






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2021 Sayı 46</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1808</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>KURUMSAL DEĞER İFADELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK 20 KURUMUNDA BİR ÇÖZÜMLEME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56516</guid>
      <author>Gülbeniz AKDUMAN,; Zeynep HATİPOĞLU , Bülent DEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Değerler, çeşitli durumlarda eylemlere ve yargılara rehberlik eden küresel kavramlardır. Tutumlar ve algılar aracılığıyla davranış üzerinde dolaylı bir etkiye sahip olabilirler. Değerler, performans sonuçlarını doğrudan etkileyebildikleri için örgütsel davranış açısından da önemlidirler. Değerler, çeşitli toplumsal ve örgütsel kültürler arasındaki farklılıkları yansıtırlar. Kurumsal değerler bir organizasyonun ruhunu şekillendiren kalıp gibidirler; kurumun nasıl bir yer olduğu, temsil ettikleri, kurumun çalışma yaşamına, müşteriler ve çalışanlar başta olmak üzere tüm paydaşlarına bakışı, çalışanların nasıl çalışmaları beklendiğinin göstergesidirler. Kurumun oluşturmak istediği ideal imaj, kurumsal değerlerle yansıtılabilir. Değerler kurumların karar alma mekanizmalarının kalbinde yer alarak yönlendirici görevi görürler. Örgütsel değerlerin örgütsel performans ve hedeflere ulaşma üzerindeki olumlu etkisini vurgulayan çok sayıda çalışma vardır. Bu bağlamda araştırmanın amacı Türkiye’nin en başarılı kurumlarını bilançoları baz alarak belirleyen Fortune 500 listesinde yer alan ilk yirmi kurumun kurumsal değerlerinin incelenmesidir. Fortune 500 listesinden ilk yirmi kurumu listeledikten sonra her bir kuruma ait web sitesinden kurumsal değerlerine doküman inceleme tekniğiyle ulaşılarak frekans analizi yapılmıştır. Yapılan frekans analizine göre kurumların değerlerinde en çok yer alan kavramlar sırasıyla dürüstlük, şeffaflık ve etik, yaratıcılık ve yenilikçilik, müşteri odaklılık, takım çalışması, değişim, sürdürülebilirlik, çevreye duyarlılık, sosyal sorumluluk olarak analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TARİHİ MEDRESELERİN YENİDEN İŞLEVLENDİRİLMESİ: ERZURUM ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56517</guid>
      <author>Serkan SİPAHİ,, İrem Cansu YALÇIN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kültürel mirasın önemli ögelerinden biri olan mimari ürünlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşımaktadır. Mimari yapılar, yapıldığı dönemin yapım tekniği, yapı malzemesi, toplumun sosyal ve ekonomik durumu gibi özelliklere ilişkin bilgiler aktarmaktadır. Dolayısıyla bu yapılar geçmişi doğru algılayıp yorumlayabilmemize katkı sağlamaktadır. Tarih boyunca önemli bir yerleşim merkezi olan Erzurum kenti; Selçuklu ve Anadolu Selçuklu devleti için de önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Selçuklu mimarisinin en dikkate değer yapı türlerinden biri medreselerdir. Selçuklu devleti geleneğinde önemli bir yere sahip olan vakıflar yolu ile sosyal ve kültürel yapıların inşa edilmesi kültürünün bir sonucu olarak Erzurum’da Anadolu Selçuklu Devleti zamanında yapılan Çifte Minareli Medrese de dönemin Anadolu’sunda önemli bilim merkezlerinden biridir. Medrese, Selçuklu devletine ait kültürün ve tarihin gelecek nesillere aktarılmasında önem taşımaktadır. Yapıların gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde ulaştırılabilmesi ve korunması amacıyla farklı müdahale yöntemleri uygulanmaktadır. Bu yöntemlerden biri olan yeniden işlevlendirme, zaman içerisinde özgün işlevini kaybeden yapıların korunabilmesi için sıkça tercih edilmektedir. Çifte Minareli Medrese de zamanla özgün işlevini yitirmiş ve yeniden işlevlendirilerek varlığını sürdürebilmiştir. Günümüzde halen ayakta kalmayı başaran ve Selçuklu dönemi mimarisine ışık tutulmasında büyük bir role sahip olan Çifte Minareli Medrese, kentin en çok ziyaret edilen mimari eserlerinden bir tanesidir. Çifte Minareli Medrese’nin tarih içerisinde yapılışından itibaren geçirdiği değişimler ve aslının korunarak restorasyon çalışmaları kapsamında yapılan yeniden işlevlendirilme sonucunda aslını ne kadar koruduğu ise ayrı bir tartışma konusudur. Bu çalışmanın amacı da Çifte Minareli Medrese’nin tarihi süreçte geçirmiş olduğu mimari değişimler ve müze olarak yeniden işlevlendirilmesinin irdelenmesidir. Bu kapsamda medresenin tarihi önemi, mekânsal açıdan mimarisi ve günümüzdeki durumu gibi konular tartışılmıştır. Çalışmanın sonucunda Çifte Minareli Medrese’nin geçirmiş olduğu mimari değişimler ortaya konularak yapının değişimler sonucu ana kimliğinin ne kadar bozulduğu; sürecin sonunda yeniden işlevlendirme çalışmasının yapıyı ne kadar etkilediği üzerine tespitler yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>21. YÜZYIL BECERİLERİ AÇISINDAN HAYAT BİLGİSİ DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56521</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56521</guid>
