






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2020 Sayı 37</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1799</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>BEHÇET NECATİGİL ŞİİRİNDE SOKAK</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56323</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56323</guid>
      <author>Yusuf ÇOPUR,</author>
      <description>Behçet Necatigil, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin önemli isimlerinden biridir. Döneminde oluşan herhangi bir edebi akım veya bir harekete dahil olmamış, bağımsız kalarak şiirimizde kendi çizgisini oluşturmuştur. Birçok edebi türde eser veren şair, aynı zamanda bir öğretmendir. Özellikle ev başta olmak üzere şiirlerinde mekan ögesi çok belirgin olan şair, çevreyi, sokağı, kenti şiirlerine dahil eder ve onlar üzerinden bir poetika kurar. Hayatının büyük bir bölümünü İstnabul’da geçiren Necatigil, şiirlerinde İstanbul’un doğası, mimarisi ve insanının günlük hayatına yer verir. Şehrin ortasınıf insanının yaşantısını kendi yaşanmışlığı üzerinden şiirlerine dahile eden şair, başta Beşiktaş, Beyoğlu olmak üzere şehrin birçok semtinin sokaklarını adım adım dolaşır ve hissetiklerini, gördüklerini, gözlemledikleirini şiiriyle bütünleştirir. Necatigil’in şiirleri birer sosyal gözlem ve çıkarım etütleri gibidir. Ev’i bir huzur yurdu olarak gören şair için sokaklar hızlıca değişen ve dönüşen ve bu değişim ve dönüşümle birlikte eski güzelliklerini kaybeden; doğadan, sıcak insan ilişkilerinden, şefkatten, yardımlaşmadan, samimiyetten uzaklaşan bir mekanlardır. Kaybolan toplumsal değerlerin yaşlı birer şahidi olan sokaklar, Necatigil’in şiirlerinde eskiye, geçmişe uzanan hasret yollarıdır. Sokak, tüm gerçekliği ve sesiyle Necitigil’in şirilerinde yer alır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TERSİNE LOJİSTİK FAALİYETLERİNDE GERİ DÖNÜŞÜMÜN, ÜLKE EKONOMİSİNE VE İŞLETMELERE YARARLARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56326</guid>
      <author>Filiz SİVASLIOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanoğlu yüzyıllardır ihtiyacı olduğu durumlarda kaynakları elde etmiş kullanmış ve tüketmiştir. Bu durum tüm nesillerde döngü olarak yaşandığında doğal kaynakların tükenmesine neden olmuş ve çevre zarar görmüştür. Günümüzde kullanılan bütün ürünlerin doğal kaynaklardan elde edilmesi ve kaynakların tükeneceğinin fark edilmesi ile sürdürülebilir gelişim konusunda hem ulusal hem de uluslararası mevzuatlarla yasal yaptırımlar konusunda adımlar atılmıştır. Çalışmamızın amacı, tersine lojistik sayesinde kaynak israfının önleneceği, ülke ekonomisinin güçleneceği ve çevre bilinci ile gelecek nesillere yaşanacak bir dünya bırakılacağı konularına önem verilmesi ve farkındalığın artırılması için öneri sunulmasıdır. Bu çalışmada tersine lojistik faaliyetleri ile geri dönüşümde ülke ve dünya verileri kullanılmış ve ortaya çıkan kazancın sağlayacağı yarar incelenmiştir. Gerek işletmeler gerekse bireyler sürdürülebilir kalkınma ile daha az doğal kaynak, hammadde ve enerji ile daha fazla üretim yapmaya odaklanmışlar ve geri dönüşüm kavramına önem vermişlerdir. Sonuç olarak geri dönüşümle doğal kaynaklar daha az kullanılacak ve maliyetler azaltılacaktır böylece ulusal ve uluslararası pazarda rekabet üstünlüğü elde edilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ODUN YAKITLI FIRINLARDA HAZIRLANMIŞ ASTAR KOMPOZİSYONLARININ ŞAMOT VE PORSELEN BÜNYE ÜZERİNDE GELİŞTİRİLMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56330</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56330</guid>
      <author>M. Birol AKALIN,, Hande ESİN</author>
      <description>Geçmişten günümüze çok çeşitli astarlar yapılmıştır. Besin tüketimiyle birlikte, kullanılan seramik kapların geçirgenliğini azaltmak için yapılmaya başlanan astarlar, çamurun kendi renginde, tek renkte olup, daha sonra farklı renklerde çeşitlendirilmiştir. Çeşitlendirilen astarlar, riton kaplar, tabaklar, vazolar ve değişik formlar üzerinde dekor amaçlı da kullanılmıştır. Astarlar, pişirim ortamına göre de değişiklik gösterebilmektedir. Bu çalışmada farklı hammadde ve renk veren oksitler kullanılarak hazırlanan astar reçetelerinin şamot ve porselen bünye üzerinde odunlu pişirimde kül etkisi alan kısımların belli bir sıcaklıktan sonra sinterleşerek parlamaya başlaması sonucunda, astar ve bünye yüzeyinde yeşil ve kahverenginde kül sırı oluşumunu sağlamak amaçlanmıştır. Pişirim bitiminde baca, ateşhane ve hava alan diğer kısımlar kapatılarak fırın içerisinde redüksiyon gerçekleştirilerek astarlı bünyenin farklı kısımlarında değişik renkte efektler oluşması sağlanmıştır. Astar denemeleri içerisinde renk veren oksit olarak bakır oksit (CuO,Cu2O,CuCo3), kobalt oksit (Co2O3, CoO, Co3O4), mangan oksit (MnO,MnO2,Mn2O3,Mn3O4) ve demir oksit (FeO,Fe2O3,Fe3O4) kullanılmıştır. Pişirim 1200oC’de odun yakıtlı fırında 14 saatlik bir sürede çam odunu yakılarak yapılmıştır. Şamot ve porselen bünyelerden küçük kaseler yapılarak denemeler uygulanmış ve başarılı çıkan sonuçlar da üç boyutlu formlar üzerinde kullanılmıştır. Çıkan sonuçlar fotoğraflandırılıp raporlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE KAMU HASTANELERİNDE, SİVİL SAVUNMA ve SEFERBERLİK HİZMETLERİ DURUM DEĞERLENDİRMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56331</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56331</guid>
      <author>Ercan ÖZÇELİK,</author>
