






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2020 Sayı 27</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1789</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Sosyal Medyanın Görsel Sanatlara Baskısı: Takipçi İnşa Etmek</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56158</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56158</guid>
      <author>Caner YEDİKARDEŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sanat ve özellikle görsel sanatlar internetin önemli içeriklerinden biridir. İmaj kültürünün egemen olduğu bir medya, televizyon ile yaşam alanımıza girmiştir. Televizyon dünyasında, şöhret odaklı sanat ve sanatçı tasarımının gerçekleştirilmesi öncelikle seyirci inşası ile başlamıştır. Aynı düzenek son yıllarda sosyal ağların yaygınlaşması ve sosyal medya kullanımının artması ile yer değiştirmiştir. Öyle ki, içinde bulunduğumuz zaman diliminde çağın bir gereği olarak nitelendirdiğimiz internet ve ona bağlı aygıtlar, uygulamalar bir yanıyla da görsel sanat içeriklerinin seyirci tarafından belirlenmesi ve beğeni algısına göre kabul görmesine yol açmaktadır. Tam da bu noktada bu çalışmasının amacının, seyircinin/takipçinin inşasıyla imaj mühendisliği üzerine bir analitik değerlendirme yapmaktır. Sorun olarak görünen, internet ve sosyal medya kullanımı aracılığıyla oluşan imaj kültürünün görsel sanatlara yansıyan etkileri üzerinden oluşan nitelik kaybının irdelenmesidir. İmajların egemenliği altında sosyal medya üzerinden yaygınlaştırılan bir tür yaşamsal gerek &amp;ndash;bağımlılık değil- haline dönüştürülen seyirci ya da takipçi inşası, onun beraberinde imajla varlık sahasına girme, varlığını sürdürme hali görsel iletişim düzeneğinin bayağılaştırılmasına ve görsel sanatlar alanına sanal gerçeklik ile ket vurmasına süreğen bir durum kazandırmıştır. Bu nedenle, imaj, imge, dijital ve sanal görüntülü düzenlemeler ve görsel sanat yapıtlarının internet görselleriyle iç içe geçerek olağanlaşmış, sıradanlaşmış ve bir tür tüketim malzemesine dönüşmüştür. Gösteri dünyamızdan sonra sosyal ağlar, aygıtlar aracılığıyla “sosyal” olarak adlandırılan medya biçimiyle seyirci/takipçi inşası yerine sanat-sanatçı-alımlayıcı üçgeninin oluşturduğu nitelikli, dezenformasyona mesafeli sanat alanını inşa etmek olanaklı mıdır? Bu çalışma, yalnız akademik boyutta değil, görsel sanatlara ya da plastik sanatlara ait yapıtların estetik kaygı ve sanatsal eleştiri öğretileriyle sürdürülmesi &amp;ndash; “hiç”lik temelinde olsa bile- değersizleştirilmemesi adına “imaj her şeydir” kıskacından nasıl çıkılabilir? sorusuna ilişkin bir tartışmayı ele almaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çukurova Üniversitesi Ebelik Bölümü Öğrencilerinin Sağlık Okuryazarlığı Düzeyinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56161</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56161</guid>
      <author>Şirin ÇELİKKANAT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Amaç: Çalışma öğrenci ebelerin sağlık okuryazarlığı düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem : Çalışma kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırmanın verileri, “Kişisel Bilgi Formu” ve “Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; Yüzde, Ortalama, Mann whitney u testi, Kruskal Wallis testi ve ANOVA kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya 211 öğrenci katılmış olup yaş ortalaması 20.83&amp;plusmn;2.23 dür. Katılımcıların toplam ölçek puanı 110.16&amp;plusmn;12.50, erişim alt boyut puanı 22.12&amp;plusmn;2.92, anlama alt boyut puanı 30.97&amp;plusmn;3.93, değerlendirme alt boyut puanı 34.95&amp;plusmn;4.60 ve uygulama alt boyut puanı 22.11&amp;plusmn;2.95 dir. Öğrencilerin medeni durum, sınıf düzeyi,yaşadığı yer, sağlık güvencesi, anne ve babanın eğitim düzeyi, anne ve babanın çalışma durumu, mesleği isteyerek seçme, kronik hastalık varlığı ve ilk başvuru yapılan kurum ile sağlık okuryazarlığı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p&gt;0.05). Sağlık sorunu olmasada hekime başvuranların başvurmayanlara göre, sağlık haberlerini takip edenler etmeyenlere göre sağlık okuryazarlık puanı anlamlı derecede yüksektir (p&lt;0.05). Sonuç: Öğrenci ebelerin sağlık okuryazarlığı puanı yüksek bulunmuştur. Sağlık bilimleri fakültelerinin sağlık okuryazarlığı toplumun diğer bireylerine göre yüksektir. Fakat toplumsal sağlığın korunması ve geliştirilmesi için tüm bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyi iyi olmalıdır. Bu konuda toplumun eğitim düzeyine ve kültürüne uygun eğitimler planlanmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kam İnancı Ve Sanatla Terapide Sağaltım Bağıntısı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56163</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56163</guid>