      <author>Cevat EKER,, Merve KURUM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, hayat bilgisi dersi (1-3) öğretim programı kazanımlarını 21. yy becerileri açısından incelemektir. Araştırmada incelenen doküman, ilkokul hayat bilgisi dersi öğretim programıdır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılarak yapılmış ve elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Verilerinin analizinde hata olasılığını azaltmak için uzman görüşüne başvurulmuştur. Araştırma sonucunda 1.sınıf hayat bilgisi dersi (1-3) öğretim programında 21. yüzyıl becerilerinden eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim ve işbirliği, bilgi okuryazarlığı, girişimcilik ve öz-yönetim, sosyal ve kültürlerarası, liderlik ve sorumluluk becerilerine öncelikli olarak yer verildiği, 2.sınıf hayat bilgisi dersi öğretim programında 21. yüzyıl becerilerinden yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim ve işbirliği, bilgi okuryazarlığı, esneklik ve uyum, girişimcilik ve özyönetim, sosyal ve kültürlerarası, üretkenlik ve sorumluluk, liderlik ve sorumluluk becerilerine yer verildiği, 3.sınıf hayat bilgisi dersi öğretim programında yaratıcı düşünme, eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim ve işbirliği, bilgi okuryazarlığı, girişimcilik ve özyönetim, sosyal ve kültürlerarası, liderlik ve sorumluluk becerilerine öncelikli olarak yer verildiği görülmüştür. Ancak, hayat bilgisi dersi (1-3) öğretim programında yaratıcı düşünme, medya okuryazarlığı, bilgi ve iletişim teknolojileri okuryazarlığı, esneklik ve uyum, üretkenlik ve sorumluluk becerilerine yönelik herhangi bir kazanıma yer verilmediği görülmüştür. Dolayısı ile öğretim programında yer alan kazanımların bu beceri gruplarına dengeli dağılmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın bulguları doğrultusunda 21.yy becerilerinin öğretim programlarındaki kazanımlara dengeli bir biçimde dağıtılmasına ve daha fazla yer verilmesine yönelik öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PANDEMİ SÜRECİNDE TÜKETİCİLERİN GİYSİLERİNİ KULLANMA VE SATIN ALMA DAVRANIŞLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56514</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56514</guid>
      <author>Emine KOCA,; Merve BALKIŞ , Celile DÖLEKOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tüketim, nesilden nesile, kültürden kültüre, insandan insana değişen bir davranış olmakla beraber; temel amacı ile kimi zaman sadece yaşamı sürdürme, kimi zaman farklılaşma, bir gruba ait olma, saygı görme bazen de benzemeye çalışma gibi fonksiyonlarla gerçekleşir. Tüketim dinamik bir yapıya sahiptir ve devlet politikaları, doğal afetler, savaşlar, salgınlar, teknolojik, sosyoekonomik gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Özellikle, COVID-19 sürecinde, toplumları oluşturan bireylerin yaşam tarzlarında ve alışkanlıklarında değişiklik olup olmadığına yönelik araştırmaların arttığı bilinmektedir. Dünya ekonomisi, kaynakların kullanımı gibi pek çok üretim dinamiğini etkileyen pandemi süreci, tüketim dinamiklerini de değiştirmiş; bireylerin stoklama, eskiyi değerlendirme, aşırı tüketme veya tüketimi azaltma gibi farklı davranış biçimleri sergilemesine neden olmuştur. Pandemiye bağlı olarak değişen tüketim davranışları, tüketim zincirinin ana halkalarından biri olan moda üzerinde de etkisini göstermektedir. Toplumdaki bireylerin tutum ve davranışlarının değişime uğradığı pandemi sürecinde de tüketicilerin giysi edinme ve tüketim davranışlarının (daha az tüketmeye çalışma, stok yapma, internet alışverişini arttırma, türetme vb.)değiştiği gözlemlenmiştir. İlgili literatürde pandemi sürecinde tüketici davranışını inceleyen çeşitli çalışmalar mevcut olmakla birlikte, bu süreçte tüketicilerin modaya bakış açılarında ve giysilerinisatın alma ve kullanma (yeniden kullanma (reuse), geri dönüşüm/dönüştürme (recycling)) davranışlarındaki değişimi değerlendiren bir çalışmaya rastlanmamış olması çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu çalışmada, tüm dünyanın yaşam biçimlerini etkileyen pandemi sürecinde bireylerin moda algıları ve arayışlarının belirlenmesi, pandemi öncesi ve pandemi sürecinde tüketime dayalı giysileri kullanma ve satın almadavranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma verilerinin elde etmek için araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçme aracı kullanılmış ve online uygulanmıştır. Veriler temel istatistiksel bulgular ve ilişki testleri ile analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE DIŞ TİCARET HADLERİNİN PREBİSCH-SİNGER HİPOTEZİ KAPSAMINDA ANALİZİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56522</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56522</guid>
