






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2020 Sayı 38</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1800</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>EĞİTİMİN TEMEL İŞLEVLERİ BAKIMINDAN SURİYELİ MÜLTECİLERİN EĞİTİMİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56354</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56354</guid>
      <author>Beyhan ZABUN,</author>
      <description>Bu çalışmada halen ülkemizde yaşayan ve muhtemelen süreç içerinde toplumsal yapımıza entegre olacak olan Suriyeli mültecilerin durumu eğitimin temel işlevleri bakımından sosyolojik, antropolojik olarak ele alınmıştır. Resmi verilere göre yaklaşık 4 milyon civarında Suriyeli ülkemizde yaşamaktadır ve 1 milyon civarında farklı kademelerde olmak üzere Suriyeli öğrenci, öğrenci adayı ya da önümüzdeki süreçte öğrenci olacak çocuk bulunmaktadır. Suriyeli öğrenci nüfusu, nicel olarak bunların eğitimlerinin nasıl yapılacağı ve bu bireylerin topluma nasıl entegre edileceğinden öte, eğitimin temel işlevleri bakımından kendi toplumumuzu, bölgemizi ve dünyayı orta-uzun vadede ilgilendiren daha önemli bir sorundur. Bu bağlamda yapılacak olan formel/enformel eğitimin işlevleri bakımından önemi daha da artmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>11 MART 2020 TARİHİNDE CORONA VİRÜS İLE İLGİLİ DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ’NÜN PANDEMİ İLAN ETMESİNİ TAKİP EDEN BİR AYLIK SÜREÇTE SAĞLIK BAKANI SAYIN FAHRETTİN KOCA’NIN AÇIKLAMALARININ İÇERİK ANALİZİ YÖNTEMİ İLE İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56351</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56351</guid>
      <author>İsmail Cem FERİDUNOĞLUİsmail Cem FERİDUNOĞLU,</author>
      <description>Dünya yeni COVID-19 salgını baskısı altındadır.Türkiye dünyanın onsekizinci en kalabalık ülkesidir ve daha uzun bir süre boyunca önemli ölçüde etkileneceği tahmin edilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de insanların COVID-19 ile ilgili haberlere ve bilgilere nasıl eriştiklerini belgelemek ve anlamak için, 11 Mart – 11 Nisan arasındaki süreçte, küresel pandeminin ilk aşamalarında, farklı kaynakların ve platformların güvenilirliği nasıl değerlendirdikleri, koronavirüs kriziyle ilgili bilgi ve yansımalarını, Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’nın açıklamalarının içerik analizini inceliyoruz. Üst düzey politikacıların, pandemi hakkında net, doğru ve dürüst bir şekilde iletişim kurmalarını sağlamak için özel bir sorumluluk taşıdığı açıktır. Eğer bunu yapmazlarsa, insanlar durumu yanlış anlayacak ve kendilerini, sevdiklerini ve topluluklarını daha fazla risk altına sokacağından, sonuçlar ciddi olabilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERMAL TURİZM İŞLETMESİ YÖNETİCİLERİNİN İNOVASYON ALGILARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56352</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56352</guid>
      <author>Abdulsamet DURAN,; Çetin BEKTAŞ , İlker KILIÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Her sektörde olduğu gibi termal turizm sektöründe de rekabet, gün geçtikçe artmaktadır. Araştırmada Orta Anadolu’da faaliyet gösteren termal turizm işletmelerinin inovasyon stratejilerine bakış açısının ve uygulamalarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Yürütülen ve planlanan projeler göz önüne alındığında bölgedeki termal tesis sayısının giderek artması beklenmektedir. Bu yüzden, mevcut termal tesislerin, rekabet şartlarının zorlaşacağı bir dönemde ayakta kalabilmeleri, daima yeni mal, hizmet ve süreçlerin ortaya konmasına bağlıdır. Bu bağlamda, işletme yöneticilerinin bu faktörlere ilişkin farkındalık düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Nitel yöntemle yapılan araştırmada, betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Veriler, araştırma kapsamındaki termal turizm tesisinin yöneticilerinden, mail, telefon ya da yüz yüze görüşme yöntemleriyle elde edilmiştir. Bulgulara göre işletme yöneticilerinin inovasyon algılarının genel anlamda iyi bir düzeyde olduğu söylenebilir. Ayrıca işletmelerdeki yenilikçi çalışmaların kaynağı olarak müşteri istek ve şikayetlerinin ön plana çıkmakta olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Son olarak, işletme yöneticilerinin, sektörün potansiyeline yönelik bakışlarının olumlu olduğu ve ilerideki rekabet koşulları için hazırlıklı bir yapılarının olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAVACILIK SEKTÖRÜNDE KRİZ YÖNETİMİ: THOMAS COOK ŞİRKETİ ÖRNEK OLAYI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56353</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56353</guid>
      <author>Hakan RODOPLU,, Büşra AKTEKİN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kriz genellikle ansızın ortaya çıkan, işletme içi ve çevresel faktörlerin farklı etkileri bağlamında olumsuz sonuçları olan hatta işletmenin varlığını sonlandırabilen çok ciddi bir süreçtir. Özellikle havacılık sektörü, kendine özgü her türlü etkiye açık ve kırılgan yapısı nedeniyle krizlerden görece çok daha fazla etkilenebilen bir işkoludur. Havacılık sektörü paydaşları, bilgi teknolojileri, rekabet koşulları, doğal afetler ve salgın hastalıklar, iş modeli, müşteri beklentileri ve yönetim becerileri gibi alanlarda yaşanabilecek ani ve köklü değişimlere, hazırlıklı olmak adına stratejik planlarında bu olası rutin dışı gelişmelere yönelik önlemlerine yer vermelidirler. Özellikle turizm işletmeciliği, tur operatörlüğü ve havayolu taşımacılığı gibi her biri belirli ölçülerde farklı yetkinlikleri gerektiren bütünleşmiş bir iş modeli ile rekabetçi olduğu kadar kırılgan bir pazarda başarıyla faaliyet göstermek, beraberinde son derece etkin ve kapsamlı bir kriz yönetimi stratejisini de gerektirmektedir. Bu çalışmada, iki yüz yıla yakın geçmişe sahip ve uluslararası ölçekte turizm işletmeciliği, tur operatörlüğü ve havayolu taşımacılığı alanlarında faaliyet gösteren Thomas Cook şirketini, içine düştüğü kriz sürecinde yaşadığı başarısızlık sonucu iflasa götüren temel olgular, kriz yönetim stratejileri bağlamında analize tabi tutulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FERAŞET ÇANTALARI VE ÖZELLİKLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56356</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56356</guid>