      <author>Eda Öz ÇELİKBAŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Geçmişten günümüze özünde birçok mistik pratiği ve sağaltımı barındıran uygulamalarıyla Şamanizm adını verdiğimiz inanç sistemi, Türk Coğrafyasında Kam ve Kamsal ifadelerle kendini gösterir. Şaman/Baksı/Bahşı ve Türkçe kullanımıyla Kam, mistik bilgeliğin, hekimliğin, dini ritüellerin ve tedavi ediciliğin sembolüdür. Bireyin kendi kendini tedavi edemediği, sağaltımını sağlayamadığı durumlarda devreye giren Kam, çeşitli ritüeller ve uygulamalarla birey üzerinde ciddi bir sağaltım yaratır. Bu süreçte birey kendi benliğinde farkında olmadan terapötik sürecini yaşar. Sanat Terapisi, son yıllarda Türkiye coğrafyasında kendini gösterse de, dünyada ve Şamanizm bağlamında yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir. Avrupa ve Amerika’da 1940’lı yıllar sonrasında kendini gösteren alan, Şamanlar tarafından farkında olmadan ve farkında olarak kendini göstermiştir. Esrime sürecini yaşayan Kam, inisiyasyonunu kendinden başkasının şaman olamayacağını bilerek yaşar. Bu sürecin akabinde de etrafındaki insanlara tedavi edici ve yol gösterici hekim olarak eşlik eder. Bu makalede, Şamanizm bağlamında Şaman (Kam) öğretilerine, bu kapsamda sanatla terapideki sağaltımın kamsal sağaltım ile olan bağıntısına yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarık Buğra’nın Osmancık Romanında İşlenen Birlik Anlayışı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56162</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56162</guid>
      <author>Yasemin KIZILDAĞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tarihi roman, konusunu ve kahramanlarını, mekanını, zamanını tarihten alan, gerçek ile kurgunun birlikteliğinden doğan bir roman türü olmasının yanı sıra tarihi gerçekliği kurmaca bir dünya ile okuyucuya sunarak, tarihçinin bilime sunduğu malzemeden yararlanarak geçmişi, bugünü ve hatta yarını etki ve kontrol altına almaya çalışan bir türdür. Romanın kurgusal dünyasında okuyucuya sunulan düşünce ve etkide milli bir tarih şuuru yaratmak için yalnızca tarihi vesikalardan yararlanmak yeterli değildir; yazar, romanın kurgusu ile tarihi canlandırmalıdır. Romanla tarihi canlandırması için romancının tarihi coğrafyayı, devrin sosyal ve kültürel yapısını, toplumun sanat anlayışı ile topluma hakim olan inanç sistemini tanıması ve bu unsurlar üzerinde yoğunlaşması gerekir. Tarık Buğra’nın 1982 yılında kaleme aldığı “Osmancık” adlı romanında, Anadolu’daki dağınık Türk boylarının Kayı boyu etrafında toplanması ve aynı gayeler etrafında birleşmesini sağlayan gücün yalnızca Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi’nin gayretleriyle şekillenmediği, bu gücün oluşmasında bir birlik anlayışının da etkili olduğu görülür. Osmancık romanında işlenen birlik anlayışı, romanda belirgin bir şekilde olmamakla birlikte sürekli yinelenen bir vurgu ile karşımıza çıkar; romanın kurgu dünyasında okuyucuya kazandırılmak istenen bir şuur ve etki ile kendisine yer bulur. Birlik anlayışının oluşmasında din ve inanç birliği, saygı, sevgi, bağlılık, adalet, disiplin, bütünleşme/birlik olma isteği ve sabır gibi unsurlar etkili olur. Bu çalışmada, Türk boylarının Kayı boyunun etrafında toplanmasının nasıl işlendiği veya nasıl gösterildiği üzerinde dururken Tarık Buğra’nın bu konu hakkındaki dikkatleri üzerinde duracağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sporda Kişisel Çabanın Performansa Etkileri Üzerine Nitel Bir Çalışma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56160</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56160</guid>