      <description>7126 sayılı Sivil Savunma ve Seferberlik Kanunu, ilk defa yürürlüğe girdiği 1958 yılından itibaren, resmi veya özel bütün kurum ve kuruluşların Sivil Savunma esaslarına uygun şekilde yapılanmasını ve hazırlıklara katılmasını sağlamıştır. Bu kanuna bağlı gelişen diğer mevzuat sayesinde ayrıntıları tanımlanmış, sivil savunmayla ilgili görevlilerin yetki ve sınırları belirlenmiştir. Belirli bir büyüklüğe sahip olan bütün müesseseler gibi, kamu hastaneleri de sivil savunmayla ilgili özel bir yapılanma ve hazırlık içinde olmak zorundadır. Resmi kurum ve kuruluşlarda sivil savunma ve seferberlik hizmetleri Sivil Savunma Uzmanlarınca, kadrolu uzmanların bulunmadığı hallerde ise, gerekli şartları taşıyan ve kurum amirince resmen görevlendirilmiş olan Sivil Savunma Amirlerince yürütülmektedir. Güncel duruma bakıldığında, her kurumda farklı dizayn edilen organizasyon şemalarının olduğu görülmektedir. Sivil Savunma ve Seferberlik çalışanlarının, birbiriyle örtüşmeyen amirliklere bağlanması savaş, seferberlik, afet ve acil durum hallerinde yapılacak görevleriN icrasını olumsuz etkileyecektir. Bu makalede kamu hastaneleri uygulamasında sivil savunma ve seferberlikle ile ilişkili görev ve hizmetlerin nasıl yürütüldüğü, potansiyel sorun noktaları ve öneriler üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SELF / DAILY CREATIVE FEATURES OF WORKING IN VARIOUS SECTORS DURING COVID 19 QUARANTINE DAYS</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56333</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56333</guid>
      <author>Nurgül ERDAL,</author>
      <description>İnsanlık tarihi birçok salgına tanık oldu. Son dönemlerde dünyayı ve hayatı tehdit eden ve etkisini sürdüren Covid -19 salgını ile mücadele etmekte, özel, aile, iş ve sosyal hayatta köklü değişikliklere neden olmaktadır. düzeni bozdu. Karantina süresince sadece iş yerlerinde devam eden süreçler dışında hayat evden devam etti. Bu dönemde insanlarda alışkanlıklarda farklılıklar oluşmuş ve yaratıcılık özellikleri gelişmiştir. Pandemi sırasında insanlar kendilerini geliştirdiler ve çeşitli meslekler edindiler. Bu, Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde ve çeşitli sektörlerde kamu çalışanları (287), özel sektör (82) ve ücretsiz (61) ve toplam 430 çalışanı ile çevrimiçi anketlerle toplanan veriler. Toplanan veriler sosyal bilimler istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda pandemi döneminde evli ve bekar kişiler arasında medeni durum ve benlik / günlük yaratıcılık açısından farklılık görülürken, bekarlarda yaratıcılığın daha yüksek olduğu görüldü. Kurum ve yaratıcılık özellikleri arasında önemli bir fark bulunmuştur. Cinsiyet, işyeri değişikliği, aileyle yaşama, istihdam edilen sektör, yaş aralığı ve eğitim düzeyi açısından gruplar arasında anlamlı fark yoktu. Anahtar Kelimeler: Yaratıcılık, Covid -19 Salgını, Karantina, Kişisel / Günlük Yaratıcılık</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERKEN MODERN DÖNEMDE MACHIAVELLI, YARAR, ÇIKAR VE DEVLET MUHAFAZASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56334</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56334</guid>
      <author>Mehmet Talha KALKAN,</author>
      <description>1494 yılında Fransızların İtalya’ya girmesiyle başlayan İtalyan Savaşları yalnızca Apenin Yarımadası’nın kaderini etkilemekle kalmadı; aynı zamanda, devlet ve devlet yönetimi gibi alanlarda önemli kırılmalar yaşanmasına neden olmuştur. İtalyan coğrafyasının yabancı hegemonyası karşısında çaresiz kalması birçok İtalyan düşünürün dikkatini çekerek yabancılara karşı kendilerini nasıl muhafaza etmesi gerektiğiyle ilgili fikirlerin ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Şüphesiz, bu fikirlerin en sarsıcı olanı kaleme almış olduğu Hükümdar adlı eseri ile Floransalı devlet adamı Niccolo Machiavelli tarafından ortaya atılmıştır. Orta Çağ boyunca kaleme alınmış olan benzerlerinden farklı olarak herhangi bir dini, ahlaki veya etik düşünceye bağlı kalmayan Hükümdar adlı eserinde, Floransalı yazar yarar ve çıkar gibi odaklara ehemmiyet göstererek geleneksel hükümdar ve devlet düşüncesine karşı çıkmıştır. Aynı şekilde, diğer bir Floransalı yazar Francesco Guicciardini de Machiavelli ile benzer düşünceleri paylaşarak devletin öncelikle kendi faydasını ve çıkarını düşünmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Her iki düşünürün bu düşünceleri zaman içerisinde Avrupa’da büyük bir polemik konusu haline gelmiş ve Giovanni della Casa, Giovanni Botero, Paolo Rosello, Giralomo Frachetta gibi isimler de bu tartışmaya katılarak onlara karşı bir görüş oluşturmaya çalışmışlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORİGAMİNİN MİMARLIĞA YANSIMALARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56335</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56335</guid>
      <author>Hülya GÜR,; Yasemin İNCE GÜNEY , Begüm Yelda GÜR KARABULUT</author>
      <description>Araştırmada mimarlık bölümünün 2. sınıfındaki seçmeli dersde, mimarlık öğrencileri ile origami çalışmaları yapılmış, öğrencilerin disiplinlerarası bir yaklaşımla kağıt katlama ile, matematik ve mimari ilişkisi fark ettirilmiştir. Araştırmada, öğrencilerin mimari,-geometri ilişkisinin yapısal ve estetik açıdan görmelerinin sağlanması; origaminin mimariye yansımalarınnı incelemesi amaçlanmıştır. Araştırmada, mimarideki örnekler simetri türlerine göre toplanmış ve kategorize edilmiştir. Ayrıca,origami ile ilişkisi araştırmacılar tarafından hazırlanan tabloda verilmiştir. Origamiyi bir yöntem olarak kullanan mimarlık öğrencileri, üç boyutlu tasarım ve simetri dahil olmak üzere farklı tasarım ürünleri oluşturmuşlardır. Mimarlık öğrencileriyle bir veri toplama alıştırması yapmaya dayanan origami, zengin bir ilham kaynağı olduğunu kanıtlanmış ve geniş bir tasarım uygulamaları yelpazesinde yolunu açmıştır. Hatta yeni formların ve yöntemlerin keşfedilmesi sağlanmıştır. Çalışma sonunda, origaminin uzamsal konfigürasyonlar ve form bulma konusunda bilişsel deneyim kazanmak için bir arayüz sağladığı; origaminin, mimarlık derslerindeki pek çok olasılığın nasıl görselleştirileceğine ait ipuçları ve fikirler sağlamaya yardımcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Çalışma sonunda, origami gibi uzamsal becerileri ve görselleştirmeyi içeren seçmeli derslerin artması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OTEL İŞLETMESİ ÇALIŞANLARININ DEMOGRAFİK ÖZELLİKLERİNİN ÇATIŞMA YÖNETİMİ STRATEJİLERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56336</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56336</guid>