      <author>Melda ÖZDEMİR,, Emine ODABAŞI</author>
      <description>El sanatları, tarihin başlangıcından beri ülkenin sanat zevklerini, kültürlerini, değer yargılarını, estetik yönlerini, dünya görüşlerini ve yaşam biçimlerini belgeleyen kültür hazinesidir. El sanatı içinde yer alan dericilik sanatı insanlığın varoluşundan itibaren gelişim göstermiştir. İnsanoğlu ilk zamanda yiyecek ihtiyaçlarını ve korunmayı sağlamak amacıyla avladıkları hayvanın derilerinden yararlanmışlardır. Türkler deriyi işleyip, ürüne dönüştürerek, ihtiyaca cevap verebilecek fonksiyonlar kazandırmış ve tarih içinde sanat değeri taşıyan nitelikli eserler ortaya koymuştur. Ayrıca derinin sağlamlığı, kumaş gibi yumuşak dokuya sahip olması pek çok üründe tercih nedeni olmuştur. Bu çalışmada, 10 adet Feraşet çantası ele alınmış ve ait olduğu yıl, boyut, süsleme, malzeme, teknik, renk özelliklerini tespit etmek, tanıtmak ve bundan sonraki araştırmalara kaynak sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜŞTERİLER AÇISINDAN FİRMALARIN YEŞİL TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ UYGULAMALARINA YÖNELİK BİR SAHA ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56357</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56357</guid>
      <author>Ramazan YILDIZ,, Ahmet Orkun GÖKTEPE</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İşletmeler, iç ve dış çevre şartlarında varlıklarını sürdürebilmek ve müşteri ihtiyaç ve isteklerini gerçekleştirmek amacıyla üretim yapmak zorundadırlar. Üretim süreçlerinde, bir taraftan doğal kaynaklar tüketilirken diğer taraftan da çevre kirlenmektedir. Çevre kirliğinden dolayı iklimler değişmekte, doğal afetler meydana gelmekte, kıtlıklar oluşmakta ve Covid-19 gibi salgınlar meydana gelmektedir. Bir taraftan insanların ihtiyaç ve istekleri karşılanırken diğer taraftan da çevreye en az zarar verecek şekilde tedarik zinciri operasyonlarının yapılması gerekmektedir. İşte bu noktada, tüm tarafların yeşil tedarik zinciri anlayışı ile hareket etmeleri gerekmektedir. Yapılan bu çalışmanın amacı; “İşletmelerin Müşterilerinin Yeşil Tedarik Zinciri Yönetimi Konusundaki Performans Algılarının Belirlenmeye Çalışılmasıdır”. Çalışma, Çanakkale İli Yenice İlçesi’nde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin toplanması için, katılımcılara 14 demografik sorularının yanında 6’lı likert ölçekli 36 soru yöneltilmiştir. Verilerin analizi sonucunda, işletmelerin yeşil tedarik zinciri profillerinin müşteriler tarafından nasıl algılandıkları belirlenmiştir. İşletmelerin yeşil tedarik zinciri uygulamaları ile işletme performans ölçütleri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda işletmelerin çevresel yönetim politikalarının, çevresel ve finansal performansları üzerinde çok büyük etkisinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmaya katılanların %21,5’i atıkların ve çevre kirliliğinin COVID-19 salgını üzerinde hiçbir etkisinin olmadığına inanmaktadırlar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HEDGE FON PERFORMANSLARININ SONRAKİ DÖNEM GETİRİLERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56358</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56358</guid>
      <author>İsrafil ZOR,, Aykan COŞKUN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı Hedge Fon performanslarının sonraki dönem getirilerine etkisini araştırmaktır. Bu amaç çerçevesinde 20 yıllık kesintisiz verilere sahip 12 ülkenin 1999-2018 yıllarına ait Hedge Fon, piyasa ve risksiz getiri verilerinden yararlanılarak performans ölçüm oranları hesaplanmıştır. Çalışmada Hedge Fonların sonraki dönem getirileri bağımlı değişken, Bilgi Oranı, Calmar Oranı, M2 Performans Ölçüsü, Jensen’in Alfa Ölçüsü, Sharpe Oranı, Sortino Oranı, Sterling Oranı, Treynor İndeksi bağımsız değişken olarak kullanılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında toplam riski baz alan performans ölçüm oranları Sharpe ve Sortino Oranları, sistematik riski baz alan performans ölçüm oranı Treynor İndeksi anlamlı bağımsız değişken olarak tespit edilmiştir. Ayrıca Sharpe Oranı düşük olan Hedge Fonların sonraki dönemde getirilerinin arttığı, yüksek olanların ise sonraki dönemde getirilerinin azaldığı, Sortino Oranı ve Treynor İndeksinin fon getirileriyle aynı yönde seyir izlediği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANADİL EĞİTİMİNİN TOPLUMSAL İŞLEVİ ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56359</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56359</guid>
      <author>Görkem YARGÜL,; Ali KAZAK; Elif KUMBASAR , Ayça KURT HATIRNAZ</author>
      <description>Eğitim kurumu tarih içerisinde dönemlere göre farklılaşarak günümüzdeki yapısına kavuşmuştur. Bu haliyle eğitim, toplumun anlaşılması ve değerlendirilmesinde temel kurumlardan biri olarak ele alınmaktadır. Eğitim modern toplumda birçok işlevi yerine getirmektedir. Söz konusu işlevler eğitimin birey ve toplum için kültürel, ideolojik, iktisadi, psikolojik bakımlarında yeri doldurulamayacak bir kurum olmasını sağlamaktadır. Bu kurum aracılığıyla sağlıklı, güvenli ve öngörülebilir bir toplum oluşturulmakta ve sürekliliği sağlanmaktadır. Eğitim kurumunun sistematik bir yapıya kavuştuğu okullarda ana dilinin bir müfredat içerisinde genç bireylere aktarılması neredeyse evrensel bir olgudur. Bu bağlamda ana dili eğitiminin toplumda birçok işlevi yerine getirdiği bilinmektedir. Bu makalede bu işlevler bilişsel düzeyin geliştirilmesi, ulusal bilinç ve kimliği oluşturulması ve kültürel değer ve yargıların aktarılması olarak ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID -19 İZOLASYON SÜRECİNDEKİ EV YAŞAMINDA ÜRETİM VE AİLE-İÇİ İLETİŞİM</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56361</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56361</guid>
