖZDEMİRSerkan ÖZDEMİR </author>
      <description>Yönetim bilişim sistemlerinin başarısında son kullanıcı memnuniyeti önemli bir role sahip olmaktadır. Bu araştırmada yönetim bilişim sistemlerinde son kullanıcı memnuniyeti nitel araştırma yöntemleri kullanılarak değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda medya ve telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren ve yönetim bilişim sistemlerini aktif olarak kullanan son kullanıcı çalışanlarla dört bilişim sistemi hakkında derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Literatür taraması sonucunda “&lt;em&gt;adil ihtiyaç doyumu modeli&lt;/em&gt;” çerçevesinde memnuniyet boyutları olarak bilgi kalitesi, sistem kalitesi, sistem destek hizmetleri kalitesi, iş performansı doyumu, kişisel gelişim doyumu ve sosyal/ilişki doyumuna ilişkin yarı yapılandırılmış mülakat soruları hazırlanmıştır. Kaydedilen görüşmelerin içerikleri tümden gelim ve tüme varım yaklaşımı esas alınarak kodlanmıştır. Elde edilen bulgular yorumlandığında son kullanıcıların memnuniyetini etkileyen en önemli unsurun, kullandıkları sistemin müşteri memnuniyetine olan etkisi olduğu görülmektedir. Diğer bir ifade ile yönetim bilişim sistemlerinin son kullanıcılarının memnuniyetinde, bilişim sisteminin müşteri memnuniyetine yönelik faydaları önemli bir bulgu olarak öne çıkmaktadır. Müşteri memnuniyeti dışında son kullanıcılar en çok zaman tasarrufu, sorunlara ve gelişmelere hızlı müdahale noktasında sistemden memnun olduklarını ifade etmektedirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