      <author>Emine GENÇ,, Süreyya Nilay RECEPOĞLU</author>
      <description>Çatışma kavramı, geçmişten günümüze süregelen ve geleceğimizde de kaçınılmaz olan, gerek sosyal yaşamda gerekse iş yaşamında sık sık karşılaşılan bir durumdur. Örgütler kendilerini sürdürülebilir bir duruma getirebilmek için örgüt içerisinde yaşanan çatışmaları ya minimum dereceye indirgeyip kontrol altına almaya çalışır ya da bu çatışmaları kızıştırıp maksimum dereceye çıkarıp verimlilik yakalamaya çalışır. Her iki durumda da amaç örgütün yaşamını bir üst seviyeye çıkarmaktır. Her iki durumunda doğru veya yanlış olup olmadığı, işletmelerin içinde bulunduğu piyasa ve rekabet koşulları başta olmak üzere birçok durumun temel alınarak değerlendirilmesi ile belirlenmektedir. Örgütler açısından önemli olan temel husus yaşanan çatışmalara doğru ve etkili çatışma stratejisi ile yaklaşılıp yaklaşılmadığıdır. Bu çalışmanın amacı otel işletmesi çalışanlarının demografik özelliklerinin kullanılan çatışma yönetim stratejisine etkisinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Ankara ilinde faaliyet gösteren 5 yıldızlı konaklama işletmelerinde görev yapan 480 çalışandan anket tekniği kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda çalışmaya katılan otel çalışanlarının en fazla kullandığı çatışma yönetimi stratejisinin yapıcı strateji, en az kullandıkları stratejinin ise zorlayıcı strateji olduğu bulgulanmıştır. Çalışanların yapıcı stratejiyi kullanma düzeylerinin cinsiyetlerine göre ve uzlaşmacı stratejiyi kullanma düzeylerinin eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışanların zorlayıcı stratejiyi kullanma düzeyleri ise çalışanların iş yerinde çalışma süreleri ile çalıştıkları departmandaki çalışan sayısına göre farklılık göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK SİYASAL HAYATINDA YUSUF AKÇURA’NIN YERİ VE ÖNEMİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56337</guid>
      <author>Feyzullah TUNA,</author>
      <description>Yusuf Akçura, Fransız İhtilali’nin ortaya çıkarttığı fikir akımlarının dünya tarihinde dönüm noktası oluşturmaya başladığı dönemde yaşamış Türk aydınıdır. Öyle ki, yeni oluşmaya başlayan Türk siyasal hayatına dair yayınladığı ‘’Üç Tarz-ı Siyaset’’ başlıklı makalesiyle, fikir akımları hakkında tanımlamalarda bulunmuştur. Akçura, ilgili makalesinde tanımlamış olduğu fikirlerden biri olan Türkçülük fikrini; hayatı boyunca Türk siyasal hayatında işlemiş ve Türk toplumuna aktarmaya çalışmıştır. Akçura’nın Türkçülük fikrine getirmiş olduğu tespitler ve değerlendirmeler ise, bugün dahi Türk siyasal hayatında yer alan Türkçülük fikrini etkilemiş ve siyasal düşünce hayatımızda önemli bir yer tutmuştur. Ayrıca Akçura, Sovyetler Birliğinin dağılması sonrası Orta Asya ve Rusya’nın egemenliğinde bulunan yerlerde yaşayan Türkler ile Türkiye’nin köprü kurmasını sağlayan bir fikir adamı olarak da karşımıza çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜNİR NURETTİN SELÇUK’ UN SESLENDİRDİĞİ BAYATİ AYİN-İ ŞERİFİN İCRA STİLLERİ YÖNÜNDEN ANALİZİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56338</guid>
      <author>Selçuk TİMUR,, H. Serdar ÇAKIRER</author>
      <description>Köklü bir geçmişe sahip olan Türk musikisi, kültürümüzün en önemli yapı taşlarından birini oluşturmaktadır. Form yapısı itibariyle pek çok türü içerisinde bulunduran Türk musikisinin gerek dini gerek ladini form yapılarıyla günümüze “meşk” denilen sistemle ulaştığı bilinmektedir. Bu form yapıları içerisinde en dikkat çekenlerden birisinin de Mevlevi ayini (ayin-i şerif) formu olduğu söylenebilir. Münir Nurettin Selçuk’un seslendirdiği Bayati Ayin-i Şerifin icra yönünden analizini konu alan bu çalışmada, Münir Bey'in ses kaydında eseri seslendirirken nasıl bir icra sunduğunu ortaya çıkarmak amacıyla, nitel araştırmalara özgü tarama modeli kullanılmıştır. Veriler toplanırken ilk olarak araştırma konusuna ilişkin bilgilerin elde edilebilmesi için yazılı ve elektronik kaynak taraması yapılmıştır. Münir Bey'in ses kayıtları üzerinden belirlenen örneklem vasıtasıyla da seçilen Köçek Derviş Mustafa Dede'ye ait Bayati Ayin-i Şerif (tartım ve süsleme gibi) icra yönleriyle incelenmiş, ulaşılan bulgular ışığında sonuçlar ortaya çıkmış ve öneriler getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARİYER GELİŞİM SÜRECİNDE AİLE</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56339</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56339</guid>
      <author>Merve Gül KOÇAKOĞLU,, Süleyman Barbaros YALÇIN</author>