      <author>Yakup TOKTAY,; Hatice ÖKSÜZ , Lara KIRMUSAOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Salgın hastalıklar tarih boyunca insan topluluklarını derinden etkileyen önemli demografik, sosyal, siyasal, ekonomik sonuçlar doğuran problemler olarak karşımıza çıkmaktadır. 31 Aralık 2019 tarihinde Çin’in Wuhan şehrinden başlayarak kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgını ile birlikte sosyal hareketlilik durma noktasına gelmiş, şirketler ve eğitim kurumları yeni iletişim teknolojileri ve internet sayesinde faaliyetlerini uzaktan sürdürmek durumunda kalmıştır. Dolayısıyla insanlar, kendi yaşam alanlarında zorunlu olarak bir karantina sürecine girerek sosyal hayattan izole bir yaşam sürdürmek aynı zamanda günlük rutinlerini uzaktan kontrol etmek zorunda kalmıştır. İşte bu çalışmada; farklı yaş grupları, cinsiyet, medeni durum ve farklı sektörlerden 8 kişi ile yapılan derinlemesine görüşme ile salgın döneminin doğurduğu en tabi sonuçlarla beraber aile içi iletişim ve üretim ilişkileri sorgulanmıştır. Nihai sonuç olarak, yeni iletişim teknolojileri ile birlikte iletişim süreci farklı bir boyut kazanmıştır. İzolasyon sürecinde iletişim kurma biçimlerimizin değiştiği ve internet kullanımının önemli ölçüde arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca görüşmeler neticesinde, salgın dönemi öncesinde aile içi iletişimi olumsuz yönde etkilediği yönünde olumsuz eleştirilere maruz kalan sosyal medya, salgın döneminde bireylerin iletişimlerini bu mecralardan yürütülmesine olanak tanıyarak birleştirici bir rol üstlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN ERİME KAVRAMI İLE iLGİLİ ZİHİNSEL MODELLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56362</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56362</guid>
      <author>Tuğçe DURMUŞ,, Necla DÖNMEZ USTA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, ilköğretim üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerin erime kavramına yönelik zihinsel modellerini belirlemektir. Bu amaçla çalışma, 2016&amp;ndash;2017 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Iğdır İli merkez Halfeli Beldesi’nde bulunan bir ilköğretim okulunun üçüncü ve dördüncü sınıflarında öğrenim gören 100 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Örneklemin 39’u üçüncü sınıf 61’i ise dördüncü sınıf öğrencileridir. Araştırma, özel durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak çizimler kullanılmıştır. Veriler araştımacılar tarafından oluşturulan rubrikler aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, öğrencilerin erime kavramına ilişkin kavram yanılgılarının var olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca üçüncü sınıf öğrencilerin bilimsel düzeyde yaptığı çizimlerin grubun %39, 3’ünü, dördüncü sınıf öğrencilerin bilimsel düzeyde yaptığı çizimlerin grubun %8, 1’ini oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda ilköğretim birinci kademede zihinsel model çalışmalarının farklı konu ve kavramlara yönelik olarakta yapılması önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ATATÜR ÜNİVERSİTESİNE ÖZEL YETENEK SINAVIYLA GİREN ÖĞRENCİLER İLE ÖSYM MERKEZİ YERLEŞTİRME SINAVIYLA GİREN ÖĞRENCİLERİN ATILGANLIK DURUMLARININ KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56363</guid>
      <author>Murat TURAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada Atatürk Üniversitesine özel yetenek sınavı ile giren spor bilimleri fakültesi ve güzel sanatlar fakültesi öğrencileri ile ösym merkezi yerleştirme sınavıyla giren iktisadi idari bilimler fakültesi ve fen-edebiyat fakültesi öğrencilerinin atılganlık durumlarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada iki bölümden oluşan anket tekniği kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcılara demografik özelliklerinin sorulduğu sorular, ikinci bölümde ise kişiler arası ilişkilerde girişkenliğin ölçülmesi amacıyla Rathus (1973) tarafından geliştirilmiş ve Voltan (1980) tarafından Türkçe’ye uyarlanmış olan “Rathus Atılganlık Envanteri” ölçeği 30 maddeden ve 6 seçenekli likert tipinden oluşmuştur. Katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi için frekans analizi, ölçeklerin normal dağılım uygunluğunu saptamak için Skewness ve Kurtosis testi yapılmıştır. Veri toplama araçları 2019 yılında Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerden oluşup 135 erkek, 121 kadın olmak üzere toplam 256 öğrenciye uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda atılganlık durumları (-0.28), (,978) cinsiyete göre atılganlık durumu ve toplam puanda farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca anne mesleği değişkeni açısından ise atılganlık durumu ve toplam puanda (.014) Kamu personeli katılımcılar lehine anlamlı farklılıklara rastlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ADALET VE KALKINMA PARTİSİ DÖNEMİ IŞIĞINDA EKONOMİK VAAT VE İCRAATLARIN HÂKİM PARTİ SİSTEMİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56364</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56364</guid>
      <author>Abdulkadir CESUR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Siyaset bilimi literatüründe parti sistemleriyle ilgili yapılmış çeşitli tasniflere rastlanmaktadır. Bu tasnifler içinde yer alan parti sistemi türlerinden biri de hâkim-parti sistemidir. Bu sistem, meşru zeminde rekabete dayalı olarak yapılan seçimlerde bir partinin rakiplerini müteaddit defalar geride bırakarak iktidarını aralıksız en az 4-5 seçim dönemi veya en az yirmi yıl sürdürdüğü bir sistemi ifade etmektedir. Bu bağlamda Türkiye’de AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) dönemi hâkim-parti sistemi ile örtüşmektedir. Diğer taraftan hâkim-parti sistemi her ne kadar siyaset bilimcilerin tasniflerinde tek-parti sistemleri arasında gösterilse de ortaya çıkışı iki veya daha fazla partinin rekabet şansı yakaladığı demokratik rejim içinde gerçekleşmektedir. Demokratik rejimlerde ise iktidarın