      <author>Neslihan ARIKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sportif performans, uygulanması gereken bir atletik görevin yerine getirilmesi için başarı adına ortaya konulan çabaların bütünü şeklinde ifade edilmektedir. Yoğun antrenman dönemlerinde gösterilen çabalar çoğu zaman performansın ödülü olarak sunulmaktadır. Spor çabası ise, bireyin kendi beden sınırlarının ötesine geçmesi ve hedefe ulaşmak için tüm varlığını ortaya koyması anlamına gelmektedir. Nitel araştırma tekniklerinden görüşme yönteminin uygulandığı çalışmada, sporla ilişkili kişisel çabanın, performansa etkileri üzerine birtakım göstergeler ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri, atletizm, boks, kick boks, güreş, hentbol, basketbol, voleybol, fitness ve vücut geliştirme branşlarına sahip, 23 ila 51 yaşları arasında, 13 erkek ve 2 kadın olmak üzere toplam 15 sporcuyla yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Elde edilen verilerin, çabayla ilgili olan bölümleri doğrudan alıntılarla bulgular kısmında yerini almıştır. Çalışmaya katılan sporcuların, spor için gösterdikleri çaba ile özgüvenlerinin ve kendilerine olan saygılarının arttığı sonucunda ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>360 Derece Performans Değerlendirme Sistemi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56166</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56166</guid>
      <author>Mustafa TANDOĞAN,</author>
      <description>Tek değerlendiricili klasik performans değerlendirme yöntemlerinde yapılabilecek olası hataları en aza indirmek amacıyla farklı performans değerlendirme yöntemleri uygulanabilmekte olup, 360 derece performans değerlendirme yöntemi bunların arasında sayılabilir. 360 derece performans değerlendirme; “çalışanın iş ortamında etkileşimde bulunduğu tüm çevresinden (yöneticilerinden, çalışanlarından, mesai arkadaşlarından, eşitlerinden, müşterilerinden, kendinden, eş / aile üyelerinden) alınan geribildirimler doğrultusunda performansının değerlendirilmesi süreci”dir denilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Inventory Of Perceived Study Environment: Adaptation For Turkish Language Analysis Of Validity Reliability And Factor Structure</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56159</guid>
      <author>Zehra Sumeyye ERTEM,</author>
      <description>Bilişsel bir süreç olan algı duyu organlarımız sayesinde edindiğimiz uyarılarla çevremizi anlamlandırmamızı sağlamaktadır. Okullardaki en önemli paydaşlardan olan öğrencilerin günün büyük bir kısmını geçirdikleri okul ve öğrenme ortamına yükledikleri anlam onların motivasyon düzeylerinden seçtikleri öğrenme yaklaşımlarına kadar pek çok bakımdan önem kazanmaktadır. Öğrencilerin öğrenme ortamı algılarını ölçmek için pek çok skala geliştirilmiştir. Bunlar arasında 1999 yılında Wiersta, Kanselaar, Van Der Linden ve Lodewijks tarafından geliştirilen Algılanan Öğrenme Ortamı Envanteri (IPSE) ile öğrencilerin kullandıkları öğretim stratejilerine kıyasla öğrenme ortamı algıları belirlenebilmiştir. Bu çalışmanın amacı IPSE’nin Türkçeye uyarlanarak, dil geçerliği, güvenirlik ve faktör yapısının incelenmesidir. Bu amaçla altı ayrı örneklem grubu ile çalışılmıştır. Öncelikle her bir maddenin İngilizce-Türkçe uyumuna bakılmış, çeviri geçerliği çalışması yapılmıştır. Ardından Türkçeye çevrilen maddelerin dil ve anlam geçerliğine bakılarak iç geçerlik çalışması yapılmıştır. Madde ayırt ediciliği, yapı geçerliği ve güvenirlik analizleri yapılan ölçeğe son hali verilmiştir. Çalışmanın faktör yükleri incelendiğinde 30’un altında faktör yükü yoktur. Faktör analizi geçerliği yüksektir. Varimax dik eksen döndürme tekniği kullanılarak incelendiğinde ise ölçeğin toplam varyans miktarının %54.4 olduğu görülmektedir. Açıklanan varyans oranının %30’un üzerinde olması davranış bilimlerinde yapılan ölçek çalışmaları için yeterli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şerîf El-Murtazâ’nın Yorum Yönteminde İstişhâd</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56167</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56167</guid>
