






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2020 Sayı 35</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1797</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>GASTRONOMİ TURİZMİNDE YEREL MUTFAK ÜRÜNLERİ DENEYİMİNİN DAVRANIŞSAL NİYET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56291</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56291</guid>
      <author>Nesrin TUNCAY,; Ali ILGAZ , Halil AKMEŞE</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Turizm ve gastronomi, birlikte ele alınması gereken, bölgesel kalkınmaya, destinasyon özgünlüğüne ve markalaşmaya olumlu etkileri olan, destinasyon seçimi için tetikleyici işleve sahip kavramlardır. Yemek deneyimleri turistlerin tatil deneyimine bütünsel bir katkıda bulunmaktadır. Gastronomi turizmi, belirli bir destinasyona ilk kez gelen turistlerin ziyaretlerinden çok, tekrarlanan ziyaretler yoluyla geliştirilebilir. Bu anlamda Kayseri’nin tarihi güzellikleri, ulaşıma elverişli olması ve yerel mutfak ürünleri turistlerin olumlu duygularını tetikleyerek tekrar ziyaret etme ve tavsiye etme niyetini teşvik edebilir. Bu araştırma ile özellikle gastronomi turizminde tüketici deneyiminin davranışsal niyet üzerinde ne derece etkili olduğunun tespit edilmesinin hem sektöre hem de literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmada, Kayseri ilinde bulunan yerel mutfak ürünleri sunan seçilmiş dört farklı restorana gelen turistlerin algıladıkları yerel mutfak ürünleri deneyimlerinin davranışsal niyet üzerindeki etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu kapsamda ilk olarak yerel mutfak ürünleri deneyiminin davranışsal niyet üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonraki aşamada, yerel mutfak ürünleri deneyimini oluşturan alt faktörlerin her birinin ayrı ayrı davranışsal niyeti ne ölçüde etkilediği ölçülmüştür. Analizlere hatasız olarak işaretlenen 405 katılımcıdan elde edilen veriler dâhil edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçları, turistlerin yerel mutfak ürünleri deneyimlerinin davranışsal niyeti olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bu sonuç, Kayseri’ye gelen turistlerin yerel mutfak ürünleri deneyiminden memnun kaldıklarını, tekrar ziyaret etme niyeti ve başkalarına tavsiye etme niyetinde olduklarını ortaya koymaktadır. Ayrıca yerel mutfak ürünleri deneyimi alt faktörlerinin de (yemek, iletişim ve mekan) ayrı ayrı davranışsal niyet üzerinde pozitif etkileri bulunmaktadır. Genel olarak, yerel mutfak ürünlerinin turistleri çekmek için giderek daha önemli ve etkili hale geldiğini söylemek mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PERTEVİ ALİ EFENDİ VE EĞİTİM</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56294</guid>
      <author>Kayhan ATİK,</author>
      <description>Pertevî Ali Efendi, Mora yarım adasında Atina yakınlarında İstefe şehrinde doğmuştur. Tahsilini tamamladıktan sonra bir müddet Atina’da müftülük yapmıştır. Siyaset, ahlak ve eğitimden bahseden “Rebîu'l-Mülk Âdâbü Sülûki’l-Mülûk” adlı eserini, II. Osman’a (1617-1622) sunmuştur. Bu eserini iki bölüm olarak tertip etmiştir. Birinci bölümde ileri gelen devlet adamlarının eğitimi ve uyulması gereken esaslarla ilgili önemli kaide ve kanunlar üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise devlet memurlarının riayet etmesi gereken usul ve davranışlara yer verilmiştir. 