nihai belirleyicisi halk yani seçmenlerdir. Dolayısıyla seçmenlerin ısrarla bir siyasi partiyi tercih ediyor olması doğal olarak o partinin seçmenin teveccühünü kazanmayı başardığı anlamına gelmektedir. Literatürde de seçmenlerin siyasi partilere teveccühünü etkileyen çok sayıda faktörün bulunduğu, bunlar arasında ekonomik faktörlerin seçmen tercihlerinin şekillenişinde belirleyici rol oynadığı dile getirilmektedir. Bu ise AKP’nin, seçmenin teveccühü kazanmayı sağlayacak yüksek bir ekonomik performans sergilediği yönünde varsayımda bulunmayı mümkün kılmaktadır. Çalışmanın bu bağlamda amacı söz konusu bu varsayımı sınamak ve ekonomik alandaki icraatların hâkim parti sisteminin oluşumunda belirleyici olup olmadığını anlamaya çalışmaktır. Bu veçhile çalışmada, AKP’nin ekonomik vaat ve icraatlarındaki başarı durumu temel ekonomik göstergeler ışığında ele alınmış, elde edilen veriler somut bulgular olarak kabul edilip bunların seçmen tercihleriyle ilişkisi analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞGÜCÜ VERİMLİLİĞİ HESABINDA DİKKATE ALINMASI GEREKEN BİR FAKTÖR: İŞ GÖRENLERİN FİNANSAL SAĞLIK DURUMLARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56365</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56365</guid>
      <author>Oğuzhan TURGUT,, İsmail DALAY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Rekabet, Dünya’da canlılığın var oluşundan bu yana hayatta kalmak için yürütülmesi gereken bir mücadele olup günümüzde yaşama isteği bulunan bütün işletmeler açısından da önem verilmesi gereken bir kavramdır. İşletmeler rekabet kabiliyetlerini azami ölçüde artırabilmek için işletme performansını yükseltmek amacı taşırlar bu kapsamda da verimliliği artıracak çalışmalar yaparlar. Bu çalışmada, literatürde son yıllarda sıklıkla kullanılmaya başlanan bir kavram olan finansal sağlık kavramı ve bu kavramın işgücü verimliliği üzerindeki etkilerin neler olduğu açıklanmıştır. Ayrıca finansal sağlığın iş verimliliği açısından nasıl bir öneme haiz olduğu sorusuna cevap bulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CAM TOZU KATKILI RAKU SIR UYGULAMALARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56367</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56367</guid>
      <author>Özlem SAĞLIYAN SÖNMEZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tarihsel olarak, Raku belirli bir seramik stilinin manevi, dini, felsefi, tören ve işlevsel özelliklerine değinir. İlk olarak 16. yüzyıl sonlarında Momoyama Dönemi’nde (1573-1615) Japonya&amp;#39;nın Kyoto şehrinde geliştirilen, özellikle Zen Budistlerinin çay töreninde kullanacağı seramik ürünlerin üretimi için tasarlanmış ve geliştirilmiştir. Dünyanın her tarafında özellikle de nüfusun yoğun olduğu yerleşim alanlarında milyarlarca ton katı atık olmaktadır. Bu katı atıklar insan sağlığına, aynı zamanda de çevreye biyolojik, kimyasal veya fiziksel olarak zarar verebilmektedir. Katı atıkların tekrar geri dönüştürülüp yeniden kullanımı sürdürebilirliğin sağlanmasına, doğal kaynakların korunmasına ve enerji tüketiminin azalmasına yardımcı olarak bize ve yaşadığımız gezegene fayda sağlamaktadır. Seramik sanatı da hammadde içeriğine bakıldığında katı atıkların kullanıma uygun bir alan olduğu görülmekte ve bunun için kullanılmamış hammadde yerine aynı kimyasal ve yapısal özelliklere sahip katı atık malzeme kullanmak ekonomik ve çevresel olarak yarar sağlamaktadır. Bu çalışmada iki farklı seramik bünye üzerinde iki farklı raku sır reçetesinden oluşan katı atık (cam tozu) ile hazırlanan raku sır örnekleri incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE FUTBOL SÜPER LİGİ İLE DİĞER 5 BÜYÜK AVRUPA LİGİNDE OYNAYAN YABANCI FUTBOLCU SAYILARININ KARŞILAŞTIRILMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56369</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56369</guid>
      <author>Oğuz GÜRKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma 5 büyük Avrupa Ligi ve Türkiye Süper Liginde oynayan yabancı futbolcu sayılarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Almanya Bundesliga Ligi, İtalya Serie A Ligi, İngiltere Premier Ligi, Fransa Lig 1, İspanya La Liga ve Türkiye Süper Ligi dahil edilmiştir. Çalışmada 2019-2020 sezonundaki futbolcu sayıları incelemeye alınmıştır. Yabancı Futbolcu sayılarının verileri transfermrkt sitesinden elde edilmiş ve verilerin yorumlanmasında tanımlayıcı istatistikten yararlanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda Almanya Bundesliga Liginde toplam futbolcu sayısı 517, yabancı futbolcu sayısı 275 (53.2%), İtalya Serie A Liginde toplam futbolcu sayısı 516, yabancı futbolcu sayısı 309 (59.9%), İngiltere Premier Liginde toplam futbolcu sayısı 513, yabancı futbolcu sayısı 333 (64.9), Fransa Lig 1’de toplam futbolcu sayısı 540, yabancı futbolcu sayısı 250 (46,3) ve İspanya La Liga Liginde toplam futbolcu sayısı 486, yabancı futbolcu sayısı da 197 (40.55%) olarak tespit edilmiştir. Türkiye Süper Liginde ise, toplam futbolcu sayısı 520, yabancı futbolcu sayısı 269 (51.7) olarak bulunmuştur. Bu veriler ışığında yabancı futbolcu sayısının en fazla olduğu lig İngiltere Premier Ligi, en düşük olduğu lig ise İspanya La Liga Ligidir. Yine farklı liglerde oynayan yabancı futbolcu sayılarının birbirine benzer olduğu, La Liga ve Lig 1 dışındaki diğer tüm liglerde oynayan oyuncuların %50’sinden fazlasını yabancı futbolcuların oluşturduğu gözlemlenmiştir. Bu bilgilerden yola çıkarak Türkiye Süper Liginin Lig kalitesini artırmak için yabancı futbolcu sayısını azaltmanın çok anlamlı bir tercih olmayacağını söyleyebiliriz. Ülkemizde yabancı futbolcu sayısını azaltmak yerine, alt yapıların düzenlenmesinin, tesis kalitesinin artırılmasının, alt yapı ile üst yapılardaki antrenörlerin bilgi ve becerilerinin yükseltilmesinin ve futbolcuların eğitim düzeylerinin artırılmasının ülkemiz futboluna katkı sağlayabileceğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte Avrupa’nın en iyi liglerinde bile yabancı futbolcu sayılarının ülkemiz ile benzer olduğu düşünülürse, ülkemiz futbolunun sorununun yabancı kısıtlaması değil, yukarıdaki saydığımız bazı eksiklikler olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE ROLE OF SPIRITUAL INTELLIGENCE ON ENTREPRENEURIAL SELF-EFFICACY</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56370</guid>