      <author>Mehmet Zülfi CENNETMehmet Zülfi CENNET,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dilbilimsel bir yöntem takip eden Şerîf el-Murtazâ, ayetleri yorumlarken arap dilinin gramer inceliklerini ustaca kullanmıştır. İlgili anlam inceliklerini belirlerken de başta Kur’an ayetleri olmak üzere arap şiirinden ve nesrinden ziyadesiyle istifade etmiştir. Bu makalede Murtazâ’nın ayetleri anlamlandırmada veya ayetlerde geçen herhangi bir kelimeyi temellendirmede başvurduğu dörtlü istişhad yöntemi ortaya konulmaya çalışılacaktır. Müstakil bir tefsire sahip olmayan müellifin istişhattaki yorum yöntemi, farklı alanlarda yazdığı eserlerde geçen ayet yorumlarındaki temellendirmeden yola çıkılarak belirlenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evaluation Of The Opinions Of Pre-School Teacher Candidates 'Considerations On The Game Concept</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56171</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56171</guid>
      <author>Fikret ALINCAK,</author>
      <description>Bireylerin hayat boyu devam eden gelişim dönemlerinde çocukluk evresi oldukça önemlidir. Çocuklar birçok temel becerilerini bu dönemde alarak hızlı bir biçimde gelişirler. Özellikle bu dönmede çocukların gelişimlerini etkileyen bir takım nedenler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi de çocukların oyun oynama isteğidir. Dolayısıyla çocukluk döneminde oyun kavramının çocukların gelişimi açısından önemli olduğunu söyleyebiliriz. Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmen adaylarının oyun kavramına ilişkin görüşlerinin değerlendirilmesini ortaya koymaktır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen açık uçlu sorular okul öncesi öğretmen adaylarına sunulmuştur. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olan mülakat yöntemi kullanılarak, okul öncesi eğitimi bölümünde öğrenim görmekte olan 20 okul öncesi öğretmen adayından elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adayları kendilerine göre oyunun, kişiye mutluluk ve keyif verdiği, bireylerin kendilerini oyun sayesinde tanıdığını ve oyun etkinlikleri ile öğrenme ortamının daha etkili olduğunu belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmen adayları çocuklara göre oyunun, eğlence, özgürlük, hayal dünyası, gerçeklik, öğrenme ve gelişimleri açısından oyunu vazgeçilmez bir öğe olarak gördükleri ifade edilmektedir. Ayrıca araştırma grubu oyun çocuklar üzerindeki etkileri ile ilgili olarak; derslerin daha aktif ve eğlenceliği olduğunu, görev ve sorumluluk özelliklerinin geliştiğini belirtmişlerdir. Bunun yanında oyun sayesinde çocukların kişiliğinin geliştiğini, toplumsal değerleri benimsediklerini, yaratıcılık özelliklerinin geliştiğini ve iletişim becerinin geliştiğini ifade etmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe’de Psikolojik Sözcük Temelli Yaklaşımla Kişilik Tanımlayan Terimlerin Belirlenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56142</guid>
      <author>Arkun TATARArkun TATAR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Psikolojideki kişilik çalışmalarında psikolojik sözcük temelli yaklaşımın temel mantığı olarak dilin, kişilik tanımlayan terimleri belirleme fırsatı sağladığı ilgili alanyazında sıklıkla tanımlanmıştır. Psikolojik sözcük temelli alanyazın temel olarak kişilik özelliklerinin sınıflandırılmasına ve yapıların ya da faktörlerin kültürler arası tekrarlanabilirliğine odaklanmıştır. Diğer taraftan Türkçe psikolojik sözcük temelli çalışmaların sayısı yetersiz görünmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkçe’deki kişilik tanımlayan terimleri ve çeşitliliğini belirlemektir. Bu amaçla psikolojik sözcük temelli yaklaşım kabul edilmiş ve dokuz farklı sözlük, bir sözlük dizini ve iki yazım kılavuzu kullanılarak, isimler, sıfatlar, fiiller, zarflardan ve diğer dil yapılarından oluşan 4164 kişilik tanımlayan sözcük ya da terim seçilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ve bu psikolojik sözcük temelli çalışmada Türkçe kişilik tanımlayan terimlerin sayısı, daha fazla sayıda benzer çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