16. Yüzyılda başlayan, 17 ve18. Yüzyıllarda da devam eden, Osmanlı devlet adamı ve aydınları tarafından yazılan, devletin içinde bulunduğu bunalımı ve çözüm yollarını arayan siyaset-nâme, nasihat-nâme, lâyıha türü eserler, genel olarak siyasi, sosyal, iktisadi, askeri problemleri ortaya koyarak ilgilileri uyarmaya, bu problemleri gidermeye çalışmıştır. Siyasi, iktisadi ve askeri boyutlar ihmal edilmeden, eğitim ve kültür yapılarının da ele alınmasıyla ortaya konan araştırmalar ve ortaya çıkan sonuçlar daha gerçekçi olacaktır. Eğitim ve öğretim toplumun davranışlarından bir parça olduğu için, o toplumun eğitim ve öğretim yapılarını da incelememiz gerekir. Ancak o zaman o toplum hakkında sağlıklı kararlar verebiliriz. Aslında eğitim, hayatın bütün alanlarını kapsar ve uzun bir süreçtir. Fakat eğitim denilince hemen akla gelen okullardır. Kişinin şahsiyeti, doğuştan getirdiği, aile, çevre ve eğitim kurumlarında aldıklarını yoğurulması ile şekillenir. Bu aile, çevre ve okul ne kadar milli, sağlam ve düzenli olursa yetişen kişiler de o derece şahsiyetli olurlar. Pertevi, eğitimin bu denli önemini çok iyi kavradığı ve önemine vakıf olduğu için iki bölümden oluşan eserinin birinci bölümüne devlet adamlarının eğitimi başlığını vermiştir. Daha sonraki bölümlerde de vezirler ve devlet adamlarının eğitiminin önemine ve ayrıca eğitim yöntemiyle ilgili konulara da yer vermiştir. Diğer siyasetnamelerde eğitim konularına ya hiç değinilmemiş ya da bu konuda birkaç cümleye yer verilmiştir. Dolayısı ile yazarın bu siyasetnamesi diğer siyasetname geleneğinden bu yönüyle oldukça farklıdır. Genel olarak Pertevi’nin siyasetname’ sinin diğer siyasetnamelerden en önemli farkları sıralamamız gerekirse: 1-Vezirlerin devlet adamlarının ve çalışanların eğitimidir. 2-Eğitim yöntemlerini konu alması. 3-Takım çalışmasının önemine vurgu yapması. 4-Davranış eğitimi üzerinde durması. 5- Eğitimde Sevginin Önemine değinmiştir. 17. yüzyılda Pertevi’nin, siyasetnamesinde eğitim, eğitim yöntemleri, takım çalışması, davranış eğitimi, eğitimde sevginin önemine vurgu yapması fevkalade önemli bir husustur. Çünkü bugün, genellikle o dönem eğitim sistemi yöntem eksikliği açısından dolayı tenkit edilir. Hâlbuki ki bundan beş asır önce bile Osmanlı medreselerinin günümüzle kıyaslanacak yönleri vardır. Mesela, her öğrenciye çok yüksek meblağ burs verilirdi, her türlü ihtiyaçları karşılıksız karşılanırdı. Sınıf değil ders geçme sistemi vardı. Bütün öğrenciler kendi işlerini kendileri yapardı. Öğrenciler, halktan kopmuyorlar, her yıl en ücra köylere kadar giderek halkı aydınlatırlardı. Sınıfta her öğrenci hocanın önüne gider, dersini hocaya verirdi. Bu bireysel ve her çocuğun seviyesine uygun bir öğretme yöntemi idi. Bu hususlar bugün bile modern eğitim sisteminde kabul gören yöntemlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜKETİCİLERİN GÖZÜNDEN İTİBAR: ARÇELİK VE VESTEL TÜKETİCİLERİ ÜZERİNDEN BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56295</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56295</guid>
      <author>Nesrin CANPOLAT,; Safiye KILIÇ , Hatice ÖZALTIN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Özet Günümüz piyasa ortamının hızlı değişen dinamik yapısı ve aynı işlevi ortaya koyan yüzlerce aynı ürün ve hizmetin olması markalar için daha zorlu bir mücadele alanı yaratmıştır. Bu zorlu süreçte de markalara can simidi olabilecek en önemli unsurlardan biri markaların çevresinde kendisi ile ilgili oluşturduğu izlenim sonucu meydana gelen itibar hâlesidir. Konunun öneminden hareketle de bu çalışma Fortune 2018 Türkiye Listesi’nin ilk 50 sıralamasında yer alan Beyaz Eşya ve küçük ev aletleri markalarının Niğde’deki tüketicilerinin gözünde itibarlarını ölçmeyi amaçlamıştır. Bu Liste’nin ilk 