      <author>Cem KAHYA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Girişimcilik, ülkelerin ekonomik kalkınmasında bir katalizör olarak rol oynar. Günümüz iş dünyasında başarının anahtarı yaratıcılık ve yenilikte yatmaktadır. Yaratıcı ve yenilikçi olmanın yolu da girişimci olmaktan geçer. Son yıllarda büyük ekonomik gelişmelerin yakalandığı ülkelerde, genç nüfusa yönelik girişimcilik eğitimlerinin arttığı ve gençlerin girişimciliğe yöneldiğine şahit olunmaktadır. Gelişmekte olan ülkemizde gençleri girişimciliğe yönelmeye teşvik etmeye yönelik çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Bu sürece katkıda bulunmak amacıyla, gençlerin gelecekte kendilerini girişimci olarak görme yeteneklerini ortaya çıkaran girişimci öz-yeterlik olgusu ve girişimci öz-yeterliği olumlu yönde etkilediği düşünülen ruhsal zeka olgusu ele alınmış ve bu iki olgu arasındaki ilişki sorgulanmıştır. Araştırma sonucunda ruhsal zekanın girişimci öz-yeterliği anlamlı ve olumlu yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>VİYOLANIN TARİHSEL SÜREÇTEKİ GELİŞİMİ VE 20. YÜZYIL SOLO VİYOLA REPERTUVARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56371</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56371</guid>
      <author>Fırat TAŞ,</author>
      <description>Bu araştırma, 20. yüzyıl bestecilerinin solo viyola repertuvarına yaptıkları katkıları ortaya koyma ve 20. yüzyıl solo viyola repertuvarını belirleme amacına yönelik yapılmıştır. Araştırmanın problem cümlesi “20. yüzyıl bestecilerinin solo viyola repertuvarına katkıları nelerdir?” şeklinde belirlenmiş ve problem cümlesine bağlı olarak üç alt probleme yanıt aranmıştır. Araştırmanın evrenini 20. yüzyıl solo viyola eserleri oluşturmaktadır. Ancak verilerin güvenilir temeller üzerinde yer almasını sağlamak için Barok, Klasik ve Romantik dönem viyola repertuvarının tümü gözden geçirilmiştir. Ayrıca solo viyola repertuvarının 20. yüzyılda geldiği nokta geniş bir şekilde ele alınmış, problemin çözümüne ilişkin kaynakların büyük bölümü taranarak solo repertuvarın tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu nedenle araştırmada örnekleme yer verilmemiş, evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu araştırma 20. yüzyıl solo viyola repertuvarının belirlenmesine yönelik tarama modeline uygun olarak yapılmıştır. Ayrıca konunun uzmanlarından bilgi almak için görüşme tekniklerinden yararlanılmıştır. Problemin çözümüne ilişkin kaynakların taranması ile elde edilen tüm veriler analiz edilmiş, solo viyola eserleri sınıflandırılarak tablolaştırılmıştır. Barok Dönemden başlayarak tüm dönemlerdeki solo viyola eserleri nicelik bakımından karşılaştırılmış, yüzde ve frekans hesapları ile çözümlenerek yorumlanmıştır. Tablolaştırılan viyola eserleri, basım yoluyla çoğaltılıp çoğaltılmadığı, ses kaydının yapılıp yapılmadığı gibi ölçütlere göre değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OYUN TERAPİSİNİN ÇOCUKLARIN SOSYO-DUYGUSAL GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE YÖNELİK LİTERATÜR TARAMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56372</guid>
      <author>Betül ÇAKICI,; Elif AK , Hande YILMAZ</author>
      <description>Oyun, içerisinde hem fizyolojik hem psikolojik gelişimi sağlayan bir alandır. Gelişim sağlanırken, çocukla kurulan bağ ise, terapinin konusudur. Çocuk, terapi ile birlikte iletişim ve etkileşim kurmaya başlar. Yapılan bu araştırma kapsamında oyun, oyunun tarihçesi, farklı oyun terapisi modelleri ve çocuklukta sosyo duygusal gelişim başlıklarına yer verilmiştir. Bu araştırmanın amacı, farklı oyun terapisi modellerinin çocukların sosyo duygusal gelişimi üzerindeki etkisini inceleyen lisansüstü tez çalışmalarını incelemektir. Araştırmada literatür taraması yöntemi kullanılmış, bu kapsamda 2000-2020 yılları arasında Yüksek Öğretim Kurulu Tez Merkezi veri tabanında bulunan ve ulaşıma açık(izinli) lisansüstü tezler incelenmiştir. Bu alanda yapılan tez çalışmalarının genelinde deneysel ve yarı deneysel araştırma yönteminin kullanıldığı gözlenmiştir. Araştırmaların bulguları ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde ise farklı oyun terapisi modellerinin çocukların sosyo duygusal gelişimi üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜR VE KÜRESELLEŞME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56374</guid>
      <author>Hüseyin AYDOĞDU,</author>
      <description>Bu çalışmada, kültür ve küreselleşme ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Özellikle günümüzde kültür ile küreselleşme her alanda doğrudan bir etkileşim içerisindedir. Artık dünya çok kültürlülükten tek kültürlülüğe doğru gitmektedir. Bu da küresel kültür ve kültürel yoksunluk gibi yeni kavramların ve problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Küreselleşme, hem modernitenin hem de onun oluşturmuş olduğu kültür sisteminin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Küreselleşmenin kökleri Antik Yunan ve Helenistik Devir felsefesinde “dünya yurttaşlığı” söylemine kadar geri gitmesine rağmen, fiili olarak Amerika kıtasının keşfiyle başlar. Küreselleşmenin hızlanmasında telgraf, telefon, radyo, televizyon ve internet gibi kitle iletişim araç ve gereçleri, ulaşım, moda, demokrasi, adalet ve sermaye de etkili olmuştur. Küreselleşmenin demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet ve temel haklar konusunda olumlu katkısı olmasına karşın, özellikle alt kültürler üzerinde olumsuz etkisi olmuştur. Örneğin kültürün tek tipleşmesine yol açmıştır. Küreselleşmenin verilerini liberalizm daha etkili kullanmaktadır. Liberalizmin de etkisiyle tek dünya kültürünün, yani küresel kültürün oluşması alt kültürlerin varlığını tehlikeye sokmaktadır. Küreselleşme karşı konulmaz bir güç olduğuna göre onun karşısında yapılacak en doğru şey, küreselleşme içinde alt kültürlerin yaşayabileceği homojen bir kültür oluşturmak ve küreselleşmeyi özellikle demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, ekonomik refah ve temel haklar üzerinden yapılandırmak ve okumak olmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AHMET RIZA POZİTİVİZMİNİN CUMHURİYET DÖNEMİ POLİTİKALARINA ETKİ EDEN YÖNLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56375</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56375</guid>
