






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2021 Sayı 47</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1809</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>SUSTAINABLE DEVELOPMENT IN THE GLOBALIZATION PROCESS</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56545</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56545</guid>
      <author>Selin AYAZ,</author>
      <description>Dünyamız; Sanayi Devrimi’nin getirdiği kitlesel üretim modelinin benimsenmesi, hızlı nüfus artışı ve küreselleşme sürecinin hızlanması ile beraber büyük dönüşümler yaşamış ve bu dönüşümler mal ve hizmet taleplerindeki artış ve çeşitlenmeyi de beraberinde getirmiştir. Özellikle 1980’lerden sonra yaşanan teknolojik ve lojistik gelişmelerle birlikte küreselleşme sürecinin hızlanması; bu yeni duruma adapte olmak, dünya güç dengelerinin içinde bulunmak ve çağı yakalamak isteyen ülkeleri ekonomik yönden güçlü olmak için üretim artışını sağlayarak kalkınmak zorunluluğuyla baş başa bırakmıştır. Aşırı şekilde artan üretim artışı ise dünyanın kıt kaynaklarının etkin kullanımını ve dağılımını bozmakta aynı zamanda ekolojik sistemi tahrip ederek çeşitli canlı türlerinin yok oluşuna, su kaynaklarının ve toprak zenginliğinin kaybolmasına, doğal afetlere ve küresel ısınmaya zemin hazırlamaktadır. Bu olmuş ve olası etkiler son yıllarda özellikle Batılı toplumların ilgisini çekmiş ve ‘ekolojik dengenin bozulması pahasına gerçekleştirilen üretim’e karşı tepkiler günden güne artmıştır. Bu bilinçlenme ile yapılan çalışmalar sonucunda; Birleşmiş Milletler çatısı altında hemen hemen tüm dünya toplumları, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılayabilme şanslarını ellerinden almayacak şekilde kaynakları tüketmeden, sürdürülebilir kalkınmayı ortak hedef olarak belirlemişlerdir. Bu doğrultuda; 2016 yılında yürürlüğe giren 17 ana maddeden oluşan, 2030 yılına kadar ulaşılması hedeflenen “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Küresel Amaçlar” Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülke tarafından evrensel eylem planı olarak benimsenmiştir. Bu çalışmada; ‘sürdürülebilir kalkınma’ kavramı küreselleşme çerçevesinde ele alınarak incelenmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DETERMINING THE RELEVANT OPINIONS OF THE INDIVIDUALS WHO RECOVERED FROM COVID-19</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56546</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56546</guid>
      <author>Meryem DOYMUŞ,; Oktay YAĞIZ , Kemal DOYMUŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma, Covid-19 hastalığı geçiren kişilerin hastalık öncesi, esnasında ve sonrasındaki durumları, davranış ve düşüncelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubu Türkiye&amp;#39;de Covid-19&amp;#39;u yenen 60&amp;#39;ı kadın 150 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada literatürlere dayalı 23 maddelik bir anket formu geliştirilmiştir. Üç bölümden oluşan bu anket formu, hastalığı geçirmiş kişilerin hastalık öncesinde, esnasında ve sonrasında neler yaşadıkları ilgili sorular sorulmuştur. Hastalardan alınan cevapların en dikkat çekeni ise virüs vücuttu terk etmediği ve kişinin vücut direnci azalırsa virüs yeniden aktif olduğunu ifade etmesidir. Kişilerin yürüme, dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma gibi davranışlarında bulunma hastalığın daha kolay atlatılmasında önemli rol oynamasıdır. &lt;p style="text-align:justify"&gt;This study aims to determine the experiences of individuals with Covid-19 disease before, during, and after the disease, and their behavior and thoughts in this period. The research group consists of 150 participants 60 of whom are female who have overcome Covid-19 in Turkey. The purposeful sampling method was used in the study. To develop a questionnaire, relevant literature was reviewed and a questionnaire form with 23 items was developed. This questionnaire consisting of three parts was prepared on what people with illness experienced before, during, and after the disease. The virus remains in the body for a while, and if the body resistance of the person decreases, the virus reactivates. Behaviors of the individuals such as walking, balanced nutrition, and avoiding smoking and alcohol play a role in overcoming the disease more easily.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİNLEME BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE ETKİLEŞİMLİ DİNLEMENİN ÖNEMİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56506</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56506</guid>
      <author>Elif GÜRBÜZ,, Muamber YILMAZ</author>
      <description>Türkçe öğretimi dinleme, konuşma, okuma ve yazma olmak üzere dört temel dil becerisi üzerinden yürütülmektedir. Dil becerilerinden ilk edinilen dil becerisi olan dinleme, diğer becerilerin de kazanılmasına temel oluşturmaktadır. Türkçe öğretimi becerilerinden dinleme ve konuşma dilin anlama boyutunu, okuma ve yazma ise dilin anlatma boyutunu oluşturmaktadır. Dinlemenin anne karnından başlayarak devam eden bir süreç olduğu göz önünde bulundurulduğunda hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Günlük hayatta öğrendiklerimizin büyük çoğunluğu dinleme becerisiyle elde edilmektedir. Bir başka ifadeyle dinleme yoluyla öğrenme, konuşma, okuma ve yazma yoluyla öğrenmenin toplamına eşittir. Bu bakımdan dinlemenin öğretimde etkili kullanılması, öğrencilerin öğrenmelerine katkı sağlayabilir. Bunun için etkili dinlemenin nasıl yapılması gerektiği öğretmenler ve öğrenciler tarafından bilinmelidir. Dinleme genel olarak etkileşimli ve etkileşimsiz dinleme olarak ikiye ayrılmaktadır. Öğrencinin aktif olduğu dinleme türü, etkileşimli dinlemedir. Bu çalışmada etkileşimli dinlemenin dinleme becerilerini geliştirmedeki önemi vurgulanmıştır. Araştırma derleme türü bir araştırma olup, elde edilecek sonuçların alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ARAPGİR’İN SON PALANCILARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56537</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56537</guid>