      <description>Yaşam biçimini şekillendiren kariyer kararı, insanın hayatında verebileceği en önemli kararlardan biridir. Kariyer kararı, sadece meslek seçimi yapacağı anda başlayıp bitmemekte, bireyin doğduğu zamandan ölümüne kadar sürmektedir. Bu süreci etkileyen birçok faktör vardır. Bu faktörlerden bazıları yetenekler, ilgiler, değerler, psikolojik ihtiyaçlar, cinsiyet, sosyo-ekonomik düzey, yetkinlik beklentisi, başarı güdüsü ve aile ilişkileridir. Bu faktörlerden birçok alanda olduğu gibi önemli etkilere sahip olan aile faktörü, bireyin hayatındaki kariyer gelişim sürecini de şekillendirebilmektedir. Bu noktada ailelerin, çocuklarının hayatında olumlu ve olumsuz neleri değiştirebileceğini bilmesi; çocuklarını olumlu yönde etkileyip doğru kariyer kararları vermeleri için sergiledikleri tutum ve onlara uygun rol model olmaları çocuklarının kariyer gelişimlerini zenginleştirecektir. Dolayısıyla ailelerin çocuklarının kariyer gelişimleri için uygun tutum ve davranışların farkında olması çocuklarının kariyer gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. Bu nedenle bu çalışmanın amacı, bireyin kariyer gelişiminde aile faktörünü ilgili literatür aracılığıyla incelemektir. Türkiye’de ve yurt dışında yapılan araştırma sonuçlarına göre ailelerin; bireylerin kariyer planlama süreçlerinde, meslek seçimlerinde, kariyer tercihlerinde, kariyer kararsızlıklarında, kariyer karar verme güçlükleri üzerinde ve kariyer gelişimlerini zenginleştirmede önemli bir faktör olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda ailelerin çocukların kendilerini doğru bir şekilde değerlendirmelerinde, kariyer araştırma davranışlarında, daha gerçekçi kararlar almalarında ve mesleki olgunluk düzeyleri üzerinde de etkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca Türkiye’deki ailelere çocuklarının kariyer gelişimine ilişkin öneriler üzerinde durulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEDIA AND CONSUMPTION IN JON DELILLO’S WHITE NOISE</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56318</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56318</guid>
      <author>Serap SARIBAŞ,</author>
      <description>Don Delillo’nun White Noise (Beyaz Gürültü) romanını anlamak için ‘beyaz gürültü’ tanımını bilmek gereklidir. Bu kavram, elektrikli cihazların yaydığı seslerin toplamına denir. Bu seslerin bazıları algılanabiliyorken diğerleri var olmasına rağmen algılanamaz. Sesin rengi "beyaz" olarak kabul edilir, çünkü ışığın görülebilir dalga boylarının toplamı olan ‘beyaz ışık’ ile eşanlamlıdır. Televizyonların, radyoların ya da diğer elektrikli cihazların ürettiği sesler ‘beyaz gürültü’ olarak kabul edilir ve kitapta baskın olan bu seslerdir. Roman, medya merkezli bir topluma dayanır. Romanda atıfta bulunulan medyadan kasıt daha çok radyo ve televizyon olmakla birlikte zaman zaman dergilerden de bahsedilir. Bu medya araçları, adeta evin bir üyesi gibi tanıdık hale gelmek suretiyle insan üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Roman boyunca medya aracılığıyla verilen bilgiler, insanların her türlü bilgiye medya aracılığıyla erişebilmesi nedeniyle ön plana çıkar. Romanın merkezinde yer alan 'beyaz gürültü' kavramı, tarafsız ve cisimleştirilmiş bir medya konuşması, aynı zamanda fazladan bir veri ve medyaya doymuş bir toplumdan gelen sınırsız entropik bir bilgi bolluğunu ima eder. Romandaki insanlara verilen bilginin miktarı o kadar aşırıdır ki artık insanların davranışlarını dahi kontrol etmeye başlamaktadır. Gladney ailesinin evinde birden fazla televizyon olması ve radyonun da sürekli açık olmasından dolayı, bu makalede ilk olarak radyo ve televizyon medya araçlarının insanlar üzerindeki etkileri incelenecektir. Amaç, bu teknolojik cihazların kişinin psikolojisini ve insanların yaşamlarını nasıl etkilediğini göstermektir. Bu ilk bölümde Babette, Murray Jay Siskind, Heinrich ve Jack gibi medyanın etkilerini kişiliklerinde ve davranışlarında özellikle gösteren belli karakterlere odaklanılmaktadır. İkinci bölümde tüketim konusu işlenecektir. Yukarıda belirtildiği gibi tüketim medyayla ilgilidir. Geçmişte yalnızca radyo ticari amaçlarla kullanılırken şimdilerde televizyon da gelişmiş ve her ikisi de tüketicilikte ve tüketimde büyük rol oynamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>التعليل عند البرقلعي في حاشيته على الكافية</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56315</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56315</guid>
      <author>Refaa MALLAİHİ,</author>
      <description>يدور البحث حول التعليل في "حاشية البرقلعي على شرح الهندي على الكافية لابن حاجب" الذي عاش في النصف الأول من القرن العاشر الهجري، وقد سُعيَ من خلال هذا البحث عرضُ ما تيسر من العلل النحوية عند الإمام البرقلعي. -رحمه الله- يتحدث عن العِلَل ويركّز عليها، وتاريخ ظهور العلة وموقف العلماء منها ويذكر نماذج من العلل النحوية في حاشيته. ومن الممكن أن نقول ما من فقرة من حاشيته إلا وفيها علةٌ سواء كانت نحوية أم غير نحوية. ربما يوجد أحيانا في سطر أو جملة أكثر من علة واحدة. وإن البرقلعي لم يكتفي بإتيان التعليلات بل يتحدث عن العلل النحوية التي ليست أقل مما في كثير من الكتب النحوية ولكن يرى أن غرضه من ذكرها ليس التوغل فيها والإطالة بل الإشارة إلى بعض منها وبيان قواعدها، وينتهي البحث بالخاتمة التي يذكر فيها أهم النتائج التي حصلنا عليها أثناء البحث. &lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma، hicrî onuncu asrın ilk yarısında yaşayan İmam el-Berkal‘î’nin، el-Hindî’nin İbn Hacib’in Kafiyesine yaptığı şerhin haşiyesindeki illetlendirme olgusunu nahiv açısından ele almaktadır. el-Berkal‘î، ‘illetlendirme’ olgusunu، bu olgunun ortaya çıkışını ve âlimlerin bu konudaki görüşlerini detaylı bir şekilde ele almıştır. Berkal‘î، gramer konularında illetlendirme yöntemine başvurur. Müellif eserinin hemen hemen her paragrafında gerek gramer gerekse de gramer dışındaki diğer konularda illetlendirme yöntemine başvurmuş، aynı paragrafta birden çok illet kullanmıştır. Berkal‘î sebeplendirme olgusuna yer vermekle yetinmemiş، nahiv kitaplarının birçoğundan daha ziyade nahiv illetlerinden bahsetmiştir. Bununla birlikte onun، nahiv illetleriyle ilgili detaya inmeyi ve konuyu uzatmayı hedeflemediği، yalnızca bazı nahiv illetlerine işaret ederek bunlarla ilgili kuralları açıkladığı görülmektedir. Bu araştırma، el-Berkal‘î’nin illetlendirmeye، illetlendirmenin sebeplerine ve ortaya çıkışına bakışını irdelemeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KURUMSAL YÖNETİM DERECELENDİRME NOTLARININ ŞİRKETLERİN KARLILIK ORANLARI (AKTİF KARLILIĞI VE ÖZKAYNAK KARLILIĞI) ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56340</guid>