      <author>ALİ ÇİFTÇİ,</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önemli ideologlarından birisi olan Ahmet Rıza’nın pozitivist düşüncelerinin Cumhuriyet sonrasına olan etkilerini belirlemeye çalışmaktır. Çalışmada önce Genç Osmanlılar Hareketi’nin siyasal düşünceleri ve etkileri ele alınmıştır. Ardından İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki düşünce ayrışmalarına değinilmiştir. Sonra bu ayrışmada Ahmet Rıza’nın siyasal ve felsefî çizgisi tanımlanmıştır. Ahmet Rıza’yı en çok etkileyen akımlardan olan pozitivizm akımı ve Ahmet Rıza’nın pozitivistliği hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra pozitivizmin Türkiye’ye girişi irdelenmiştir. Çalışmanın sonraki kısımlarında pozitivist Ahmet Rıza düşüncesinin Cumhuriyet dönemindeki etkileri örneklerle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Burada Atatürk’ün ve kurucu isimlerden bazılarının sözleri ve somut icraatları esas alınmıştır. Eğitim, bilim, ordu, iktisat, kalkınma, din gibi alanlardaki icraatlar ve sözler seçilmiştir. Ahmet Rıza’nın bazı siyasal ve felsefî görüşlerinin Cumhuriyet döneminde hayli etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bunlar arasında seçkincilik, pozitivizm, millîcilik, merkeziyetçilik, ordunun ağırlığı sayılabilir.   </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>UZAY TURİZMİ GİRİŞİMLERİ VE UZAY TURİZMİ İLE İLGİLİ OLASI PROBLEMLER</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56328</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56328</guid>
      <author>Serap GÜRSEL,</author>
      <description>Uzay turizmi birçok farklı çeşit ve içeriğiyle talep gören niş turizm türleri içerisinde yer almaya başlamıştır. Özellikle astro-turizm kapsamına giren uzay turizmi paketlerinde önde gelen bazı özel girişimlerin tasarladığı halkın da yoğun şekilde ilgisini çeken hizmetler bulunmaktadır. Dünya çapında uzay teknolojisi ile ilgili önemli yatırımlar gerçekleştiren söz konusu girişimler uzay turizmi de dahil olmak üzere birçok uzay konusunda öncü projelere imza atmıştır. Gelecekte tasarladıkları uzay turizmi hizmetleri günümüzde ve gelecekte hukuki sorunlara neden olabilecek niteliktedir. Çalışmada öncelikle uzay turizminin içeriği, unsurları ve özelliklerinden bahsedilmektedir. Bunun ardından dikkat çeken uzay turizm girişimleri açıklanmıştır. Uzay turizminde karşılaşılabilecek olası sorunlar irdelenerek çözüm yolları önerilerine de yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19’UN KÂR VEYA ZARAR TABLOSUNA ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56329</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56329</guid>
      <author>İrfan ÖZEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Covid-19 salgınıyla başlayan yeni süreçte, hem makro hem de mikro düzeyde önemli ekonomik sonuçların ortaya çıkması beklenmektedir. Bu beklentiler, bazı sektörlerde ve işletmelerde daha kötümser sonuçların ortaya çıkmasına yöneliktir. Özellikle turizm ve havayolu işletmelerinin salgından çok fazla etkilenmesi beklenmektedir. Bu beklentilerin gerçekleşme durumunun çeşitli teknik ve verilerle test edilmesi gerekir. Şirketlerin salgından etkilenme düzeylerini belirlemenin en basit yollarından biri, ilgili şirketlerin mali tablolarının incelenmesidir. Çalışmada, salgının işletmeleri etkileme düzeyinin belirlenmesi amacıyla BİST-30’da yer alan şirketlerin 2019 ve 2020 yıllarına ait seçilmiş kâr veya zarar tablo kalemlerindeki salgın öncesi ve salgın sonrası üçer aylık iki dönemdeki ve altışar aylık dönemlerdeki değişim yatay analiz tekniği kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada birbirlerine yakın faaliyet alanları bulunan şirketlerin kâr veya zarar tabloları birlikte ele alınarak şirketler birbirleriyle kıyaslanarak salgının etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma döneminde KAP’ta ilgili dönemlere ilişkin verileri açıklanan 30 şirketten 16’sının salgın döneminde net kârında önceki döneme göre artış, 14 şirketin ise net kârında azalış olduğu tespit edilmiştir. Salgından en fazla etkilenen işletmelerin, havayolu ulaşımı, petrol ve demir çelik faaliyetini yürüten işletmeler olduğu, diğer şirketlerin ise salgından olumlu ya da olumsuz anlamda düşük ya da orta düzeyde etkilendiği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>CERN TÜRK ÖĞRETMEN ÇALIŞTAYI’ NIN EĞİTİM İÇERİĞİ VE EĞİTİM SİSTEMİMİZE YANSITILMASINA YÖNELİK ÖNERİLER</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56355</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56355</guid>
