






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2019 Sayı 21</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1783</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>THE JUSTICE OF THE BEING-FOR-ITSELF AND THE NIGER DELTA PROBLEM</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56075</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56075</guid>
      <author>Ncha Gabriel BUBU,, Thomas Micah PIMARO</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;One of the problems that confronts Africans and their rulers, leaders, is the issue of injustice. Basically in Africa, the reality is that, we are still groping for and wrestling with the problem of fashioning an appropriate social system. The difficulty perhaps lies in the fact that the failed systems are products of disharmonized and crisis ridden individuals who lack justice in their internal systems. The Niger Delta problem is a fall out of this injustice, the presence of an overriding power philosophy, and the lack of an existential justice. This paper submits that this wrong philosophy can be overcome by introducing existential justice, Jean Paul Sartre existentialism, provides a framework for explaining the Niger Delta puzzle and more significantly provides a medium through which the issue can be resolved amicably and justifiably too, is the thrust of this paper</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İDEOLOJİK SOSYOLOJİ ÖĞRETİMİ: HALK FIRKASI PROGRAMI DOĞRULTUSUNDA YAZILAN İLK DERS KİTABI (NECMEDDİN SADAK)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56080</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56080</guid>
      <author>Beyhan ZABUN,, Şakir BERBER</author>
      <description>Bu çalışmada Necmettin Sadak tarafından 1937 yılında ortaöğretim sosyoloji öğretim programı doğrultusunda yazılan lise sosyoloji kitabının içeriği, sosyoloji-ideoloji ilişkisi ve eğitimin siyasal işlevi çerçevesinde incelenmiştir. 1924 yılından itibaren sosyoloji dersinin lise müfredatlarında yer almasına paralel olarak ders kitabı eksikliği ortaya çıkmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen ve tek kitabın kullanıldığı dönemde ideolojik olmayan içeriği ile 1924 programı doğrultusunda Ali Kami, Mehmet İzzet gibi yazarlar tarafından yazılan İçtimaiyat kitapları uzun yıllar kullanılmıştır. 1935 yılında yenilenen program içeriğinde ise özel bir vurgu ile ders kitaplarında “inkılâpların Halk Fırkası programında yer alan şekli ile” ders kitaplarında yer alması gereğinden hareketle Mehmet İzzet’in kitabı yürürlükten kaldırılmış, yerine dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Sivas milletvekili Necmettin Sadak’a yazdırılan sosyoloji kitabı kabul edilmiştir. Eğitimin vatandaş yetiştirme amacına yönelik olarak temel işlevlerinden birisi olan siyasal işlevi, incelenen ders kitabının içeriğinde sosyoloji öğretiminin olması gereken asıl işlevinin önüne geçmektedir. Bu durum tarihsel-dönemsel şartlar dikkate alındığında mazur görülebilir. Kitap içeriğinde dönemin pozitivist bilim anlayışının, toplumsal yapıyı çözümleme ve kavratmanın ötesinde toplumsal değişme ve Cumhuriyet reformlarının tanıtımı ve benimsetilmesine dönük içerik, somut olarak bütün konu başlıklarında ortaya çıkmaktadır. Halk Fırkası programı içeriğinin bu bağlamda kitapta somutlaştığı en temel unsur ise her konu çerçevesinde yapılan Osmanlı ve Cumhuriyet karşılaştırması şeklindedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FAİZ ORANLARI, İSTİHDAM VE İŞSİZLİK ARASINDA NEDENSELLİK İLİŞKİSİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ (2006-2018)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56072</guid>
      <author>Oğuz BAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Makro ekonomi alanında istihdam her zaman sorunlu bir konudur. İstihdam, çalışabilen işgücünün iş bulabilmesi anlamında kullanılan ve işsizliği de kapsayan bir terimdir.İşsizlikise çok çeşitli nedenlerden dolayı ortaya çıkan bir sonuçtur. Ekonomistler işsizlik nedenlerini sayarlarken yüksek faiz oranlarını saymazlar. Türkiye ekonomisinde 2006-2018 yılları arasındaki veriler kullanılarak faiz oranlarının işsizlik olgusuyla nedensellik ilişkisi ampirik olarak araştırıldı. Makalenin amacı; yüksek faiz oranlarının işsizliğin nedenlerinden olabileceği savını destekleyen kanıtları ortaya çıkarmaktır. Çalışmada tümdengelim yöntemi kullanılarak veri toplanılmış ve tümevarım yöntemiyle de veri analizleri yapılmış ve amaca uyan sonuca ulaşmak için ekonometrik testler sınanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ERGENLERDE DUYGUSAL ÖZERKLİĞİN KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK BAĞLAMINDA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56076</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56076</guid>