      <author>Ahmet KURT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çalışmada 2013-2017 yılları arasında Borsa İstanbul Kurumsal Yönetim Endeksi’nde aralıksız olarak yer alıp, imalat sektöründe faaliyet gösteren toplam 15 adet işletmeye derecelendirme kuruluşları tarafından verilen Kurumsal Yönetim İlkeleri Uyum Derecelendirme puanları ile bu işletmelerin finansal performanslarını belirleyen unsurlardan olan karlılık oranları arasındaki eşbütünleşme ilişkisinin varlığı araştırılmıştır. Bu ilişkinin varlığını incelemek için çalışmada bağımsız değişken olarak şirketlere verilen pay sahipleri, kamuyu aydınlatma ve şeffaflık, menfaat sahipleri ve yönetim kurulu ilkeleri puanları, bağımlı değişken olarak ise aktif karlığı ve özkaynak karlılığı oranları kullanılmıştır. Bu çalışmada panel veri analizi yöntemi kullanılmış olup ilk olarak Breusch Pagan (1980) LM Testi kullanılarak paneli oluşturan seriler arasında yatay kesit bağımlılığı tespit edilmiştir. İkinci adımda ise ikinci nesil panel birim kök testlerinden olan Pesaran (2007) CADF testi serilere uygulanmış olup özkaynak karlılığı, aktif karlılığı, pay sahipleri, şeffaflık, menfaat sahipleri, yönetim kurulu, toplam puan değişkenlerinin bir farkta durağan I(1) olduğu görülmüştür. En son adımda ise Westerlund (2007) panel eşbütünleşme testi yardımıyla seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı incelenmiş ve finansal performansı temsil eden karlılık oranlarının göstergesi olan değişkenler (özkaynak karlılığı, aktif karlılığı) ile kurumsal yönetim derecelendirme puanlarını temsil eden bağımsız değişkenler (pay sahipleri, şeffaflık, menfaat sahipleri, yönetim kurulu) arasında eşbütünleşme ilişkisinin olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ANALYSING SPORTS SUPERSTITION OF STUDENTS RECEIVING SPORTS SCIENCES EDUCATION IN TERMS OF DEMOGRAPHIC VARIABLES</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56327</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56327</guid>
      <author>Kübra ÖZDEMİR,; Ahmet Gökhan YAZICI; Mehmet Ertuğrul ÖZTÜRK; Alptürk AKÇÖLTEKİN , Nihal AKOĞUZ YAZICI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Yüzyıllar önce mit formunda varlığını gösteren batıl inançlar, bugün hala insanlar üzerinde etkisini göstermeye devam etmektedir. Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri eğitimi alan öğrencilerin sporda batıl inançlarının demografik değişkenler açısından incelenmesidir. Bu amaçla çalışmanın evrenini, Ardahan, Atatürk, Ağrı İbrahim Çeçen, Iğdır, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi spor bölümünde öğrenim gören tüm öğrenciler, örneklemini ise bu Üniversitelerde öğrenim gören ve tesadüfi yolla seçilen 1000 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Bu araştırmada genel tarama modeli kullanılarak örneklem seçiminde gelişigüzel örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada sporcuların batıl inanç davranışlarını ölçmek için Buhramn ve ark. (1982) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Barut (2008) tarafından yapılan 37 maddelik sporda batıl inanç ve davranış ölçeği uygulanmış olup, alınan verilerin normal dağılım gösterip göstermediğinde ise Kolmogrow Smirnow testi yapılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada spor bilimleri eğitimi alan öğrencilerin bölüm, cinsiyet, sportif başarı, yaş ve müsabaka öncesi yanlarında uğur getirdiğini düşündükleri nesneleri bulundurma değişkeni ile batıl inançları arasında anlamlı bir fark bulunduğu görülmüştür., Yine çalışmamıza katılan spor bilimleri eğitimi alan öğrencilerin millilik, bireysel ve takım sporcusu olup/olmama aktif spor yapılan süre değişkeni ile batıl inançları arasında anlamlı bir fark bulunmadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARADENİZ’DE GÖK- TÜRK- BİZANS ELÇİLERİ VE İPEK YOLU</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56322</guid>
      <author>Mehmet ÖZMENLİ,</author>
      <description>Bugün ekopolitik diye adlandırılan devletlerin kurulmasında, güçlenmesinde ve yaşamasında en önemli alanlar ticari yolları ile bağlantılı olanlardır. Ticaret ve siyaset devletlerin vazgeçilmez iki önemli faaliyetleridir. Doğru ve yerinde, ayrıca zamanında icra edilen siyaset bir devletin kollanmasına, korunmasına ve de geniş topraklara sahip olmasına vesile olacaktır. Aksi halde ise devletin yok olması mukadderdir. Ticaret faaliyeti de zamanında hamle, cesaret, diplomatik ilişkiler geliştirme v.b atılımlar bir devleti siyasette belirttiğimiz olumlu ya da olumsuz olarak etkileyecektir. İki kavramın dış ilişkilerde birçok zaman paralel yürüdüğünü tarihi bilgilerimiz bize sunmaktadır. Bu nedenle 19. Yüzyılda adı konulan “ İpek Yolu” ticari etkinliği de siyasetin en önemli malzemesidir. Yolun ana ya da yan kollarının geçtiği bütün ülkeler doğal olarak ya iyi ilişkiler kurmak ya da gerginlik siyaseti içerisinde olmuşlardır. Savaşlara da neden olduğu da görülmektedir. Gök-Türk ve Bizans Devletlerinin bu yol ile ilgili olumlu siyasi ilişkileri olmuştur. Bu ilişkilerde Anadolu’nun Karadeniz bölümündeki zorlu yolları kullandıkları tarihçiler kaynaklara dayanarak vurgulamaktadırlar. Biz bu yol ile ilgili bir tahmin yürütmeye çalıştık. Çünkü Trabzon sonrası karanlık görünmektedir. Daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır. Yöntemimiz kaynak tarama ve bu tarama sonucu elde edilen bulgular üzerinden derleme biçiminde olacaktır. Ana kaynaklardan yararlanıldığı gibi çağdaş yazarların kitap, makale türü çalışmalarından azami ölçüde yararlanılmak şeklindedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RASTGELE SEÇİLEN SİNEMA AFİŞLERİNİN GRAFİK TASARIM İLKELERİ VE SİNEMA AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56324</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56324</guid>