      <author>Ayşe LEVENT,, Cumali LEVENT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Malatya iline bağlı Arapgir ilçesi coğrafi olarak dağlık, engebeli arazi yapısındadır. Geçmiş, dokuma merkezî özelliğinin yanı sıra tarihî ticari yol üzerinde yer almaktaydı. Bu yönüyle geleneksel zanaatların gelişimine katkıda bulunmaktaydı. Bu zanaatlardan palan yapımı XX. yüzyılın ikinci yarısına kadar beş dükkânı 15 esnafı ile önemini korumaktaydı. Arapgir’deki palan; at, katır ve merkep için yapılırdı. Ulaşımın hayvanlar vasıtasıyla yapılması, bu zanaatı revaçta meslekler arasında yerini sağlamlaştırmaktaydı. Motorlu taşıtların yaygınlaşmasıyla beraber hayvan gücüne duyulan bağlılık azaldı. İlçede yeni teknolojik gelişmeler tamamen olmasa bile kullanıma başlayınca geleneksel meslekler yavaş yavaş önemini kaybetmeye ve iş bulamamaya başladı. Diğer geleneksel meslekler gibi palan yapımı da gelişme karşısında tutunamadı. Geçmişte aranılan meslek vasfını kaybetti. Coğrafi şartlar ve ekonomik gerekçelerle hayvan gücünden yararlananların varlığı bir nebze olsa da günümüze kadar bu mesleğin sürdürülmesinde etkilidir. Arapgir’de mesleği yürüten esnafın sayısının azalması karşısında var olan ustanın yerini alabilecek kimse de bulunmamaktadır. Bu durumda hayvan ile nakil yolunu tercih edenleri dışarıya yöneltecektir. Bulunmadığından hayvanlar üzerine farklı örtüler konularak taşımaya gidilecektir. Uygun olmayan örtülerin kullanılması da hayvanlara zarar verilecektir. Mesleğin devamı için ustalarının ekonomik kaygılarının giderilmesi gerekmektedir. Zanaatı devam ettirecek esnafın yetiştirilmesi belde sakinlerinin duyarlı olmasına bağlıdır. Kamu işbirliğiyle çözüm yolları arayışında olmak, muhtemel zanaatı yaşatmaya devam edecektir. Yaylalarda göçer yaşamın varlığı, mesleğin devamı açısından önem taşımaktadır. Maddi kültürün yaşatılması gelecek nesiller için birer değer olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜRESEL EKONOMİK KRİZLER VE PANDEMİ (COVID-19) EKONOMİK KRİZİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56540</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56540</guid>
      <author>Ayla AVCI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;2000’li yıllar tüm dünyada teknolojinin ve ekonomilerin en hızlı gelişim gösterdiği dönem olmuştur. Bunun en önemli nedeni gelişen teknoloji aracığıyla ülkelerin benzer ihtiyaçları olan tek bir pazar haline dönüşmesidir. Teknoloji ve iletişim araçlarının gelişmesi, kurumların iş potansiyellerinin, üretimin ve istihdamın artmasına, dolayısıyla ekonomilerin gelişmesine aracılık etmiştir. Her ne kadar dönemsel olarak özellikle gelişmekte olan ülkeler ekonomik krizlerle yüz yüze gelse de genel anlamda ülkelerin mali sirkülasyonları ekonomik büyümeyi göstermektedir. 2019 yılında ortaya çıkan ve ne tür bir hastalık olduğunu tespit edene kadar milyonlarca insanın ölümüne neden olan bir salgın dünyadaki ekonomik gelişmeleri alt üst etmiştir. Covid-19 adı verilen bu hastalık tüm dünyayı şok ederek ekonomilerin de durma noktasına gelmesine neden olmuştur. İş yerlerinin kapalı olması, e- ticaret uygulamasını her firmanın uygulayamaması, firmaların ellerinde yedek akçe ve yatırımlarının olmaması nedeniyle birçok şirket için de iflasın eşiğine gelmesi söz konusu olmuştur. Bu çalışmada dünya tarihinin en önemli ekonomik çalkantılarının sebebi olan Covid-19’un küresel ve sektörel etkileri ve yapılabilecek finansal tedbirler ele alınmıştır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ALKOL VE UYUŞTURUCU MADDELERİN İSLÂM HUKUKUNA GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ, İSLÂMIN ÖNERDİĞİ KORUNMA VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56543</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56543</guid>
      <author>Adnan ALGÜLAdnan ALGÜL,, Yakup ÇALIŞKAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Akıl, yüce Allah’ın, insana sunduğu en büyük nimetlerdendir. Çünkü insan, aklı sayesinde diğer canlılardan farklı ve üstün bir konuma gelmiştir. Aklın, sarhoşluk ve benzeri bir nedenle sarsılması durumunda, insan, düşünce ve irade yoksunu bir canlı haline gelir. İslâm hukukçuları, aklın dengesini bozan, onu donduran, uyuşturan, bilincin farklı derecelerde kaybedilmesine ve hatta beyin ölümüne neden olan bu maddeleri “muhaddirât” olarak tanımlamışlardır. Rabbimiz, Kur’ân’da; din, nefis, akıl, nesil ve mala zarar veren bu maddeleri, “şeytan işi pislik” olarak isimlendirmiş ve “ondan kaçının” buyurmuştur. Bundan dolayı da isim ve niteliği ne olursa olsun aklı sarsacak ve insana zarar verecek olan her tür madde; “Sarhoş eden her şey hamr’dır. Hamr’ın hepsi de haramdır” hadisi gereği de aşamalı olarak tamamen yasaklanmıştır. O halde gerek kendine, gerek başkasına bu şekilde zarar veren kimslerin, caydırıcı bir cezaya çarptırılmaları ve onların da bunu kabullenmeleri, onlar hakkında âyetin ifadesiyle:”Uygun bir ceza” olacaktır. Nasları yorumlamadaki farktan dolayı cezanın cinsi ve miktarı hususunda görüş farklılıkları olmuştur. Siyasi otorite/devlet başkanı, had cezası olarak değil de kendisine tanınan mübah sınırları dahilinde, bunu, caydırıcı olan bir tazir cezası olarak uyguladığında bu sorun giderilmiş olur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DA'RÜL-ERKAM'DAN TİLLO'YA MEDRESELER</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56547</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56547</guid>