      <author>Emek Aslı CİNEL,; Nebiye YAMAK , Pınar HARMANLI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Prebisch (1950) ve Singer (1950), dış ticaret hadlerinin az gelişmiş ülkeler aleyhine hareket ettiğini ifade etmişler ve bu görüş daha sonraları ilgili literatürde Prebisch-Singer tezi olarak adlandırılmıştır. Prebisch-Singer tezi, 1950 yılından itibaren çoğu kez test edilmiş ve elde edilen bulgular genellikle tezin geçerliliğini destekler yönde olmuştur. Ancak özellikle 1990 yılı öncesi yapılan ampirik çalışmalarda kullanılan yöntemlerin günümüz zaman serisi yöntemleriyle kıyaslanması durumunda bu yöntemlerin istatistiksel çıkarım yönünden yetersiz kaldıkları görülmektedir. Bu nedenle ulaşılan sonuçların doğruluğu sorgulanır hale gelmiştir. Bu çalışmada net değişim ticaret hadlerinin uzun dönem itibariyle mamul mallar (sanayi ürünleri) lehine ve birincil mallar (hammadde ve tarım ürünleri) aleyhine eğilim göstereceğini savunan Prebisch-Singer hipotezinin geçerliliği Türkiye özelinde araştırılmıştır. Bu amaçla çalışmada öncelikli olarak literatürde Prebisch-Singer tezinin geçerliliğini tartışan ve test eden araştırmalardan bir kısmına tarihsel sıralamayla değinilmiştir. Daha sonra Prebisch-Singer hipotezinin Türkiye’de geçerliliği analiz edilmiştir. Analizde kullanılan veriler üçer aylık olup 1982-2020 dönemini kapsamaktadır. Veri seti üç ayrı alt döneme ayrılmıştır. Hipotezin geçerliliği doğrusal trend, Hodrick-Prescott filtre ve ARDL sınır testi yaklaşımlarıyla araştırılmıştır. Elde edilen bulgular söz konusu hipotezin Türkiye özelinde geçerli olmadığına işaret etmektedir</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ BİLİMİN DOĞASINA İLİŞKİN İNANÇ DÜZEYLERİNİN ARAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56523</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56523</guid>
      <author>Hasan KAYA,, Zeynep ZORLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı, fen bilimleri öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin inanç düzeylerini incelemektir. Araştırmada tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2019-2020 öğretim yılı bahar döneminde, bir eğitim fakültesinin fen bilgisi öğretmenliğinin üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören 96 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Özgelen (2013) tarafından geliştirilen, beş alt boyuttan oluşan, Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı .83 olan Bilimin Doğası Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmen adaylarına uygulanan ölçekten elde edilen verilere ilişkin betimsel istatistikler ve bağımsız örneklemler t-testi analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, üçüncü ve dördüncü sınıf öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin inanç düzeyleri arasında üçüncü sınıftaki öğretmen adayları lehine anlamlı bir fark bulunurken, cinsiyet değişkeni açısında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğretmen adaylarının bilimin doğası ölçeğinin “Bilimsel Bilginin ve Bilim İnsanının Özellikleri”, “Bilimde Öznellik ve Teknoloji”, “Sosyal Kültürel Yapı” alt boyutlarından aldıkları toplam puanlar üçüncü sınıf öğretmen adayları lehine anlamlı farklılık gösterdiği, ancak “Değişime Açık Olma” ve “Bilimde Teorilerin Yeri” alt boyutları için puanlar arasından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının bilimin doğası ölçeğinin her bir alt boyutundan aldıkları puanlar acısından inanç düzeylerinin “İyi” veya “Çok İyi” düzeylerinde olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TROMPET KONULU LİSANSÜSTÜ TEZLERİN BİBLİYOMETRİK ANALİZİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56524</guid>
      <author>Öğünç POYRAZ,, Çisem ÖNVER ZAFER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, Türkiye’de trompet konulu olarak yazılmış tezler bazı değişkenlere göre incelenerek bibliyometrik analizi yapılmıştır. YÖK Tez Merkezi üzerinde trompet anahtar kelimesi kullanılarak tarama gerçekleştirilmiş, tarama sonucunda erişim izni olan 16 teze ulaşılmıştır. Ulaşılan tezler; yayımlandığı yılına, okuluna, enstitüsüne, türüne, sayfa sayısına, danışmanlığını yapan kişinin unvanına ve araştırmada kullanılan yöntemine göre ayrılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda, büyük oranda 2019 yılında, Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde, yüksek lisans türünde, 100-150 sayfa aralığında, literatür taraması modeliyle, Prof. danışmanlığında tezler yapıldığı görülmüştür. Bu tezlerin de en çok Trakya Üniversitesi’nde yayımlandığı sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM ÇALIŞANLARININ COVİD-19 SÜRECİNDE TÜKENMİŞLİK DÜZEYLERİ İNCELEMESİ: KAYSERİ İLİNDE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56525</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56525</guid>
      <author>Kadiriye GAYGISIZ,, Mustafa MENEKAY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı Eğitim Çalışanlarının Covid-19 sürecinde Tükenmişlik Durumlarının ve tükenmişliğin alt boyutları olan duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık duygusunun düzeylerinin belirlenmesine yöneliktir. Bu amaç için literatürde en sık yararlanılan ölçek olan Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) uygulanmıştır. Kayseri İlinde; okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretim eğitim veren okullarında görev yapmakta olan öğretmen ve yöneticilerden toplam 516 kişiye ulaşılmıştır. Ulaşılan bu verilere SPSS 26,0 istatistiksel programı kullanılarak yaş, cinsiyet, medeni durum, unvan durumu, çalışılan öğretim kademesi, meslekte geçirilen süre gibi değişkenler açısından analizler karşılaştırılmalı olarak gerçekleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL MÜDÜRLERİNİN DÖNÜŞÜMSEL LİDERLİK DAVRANIŞLARININ ÖĞRETMENLERİN İŞ DOYUMLARI DÜZEYLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56526</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56526</guid>