      <author>Arzu ÇALIMLI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanın varoluşundan bugüne kadar yaşadığı gelişimin temelinde bilim her zaman yer almıştır. Bu varoluş her geçen yüzyıl daha da önem kazanmış ve günümüze kadar gelmiştir. Dolayısıyla bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkan ürünler insanların hayatlarında vazgeçilmez hale gelmiştir. Bu gelişmeler bilimin ulusal boyuttan küresel boyuta taşınmasına destek olmuştur. Bu bağlamda uluslararası nitelikte bilimsel faaliyetler gerçekleştiren kurumlar ortaya çıkmıştır. CERN bu kuruluşlar arasında en çok öne çıkan kuruluş olarak kabul edilmektedir. CERN’ de yapılan çalışmalar tüm dünyayı etkilemekte ve teknolojinin gelişimine büyük katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda CERN’ de yapılan Türk Öğretmen Çalıştayları incelenerek Türk eğitim sistemine yönelik öneriler derlenmiştir. Türk Öğretmen Çalıştayı (TÖÇ) kapsamındaki eğitimlerde verilen dersler, teorik ve uygulama odaklı olmak üzere iki kısma ayrılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türk Öğretmen Çalıştayı (TÖÇ) kapsamında gerçekleştirilen eğitimlerin hedefleri ile CERN’ ün hedeflerinin örtüştüğü, bu eğitimlerde kullanılan yöntem ve tekniklerin Türkiye’de gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyetlerinde de kullanılması gerektiği bulgularına ulaşılmıştır. Bulgular incelendiğinde, TÖÇ eğitimlerinde kullanılan yöntem ve tekniklerin Türkiye’de gerçekleştirilen eğitim öğretim faaliyetlerinde de kullanılması gerektiği, parçacık fiziğinin önemi dikkate alındığında ilköğretim öğrencilerine fen bilimleri dersinde parçacık fiziği ile ilgili, atomun yapı taşları olarak bilinen proton, nötron ve elektronun yanında atom altı parçacıklarında olduğunu fark etmeleri sağlanmalı, bunun için oyunlar, etkinlikler, hikâyeler, benzetmeler gibi öğrenci seviyesine uygun materyaller kullanılması gerektiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>REKREATİF FAALİYET TERCİHLERİNDE TURİST REHBERİNİN ROLÜ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56373</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56373</guid>
      <author>Elif ŞENEL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı turist rehberlerinin Eskişehir’de bulunan rekreatif alanlara ait bilgilerinin belirlenmeye çalışılması ve turistlerin rekreatif faaliyet tercihlerindeki rollerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmanın evrenini Eskişehir’ de ikamet eden ve aktif olarak yerli ve yabancı turistlere rehberlik hizmeti veren profesyonel turist rehberleri oluşturmaktadır. Bu kapsamda çalışmanın örneklemini kartopu örnekleme ile seçilen on adet profesyonel turist rehberi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış altı sorudan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler 1 Ocak - 15 Ocak 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş olup, 15-20 dakika arasında sürmüştür.Verilerin çözümünde nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analizi yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda katılımcıların Eskişehir’de bulunan rekreasyon alanları ile ilgili genel bir bilgi düzeylerinin bulunduğu ancak rekreasyon alanlarındaki asansör ve merdiven olanakları, dezavantajlı bireyler için uygun dizayna sahip olup olmadığı ve kişi kapasiteleri hakkında bilgi eksikliklerinin bulunduğu, güvenlik noktalarının bilinirliği konusunda ise katılımcıların Eskişehir’de bulunan büyük hastanelerin ve polis noktalarının yerlerini bildikleri ancak bir afet veya acil durumlarda toplanılması gereken yerler hakkında bilgi sahibi olmadıkları ayrıca tur esnasında duruma ve zaman göre birden fazla role girebildikleri ve rekreasyonel faaliyetler esnasında en çok büründükleri rollerin başında kültürel aracılık rolü ve liderlik rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise çalışma sonuçları tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BEYŞEHİR GÖLÜ VE HAVZASININ ÇEVRESEL SORUNLARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56376</guid>
      <author>Hüseyin BÜBER,,Okan BOZYURT</author>
      <description>Beyşehir Gölü Havzası’da son yıllarda küresel ısınmaya bağlı olarak ve insan faktörünün etkisiyle gölü besleyen ayakların bent ve barajlarla kesilmesi ve gölden Konya Ovasına gölün ekolojik durumu gözetilmeksizin fazla su gönderilmesine bağlı olarak su seviyesinde düşüşler görülmüştür. Bu seviye düşüşleri yanında çevre köylerin kanalizasyon atıkları göle akmakta ve gölün kirletilmesinde büyük bir paya sahip olmaktadır. Ayrıca zirai ilaçlar ve gübrelerin yağmurlarla derelerden göle gelmesi de farklı bir kirletici unsur oluşturmaktadır. Tüm bu faktörlerin etkisiyle su seviyesinin düşmesine bağlı olarak bu kirletici unsurlar gölde ötrofikasyona sebep olmaktadır. Ötrofikasyon oluşumu ile göl kıyı şeridi boyunca oksijensiz bir ortam oluşmaktadır ve buna bağlı olarak çevreyi rahatsız edici bir koku yayılmaktadır. Ötrofikasyonun ana sebeplerinden biride göl bitkilerinin aşırı derecede çoğalması sonucunda gölün yüzeyini tamamıyla kaplamaları buna bağlı olarak güneş ışınlarının gölün derinliklerine yeterince nüfus etmemesi sonucunu doğurmaktadır. Böylece gölde oksijensiz bir ortam meydana gelmekte ve bu ortama bağlı olarak aneorobik bakteriler ortaya çıkmaktadır. Bu bakteriler gölün belirli yerlerinde pis kokulara yol açmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EĞİTİMDE KALİTE DÖNÜŞÜM UYGULAMA ARAÇ VE TEKNİKLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56377</guid>
      <author>Celal GÜLŞEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma “Toplam Kalite Yönetiminin İlköğretime ve İlköğretimde Teftiş Sistemine Uygulanabilirliği” konusunda yapılan kapsamlı bir tez çalışmasının parçası olarak ele alınmıştır. Bu boyutuyla araştırma, eğitim yönetiminde kaliteli yönetim anlayışlarına dönüşümde kullanılan araç ve tekniklerin neler olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmada, genel tarama modeli kullanılmıştır. Eğitim kurumlarının kalite dönüşüm çalışmalarında öğrenen organizasyonlara dünüşüm çabalarında çoğu zaman bilimsel yöntemlerin kullanılmadığı görülmektedir. Geleneksel uygulamaların ağır bastığı bu eğitim kurumlarında kalite dönüşüm çalışmalarının da genellikle hedefe ulaşmadığı bilinmektedir. Kalite dönüşmünde başarıya ulaşan, kurumlarını öğrenen organizasyonlara dönüştüren örgütlerde ise, bilimsel dönüşüm araç ve tekniklerinin etkili kullanıldığı anlaşılmaktadır. Kalite dönüşüm araçların ve tekniklerin değişim ve yenileşme sürecinde çok önemli olduğu unutulmamakla birlikte, bu araçların ve tekniklerin değişim yönteminin kendisi ve sürecin ruhu olmadığı da unutulmamalıdır. Araştırma sonunda eğitim kurumlarını öğrenen organizasyonlara dönüştürme sürecinde, kalite dönüşüm araç ve tekniklerinin kullanılmasının gerekli olduğu anlaşılmıştır. Bu sonuca dayalı olarak ta eğitim kurumlarında bilimsel kalite dönüşüm araç ve tekniklerinin kullanılması için, özellikle yönetim süreçlerinde iyileştirilmesi yapılması gerekli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FİNANSAL BİLGİLERİN IAS/IFRS’YE GÖRE RAPORLANMASINDA GENİŞLETİLEBİLİR İŞLETME RAPORLAMA DİLİ (XBRL) KULLANIMININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56378</guid>