      <author>A.Yılmaz SOYYER,, Kayhan BAYRAM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Medrese İslam literatüründe, orta ve üst seviyede eğitim-öğretim hizmeti sunan bir geleneksel eğitim kurumudur. Medrese, özellikle 16. yüzyılın ortalarında, toplumun gerekli gördüğü eğitimi ve kültürü veren, elemanlarını yetiştiren bir eğitim-öğretim merkezidir. Medrese, sadece muhtelif gayelerle öğrenci yetiştirmek için değil, aynı zamanda sosyolojik anlamda geniş halk kitlelerini etkileme ve şekillendirme çabası içerisinde olmuştur. Medreseler kurumsal varlığını, uzun süreli koruyamamış, örnekleri lokal manada klasik bir eğitim yeri olarak Türkiye’de yalnızca birkaç yerde kalmıştır. Bu örneklerden en dikkat çekeni ise kuşkusuz “Tillo Medresesi”dir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNİN ALGILADIKLARI ANNE-BABA TUTUMLARINA GÖRE BİLİŞSEL ESNEKLİKLERİNİN VE KARAR VERME STİLLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56541</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56541</guid>
      <author>Mehmet Emin TATLICI,, Binnaz KIRAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin cinsiyet ve algıladıkları anne-baba tutumlarına göre bilişsel esneklik düzeyleri ile karar verme stillerinin farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma örneklemini Mersin ili ortaöğretim kurumlarında eğitimlerine devam eden 1020 (557 kadın, 463 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ‘’Anne-Baba Tutumları Ölçeği’’ (Eldeleklioğlu, 1996), ‘’Bilişsel Esneklik Ölçeği’’ (Çelikkaleli, 2014) ve ‘’Ergenlerde Karar Verme Ölçeği’’ (Çolakkadıoğlu, 2003) kullanılmıştır. Verilerin analizinde çift yönlü varyans analizi (ANOVA), farkın kaynağını belirlemek için Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, cinsiyet açısından erkeklerin karar vermede özsaygıları daha yüksek bulunurken, kadınların panik karar stilini; erkeklerin ise umursamazlık karar stilini daha fazla kullandıkları görülmüştür. Algılanan anne-baba tutumları açısından anne-baba tutumunu demokratik algılayan öğrencilerin karar vermede özsaygılarının daha yüksek olduğu ve ihtiyatlı seçicilik karar stilini daha fazla kullandıkları bulunmuştur. Otoriter anne-baba tutum algısına sahip olan öğrencilerin umursamazlık ve sorumluluktan kaçma karar stilini; koruyucu-istekçi tutum algısına sahip olanların ise panik karar stilini daha fazla kullandıkları görülmüştür. Cinsiyet açısından öğrencilerin bilişsel esneklikleri farklılaşmazken, anne-baba tutumunu demokratik algılayan öğrencilerin bilişsel esneklikleri daha yüksek bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>JAPONYA İLE FRANSA EĞİTİM SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56535</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56535</guid>
      <author>Mehmet TURA,; Yılmaz SERİN , Recep ZENGİN</author>
      <description>Karşılaştırma, genel olarak iki ya da daha fazla şeyin birbiriyle mukayese etme yöntemidir. Karşılaştırmada amaç; benzerlik veya farklılıkları göstermenin yanı sıra açıklamak, ikna etmek ya da bilgi vermektir. Her ülkenin kendine göre bir eğitim sistemi vardır. Ülkeler kendi eğitim sistemlerinde bir sorunla karşılaştıklarında diğer ülkelerin o sorunları nasıl çözdüklerini araştırırlar. Bu araştırma çabaları, karşılaştırmalı eğitim araştırmaları ve çalışmalarını ön plana çıkarmıştır. Karşılaştırmalı eğitim başka ülkelerin sorunları çözmede kullandıkları yöntemleri kelime kelime uygulama biçimi olmayıp, her ülke kendisi için bir strateji etrafında çözüm bulmaya çalışır. Bundan dolayı bu araştırma Japonya ile Fransa eğitim sistemlerinin tarihsel gelişim aşamalarının, örgütsel yapılarının ve yönetsel işleyişlerinin nasıl yapılandırdıklarını, benzer ve farklı yönlerinin neler olduğunu incelemek maksadıyla yürütülmüştür. Araştırmada nitel veri toplama tekniklerden doküman analizi kullanılarak konu ile ilgili birçok kaynaklardan, iki ülkenin ortaöğretim sistemleriyle ilgili olan mevzuattan, internet ağı bilgilerinden, tez, kitap, dergi, makale gibi basılı bilimsel çalışmalardan faydalanılmıştır. Bu çalışmanın gayesi, Japonya ile Fransa eğitim sistemlerinin amaçlar açısından özellikleri, benzerlikleri ve farklılıkları tespit edilmiş, bulgular yorumlanmış ve birçok öneride bulunulmuştur</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VELİ PROFİLİNİN EĞİTİM YÖNETİMİNE ETKİLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56542</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56542</guid>
      <author>Barış KOYUNCU,, Raife TEKİN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Toplumların sosyo-ekonomik kültüründeki ani gelişmelerin teknolojinin özelliklerin üst seviyede ve özellikle de iletişim yaşanan değişiklikler ile bilginin insanoğlu üzerinde etkisini değiştirmektedir. Toplumun sosyal yapısı içinde okulların yönetimi sosyal yapı içinde önemli derecede etkilenmektedir. Eğitim yöneticileri velilerin eğitim öğretimi destekleme düzeyleri bulguları ile, hangi alanlarda aile eğitimi çalışmaları düzenleyeceklerini tespit edebilirler. Bu çalışmada, Veli profilinin eğitim yönetimine etkilerinin incelendiği araştırmada, yöneticilere uygulanmak üzere “Yönetici Görüşme Formu“ düzenlenmiştir. Yönetici Görüşme Formu, Ankara Gölbaşı İlçesinde görev yapan elli beş okul yöneticisine uygulanmıştır. Görüşmeler bireysel ve grup görüşme şeklinde olmuştur. Görüşme Formu, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise okul müdürlerine ayrıca şehir merkezinde ve kırsal kesimde olan okullara uygulanarak heterojen veri elde