      <author>Mesut BUTTANRI,; Mehmet ÜÇDAĞ , Latif SERT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Toplumsal bir sistem olarak eğitim, bireylerin toplumda var olma süreci içerisinde tecrübelerini, davranış ve tutumlarını öğrenme yoluyla dönüşümüne olanak tanır. Bireylerin var olma süreci içerisinde de örgütsel yapılar önemli yer tutmaktadır. Araştırmanın evreni 2019-2020 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili Sur ilçesinde görev yapan 1541 öğretmenden oluşmaktadır. Basit tesadüfî örneklemle belirlenen 302 öğretmen araştırmaya gönüllü katılmıştır. Çalışma kapsamında okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu düzeylerini, özellikle dışsal boyutta daha fazla olumlu yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik davranışlarının öğretmenlerin motivasyon düzeylerini, olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir. Okullarda dönüşümcü lider okul müdürlerine olan ihtiyaç aşikardır. Bu bağlamda eğitimde okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik davranışları sergileme düzeyleri tartışmaya açılmalıdır. Araştırma sonucunda okul müdürlerinin eksik yönleri betimlenmiş, alanyazınına bu yönde farkındalık oluşturulması amaçlanmıştır. Yapılan çalışma, okul yöneticilerinin sergilemiş oldukları dönüşümcü liderlik stili ile sınırlı olduğundan diğer liderlik stillerinin motivasyon üzerindeki etkisi araştırılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DEĞİŞEN İNANÇSAL / DİNSEL YAPININ TÜRK TİYATRO SEYİRCİSİNİN SEYİR ESTETİĞİNE ETKİLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56527</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56527</guid>
      <author>Mehmet Sabri ŞENOL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türkiye toplumu geçmişten günümüze farklı inanç sistemleriyle buluşmuş, bu farklı inançsal algılama biçimleri Türkiye toplumunun gerek gündelik yaşamını gerekse estetik dünyasını dizayn etmekte etkili olmuştur. Animizm, Eski Türk Dini, Şamanizm, Hint, Çin ve Tibet inanç sistemlerinden İslam’a ve Anadolu İslamı’na uzanan inançsal dinsel değişim toplumun kendini ifade etme zamanlarında, algılama ve anlamlandırma biçimlerinde yansımasını bulmuştur. Türklerin eski inanma biçimleriyle, Şamani inanç biçimi sıkıca kaynaşmış, bu iki inanma biçimi, göçebe-kandaş toplum yapısından ve bozkır coğrafyasından çıkan, doğayla sıkı bağlarını kaybetmemiş bu toplulukların renkli ve bir o kadar büyülü bir dünyaya sahip olmalarını sağlamıştır. Gerek yaradılış hikayelerindeki büyülü ilerleyiş ve öncesinde aktarılan ayin formu, gerekse böylesi bir kökensellik içinde üreyen ve birbirini besleyen inanma biçimleri evreni algılama ve nesnelerle ilişki kurma alışkanlıklarını ne gibi özelliklerle donattığının da ipuçlarını vermektedir. Türk toplumu, ölülerin, cinlerin, ruhların inanma biçimlerinde etkili oldukları irrasyonel bir evrenden gelecekteki yaşamını düzenlerken kullanacağı kimi inanca dayalı bakış açılarını miras olarak almış, gündelik hayatını düzenlerken bu büyülü evrenin pratiklerini kullanarak kültürünü yaşatmaya devam etmiştir. Animistik inanç ve doğaüstü ile kurulan ilişkide neredeyse bütün yabanıl topluluklarda kabul gören ve yaşama geçirilen inançsal algılama biçimleri; Şamanizm, Eski Türk Dini, Hint, Çin ve Tibet inanç sistemlerinden yansıyan örgüler, İslam ve bütün bu inanma biçimlerinin Anadolu İslamında yansımasını bulan bakış açıları Türk seyircisinin sahneyle, oyunla ve oyuncuyla kurduğu ilişkisinde ya da başka bir deyişle seyir estetiğinde her zaman etkili olmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YOUTUBE ÜZERİNDEN MÜZİK İÇERİĞİ ÜRETEN YAYINCILARIN PANDEMİ SÜRECİNDEKİ YAYIN VE MOTİVASYON DURUMLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56528</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56528</guid>
      <author>Meliha İrem SAĞER,, Ece Merve YÜCEER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;COVID-19 salgınının, müzik ve sahne sanatlarının doğasına ve dolayısıyla sanatçıların yaşantısına olan etkisi yadsınamaz. Seyircisiz temsiller, sosyal mesafe kurallarına uyularak düzenlenen oturum planları, online yayınlanan etkinlikler vb. “yeni normal”e uyumlanma çalışmalarının yanı sıra, ertelenen konser ve temsiller ile belirsiz bir süre kapılarını kapatan sanat merkezlerinin en önemli sonuçlarından bazılarının maddi kayıp ile eskiye oranla motivasyon eksikliği olduğu tahmin edilmektedir. Bu varsayımları ve diğer sonuçları araştırmak amacıyla abone sayısı 300 kişi ile 400 bin kişi arasında değişen Türkiye’de yayın yapan 15 YouTube müzik içerik üreticisinin pandemi sürecinde paylaşım, yayın ve motivasyon durumları, kendileriyle çevrimiçi gerçekleştirilen 73 soruluk anketin sonuçlarına göre incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVİD-19 PANDEMİSİNDE GELİŞEN ANKSİYETEYE YÖNELİK KAVRAMSAL BİR BAKIŞ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56529</guid>