      <author>Ayşe Derya KAHRAMAN,</author>
      <description>Sinema ve grafik tasarımın iç içe olduğu dünyamızda sinemanın öneminden ve grafik tasarımla ilişkisinden bahsedilmiştir. Sinemada kullanılan yöntemlerle anlatılmak istenenin nasıl ele alındığı ve izleyiciye nasıl ulaştırılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Bu nedenle sinemaya büyük katkı sağlayan ve sinemanın günümüzde önemli bir yere gelmesinde önemli bir yere sahip olan grafik tasarımın sinema afişleri sayesinde izleyiciye verilmek istenen mesajla görsel iletişimin gerekli olduğu ele alınmıştır. Afişin önemi ve değerlendirme kriterleri göz önünde bulundurularak yaratıcı film afişleri incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ESPORA KATILIM MOTİVASYONUN İNCELENMESİ: FARKLI TÜRDE ESPOR OYUNLARI OYNAYAN ESPORCULAR ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56341</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56341</guid>
      <author>Alp Kaan KİLCİ,, Zekeriya GÖKTAŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Geleceğin sporu olarak bilinen espora katılımda etkili olan motivleri belirlemek ve bu motivlerin farklı espor oyun türlerinde değişiklik gösterip göstermediğini belirlemek bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmaya 338 erkek, 128 kadın olmak üzere, amatör olarak espor oyunları oynayan 466 gönüllü oyuncu katılmıştır. Veri toplama aracı olarak E-Spor Katılım Motivasyonu Ölçeği (Öz ve Üstün, 2019) kullanılmıştır. Veriler çevrimiçi anket yolu ile toplanmış olup, elde edilen verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; farklı türde espor oyunları oynayan oyuncuların espor katılım motivasyonlarının farklılık göstermediği belirlenmiştir. Buna ek olarak oyuncuların espora katılım motivasyonları alt boyutlarından en yüksek ortalamaya boş zamanı değerlendirme alt boyutunun sahip olduğu belirlenmiştir. Espor aktivitelerine amatör olarak katılabilmek için geleneksel sporlarda olduğu gibi kesin bir zaman diliminin olmaması, oyuncuların istedikleri zaman bu aktivitelere katılmasına imkan tanımaktadır. Oyunların; kişilerin normal rutin yaşantılarından uzaklaşıp farklı aktiviteler yaparak, gerçek hayattaki sorun ve sıkıntılarından uzaklaşmasına yardımcı olduğu, bu yüzden boş zamanlarında espor aktivitelerine yöneldikleri düşünülmektedir. Ölçek alt boyutlarından en düşük ortalama sahip altboyut ise rekabet ve başarı olurken, bu alt boyutta yer alan espordaki ödülleri kazanmayı seviyorum maddesinin ortalama puanının yüksek olması, ciddi miktarlara ulaşan espor gelirlerinden kaynaklandığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>EDEBİ ŞİDDET: ROMAN VE ŞİDDET İLİŞKİSİ ÜZERİNE TEORİK BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56342</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56342</guid>
      <author>Ali PULAT,, Selin KARACAN IŞIK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Şiddet; geçmişten günümüze her toplumda görülen tarihsel, sosyo-kültürel, ekonomik, psikolojik, felsefi, hatta hukuksal boyutları olan bir olgudur. Her bir disiplinin şiddet tanımı farklı olsa da ‘şiddetin bir güçten doğduğu’ ve ‘yıkıcı’ etkilerinin bulunduğu fikri üzerinde buluşulur. Ortak görüşlere göre toplumda şiddet fiziksel, duygusal/psikolojik, ekonomik, cinsel ve ya sözlü yollardan açığa çıkmaktadır. Temelde bireysel çatışmaları işleyen bir tür olan roman, ne toplumdan ne de zamandan bütünüyle bağımsız değildir. Roman, başlangıcından günümüze tarihsel ve sosyo-kültürel olgulardan beslenmektedir. Bu bağlamda şiddet, roman türü içinde doğrudan veya dolaylı olarak anlatılagelen fakat her dönemde işlenen bir izlektir. Bu çalışmada öncelikli amacımız Türk romanının şiddet olgusuyla kesiştiği noktaları tespit etmektir. Ağır Roman, İşkenceci, Berlin’in Nar Çiçeği, Bağışla Onları, Sudaki İz, Bir Gün Tek Başına, Nuke Türkiye, Alçaktan Uçan Güvercin, Karanlığın Günü gibi 1980 sonrası yazılmış romanlarda ev ve yuva alanları, hapishaneler, üniversiteler, hastaneler fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddetin yaşandığı mekânlar olarak anlatılır. İkinci olarak edebiyatın, şiddet olgusuna hangi durumda ve nasıl aracılık ettiği tartışılacaktır. Romanda aile içi şiddet, toplumsal şiddet, bireysel şiddet, cinsel şiddet, sözlü şiddet, duygusal şiddet ve ya fiziksel şiddet bağlamında irdelenen şiddet izleği, dönemin sosyal ve siyasal gündemine bağlı olarak bazı metaforların ardına gizlenerek işlenmiştir. O halde günlük yaşamda hiçbir şiddet öğesi içermeyen bazı çağrışımların yazarın vermek istediği mesaja göre şiddetin sembolü haline geldiğini görmekteyiz. Yeni Yalan Zamanlar’ın (İnci Aral) ilk kitabında yeşil, toplumu yozlaşmaya ittiği iddia edilen İslami ideolojinin sembolü olarak işlenir. Yanı sıra metaforik (mecazi, imgesel) çağrışımlar yalnızca tek bir görsele bağlı kalmayıp romanın bütününe yayıldığında artık eserin başlı başına kendisi şiddet alegorisi haline gelmektedir. Engereğin Gözü’nde Zülfü Livaneli’nin amacı şiddeti tartışmak değil şiddet alegorisi yapmaktır. Tarihi olaylara ve kişilere atıf yapılarak kurgulanan roman yazarın politik görüşlerini tarihi gerçeklik gibi sunan bir propaganda aracı haline dönüşmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HOW COVID-19 HAS INFLUENCED RESTAURANT PREFERENCES OF CUSTOMERS?</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56343</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56343</guid>