50 sıralamasında Arçelik ve Vestel bulunduğu için araştırmada kullanılan anket Arçelik ve Vestel tüketicileriyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 24 Programı kullanılarak değerlendirilmiş ve verilere tanımlayıcı analiz yüzde yapılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde itibar algısının farklı marka tüketicileri nezdinde değişik tanımlandığı görülmüştür. Örneğin Arçelik tüketicileri için markanın itibarını tanımlayan unsurlar finansal bakımdan güçlülük, güvenilir olma, eğitim, sağlık, kültür vb. gibi konularda faaliyetleri olması, tanınmış bir marka olması şeklinde sıralanmıştır. Vestel tüketicileri ise bu unsurları markanın vergilerini ödemesi, çalışanlarının hakkını koruması, ürün/hizmetlerinin fiyatının uygun olması ve yenilikçi bir marka olması şeklinde ifade etmişlerdir. Finansal güçlülük bağlamında da hem Arçelik hem de Vestel’in tüketicileri nezdinde büyük ve köklü bir marka algısına sahip olduğu saptanmıştır. Ancak toplumdaki temel sorunların çözümüne katkıda bulunmak için çaba gösterir sorusuna her iki markanın tüketicilerinin arzu edilen pozitif görüşü bildirmediği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>INVESTIGATION OF THE TRENDS OF ORGANIZATIONS FOR THE USE OF MARKETING INTELLIGENCE AND TECHNOLOGY IN THE SCOPE OF STRATEGIC MARKETING</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56296</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56296</guid>
      <author>Mükerrem Bahar BAŞKIR,, Gözde MERT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Pazarlama departmanları bir işletmenin kalbi gibidir. Pazarlamadan ne ölçüde yararlanabildikleri ve ne kadar pazarlama odaklı düşünebildikleri işletmelerin sektördeki yaşam sürelerini etkilemektedir. Pazarlama ticari, yaratıcı ve stratejik olmayı gerektirir ve düşünce şeklini bu noktalara odaklı çalıştırmaya sevk eder. Bu noktada pazarlama zekâsı ortaya çıkar. Pazarlama zekâsı hem büyük ölçekli hem de küçük ölçekli tüm şirketler için önemli ve gereklidir. Stratejik pazarlama zekâsı, işletmelerin pazar fırsatlarını, pazara nüfuz etme stratejilerini ve pazar geliştirme yöntemlerini belirlemeye yönelik olup, pazar ile ilgili bilgileri toplama ve analiz etme sürecidir. Dijital çağın getirdiği hız ile birlikte firmaların pazarlama zekasını sürekli olarak beslemesi gerekir. Pazarlama anlamında yeni sıçramalar yapmak bu yollarla gelir elde etmek, pazarlamadaki başarı için gereklidir. Bu da değişimin farkına varıp bu değişime uyum sağlayarak, yeni teknolojileri kullanarak, trendleri takip etme yeteneğine sahip olmayı gerektirir. Bu çalışmada, Kocaeli Organize Sanayi Bölgesinde bulunan imalat ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yöneticilere stratejik pazarlama bağlamında pazarlama zekâsı ve pazarlama zekâsı araçları ve teknolojilerinin kullanımına yönelik eğilimleri anket yöntemi ile incelenmiştir. Araştırmanın bulguları 403 yöneticiden toplanan veri ve denetimsiz bulanık kümeleme (öbekleme) algoritmasını içeren bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda %97 doğruluk oranı ile bulanık öbekleme (kümeleme) algoritması sonucu oluşturulan her bir öbeğe (kümeye) ait veri ve genel veri için stratejik pazarlama ve pazarlama zekası arasındaki ilişkiler ortaya konulmuş olup, araştırmacılara ve yöneticilere önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENLERİNİN BENLİK SAYGILARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56299</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56299</guid>