      <author>Dilek AYDEMİR ÇİLDİR,, Çetin ÇİLDİR</author>
      <description>Covid-19 bir salgın hastalık türü olmakla birlikte, kişileri fiziksel ve sosyal anlamda etkilemektedir. Bu durum insanları tedirgin etmekte ve böylece insanlarda bazı ruhsal hastalıklar baş göstermektedir. Dahası hali hazırda ruhsal hastalıkları bulunanlar için de olumsuz bir kaldıraç görevi üstlenmektedir. Anksiyete ve korku bu hastalıkların başında gelmekte olup temel etkileyiciler olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer taraftan, hastalığın kesin bir tedavisinin halen bulunamaması, karantina ve izolasyon uygulamalarının uzun süredir devam ediyor olması, salgının bulaş hızındaki yayılım, bireysel manada kişilerin sevdiklerini kaybetme, suçluluk ve yalnızlık duygusundaki artış ve hem bireysel hem de toplumsal anlamda görülen ekonomik kayıplar söz konusu ruhsal hastalıkları tetikleyen önemli unsurlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan, bireylerin salgına yönelik bilinçlendirmek, hastalıktan korunma yöntemlerinin hakla anlatılması, yapılan aşılama çalışmaları ile toplumun pandemiye yönelik bağışıklık kazandırılması ve sonuca yönelik alınacak tedbirler salgının seyrini değiştirebilmektedir. Yaptığımız bu çalışma ise genel anlamda tüm dünyayı yaklaşık olarak bir buçuk yıldır etkisi altına alan koronavirüs pandemisi ile ilgili olarak şimdiye kadar yapılmış olan araştırmalara ve özelde pandeminin ruhsal hastalıklara olan ilişkisine dair bir derleme sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖRGÜTSEL ADALET UNSURLARININ ÇALIŞAN MOTİVASYONU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56531</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56531</guid>
      <author>Önder Özgür ÖZDEMİR,, Mehmet Ozan CİNEL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bugün dünya hızlı bir şekilde değişmekte, teknoloji gelişmekte ve sosyal hayat değişmektedir. Bunun sonucunda işletmeler söz konusu değişimlerden büyük bir oranda etkilenmektedir. İşletmelerin başlıca amaçlarından biri de yeniçağa ayak uydurmaktır. Bu bağlamda, yöneticiler ve işletme sahipleri büyük görevler üstlenmektedir. İşletmeler ve çalışanlar açısından çevrelerinde yaşanan gelişme ve değişimleri takip etmeleri ve onlara uyum sağlamaları zordur bundan dolayı da çok fazla emek harcamaları gerekmektedir. Buradan hareketle, bu çalışmada daha önceki dönemlerde literatürde önemli yeri olan örgütsel adalet ve motivasyon gibi kavramlar ön planda tutulmuştur. Çalışma çerçevesinde örgütsel adalet tüm boyutları ile ortaya konulmuş ve motivasyon üzerindeki etkisi açıklanmaya çalışılmıştır. Ticaret alanında etkin olan kurumların örgütsel adaleti ne derece sağladıkları ve bu sayede çalışanlar üzerinde motivasyon sağlama noktasında ne denli başarılı oldukları incelenmiştir. Araştırmada iki değişkenin (Örgütsel Adalet ve Motivasyon) birbirleriyle olan ilişkilerinin yönü ve boyutu belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla Türkiye Ticaret Sicil Müdürlüğü çalışanları arasından kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 208 kişiden yüz yüze anket yöntemiyle elde edilen veriler SPSS istatistik paket programı ile değerlendirilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Geçerlilik ve Güvenilirlik, Faktör Analizi, Tanımlayıcı İstatistikler, T testi, ANOVA, Korelasyon testleri ve Regresyon Analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda; bağımsız değişken olan örgütsel adalet ile bağımlı değişken olan motivasyon arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca örgütsel adalet faktörü alt boyutları ile motivasyon faktörlerinin alt boyutları arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİNNEY KİNNEY RİSK ANALİZİ İLE GIDA MAMÜLERİ DAĞITIMI YAPAN BİR İŞLETMEDEKİ TEHLİKE VE RİSKLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56532</guid>
      <author>Şenol YAVUZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu’na göre işveren işyerlerinde çalışanlarının maruz kalacağı tehlike ve riskleri analiz ederek sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı sağlamak ile yükümlüdür. İşyerinde ve işin özelliğinden dolayı çalışanlar, birçok risklere maruz kalarak iş kazası ve meslek hastalığı yaşamaktadır. İş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı proaktif yaklaşımlardan en önemlisi çalışma ortamındaki tehlike ve risklerin risk analiz yöntemleri ile analiz edilerek düzeltici ve önleyici faaliyetlerde bulunmaktır. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının birinci kaynağı çalışanların yaptıkları tehlikeli hareket ve tehlikeli durumlardır. İş kazalarının % 98 ine insan faktörü etki etmektedir. Finney Kinney, 5x5 Matris ve L tipi Matris analiz yöntemleri kullanılarak iş kazalarına karşı çalışmalar işletmelerde yapılmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada, Gıda mamülleri dağıtımı yapan bir depodaki çalışmaların saha gözetimi yapılarak tespit edilen tehlike ve risklerin Finney Kinney Risk Değerlendirmesi yöntemi kullanılarak riskler analiz edilmiş, düzeltici önleyici faaliyetler önerilerek son durumda risklerin sonucu tekrar analiz edilerek kategorize edilmeye çalışılmıştır. Riskler önem sırasına ve risk skoruna göre kırmızı, turuncu, sarı, yeşil olarak renklendirilmiştir. Risk analizi sonucunda 35 tane risk tespit edilerek analizi yapılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler, aynı iş koluna sahip işletmelerde görev iş güvenliği uzmanına ve işletme sahibine risk analizi çalışmaları sırasında referans olması bakımından literatüre katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SUPPORTING SMES FOR INTERNATIONAL MARKETING AND EXPORTING THROUGH CLUSTERING: THE CASE OF ORNAMENTAL PLANTS AND NURSERY FIRMS IN TURKEY</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56520</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56520</guid>
      <author>Aykan CANDEMİR,; Esra TAŞÇI , Oğuzhan ACAR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;With the rising globalization in recent years, the participation of firms in the internationalization process has been increasing and companies are giving more emphasis on internationalization in their strategies in terms of entering new markets through various ways, especially through international trade. As a result, more and more firms have started to operate outside their domestic markets and export their goods to foreign customers. (Conconi et al., 2016: p.16). SMEs have the advantage of being more flexible and responsive to the needs of the customer compared to big firms. Clustering may offer new possibilities for the firms through collaboration. Significantly, these networking and support systems enable SMEs to compete better in the global marketplace. Building on local strengths, SME policies need to address the small-firm clusters to meet the challenges posed by globalizing economies (OECD, 2000: 1). Parallel to global developments and policies Turkey recently introduced UR-GE (Supporting the Development of International Competitiveness) program which offers support aiming to help the firms’ internationalization through clustering.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERDE ETKİN LİDERLİĞİN KARAR VERME STİLİNE ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56518</guid>
      <author>Meral DOĞANAY,; Kökten ÇEVİKER , Ceyda TERZİOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın temel amacı, okul yöneticilerinde etkin liderliğin karar verme stillerine etkisinin belirlenmesidir. Bu kapsamda, araştırmaya yönelik olarak hazırlanan anket formu 01/04/2021-30/04/2021 tarihleri arasında İzmir ilinde 5 ilçede eğitim veren 207 eğitim kurumu kapsamında uygulanmış ve 248 (110 yönetici, 138 öğretmen) katılımcı araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma sonucunda, okul yöneticilerinde etkin liderliğin karar verme stili üzerine etkisi olduğu ve etkin liderlik ve karar verme stili değişkenleri arasında doğrusal yönde bir pozitif bir ilişki bulunduğu görülmüştür. Etkin liderlik ve karar verme stili faktörleri kapsamında cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, mesleki pozisyon ve yöneticilik düzeyi gibi sosyo-demografik özellikler açısından farklılık bulunmamıştır. İfade yüksek sıklık oranına göre okul yöneticilerinin sıralamada ani, sezgisel, bağımlı, kaçınmacı ve rasyonel karar verme stilini tercih ettikleri bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışma ile okul yöneticilerinde etkin liderliğin karar verme stiline etkisi olduğu bu bağlamda özellikle araştırmanın pandemi sürecinde yapılmış olması da göz önüne alındığında, sürecin iş ortamlarına yansıdığı ifade edilebileceği gibi, büyük ölçekte eğitim gelişimi ve eğitimin yüksek düzeyde sürdürülebilirliğinde, yönetsel ve organizasyonel olumsuz sonuçlarının kısa, orta ve uzun vadede sorumlusu olarak, etkin liderlik karar verme stili ile yönetim ve organizasyon üzerindeki etkisi, her alanda başarı veya başarısızlığı belirleyen önemli bileşen olduğu belirtilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE BAĞLAMINDAKİ TURİZM ACENTALARI WEB SİTELERİNDE KİŞİLERARASI ÜSTSÖYLEM</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56512</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56512</guid>