edilmesi sağlanmıştır. Velilerin doğrudan öğrencileri ile ilgili olan konulara daha çok hassasiyet göstermedikleri, veliler Okul Aile Birliği çalışmalarına oldukça ilgisiz olduğu görülmektedir. Velilerin internet erişimine yeterli düzeyde sahip oldukları halde, okul wep ayfası, e- kurs modülü ve e-okul vb. ilgisiz kaldığı yapılan çalışmada görülmektedir. Okul, öğrencilerin özgeçmişlerine ilişkin, benzer şekilde veliler de öğrenci ve okula ilişkin daha fazla veriye ulaşılabilir. Açıkçası artık okullarda sezgiye dayalı, anekdotlara dayalı ya da tecrübeye dayalı karar almak yerine, verilere dayalı karalar alma esas olmalıdır. Bu çalışma ile elde edilen verilerin, tüm eğitim yönetimi ve bileşenlerine ışık tutması amaçlanmaktadır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HOLLANDA DOĞU HİNDİSTAN ŞİRKETİNDEN EURONEXT AMSTERDAM BORSASINA BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56544</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56544</guid>
      <author>Meltem KESKİN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Hollanda Doğu Hindistan Şirketi, Felemenkçe adı ile (Verenigde Oostindische Compagnie "VOC") Asya, Güney Afrika ve Avrupa kıtaları dâhil geniş bir coğrafyada ticaret yapan çok büyük ölçekli ilk uluslararası şirketti. VOC özellikle Asya ve Avrupa finansal tarihi üzerinde derin izler bırakmıştır. VOC Hollanda’da irili ufaklı pek çok işletmenin bir araya gelmesi ile kurulmuş bir şirketti. Önceleri açık hava pazarı olarak düzenlenmiş, Amsterdam emtia borsası, VOC’un 1602 yılanda hisse arzına gitmesi ile birlikte günümüz modern borsalarının temeli atılmasının öncüsü olmuştur. Bu gelişme ile birlikte borsa Amsterdam Menkul Kıymetler Borsası olarak düzenlenmiştir. VOC, hisse senetlerini halka arz etmeleri ile birlikte mülkiyetin tabana yayılmasını sağladılar. Yaklaşık iki yüz yıllık boyunca şirket; güçlenerek ve risklerden korunarak hayatta kalmasını sağlayan başarılı bir fonlama kaynağı yaratmış oldu. Ayrıca VOC pay sahipleri, hisselerini yaptıkları sözleşmeler ile devrederek türev işlemlerinin de doğuşunu sağlamışlardır. Çalışmada, Euronext Amsterdam’ın temellerini oluşturan VOC şirketi ikinci veriler ışığında değerlendirilerek, 17. ve 18. yüzyıllarda yakaladığı reformist başarıyı günümüz finans piyasasında değerlendirebilme yöntemleri tartışılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İHRACAT ÇEŞİTLENDİRİLMESİNİN EKONOMİK BÜYÜMEYE ETKİSİ: TÜRKİYE EKONOMİSİ ÜZERİNE AMPİRİK BİR ÇALIŞMA (1995-2019)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56548</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56548</guid>
      <author>Onur LAKEÇ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İktisat literatüründe genel olarak bir ülkenin ekonomik büyümesinde dış ticaretin önemli bir yer tuttuğu yönünde bir yaklaşım söz konusudur. Özellikle ülkenin ihracatının artması toplam çıktı miktarında da bir artış sağlayacağı görüşü, ampirik literatürde de önemli bir yere sahiptir. Burada önemli olan ihracatın ekonomik büyüme üzerinde nasıl bir geçiş mekanizmasıyla etki sağlayacağıdır. İhracat gelirlerinde istikrar sağlamanın önemli yollarından biri ihracat çeşitlendirmesini sağlamaktır. Bu çalışmada 1995-2019 dönemine ait Türkiye ekonomisi verileri kullanılarak ihracat çeşitlendirmesinin ekonomik büyüme üzerine etkileri incelenmiştir. Modelde, ekonomik büyümeyi ifade etmesi için sabit fiyatlarla kişi başı gayrisafi yurtiçi hâsıla değişkeni bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Açıklayıcı değişkenler ise sermayeye yapılan net ilaveler, işgücüne katılım oranı ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı tarafından hesaplanan ihracatta ürün çeşitlendirmesi endeksi olarak modele dâhil edilmiştir. Modele dahil edilen değişkenlerin durağanlık analizleri için ADF ve PP birim kök testleri, değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin tespiti için ise ARDL sınır testi yaklaşımı kullanılmıştır. Elde edilen ampirik bulgulara göre ihracatta ürün çeşitliliği ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkilere sahiptir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAÖĞRETİM ÖĞRETMENLERİNİN ÇOK KÜLTÜRLÜ EĞİTİME YÖNELİK ALGILARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56550</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56550</guid>
      <author>Arzu TOSUN,, Cevat EKER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik algılarını çeşitli değişkenlere göre incelenmektir. Bu genel amaç ile birlikte, ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik algıları; cinsiyet, çalışma alanı, mesleki kıdem, görev yapılan okul, doğduğu yetiştiği yerleşim yeri, kitap okuma alışkanlığı değişkenleri açısından karşılaştırılmıştır. Bu bakımdan bu araştırma betimsel nitelikli nedensel karşılaştırma araştırmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2020-2021 eğitim - öğretim yılında Zonguldak İli Ereğli ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan 514 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma evren üzerinden yürütülmüş olup örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla “Kişisel Bilgiler Formu” ve “Çokkültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik algılarını belirlenmesi için frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ) ve standart sapma (SS) kullanılmıştır. Nedensel karşılaştırma deseni için gruplar arası ortalamaların karşılaştırılmasında hangi istatistiklerin kullanacağını belirlemek amacıyla puan dağılımları incelenmiştir. Kolmogrow-Smirnov testi, çarpıklık ve basıklık katsayıları incelendiğinde puan dağılımların normal dağılım sergilediği görülmektedir. Bundan dolayı ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik algılarını belirlenen demografik özelliklere (cinsiyet, çalışma alanı, mesleki kıdem, görev yapılan okul, doğduğu yetiştiği yerleşim yeri, kitap okuma alışkanlığı göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için iki grup ortalamalarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplar için t testi, ikiden fazla grup ortalamaların karşılaştırılmasında ise tek yönlü varyans analizi (One way ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular şöyledir; Ortaöğretim öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik genel algılarını yüksek düzeyde olduğu, öğretmenlerinin çok kültürlü eğitime yönelik algıları alt boyutlarından olan bilgi beceri düzeylerinin orta düzeyde olduğu fakat farkındalık ve çok kültürlü eğitime yönelik algılarının yüksek düzeyde olduğu, öğretmenlerinin, cinsiyet, çalışma alanı, görev yaptıkları okul türü, kitap okuma alışkanlığı değişkenlerine göre çok kültürlü eğitime yönelik algıları anlamlı farklılık olduğu. Ancak mesleki kıdem değişkeninde anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar alan yazın kapsamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>МУЗЫКАЛЬНАЯ КУЛЬТУРА АЗЕРБАЙДЖАНА В СИЯНИИ СВЕТА ТРИО «КАРАБАХ»</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56558</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56558</guid>
      <author>Verdiyeva Saadat SADAY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Статья посвящена азербайджанской профессиональной музыке, часть которой составляет искусство мугама. Освещается развитие искусства мугама, формирование певческих школ, действующих в XIX веке и отличавшихся своими уникальными качествами. В частности, дается информация об истории музыкальной культуры, об организованных в ряде регионов Азербайджана: Баку, Шуше, Шемахе мугамных меджлисах, которые фактически действовали как образовательный центр &amp;laquo;школы мугама&amp;raquo;. Предоставляется информация о созданных в тот период времени мугамных трио, об улучшении, обогащении и передаче будущим поколениям искусства мугама, являющегося вершиной профессионального искусства. Одновременно в статье говорится о создающихся и сегодня мугамных трио, которые играют большую роль в национальной музыкальной культуре Азербайджана. Имея большой опыт из личной практики и с учетом примеров и рекомендаций, они внесли свой вклад в развитие мугама. Вот уже 23 года современное мугамное трио &amp;laquo;Карабах&amp;raquo; на высоком уровне представляет и популяризирует традиции азербайджанского мугама за рубежом. Созданным в 1997 году ансамблем руководит народный артист республики, профессор Мансум Ибрагимов.В него входят заслуженные артисты тарист Эльчин Гашимов(1973, Баку), исполнитель кяманчи Эльнур Ахмедов(1977, Зангилан). В статье освещается деятельность этого трио, которые много лет служат азербайджанскому искусству.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ULUSLARARASI POLİTİKANIN KÜRESEL DÖNÜŞÜMÜ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56538</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56538</guid>
      <author>Ayşe ERİM,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ulus-devletin ortaya çıkması ve uluslararası sistemde belirleyici temel aktör rolünü üstlenmesi küreselleşmenin zamanla hız kazanması sonucunda hem yapısal hem de işlevsel olarak sorgulanmasına ve egemenlik alanında bazı aşınmaların olmasına neden olmuştur. Son yılların popüler tartışma konusu olan küreselleşme sürecinde toplumsal yapı ve kurumların yanı sıra ulus-devlet ve uluslararası sistem de önemli dönüşüm geçirmiş, bazı araştırmacılara göre ulus-devlet etkinliğini tamamen kaybederken bazı araştırmacılara göre ise zorunlu olarak küreselleşmenin etkilerine uygun olarak dönüşüm geçirmiştir. Ulus-devlet küreselleşme sürecinde bazı yetkilerini çok uluslu organizasyonlara, uluslararası çok uluslu şirketlere, ulus üstü yapılara ya da yerel yönetimlere devretmek zorunda kalmıştır. Bu çalışma da küreselleşmenin ulus-devlet üzerindeki değişimi ve uluslararası sistemin dönüşümü üzerinde yoğunlaşılmış, çalışma sonucunda küreselleşme süreci ile değişen uluslararası sisteme karşılık olarak ulus-devletin de değişim ve dönüşüm geçirdiği sonucu ortaya çıkmıştır. Ulus-devletin kontrol mekanizması kaybolmuştur. Ulus-devlet küreselleşme ile birlikte katılımcı demokrasi, insan hakları, özgürlük, bölgeselleşme, yerelleşme ve şeffaflık konularında yeniden şekillenmek adına zorlanmaktadır. Bu bağlamda yeni reformlar, ekonomik düzenlemeler ve kültürel politikalar geliştirmek zorunda kalmıştır. Ulus-devlet bu değişimlere bağlı olarak merkeziyetçi yapısından uzaklaşmış ve yerelleşmeye, bazı alanlarda yetkilerini ulus üstü organizasyonlara ya da yerel otoritelere devretmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE İLKOKULLARDA EĞİTİM ÖĞRETİM GÖREN DEZAVANTAJLI ÖĞRENCİLERİN EĞİTİME ERİŞİM VE AKADEMİK BAŞARI DURUMLARI: KARAMAN İLİNDE SINIF ÖĞRETMENLERİNE YÖNELİK BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56549</guid>