      <author>Ozlem OZBEK,, Gulsun YILDIRIM</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN DİNLEDİKLERİ RESİMLİ ÇOCUK KİTAPLARINI ANLAMA VE ANLATMA BECERİLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56344</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56344</guid>
      <author>Melike ATALAY,, İhsan Seyit ERTEM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı; ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin dinledikleri resimli çocuk kitaplarını anlama ve anlatma becerilerini incelemektir. Bu amaç kapsamında bir form geliştirilip, bu form yardımıyla öğrencilerin dinlediklerini anlama ve anladıklarını anlatım becerileri ölçülmeye çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma desenlerinden tanımlayıcı durum çalışmasının kullanıldığı bir çalışmadır. Uygulamaya 2018-2019 öğretim yılında Ankara ili Polatlı ilçesinde bir özel okulda öğrenim gören ve amaçlı örneklem yöntemiyle seçilen 7 ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi katılmıştır. Çalışmada beş resimli çocuk kitabı kullanılmıştır. Öğretmen tarafından kitaplar okunmuş, “Dinlediklerini Anlama Formu” ve “Tepkileri Gözleme Formu” öğrencilere dağıtılmıştır. Ardından öğrencilere dinledikleri kitap ile ilgili resim çizmeleri söylenip resmi bitiren öğrenciler tek tek dışarı çıkarılarak kitabı anlatmaları istenmiştir. Anlatılanlar ses kaydına alınıp daha sonra analiz edilmiştir. Çalışma üç hafta boyunca devam etmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiş ve çocukların dinlediklerini anlama ve ifade etme becerileri ile ilgili bulgulara ulaşılmıştır. Öğrencilerin yazılı anlatımla karşılaştırıldığında kendilerini sözel olarak ifade etmede daha başarılı oldukları görülmüştür. Dinledikleri kitapların içerisinden ilgilerini en çok çeken kitabı tekrar tekrar dinlemek veya bir de kendilerinin okumak istemeleri doğru kitap seçiminin dinleme, okuma ve anlamayı olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Resimlemelerde ise, öğrencilerin hayal güçlerini çok fazla kullanmadıkları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇİN'İN UZAYDA YÜKSELİŞİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56345</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56345</guid>
      <author>Serap GÜRSEL,</author>
      <description>Çin uzay faaliyetlerinde son dönemde yükselen aktörlerin arasında yer almaktadır. Bunun çeşitli sebep ve sonuçları bulunmaktadır. Soğuk Savaş döneminde SSCB ve ABD uzay aktörleri olarak ortaya çıkmıştır. Soğuk Savaş döneminden sonra ise Çin askeri ve sivil uzay kabiliyetleri ile ABD’nin dikkate değer bulduğu rakipler arasında yer alarak uluslararası uzay politikasında söz sahibi olmuştur. Rusya ile birlikte uzayda silahsızlanma çabalarını uluslararası anlamda savunan Çin, ABD’nin uzayda egemen olmasına da karşıdır. Bu bağlamda değerlendirildiğinde ABD uzay kabiliyetlerinin hepsini edinmeyi temel amaç kabul etmektedir. Sivil ve bilimsel uzay çalışmalarında da özellikle insanlı uzay uçuşlarında dünyada üçüncü aktör kabul edilmektedir. Çin’in uzay bütçesine bakıldığında bu yükselişin devam edeceği görülmektedir. Bu nedenle söz konusu yükselişin nedenlerini ve sonuçlarını anlamak önemlidir. Çalışmada tarihsel süreç içinde askeri uzay politikası incelenmiş, sivil uzay çalışmaları listelenmiş ve Çin’in uzayda bulunduğu konum değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLERİN ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK TEKNOLOJİLERİNİ KULLANMA NİYETİ ÜZERİNDE TEKNOLOJİK HAZIR BULUNUŞLULUĞUN ROLÜ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56349</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56349</guid>
      <author>Fatih BİLİCİ,, Erkan ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Artırılmış gerçeklik teknolojisi, pazarlama alanında gün geçtikçe daha çok kullanılmaya başlanan ve birçok işletme tarafından etkileşimli pazarlama olarak bilindiği için tercih edilen önemli teknolojilerden biridir. Artırılmış gerçeklik sanal gerçekliğin bir türüdür. Fakat sanal gerçeklikten farklı olarak artırılmış gerçeklikte, gerçek dünya görüntüsü üzerine dijital bilgi ve multimedya unsurları katılarak, kullanıcılara zenginleştirilmiş bir içerik sunulmaktadır. Bu sayede tüketicilere etkileyici bir deneyim yaşatılmaktadır. Artırılmış gerçeklik teknolojilerinin geliştirilmesinin yanı sıra tüketicilerin bu teknolojiyi benimseyip benimsemeyeceği de konusu oldukça önemlidir. Bu noktada tüketicilerin teknolojik hazır bulunuşluluk düzeyinin ortaya konması gerekir. Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin artırılmış gerçeklik teknolojilerini kullanma niyeti üzerinde teknolojik hazır bulunuşluluk faktörlerinin etkisini ortaya koymaktır. Araştırma verileri Bursa&amp;#39;daki devlet ve özel üniversitelerde lisansüstü düzeyde öğrenim gören öğrencilerden yüz yüze anket yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 23 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Araştırma modelinde yer alan ilişkilerin test edilmesi için kovaryans bazlı yapısal eşitlik modellemesi analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda iyimserlik boyutunun tüketicilerin artırılmış gerçeklik teknolojilerini kullanma niyeti üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Yenilikçilik boyutunun ise tüketicilerin artırılmış gerçeklik teknolojilerini kullanma niyeti üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı bulunmuştur. Analiz sonuçları, artırılmış gerçeklik teknolojilerini pazarlama uygulamalarında kullanmayı planlayan işletmelerin öncelikle hedef pazarlarını bu teknolojiye hazırlama yönünde çaba göstermesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DIŞ TİCARETİN GELİŞİMİNDE LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜN ROLÜ: EKONOMETRİK BİR ANALİZ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56350</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56350</guid>
      <author>Süleyman UĞURLU,, Ercan KESER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ulusal ekonomik kalkınmanın temel sektörlerinden biri olan lojistik, işletmelerin rekabet gücünü etkileyen önemli bir belirleyici olarak ifade edilebilir. Bununla birlikte küreselleşme ve giderek artan rekabet, lojistiğin dış ticarette son derece önemli faktörlerden biri haline gelmesine neden olmuştur. Küresel ekonomide dış ticaret lojistiği, gelişmekte olan ülkelerin küresel ticareti kontrol etmeleri ve küreselleşmenin getirilerinden pay almaları için ayrı bir öneme sahip olmaktadır. Nitekim ithal veya ihraç edilen tüm ürünler lojistik hizmetlere mutlaka konu olmaktadır. Bu kapsamda bu araştırmanın amacı, lojistik sektörünün dış ticaret üzerindeki etkisinin Türkiye özelinde zaman serisi analizi kullanılarak tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada dört değişkenden oluşan bir model kullanılmıştır. Kullanılan modelde yer alan değişkenler; reel dış ticaret hacmi, hava ve tren taşımacılık yük miktarları, reel taşımacılık hacmi ve reel sabit sermaye yatırımları şeklinde ifade edilebilir. Bununla birlikte araştırmadaki değişkenler 1984-2017 dönemine ait yıllık seriler dikkate alınarak oluşturulmuştur. Araştırmada gerçekleştirilen analizler sonucunda Türkiye’de taşımacılık sektöründeki gelişmelerin dış ticaret üzerinde pozitif etkiye neden olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İNTERNET GAZETE HABERCİLİĞİNDE KADIN CİNAYETLERİNİN SUNUMU: HÜRRİYET, SABAH, SÖZCÜ GAZETELERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56366</guid>
      <author>Gökhan GÖKULU,</author>
      <description>Kadına yönelik şiddet son yıllarda tüm dünyada artan bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadına yönelik şiddet eylemlerinin yaygınlığı, yazılı ve görsel medyada bu olayların sıklıkla haber yapılmasını beraberinde getirmiştir. Medya kadına yönelik şiddet eylemlerini ve kadın cinayetlerini sıklıkla haber yapmaktadır. Çalışma medya ve şiddet ilişkisinin boyutlarını ele alacaktır. Medya ve şiddet ilişkisinin boyutları irdelendikten sonra kadına yönelik şiddetin medyada yer alma biçimi tartışılacaktır. Çalışma medyanın kadın cinayetlerini ele alış biçimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma kadın cinayetlerini internet gazeteleri üzerinde ele alacak, internet gazetelerinde çıkan kadın cinayetleri haberlerini eleştirel bir bakışla inceleyecektir. Çalışma, Hürriyet, Sabah ve Takvim gazetelerinin internet sitelerinde yer alan kadın cinayetleri haberlerini söylem analizi yöntemi üzerinden incelemektedir. Söylem analizi eleştirel bir bakışla kadın cinayetlerinin erkek bakış açısıyla haber yapıldığını göstermeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda kadınların ataerkil kültürel değerler sistemi üzerinden haber haline getirildiği çalışmada gösterilecektir. Çalışma ilgili gazetelerin internet sitelerinde, 2018-2020 yılları arasındaki kadın cinayetleri haberlerini incelemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SURİYELİ MÜLTECİLER ÖZELİNDE TÜRKİYE’NİN GÜVENLİK POLİTİKALARI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56348</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56348</guid>
      <author>Ufuk ÇOŞTAN,, Hasan YAYLI</author>
      <description>Türkiye, tarihsel süreçte göç almış, göç vermiş ve transit geçiş ülkesi olmuştur. Üç farklı göç tipinin bir arada yaşanması Türkiye için kapsamlı göç politikaları oluşturmayı zorunlu hale getirmiştir. Ayrıca göç olgusu, 2011 yılında Suriye krizi sonrasında yaşanan kitlesel göç ile ayrı bir önem kazanmıştır. Türkiye’deki geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli sayısı günümüz itibarıyla 3,6 milyonun üzerindedir. Türkiye’de bulunan Suriyelilerin geleceği belirsiz olup, Suriyelilerden kaynaklanan siyasal, sosyal, ekonomik yükler ve güvenlik maliyetleri her geçen gün artmaktadır. Suriyeliler ile ilgili politikalar başta geçicilik temelinde inşa edilmiş olsa da ilk göçten bu yana 9 yılın geçmesi ve her geçen gün Türkiye’ye giriş yapan Suriyeli sayısının artması, geçicilik algısının yerini kalıcılık algısına bırakmasına sebep olmuştur. Bu bağlamda, Suriyeliler özelinde göç yönetimi konusunda yeni kamu politikaları oluşturulmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu çalışmada, Suriyeli mülteciler özelinde Türkiye’nin güvenlik politikaları ele alınmakta ve göç yönetimi alanında yeni kamu politikaları oluşturma sürecine katkıda bulunmak amacıyla güvenlik politikalarına ilişkin birtakım önerilerde bulunulmaktadır. Kalıcılık üzerine inşa edilmiş uzun vadeli bir uyum eylem planı yapılmasının güvenlik anlamında önemli faydalar sağlayacağı değerlendirilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