      <author>Merve GEÇİKLİ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu makale, metinlerde üstsöylemsel unsurlardan biri olan kişilerarası işlevlerin işletilmesinde bağlamsal faktörlerin önemli bir rol üstlendiği savı üzerine yapılandırılmıştır. Metinlerde üstsöylem, alanyazında çoğunlukla akademik söylemde yer alan türlerde geliştirilmiş olan modeller üzerinden incelenmiş ve bu çalışmalarda gerek tür gerek alan gerek kültür olsun çeşitli faktörlerin etkiside göz önünde bulundurulmuştur (Hyland &amp; Tse, 2004; Hyland, 2005). Fakat, akademik olmayan türlerde üstsöylemin nasıl işletildiğine dair alanyazında neredeyse hiç çalışma yoktur. Bu bağlamda, geliştirilmiş olan üstsöylem modellerinden hareketle farklı türlerde analizler yapılması özellikle metinlerde kişilerarası işlevlerin nasıl yapılandırıldığına dair detaylı veri elde edilmesine ve bağlamsal faktörler konusunda farklı bakış açılarının sunulmasına yardımcı olacaktır. Buradan hareketle, bu çalışmanın amacı turizm acentalarının web siteleri gibi gibi akademik olmayan yazın türlerindeki leksiko-gramatik yapılandırmayı kişilerarası üstsöylem modellerinden faydalanarak (White 2003; Hyland, 2008) analiz etmektir. Çalışmanın derlemini Türkiye’de önde gelen turizm acentalarının web siteleri oluşturmaktadır. Nitel paradigmadan hareketle kişilerarası üst söylem modeli kullanılarak içerik analizinin takip edildiği bu çalışmada bulgular, acentaların web sitelerinde kullandıkları leksiko-gramatik yapılarda alan, dil ve tür bağlamsal faktörlerinin etkisi olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİM ÇALIŞANLARININ COVİD-19 SÜRECİNDE SOSYAL AĞ KULLANIM DÜZEYLERİ İNCELEMESİ: KAYSERİ İLİNDE YAPILAN BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56530</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56530</guid>
      <author>İsmail GAYGISIZ,, Barış KOYUNCU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı eğitim çalışanlarının Covid-19 sürecinde Sosyal Ağ kullanım düzeylerini belirlemektir. Bu araştırma, katılımcıların öğretimde teknoloji kullanım düzeyleri hakkında ve öğretimde teknoloji kullanımının alt boyutları olan hazır bulunuşluk ve eylem durumu seviyelerini belirlenmeye yöneliktir. Bu amaç için Emin KILINÇ ve arkadaşları tarafından 2016 yılında geliştirilen Öğretimde Teknoloji Kullanımı Öz Yeterlilik Ölçeği uygulanmıştır. Kayseri İlinde; okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve halk eğitim seviyesinde eğitim veren okullarda görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenlerden toplam 336 kişiye ulaşılmıştır. Ulaşılan bu verilere SPSS 26,0 istatistiksel programı kullanılarak katılımcının cinsiyeti, yaşı, unvan durumu, öğretim durumu, çalışılan öğretim kademesi, okulun bulunduğu yerleşim yeri, katılımcının internette günlük geçirdiği süre, internet kullanırken yasal ve etik sorumlulukları bilme durumları gibi değişkenler açısından analizler karşılaştırılmalı olarak incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HASTANE OKULLARI VE HASTANE OKULLARINDA VERİLEN GÖRSEL SANAT EĞİTİMİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56539</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56539</guid>
      <author>Rıza YILMAZ,, İsa ELİRİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çeşitli sağlık sorunları sebebiyle ile hastanede yatarak tedavi olan çocukların eğitim-öğretim yaşantısından geri kalmaması için hastane okulları açılmıştır. Bu sayede okul dönemi çocuklarının, hastanede geçirecekleri süre boyunca, eğitiminde kayıplar yaşamaması hedeflenmiştir. Hastane okulları; çocuk hastaneleri içerisinde yer alan, okul dönemi çocukların katılım sağlayarak devam edebilecekleri bir ya da birkaç derslik, öğretmen ve yönetici odalarını içeren eğitim birimleri olarak tanımlamaktadır (Baykoç, 2006). Herhangi bir sebepten dolayı hastanede uzun süreli veya yatarak tedavi görmesi gereken çocukların sosyal hayatı ve eğitimi sekteye uğramaktadır. Oysa eğitim; din, dil, sosyal statü, ırk ayrımı gözetmeksizin her çocuğun sahip olduğu temel haklardan birisidir. Bu çalışmada, herhangi bir sağlık sebebinden dolayı örgün eğitim hayatından yoksun kalan çocukların hastane okullarında aldıkları eğitimi görsel sanat eğitimi özelinde incelemektedir. İnsanın kendisini ifade etme ve başkalarıyla iletişim kurma yollarından birisi olarak sanat, bireyin sosyal veya duygusal sorunlarıyla başa çıkmak için başvurabileceği yöntemlerden birisidir. Doğası gereği hastane okullarında verilen sanat eğitimi, terapötik bir etkiye sahiptir. Hasta çocukların; bulundukları durumu olumlu yönde algılamada ve/veya sanat çalışmalarının önemi görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CONSCIOUS AWARENESS LEVELS OF MUSIC TEACHER CANDIDATES</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56515</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56515</guid>
      <author>Mustafa KABATAŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The aim of this study is to determine the stem awareness level of music teacher candidates and to determine the situations in which this awareness is affected by different variables. It is a descriptive field study and it was conducted with a survey model. The study group of this study consists of 34 (11 girls and 23 boys) education faculty students studying in the 3rd and 4th grades of the Department of Music Education, Department of Music Education at Kastamonu University, Faculty of Education, in the academic year of 2018-2019. As the data collection tool, "Conscious awareness scale" designed by Buyruk and Korkmaz was used. Within the scope of data analysis; Average, Anova, Schieffe and T-Tests were used. As a result of the analyzes made, it was observed that the Toad Conscious Awareness Scale, awareness of pre-service teachers was high and gender did not affect this awareness level. Researchers who want to examine the same subject can practice with different departments and larger study groups. In addition, they can analyze their state of awareness in terms of different variables.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİDERLİK TÜRLERİ VE ÜRETİM KARŞITI DAVRANIŞLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLERİ ELE ALAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİNE YÖNELİK BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56533</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56533</guid>