      <author>Erdal DEMİR,; Mustafa DOĞAN , Musa YAVAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünyada 2019 yılı sonlarında baş gösteren Coronavirüs (Covid-19) pandemisi nedeniyle sağlık ve eğitim başta olmak üzere bütün alanlarda bir dizi önlemler hayata geçirilmiştir. 2020 yılı Mart ayı ortalarında yüz yüze eğitim faaliyetleri durdurularak uzaktan eğitim geçilmesi kararı alınmıştır. Bu sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için TRT EBA, EBA erişim platformları aktif olarak kullanılmaya başlamış, Whatsapp ve Zoom gibi sosyal iletişim ağlarından da yararlanılmıştır. Bu süreçten başta dezavantajlı öğrenciler olmak üzere bütün öğrenci grupları belli oranlarda etkilenmiştir. Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitim sürecinde ilkokullarda eğitim öğretim gören dezavantajlı öğrencilerin eğitime erişim ve akademik başarı durumları hakkında sınıf öğretmenlerinin yaşadığı sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirmek ve gelecekte yapılacak olan uygulamalar için önerilerde bulunmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Karaman ili merkez ilçesinde farklı ilkokullarda görev yapan 22 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Elde edilen veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmak suretiyle toplanmıştır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcılara demografik bilgileri içeren 9 soru, ikinci bölümde dezavantajlı öğrencilerin eğitime erişim ve akademik başarı durumlarına yönelik 9 soru yöneltilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre; internet erişimi ve erişimi sağlayacak teknolojik donanımdaki yetersizlik, derslere düzenli katılımda görülen aksaklıklar, velilerin sürece yeterince dahil olamayışları, teknik aksaklıklar, EBA sisteminde yaşanan aksaklıklar, fırsat eşitsizliği, internete güvenli erişimdeki görülen aksaklıklar, derslerde yaşanan motivasyon kayıpları, uzaktan eğitim süreciyle ilgili hazırbulunuşluk düzeyleriyle ilgili verilecek kurs, seminer vb. hizmetiçi eğitim yetersizlikleri öğretmenlerin yaşadığı belli başlı sorunlardandır. Bu sorunlara ilişkin olarak yapılan bu araştırmada çeşitli önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GUIDANCE AND PUBLIC SERVICES GIVEN TO THE HAJJS (PILGRIMS) IN THE OTTOMAN PERIOD</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56551</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56551</guid>
      <author>Aysel ŞAHİN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Cross; It is a worship performed in the form of visiting Kaaba, Arafat, Muzdalifah and Mina in a certain period of time and performing certain religious duties. A person who performs this worship is called hajj to say "pilgrim". The Ottoman Empire ruled Mecca and Medina for 400 years. To ensure the comfort of hajjs (pilgrims) coming from all over the world, to return to their homeland by performing their worship with the local people in this unknown land and culture without any difficulties; it is only possible with good guidance and public service. The Ottoman Empire established a service network that meets the needs of the crowded population accumulated in Mecca, where all the pilgrimages are performed in a certain period of time, and in particular in places such as Masjid al-Haram, Mina and Muzdalifa. During the period of pilgrimage, the state provided well-equipped health services to all pilgrims, both on the road routes and in Mecca and Medina, and made great efforts to provide these services. He constantly checked this area, which is kilometers away, and worked professionally to ensure that the services were not interrupted. The Ottoman Empire, the representative of the Caliphate, performed the services rendered here with a great sense of duty. &lt;p style="text-align:justify"&gt;Hac; belirli bir zaman diliminde Kabe, Arafat, Müzdelife ve Mina’yı ziyaret etmek ve belli bazı dini görevleri yerine getirmek şeklinde yapılan bir ibadettir. Bu ibadeti yerine getiren kişiye "hacı" denir. Osmanlı Devleti 400 yıl kadar Mekke ve Medine’de hüküm sürmüştür. Dünyanın dört bir yanından gelen hacıların rahatını temin etmek, hacı adaylarının tanımadıkları bu toprak ve kültürde yerli halkla herhangi bir sıkıntı yaşamadan ibadetlerini yerine getirip memleketlerine tekrar geri dönmesi; ancak iyi bir rehberlik ve kamu hizmetiyle mümkündür. Osmanlı Devleti, haccın bütün rükunlarının belli bir zaman diliminde yerine getirildiği Mekke’de özelde ise Mescid-i Haram, Mina ve Müzdelife gibi yerlerde biriken kalabalık nüfusun ihtiyaçlarını karşılayan bir hizmet ağı kurmuştur. Devlet hac ibadeti döneminde bütün hacılara hem yol güzergahlarında hem de Mekke ve Medine’de gayet donanımlı bir sağlık hizmeti sunmuş ve bu hizmetleri vermek için büyük bir çaba harcamıştır. Kilometrelerce uzaklıkta olan bu bölgeyi sürekli olarak kontrol etmiş, hizmetlerin aksaklığa uğramaması için profosyenelce çalışmıştır. Hilafetin temsilcisi olan Osmanlı Devleti buralarda yapılan hizmetleri büyük bir görev bilinciyle yerine getirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DEMOGRAFİK DEĞİŞKENLER VE İŞ YÜKÜ BAĞLAMINDA AVUKATLARDA TÜKENMİŞLİK SENDROMU</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56553</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56553</guid>
      <author>Merve ŞEKER,, Osman ALACAHAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı iş hayatında meslek elemanı ve örgüt için önde gelen sorunlardan biri olan tükenmişlik sendromunu avukatlar üzerinden incelemektir. Avukatların tükenmişlik düzeyleri demografik değişkenler ve iş yükü bağlamında analiz edilmiştir. Sivas Barosuna kayıtlı 164 avukatla kişisel bilgi formu ve Maslach Tükenmişlik Ölçeği ile yüz yüze görüşme tekniği ile veri toplanmıştır. Alan araştırmasından elde edilen veriler bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucu; katılımcıların cinsiyet, yaş, medeni durum, günlük çalışma süresi, haftada bakılan dosya sayısı değişkenlerine göre tükenmişliğin alt boyut puanlarının farklılaştığı belirlenmiştir. Duyarsızlaşmanın cinsiyete göre, kişisel başarı hissinin yaşa göre, duygusal tükenmenin günlük çalışma süresine göre farklılaştığı bulunmuştur. Tüm boyutları bağlamında değerlendirildiğinde katılımcıların orta seviyede bir tükenmişlik yaşadıkları söylenebilir. Sonuçta bulgular tartışılıp, özetlenmiş ve önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SULH CEZA HAKİMİNİN SORGU AŞAMASINDA TANIK DİNLEME YETKİSİ OLUP OLMADIĞI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56554</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56554</guid>