      <author>Bahar GÜDEKBahar GÜDEK,, Bilgi KABAKCI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada müzik öğretmenlerinin benlik saygısı düzeyleri farklı değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma, betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeline göre yapılmıştır. Çalışmanın verileri Batı Karadeniz Bölgesindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okulların farklı kademelerinde çalışan 125 müzik öğretmeni ile yapılan anketlerden elde edilmiştir. Müzik öğretmenlerinin benlik saygısı düzeylerinin cinsiyet, yaş, hizmet yılı, medeni durum, çalıştığı kurum, haftalık çalgı çalışma süresi, ekonomik durumlarını algılama, öğrenim durumu değişkenlerine göre değişip değişmediği belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 7 sorudan oluşan “Kişisel Bilgi Formu” ve 10 sorudan oluşan “Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği” kullanılmıştır. Bu araştırmadan elde edilen bulgularda müzik öğretmenlerinin benlik saygısı düzeyleri ‘orta’ düzeyde bulunmuştur. Başka bir deyişle, araştırmaya katılan müzik öğretmenlerinin benlik saygısına ilişkin algı düzeyleri çok yüksek olmasa da olumlu düzeyde bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin, benlik saygısı düzeylerinin demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğine bakıldığında; öğretmenlerin cinsiyeti, mesleki kıdemi, çalgı çalmaya ayrılan süre ve eğitim durumları benlik saygısı düzeylerinde/puanlarında anlamlı farklılaşmaya neden olurken, medeni durum, çalışılan kurum ve ekonomik durum algısı değişkenleri benlik saygısı düzeylerinde anlamlı farklılaşmaya neden olmadığı sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>PANDEMİ SÜRECİNDE UZAKTAN EĞİTİM ALAN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YARDIMSEVERLİK VE BELİRSİZLİĞE TAHAMMÜLSÜZLÜK DÜZEYLERİNİN FARKLI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56300</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56300</guid>
      <author>Mehmet ULUKAN,, Aslı ESENKAYA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmanın amacı; evdekal çağrısı ile uzaktan eğitim gören üniversite öğrencilerinin yardımseverlik ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkiyi farklı değişkenler açısından incelemektir. Bu çalışma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir araştırmadır. Örneklem grubunu 2019-2020 bahar döneminde uzaktan eğitim alan 276 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, Carleton, Norton ve Asmundson (2007) tarafından geliştirilen, Sarıçam ve ark. (2014) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği (BTÖ-12) ve Demirci (2017) tarafından geliştirilen Yardımseverlik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin normal dağılımı nedeniyle parametrik testler uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin yardımseverlik ile belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi .05 olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğrencilerin belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin bütünü ve alt boyutlarının cinsiyete göre puan ortalamaları arasında erkek öğrenciler lehine anlamlı fark olduğu görülürken, yardımseverlik ile cinsiyet arasında anlamlı farklılık olmadığı gözlemlenmiştir. Öğrencilerin salgından etkilenme ölçülerine göre, yardımseverlik ve belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin bütünü ile alt boyutu puan ortalamaları arasında salgından oldukça çok etkilendiğini ifade eden öğrencilerin lehine anlamlı fark olduğu görülmüştür. Öğrencilerin genel sağlık durumuna göre, yardımseverlik ve belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin bütünü ile alt boyutlarının puan ortalamaları arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin salgın sürecinde dışarı çıkma amacına göre, belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin bütünü ve alt boyutları puan ortalamaları arasında ekonomik neden dolayısıyla (görev gereği) çıktığını ifade eden öğrencilerin lehine anlamlı fark olduğu görülürken, yardımseverlik ile dışarı çıkma amacı arasında anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, öğrencilerin belirsizliğe tahammülsüz ölçeği ve engelleyici kaygı alt boyutu puan ortalamaları ile yardımseverlik ölçeği puan ortalaması arasında ilişki olmadığı görülmüştür. Ancak belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin ileriye yönelik kaygı alt boyutu ile yardımseverlik arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SERVET-İ FÜNUN DÖNEMİ EDEBİYATI HAKKINDA ÇALIŞILAN LİSANSÜSTÜ TEZLER HAKKINDA BİR META ANALİZ ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56302</guid>
      <author>Yusuf ÇOPUR,</author>
      <description>Servet-i Fünun, Nikolaidis’in İstanbul’da çıkardığı fennî içerikli Servet gazetesinin eki olarak 27 Mart 1891 yılından başlayarak Ahmed İhsan Tokgöz’ün yayımlamadığı bir dergidir. İlerleyen dönemlerde sırasıyla Edebiyât-ı Cedîde, Fecr-i Âtî ve Millî Edebiyat ve Yedi Meşaleciler’in yayın organı olarak basılmaya devam eden dergi, 25 Mayıs 1944’e kadar yayınlanır. Dergi, yeni öykü, şiir ve romanlarla birlikte, tercüme ve edebî tenkit faaliyetleriyle kısa zamanda dikkatleri üzerine çeker. Modern Türk Edebiyatı’nın önemli ve değerli bir aşamasını oluşturan Servet-i Fünun Dönemi; başta hikâye ve roman olmak üzere çeşitli edebi türlerin gelişiminde önemli bir etkiye sahiptir. 1896–1901 dönemlerinde Servet-i Fünun dergisi etrafında bir araya gelen yazar ve şairlerden oluşan Servet-i Fünûn topluluğu, karakteristik olarak eserlerinde, yaşadıkları dönemin siyasi koşullarının da etkisiyle, karamsarlık, kaçış, doğaya yöneliş gibi eğilimlere girerler. Bu yönüyle edebiyatımıza yeni bir bakış açısı getiren Servet-i Fünun Topluluğu, yönünü Batıya çeviren Türk edebiyatının önemli duraklarından birini teşkil eder. Bu dönem edipleri özellikle Fransız edebiyatının etkisinde eser verir. Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin, Süleyman Nazif, Hüseyin Suat Yalçın, dönemin önemli isimlerindendir. Servet-i Fünun veya Edebiyat-ı Cedide devri, edebiyatımızda 1860’ta başlayan ve devam eden Doğu-Batı çekişmesinin, mücadelesinin Batı edebiyatını savunanların lehine belirleyen bir edebiyat dönemidir. Bu dönemde Türk edebiyatı, anlayış, içerik ve teknik bakımdan tamamıyla Batılı bir nitelik kazanır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AVÂRIZ-I EHLİYYE’DEN SEMÂVÎ ÂRIZALARIN BOŞAMA İRADESİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56292</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56292</guid>
      <author>Ahmet AZ,</author>
      <description>Tarih boyunca hukuk sistemlerinde tartışılan en önemli konulardan biri boşanma olmuştur. Dini hukuk çevrelerinde boşanmanın meşruiyeti ve geçerliliği, -bu konuyla ilgili naslar değişik yorumlara elverişli olduğu için- dün olduğu gibi bugün de tartışılan hususlardır. Bununla birlikte İslam hukukunda boşama yetkisinin erkeğin iradesine bağlı olduğu bilinmektedir. Ancak erkeğin de bir beşer olduğu göz önüne alınırsa tasarruf ehliyeti olduğu gibi, ehliyetinin olmadığı bazı haller de söz konusudur. Bu hallere İslâm hukukunda “ehliyet ârızaları” denmektedir. Ehliyet ârızaları, mükellefin tasarruflarını ya tamamen ya da kısmî