      <author>Murat AYDINAY,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı üretim karşıtı davranışlar ile liderlik türleri ya da yönetsel yaklaşım tarzları arasındaki ilişkileri ele alan ve Türkiye’de tamamlanan lisansüstü çalışmaları incelemek ve değerlendirmektir. Bu amaca bağlı olarak YÖK tez arama veri tabanına kayıtlı olan yüksek lisans ve doktora tezlerine ulaşılmıştır. Tez tarama sürecinde “üretim karşıtı” ve “üretkenlik karşıtı” anahtar kelimeleri kullanılmış; toplamda 45 tezin mevcut olduğu ve bu tezlerden sadece 9 tanesinin çalışmanın amacına uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu tezler 2017 ile 2020 yılları arasında tamamlanmış olup 4 tanesi doktora, 5 tanesi ise yüksek lisans tezidir. Tezlerde temel olarak liderlik türlerine dair genel algı dışında etik liderlik, dönüşümcü liderlik, yıkıcı liderlik gibi tarzlar ele alınmışken, istismarcı yönetim, lider-üye değişimi ve lider desteği gibi değişkenler de yer almıştır. Sonuçlara göre olumlu liderlik türleri ya da olumlu yönetsel yaklaşımlar, üretim karşıtı davranışlar üzerinde azaltıcı etki gösterişken, olumsuz liderlik türleri ve yaklaşımlar ise arttırıcı etkilere yol açmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNUNU’NA GÖRE GENEL İŞLEM KOŞULLARININ DENETİMİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56534</guid>
      <author>Burcu KESKİN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Genel işlem koşulları, benzer sözleşmelerde kullanılmak üzere, önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve benzer içeriğe sahip sözleşme koşullarıdır. Bu koşullar, ileride yapılacak olan sözleşmede kullanmak amacıyla önceden hazırlandığı için karşı tarafın bu koşullara müdahale etmesi mümkün olmamaktadır. Bu sebeple de söz konusu genel işlem koşullarında bireysel sözleşmelerin temeli olan tarafların karşılıklı irade uyuşması çoğunlukla bulunmamaktadır. Söz konusu bu eksikliğin giderilmesi için genel işlem koşullarından haberi olmayan, sosyal ve ekonomik olarak zayıf konumda olan sözleşmenin karşı tarafının; aleyhine olan hususlar hakkında tam bir bilgi sahibi olması ve korunmasının sağlanması amacıyla, kanun yoluyla sözleşmelere müdahale edilmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Söz konusu bu müdahale, genel işlem koşullarının idari ve yargısal olarak denetimi aracılığıyla sağlanmaktadır. Çalışmamızın ana konusunu oluşturan genel işlem koşullarının yargısal denetimi TBK’a göre yürürlük denetimi, yorum denetimi, içerik denetimi olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Bunun yanı sıra genel işlem koşullarının denetimi, TBK çerçevesinde incelense de 6102 sayılı TTK ve 6502 sayılı TKHK kapsamında da genel işlem koşulları hakkında kanun hükümleri bulunmaktadır. Bu kapsamda genel işlem koşullarını TTK bakımından haksız rekabet ve TKHK bakımından haksız şartlar da incelenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GELİR DAĞILIMININ EKONOMİK BÜYÜME ÜZERİNE ETKİSİ: ÜST ORTA GELİR GRUBU ÜLKELERE YÖNELİK PANEL VERİ ANALİZİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56536</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56536</guid>
      <author>Ayşe ERYER,, Tuğba KONUK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İktisat biliminin temel konularından biri gelir dağılımıdır. Gelir dağılımının adaletli olması konusu ise son dönemlerde genel olarak bütün ülkelerin iktisat politikalarının temel amaçlarından biri olarak dikkat çekmektedir. Gelir dağılımı, hem sosyal hem de ekonomik bir problem olarak görülmektedir. Kişisel gelir dağılımının hesaplanmasında temelde iki ölçüt kullanılmaktadır. Bunlardan biri Gini Katsayısı iken diğeri de Lorenz Eğrileri’dir. Genelde ekonometrik analizlerde gösterge olarak daha çok Gini katsayısı tercih edilmektedir. Bir ülkenin yıllar itibariyle Gini katsayıları ile sosyal ve makroekonomik göstergeleri arasında ilişkiler kurularak değişkenler arasındaki etkileşim tespit edilebilmektedir. Bu çalışmada ekonomik büyüme ve gelir dağılımı arasındaki ilişki 20 üst orta gelir grubuna sahip ülke için Panel Veri Analizi tekniği kullanılarak test edilmiştir. Yapılan analiz sonucuna göre ise gini katsayısındaki artışlar ekonomik büyümeyi azaltmaktadır. Bulunan bu negatif ilişki literatürü desteklemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