      <author>Ahmet Şerafeddin ÜÇER,</author>
      <description>İşlendiği iddia edilen bir suç hakkında gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda soruşturma yapılması öngörülmüştür. Bilindiği üzere 5271 sayılı kanunda yargılama(muhakeme) iki aşamadan oluşur, Bunlar, soruşturma ve kovuşturmadır. 5271 sayılı kanunun ceza soruşturmasına ilişkin maddeleri incelendiğinde, soruşturma yapma yetkisinin Cumhuriyet savcısında olduğu görülmektedir. Bu durum kanunun hazırlanması sürecinde mecliste yapılan görüşmelerde, ‘soruşturmanın imparatoru Cumhuriyet savcısıdır’ şeklinde ifade edilmiştir. Ancak bazı istisnai durumlarda sulh ceza hakiminin de soruşturma yapma yetkisi 5271 sayılı kanunda belirtilmiştir. Kanunun kabul ettiği sistemde, sulh ceza hakiminin soruşturma yapabilmesi için birden fazla durumun bir arada bulunması şartı aranmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 163. maddesinde düzenleme altına alınan bu durum için suçüstü halinin bulunması ile gecikmesinde sakınca bulunan halin yanı sıra meydana gelen olayda Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması ya da Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşan bir durumun olması şartı aranmıştır. Bu çalışmada soruşturma aşamasında sulh ceza hakiminin delil toplama yetkisi olup olmadığı ve bu bağlamda sorgu aşamasında tanık dinleme durumu tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜSTKURMACANIN ÖZ ELEŞTİREL KARAKTERİ VE ÜSTKURMACADA ÖZ ELEŞTİRİNİN İŞLEVLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56555</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56555</guid>
      <author>Gülsün NAKIBOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Üstkurmacanın öz eleştirelliği, özdüşünümselliği ve özbilinçliliği ile doğrudan ilişkilidir. Bu makalede daha önce Türkiye’de herhangi bir çalışmada müstakil bir başlık dahilinde dahi ele alınmayan üstkurmacanın öz eleştirel karakterinin ortaya konulması, üstkurmacanın öz eleştirel özelliklerinin belirlenmesi ve üstkurmacada öz eleştirinin işlevlerinin genel olarak tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Makalede konuya teorik olarak yaklaşılmaktadır. Üstkurmacada öz eleştirinin içteki kurmacaya, kurmacanın geneline, kurmaca-gerçek ilişkisine, kurmacanın unsurlarına, yazara, anlatıcıya, okura, edebî eleştiriye, dış dünyaya nasıl ve ne şekilde, hangi araçlarla yöneldiği saptanmaktadır. Üstkurmacada öz eleştiri, içselleştirilmiş edebî eleştiri ve parodik eleştiri olmak üzere iki kutuplu bir iç dinamik yapıdan temellenmektedir. Üstkurmaca kendi dışındaki edebî eleştiriyi yadsıyarak kendi içinde kendi öz eleştirelliği dahilinde eleştirisini ortaya koymaktadır. Edebî eleştiri yöntem ve kuramlarından istifade ederken onları merkezsizleştirmekte, kurmacaya uyguladığı yapısöküme benzer bir yaklaşımı edebî eleştiriye de dolaylı yoldan uygulamaktadır. Bu minvalde hareket noktası ifşacı bir edimdir ve bu ifşacı edimin neticesinde beklenen parodik bir yargıdır. Öz eleştiri, öz ifşanın güvenli dairesine saklanarak edebî eleştiriyi dışta boşa düşürürken edebî eleştirinin karşısına kurmaca içinde onun hiçbir zaman kullanmadığı parodiyle çıkmakta ve edebî eleştiriyi kendi içinde istediği şekilde ehlileştirerek hem dışarıdaki eleştiriye fırsat tanımamakta hem de eleştiriyi soysuzlaştırmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TEK EBEVEYNLİ AİLELERİN ÇOCUKLARININ YAŞADIĞI SORUNLAR</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56556</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56556</guid>
      <author>Müge DEVEOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Aile, çocukların terbiyesi ve eğitimi ile aile bireyleri arasındaki duygusal, sosyal ve psikolojik gereksinimlerin giderilmesi noktasında son derece önemli bir yere sahiptir. Toplumsal değişim süreciyle aile kurumunda meydana gelen değişimler sonucunda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de tek ebeveynli ailelerde artış meydana gelmiştir. Tek ebeveynli aile, ebeveynlerden birinin (anne ya da baba) çocuğun bakımını ve sorumluluğunu tek başına üstlendiği bir aile modelidir. Tek ebeveynli aileler boşanma, eşlerden birinin ölümü, kişisel tercih ve geçici sebeplerden ötürü ortaya çıkabilir. Tek ebeveynli ailelerin çocuklarının iki ebeveynli ailelerin çocuklarına kıyasla karmaşık ve çok yönlü sorunları bulunmaktadır. Tek ebeveynli ailelerin çocuklarının yaşadığı sorunlar sosyal, psikolojik, ekonomik, akademik olarak çok çeşitli alanlarda görülebilmektedir. Bu çalışmada, tek ebeveynli ailelerin çocuklarının yaşadığı sorunlar baba yokluğu yaşayan çocuklar ve anne yokluğu yaşayan çocuklar üzerinden ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu anlamda, bu çalışma, tek ebeveynli ailelerin çocuklarının problemlerini incelemeyi ve tek ebeveynli ailelerin çocuklarının yaşadığı sorunlara çözüm önerileri getirmeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KAMU YÖNETİMİNDE KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİMİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56559</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56559</guid>