olarak etkilemekte ve şahsın iradesiyle veya iradesi dışında meydana gelmiş olmasına göre “semâvî ve müktesep” ârızalar diye ikiye ayrılmaktadırlar. Semâvî ârızalar, akıl hastalığı, baygınlık, bunama, hastalık, uyku hali, unutma ve küçüklük halleridir ki mükellefin bu durumlara düşme noktasında bir irade ve ihtiyarı söz konusu değildir. Müktesep ârızalar ise irâdidir. Bunlar: cehalet, sefer hali, hata, hezl yani ciddiyetsizlik ve sarhoşluk gibi hallerdir. Bizim bu çalışmada ele aldığımız “semâvî ârızalar”, vücûb ehliyetini ortadan kaldırmasa da eda ehliyeti ile ilgili bir takım özel durumlar ortaya çıkarmaktadırlar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RİSK SERMAYESİNİN TEORİK TEMELLERİ VE UYGULAMA YÖNTEMLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56290</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56290</guid>
      <author>Oğuz BAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Risk Sermayesi ya da İslam Ekonomisinde mudarebe, faizli yönteme alternatif bir finansman yöntemi olarak gelişti. Yöntemin tarihsel arka planında oldukça geniş bir çalışma alanı bulan araştırmacılar katında modelin İslami kaynaklı olduğunda uzlaşılmıştır. Ticaretiyle, sanatıyla, kurum ve kurallarıyla yaşanmış olan bir medeniyetin ürettiği bu yöntem, Batı’ya 10. Yüzyıldan itibaren yansımıştır. Çalışmadan anlaşılacağı gibi İslam Fıkhının çatısında olmuş ve olması muhtemel sorunlara çözümler önerilmiştir. Mudarebe, günümüzde inovasyon ve AR-GE ile iş dünyasına yeni ufuklar açma potansiyeline sahiptir. Mudarebe; bir tarafta sermaye sahibi yatırımcı diğer tarafta da girişimci olmak üzere, bir ya da birkaç alanda faaliyet göstererek kar sağlama amacıyla akde dayalı birlikteliktir. Elde edilecek kȃr ise, katılımcılarca belirtilen oranlarda paylaşılacaktır. Herhangi bir risk ortamında amaç gerçekleşmeyince akit bozulur ve girişimci yaptığı çalışmadan dolayı kullanım bedelini alır. Bu çalışma betimleyici analiz yöntemiyle, Mudarebe adı altında faizsiz bir finans yönteminin olduğunu ifade etmek ve günümüzde de aktüel olarak uygulanan bir finansman tekniğini tanıtmak amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID-19, DİJİTAL BANKACILIK SİSTEMLERİNİ YA DA DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN BİR SONUCUNU GERÇEKTEN ETKİLEDİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56297</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56297</guid>
      <author>Serdal GÜNDÜZSerdal GÜNDÜZ,</author>
      <description>Dijital dönüşüm, finansal hizmetler pazarını yeni tür sağlayıcılara açtı: fintech'ler olarak bilinen girişimler ve daha yakın zamanda büyük teknoloji şirketleri. İkincisi, boyutları ve finansal hizmetleri entegre ettikleri dijital ekosistemlerin özellikleri nedeniyle rekabet ortamı için büyük bir yıkıcı potansiyele sahiptir. Bu makale, bu entegrasyonun kapsamının kısmen finansal düzenleme çerçevesi, veri erişim kuralları ve rekabet politikası tarafından nasıl koşullandırıldığını araştırmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AÇIK İNOVASYON: BİLGİ KEŞFİNİN SİSTEMATİKLEŞTİRİLMESİ VE TİCARİLEŞTİRİLMESİ İÇİN TEKNOLOJİK ETKİSİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56298</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56298</guid>
      <author>Bekir TAVAS,</author>