      <author>Feden KOÇ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Finansal raporlamada IAS/IFRS (International Accounting Standards/ International Financial Reporting Standards)’nin esas alınması, coğrafi olarak farklı konumlarda ve farklı dillere sahip olan işletmelerin finansal raporlarının oluşturulmasında ve bu raporların kolaylıkla okunabilmesinde uluslararası standardizasyon sağlanması bakımından büyük önem taşımaktadır. Ancak bilgiye anında erişiminin büyük önem taşıdığı günümüz bilgi çağında, işletmelerin finansal raporlarına anlık olarak erişim sağlanabilmesinde IAS/IFRS kapsamında oluşturulmuş uluslararası standardizasyon tek başına yeterli olamamaktadır. Bu noktada Extensible Business Reporting Language (XBRL) işaretleme dilinin gelişimi büyük önem taşımaktadır. XBRL, IAS/IFRS’leri benimseyen ülkelerdeki işletmelerin bu standartlar doğrultusunda oluşturulmuş belirli taksonomiler ile finansal verilerini elektronik ortamda etiketleyebilmelerine imkan sağlamaktadır. Bu kapsamda finansal raporlamada XBRL, finansal bilgi kullanıcılarının finansal verileri, internet ortamında kendi ana dillerine kolaylıkla çevirerek okuyabilmelerine, dünyanın her noktasından işletmelerin finansal verilerine en az maliyetle erişilebilmelerine, finansal raporların kolaylıkla okunabilmelerine ve analiz edilebilmelerine imkan sağlayarak finansal verilerin güvenilirliğini arttırmaktadır. Bu çalışmada XBRL işletme raporlama dilinin tanıtılması, IAS/IFRS ile ilişkisinin incelenmesi, XBRL’in çalışmasını sağlayan spesifikasyonlar, taksonomiler ve dokümanlar temel bileşenlerinin nasıl çalıştıklarının açıklanması amaçlanmıştır. Ayrıca çalışma kapsamında XBRL’de finansal verilerin etiketlenmesine ilişkin bir örnek sunularak, finansal raporlamada XBRL kullanımının işletme ile ilgili çıkar gruplarına sağladığı faydalar da ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÖKBOYA (RUBİA TİNCTORUM L.) BİTKİSİ İLE DENİZLİ-BULDAN BEZİNE DOKU ÇALIŞMALARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56380</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56380</guid>
      <author>Hürrem Sinem ŞANLI,; Gözde KEMER GÜRSOY , Meltem GÖKSEL KABALCI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanlık tarihinde estetik kaygılar sonucu önemli hale gelen boya ve boyar maddeler var olanı güzel ve farklı kılmak için kullanılmıştır. Kimyasal boya üretimine kadar geçen süreçte boyar madde olarak bitkiler, böcek ve deniz canlılarının kabuklarından faydalanılmış farklı renk skalaları elde edilmiştir. Türkiye’de yaklaşık 150 farklı bitki türünden boya elde edilmektedir. Yetiştiği yöreye göre endemik bitki özelliği gösteren bu bitkilerden elde edilen renkler genellikle pastel tonlarındadır. Son yıllarda doğa ve doğala dönüşle birlikte oldukça dikkat çekici hale gelen doğal boyacılıkla günümüzde eco-frendly ürünler elde edilmektedir. Bu bitkilerden birisi de doğal boyacılıkta önemli yere sahip, geçmişten günümüze dokumacılık başta olmak üzere farklı endüstri dallarında halen kullanılmakta olan kök boyadır. Bu çalışmada kırmızı ve tonlarını elde etme de kullanılan çok yıllık bitki olan kökboya bitkisi ile Denizli’nin yöresel dokumalarından olan Buldan Bezi renklendirilmiştir. Kökboya bitkisinden ekstrakt elde edilmiş üç farklı mordanla ve mordansız boyama yöntemi ile batik tekniğinden yola çıkılarak yeni yüzeyler elde etmek amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIKTA YENİ BİR DÖNEM: MOBİL SAĞLIK</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56368</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56368</guid>
      <author>Nevin AYDIN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Mobil sağlık, amacıyla kullanılan mobil cihazlar etkin bir şekilde sağlık verisi toplanmasını ve bir hastanın sağlık durumunun takip etmesini sağlar. Kullanılan mobil cihazlar; tabletler, PDA (Personal Digital Assistant)’lar, akıllı telefonlar, akıllı saatler, akıllı gözlükler, akıllı televizyonlar, giyilebilir teknolojiler ve tıbbi verileri toplayan, her türlü taşınabilen veya hastaya yerleştirilen sensörü sayabiliriz. Bütün bu cihazlar ile toplanan verilerin değerlendirilmesi, tedavi ile ilgili bilgilerin uzaktan izlenmesi, sağlık ile ilgili karar sürecine uzmanların hatasız bir şekilde yaklaşımını sağlar. Akıllı telefon kullanımı, gelecekte sağlığın iyileştirilmesinde en önemli araçlardan biri olacağı tahmin edilmektedir. SMS mesajlarından hastalıklar hakkında bilgilendirmeler yapılması, taşınabilir veya giyilebilir cihazlardan tıbbi verilerin gönderilmesi gibi geniş uygulama alanı bulan mobil sağlık; günümüzde gelişmekte olan veya gelişmiş ülkelerde hızla bir şekilde yaygınlaşmaktadır. Dolayısıyla daha erken teşhis ve tedavi, koruyucu sağlık uygulamaları, kronik hastalıkların daha etkin takibi, daha az hastane yatış ihtiyacı, maliyetlerde azalma, hastalığın tedavisinde zamandan kazanç, gelecekte mobil sağlığın, sağlığın iyileştirilmesinde en önemli araçlardan biri olacağı, sağlık dünyasına önemli katkılarda bulunarak, güven ve başarı kaynağı olacaktır. Mobil sağlık uygulamalarının yaygınlaşması ve etkin bir şekilde işleyen sağlık sistemlerinin içine yerleşebilmesi hukuki düzenlemelerin yapılması, veri güvenliğinin sağlanması mobil sağlık pazarını daha güvenilir hale getirecektir. Mobil sağlıktaki yeni uygulamalar pilot proje şeklinde olması, doktorlarda ve hastalarda ciddi bir davranış değişikliği gerektirmesi beklenmektedir. Akıllı telefon uygulamaları sayesinde gelecek nesillerin sağlıkları konusunda daha bilinçli sağlıklı yaşam ve hastalık yönetimi üzerine bir takım uygulamalar sağlık pazarında hizmet verebilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