      <author>Kurtuluş TUNCER,, Muharrem AVCI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kültürlerarası iletişim, iletişim ve kültür gibi iki temel unsuru birleştiren, hem Dünya’da hem de Türkiye’de üzerinde çalışmalar yapılan disiplinler arası bir alandır. Kültürlerarası iletişim alanında yapılan çalışmaların temel amacı, farklı kültürler arasında asgari müşterekleri sağlamaktır. Hızla gelişen ve değişen Dünya’da insanlar çeşitli sebeplerle, doğup büyüdükleri yerlerin dışında yurtlar edinmektedirler. Merak, dinlenme, spor, festival ve karnaval gibi sebeplerle farklı ülkelere seyahat etmektedirler. İnsan hareketliliği çok kültürlü bir yaşamı gerekli kılmaktadır. Kamu yönetimi halkın tamamını ilgilendiren bir yönetim alanıdır. Kamu yöneticisi fark gözetmeden tüm kamunun yöneticisidir. Farklı kültürden fertlerin bir arada yaşadığı günümüzde, kamu yönetimleri kültürlerarası iletişim ile ilgili aksiyon almak durumundadır. Kamu yönetimlerinin, kültürlerarası iletişim ile ilgili mevzuatla tespit edilen görevlerinin olup olmadığı bilinmemektedir. Çalışma ile kamu yönetimlerinin görevlerinin belirlendiği Kanunlar incelenerek, kültürlerarası iletişim ile ilişkilendirilebilecek görevleri tespit edilmiş ve paylaşılmıştır. Mevzuata dayanarak, Sister Cities International, Cittaslow ve UNESCO Creative Cities ağlarına dâhil olan kentler yazarlar tarafından derlenen tablo ile sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DAS FREMDSPRACHENERWERB BEI VORSCHULKINDERN MIT DER MONTESSORI METHODE</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56552</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56552</guid>
      <author>Melike ÖNAL,, Filiz İlknur CUMA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Zekâ, zihnin öğrenme, öğrenilenlerden yararlanma, yeni durumlara uyum sağlama ve yeni çözümler bulma yeteneğidir. Ayrıca çoklu zekâ kuramı ile dil, matematik, müzik vb. üzerine birçok teori vardır. Yabancı dil öğrenimi, gün geçtikçe artan bir ihtiyaç haline gelmektedir. Bu çalışma da Montessori yaklaşımı ile yabancı dil olarak Almanca kelime edinimini müzik eşliğinde ele alarak, okul öncesi çocukların ritim duygularını ve becerilini geliştirerek edinimlerini sağlamaktır. Bu tarz yöntem ile çoğu alıştırmalarda yabancı dili daha iyi hafızada tutmak, kelime dağarcığını genişletmek mümkündür. Sırf bu nedenle, küçük çocukların Yabancı dil olarak Almanca derslerinde müzik kullanımı tercih edilmektedir. İhsan Doğramacı Anaokulunda uygulama güz dönem 2017/2018 öğretim yılı içerisinde, 4-5 yaş arası 17 çocuk ile yapılmıştır. Görsel materyal olarak renkli toplar, renkli resimler ve CD&amp;#39;ler ele alınmıştır ve şarkı ile bağdaştırılmıştır. Bu çalışmada işitsel-görsel yabancı dil yöntemi ve çoklu zekâ değerlendirme anketi uygulanmıştır. Şarkı seçiminde dil seviyesine, çocukların zevkine ve motivasyona dikkat edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>الأساليب النبوية في تنمية القيم الإسلامية لدى الشباب / GENÇLER ARASINDA İSLAMİ DEĞERLERİN GELİŞMESİNDE PEYGAMBERLİK YÖNTEMLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56557</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56557</guid>
      <author>Ayman Jassım Mohammed AL DOORI,</author>
      <description>&lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;&lt;span dir="RTL"&gt;اهتمت السنة النبوية اهتمامًا بالغًا بمرحلة الشباب وتنمية القيم الإسلامية فيهم والتي تمكنهم من بناء شخصية متميزة بعيدة عن الانحراف السلوكي والضياع، فجاءت هذه الدراسة لتسلط الضوء على ما تتميز به مرحلة الشباب من القوة والإنتاج، فهي أفضل مراحل العمر لما يتوفر فيها من كمال الحواس وبها يستطيع الشاب إدراك واجبه الديني وتمييز الصواب من الخطأ، كما بينت الدراسة أهم خصائص القيم الإسلامية فهي ربانية مصدرها القرآن والسنة، كما أنها جامعة بين الثبات في الأمور العقدية والمرونة لمواجهة ما يتولد في حياة الناس من مواقف وحوادث، وهي وسطية معتدلة في كل أمور الإنسان الدينية والدنيوية، وشاملة لكل الصفات الحميدة، وواقعية وليست بأشياء نظرية، وقد تنوعت الأساليب النبوية لتنمية القيم لدى الشباب والتي تهدف إلى الوصول بالشاب المسلم إلى المرتبة المنشودة من التحلي بالقيم والأخلاق، فمن تلك الأساليب النبوية: أسلوب القصة، والحوار والاقناع، وضرب الأمثلة، والقدوة، والترغيب والترهيب، والمدح والتشجيع، والتنافس والمسابقة، ولكل أسلوب من هذه الأساليب أهمية كبيرة في تنمية القيم السلوكية لدى الشاب المسلم.&lt;/span&gt; &lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;Nebevî Sünnet, gençlik aşamasına ve onlarda islami değerlerin gelişmesinde büyük önem vermiştir. Ki bu onların davranışsal sapma ve kayıptan uzak ayrı bir kişilik oluşturmalarını sağlamıştır&lt;span dir="RTL"&gt;. &lt;/span&gt;Bu araştırma, gençlik aşamasının gücünün ve üretkenliğinin göze çarptığına ışık tutmak için geldi (yapıldı)&lt;span dir="RTL"&gt;.&lt;/span&gt;Bu, duyuların mükemmel bir şekilde sağlanması, genç bir kişinin dini görevini yerine getirebilmesi ve doğruları yanlıştan ayirabildiği için ömrün en iyi aşamasıdır&lt;span dir="RTL"&gt;.&lt;/span&gt; Çalışma, ayrıca islami değerlerin en önemli özelliklerini de açıklamıştır. Nitekim onlar ilahi, kaynağı ise Kur-an ve sünnettir. Aynı zamanda o, insanların hayatlarında meydana gelen durum ve olaylarda doktrinsel ve kişiliksel hallerin istikrarını bir araya getirmiştir&lt;span dir="RTL"&gt;. &lt;/span&gt;O, bütün insanların dini ve dünyevi meselelerinde orta yollu ve mutedil, bütün güzel vasıfları içeren (kapsayan) ve teorik olmayıp realisttir&lt;span dir="RTL"&gt;. &lt;/span&gt;Peygamberlik yöntemleri gençler arasında değerleri geliştirmek ve müslüman gençliği istenen değer ve ahlak düzeyine getirmeyi amaçlamak için çeşitlilik göstermiştir. Bu peygamberlik yöntemleri arasında hikaye, diyalog ve ikna, örnek verme ve örnek Alma, rağbet ettirme (ayartma) ve korkutma, övme ve teşvik etme, rekabet ve müsabaka metodu gibi yöntemler vardır. Bütün bu metodlarda, müslüman gençlik için davranışsal değerlerin gelişmesinde büyük bir önem vardır&lt;span dir="RTL"&gt;. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