      <description>Organizasyonlar, iş başarısı için yeniliğin gerekli olduğu dinamik bir ortamla başa çıkmak zorundadır. Ayrıca, herhangi bir kuruluşun yenilik yapma yeteneği, yeni ürünler ve teknolojiler için fırsatlara yanıt verebilecek sürekli bir yeni fikir akışı ile doğrudan ilgilidir. İnovasyon sürecini başlatmadaki önemli rolüne rağmen, yeni fikirlerin ortaya çıkışını yönetmeye çalışmaktan ziyade, şirketler tarafından en çok savunulan yaklaşım, çok sayıda fikir üretilmesini teşvik etmektir. Bununla birlikte, yenilikçi ürün geliştirmenin başarısı, basitçe fikir üretmekten daha fazlası, diğer süreç özelliklerinin dikkate alınmasını gerektirir. Bu özelliklerin anlaşılmasına yardımcı olmak için önce analiz edilen literatüre dayalı bir Kavramsal Modelleme geliştirilir, daha sonra bu unsurların uygulamadaki davranışını anlamak için bir Veri Toplama Aracı uygulanır ve bir vaka çalışmasının belgesel analizi yapılır. Sektöründe yenilikçi olarak tanınan bir şirkette, sonuç Uygulamalı Kavramsal Modellemedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YUNUS EMRE ENSTİTÜSÜ “TÜRKÇE ÖĞRENİYORUM” İSİMLİ DERS KİTAPLARINDAKİ OKUMA METİNLERİNİN VE GÖRSELLERİNİN KÖK DEĞERLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56278</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56278</guid>
      <author>Arzu KAYA EMÜL,, Sevil BÜYÜKALAN FİLİZ</author>
      <description>Değerler bir toplumu ayakta tutan en önemli ögelerden biridir. Toplumdan topluma farklılık göstermekle birlikte bazıları evrensel özellik taşır. Millî Eğitim Bakanlığının “kök değer” olarak ifade ettiği değerlerin her topluma hitap ettiği düşünülmektedir. Gerek ana dili olarak gerek de yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde değer aktarımı önemli olmaktadır. Bu çalışmada Yunus Emre Enstitüsü Türkçe öğreniyorum (3 ve 4) ders kitaplarındaki okuma metinlerinin ve görsellerinin kök değerler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Yunus Emre Enstitüsü Türkçe Öğreniyorum 3 ve 4 kitabının okuma metinleri incelendiğinde toplamda 92 defa kök değerlere yer verildiği görülmektedir. En çok yer verilen değer 26 defa tekrarlanan sevgi olurken onu takip eden değerler özdenetim(15) ve sorumluluk(12) olmuştur. En az yer verilen değerler ise dürüstlük(1) ve adalettir(2). Bahsi geçen kitapların görselleri incelendiğinde ise metin içerikleriyle uyumlu bir sonucun olduğu anlaşılmaktadır. Görsellerde toplamda 106 defa kök değerlere yer verildiği görülmektedir. En çok yer verilen değerlerin sevgi(33), sorumluluk(16), dostluk(14) ve özdenetim(14) olduğu anlaşılmaktadır. En az yer verilen değerlerin ise sabır(1), adalet(2) ve vatanseverlik(3) olduğu dikkat çekmektedir. Dürüstlük değerine her iki kitaptaki görsellerde de yer verilmemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KELİME TEKRAR TEKNİĞİNİN OKUMA GÜÇLÜKLERİNİ GİDERMEDEKİ ÖNEMİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56306</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56306</guid>
      <author>Şeyda EDİS,, Muamber YILMAZ</author>
      <description>Okuma becerisi anlam kurma sürecidir. Anlama, bireyin okuma öncesi bilgisi ile okuma sırasında metinde verilen bilgi bağlantısını kurmasıdır. Bireyin anlamadan yaptığı okumalar seslendirmeden ibarettir. Bu yüzden okuma eylemi anlamayla sonuçlanmalıdır. Özellikle ilkokulda okuma ve okuduğunu anlamada sorunlar yaşayan çok sayıda öğrencinin olduğu tahmin edilmektedir. Öğrencilerin okumada yaşadıkları bu sorunlar okuma güçlüğü kavramı altında ele alınmaktadır. Okuma güçlüğü öğrencilerin okuma esnasında fiziksel veya zekâ yönünden sorunu olmamasına rağmen okumayı öğrenmede geride olma durumudur. Öğrencinin okuma güçlüğü yaşaması onun tüm derslerdeki akademik başarısını olumsuz etkilemektedir. Okuduğunu anlama becerisini bireye kazandırmak adına okuduğunu anlama yöntem ve teknikleri geliştirilmiştir. Bu yöntem ve tekniklerden biri de kelime tekrar tekniğidir. Kelime tekrar tekniği literatür de “Word Drill Technique” olarak yer almaktadır. Kelime tekrar tekniği yeni sözcükler edinmede etkilidir. Yapılan araştırmalar kelime tekrar tekniğinin sesli okumada yapılan hataları gidermede etkili olduğunu göstermektedir. Bu araştırma literatür taramasına yönelik derleme türü bir çalışmadır. Bu araştırmadan elde edilecek sonuçlar, alana sağlayacağı katkı açısından önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM VE BİLGİ TOPLUMU</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56317</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56317</guid>
      <author>Murat AKTAŞ,</author>
      <description>Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde (BİT) yaşanan gelişmeler bir yandan bireylerin günlük hayatlarını kolaylaştırarak, değiştirip dönüştürürken, diğer yandan toplumsal yapıda da köklü değişimler meydana getirmiştir. Bilgisayar, internet ve akıllı mobil uygulamalar günlük hayatlarının bir parçası haline gelen bireyler ve ilişki biçimleri değişirken, bunların oluşturduğu toplumsal yapı da değişmektedir. Böylece sosyal, siyasal, ekonomik, finansal, yönetsel ve kültürel alanlarda hızla değişip dönüşen bir süreç ortaya çıkmıştır. BİT’lerde yaşanan bu değişim ve dönüşüm beraberinde yeni kavramlar da getirmiştir. Bu kavramlardan biri de bilgi toplumu kavramıdır. Bilginin gittikçe daha çok önem kazandığı, rekabetin küresel hale geldiği bir toplumsal yapıyı ifade eden bilgi toplumunda, artık herkesin kendi sosyal, ekonomik, politik ve kültürel gelişimi için sürekli olarak bilgiye erişmesi ve bilgiyi etkin bir şekilde kullanması bir zaruret haline gelmiştir. Bilgiyi etkin bir şekilde kullanan toplumlar da hem refah seviyelerini arttırmakta hem de bu yeni toplumsal yapıyı istedikleri şekilde yönlendirmekteler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUSIC PERCEPTION OF THE BRAIN AND ITS DEVELOPMENTAL EFFECTS</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56305</guid>
      <author>Zeynep Ebru AYATA,</author>
      <description>İnsan beyninin çesitli fonksiyonları arsında müzigin olusturulması ve yorumlanması geçmisten günümüze birçok araştırmacının ilgi odağı olmustur. Bu konu müzisyenlerin olduğu kadar nörologların ve nöropsikiyatristlerin de ilgisini çekmistir. İnsanlık tarihi boyunca, her kültürde insanlar müzikle uğraşmış ve müzikten keyif almıştır. Dolayısıyla müzik her yerde olan ve uygulanan bir fenomendir. Sadece insanlar müzik aleti çalmayı öğrenir ve sadece insanlar gruplar halinde ve iş birliği içinde enstrüman çalabilir. Bir grupta müzik yapmak insan beyni için neredeyse tüm bilişsel süreçleri devreye sokan müthiş zorlu bir görevdir. Müzik eğitimi, eğitici, yetiştirici, geliştirici, sabırlı ve disiplinli olmayı öğretici, güdüleyici yönleriyle oldukça önemli bir eğitim biçimidir. Tarih boyunca dünya milletleri müziğin eğitsel rolüne inanmışlar, ona bir eğitim aracı olarak bakmış ve önem vermişlerdir. Günümüz modern hayatında beyin, etkileşim ve çalışmasındaki rolü ile eğitim anlayışının vazgeçilmez bir ilkesi haline gelmiştir. Beyin müziği nasıl algılar, olusturur ve yorumlar? Bunlar bugün bile ucu açık sorular olarak algılanmaktadır. Müziğin olusturulmasından ve algılanmasından sorumlu merkezler ve iletisim yolları hangileridir? Bunların eğitim ile geliştirilmeleri mümkün müdür? Bu çalısmada geniş bir literatür taraması yapılarak bu sorulara cevaplar aranmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