      <author>Arkun TATARArkun TATAR,; Zöhre KAYA; Nazlıcan TOKLU; Feyza ÇAVUŞOĞLU; Fadime Dindar HAŞLAK , Ayşe Refia UYSAL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada kent-kültür farklılıkları doğrultusunda ergenlerde duygusal özerkliğin kazanılması sürecinde farklılıklar ve sosyo-demografik değişkenler açısından etkileşim olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Türkiye’nin doğusunu ve batısını temsilen Van ve İstanbul illerinden alınan katılımcıların karşılaştırılması planlanmıştır. Çalışmaya 15-25 yaşları arasında 1136’sı İstanbul ilinde, 876’sı Van ilinde yaşayan, 1271 kız, 741 erkek olmak üzere toplam 2012 kişi katılmıştır. Katılımcılar Duygusal Özerklik Ölçeği ve sosyo-demografik anket formunu cevaplamışlardır. Tek yönlü çok değişkenli ve çok yönlü çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) sonuçlarına göre İstanbul ve Van ili katılımcıları arasında Bireyleşme, Ebeveyni İdealleştirmeme, Ebeveynin Bir İnsan Olarak Algılanması alt boyutları ve Duygusal Özerklik Ölçeği genel toplam puanı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır. Sosyo-demografik değişkenlerden cinsiyet grupları, yaş grupları ve eğitim durumu grupları arasında da ölçek ve alt ölçek toplam puanları açısından farklılık gözlenmiştir. Ayrıca iki kent katılımcıları ile cinsiyet grupları, eğitim durumu grupları, önceki bir dönemde psikolojik destek alınıp alınmadığına göre oluşturulan gruplar ve yaşanılan kente göç ederek yerleşmiş olma-olmama durumuna göre oluşturulan gruplar arasında ise etkileşim olduğu görülmüştür. Sonuçlar, duygusal özerkliğin ele alındığı başka çalışmalarda kültürel farklılıkların mutlaka dikkate alınmasını ve bazı sosyo-demografik değişkenlerin sabit tutulması ya da kontrol edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DİRENİŞ EDEBİYATININ TARİHSEL SÜRECİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56073</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56073</guid>
      <author>Muhammet Berat CAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Direniş bilinci insan zihninde iki şekilde canlanır. İlki özgürlük adına olan direniştir. Bu bir kaçış, bir hicret olabildiği gibi zorlukların kaynağıyla ve onlara sebep olanlarla mücadele şeklinde ortaya çıkabilir. Bu mücadele saldırı, isyan ve yakıp-yıkmak şeklinde de olabilir. İkincisiyse düşmanlık adına yapılan direniştir. Bu psikolojik veya kişisel istekler adına olabildiği gibi, ideolojik veya akîdevi amaçlar doğrultusunda da olabilir. Direniş aslında düşmanın yaptığı zulümler ve aşağılamalar karşısında düşülen kötü durumdan kurtulmak için verilen bir tepkidir. Direniş bu yönüyle özgürlük ile düşmanlık arasında bir konuma sahiptir. Bu sebeple direniş insanlık için tarihin her döneminde karşılaşılan zorluklara verilen tepkiler şeklinde farklı isimlerle ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SAĞLIK HİZMETLERİ MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİLERİNİN SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE AKILCI İLAÇ KULLANIM DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56079</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56079</guid>
      <author>Rukiye ASLANRukiye ASLAN,;Ebrar ILIMAN , Aysel ARSLAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada amaç; Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) öğrencilerinin sağlık okuryazarlık (SOY) düzeyleri ile akılcı ilaç kullanım (AİK) düzeylerinin farklı değişkenler açısından belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesidir. Araştırmada tarama modelleri arasında yer alan kolay örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya ilişkin veriler, 2018-2019 akademik yılı bahar döneminde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi SHMYO’da öğrenim görmekte olan 383 kız, 105 erkek olmak üzere 488 öğrenciye uygulanan ölçekler aracığıyla toplanmıştır. SHMYO öğrencilerinin SOY düzeylerinin belirlenmesinde Sorensen ve diğerleri (2013) tarafından geliştirilen sonrasında Toçi ve diğerleri (2013) tarafından tekrar düzenlenen Türkçeye uyarlaması ise Temel ve Aras (2017) tarafından yapılan “Sağlık Okuryazarlığı Tanılama Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği .92, bu çalışmada ise .93 olarak belirlenmiştir. SHMYO öğrencilerinin AİK düzeyleri ise Demirtaş ve diğerleri (2018) tarafından geliştirilen “Akılcı İlaç Kullanımı Ölçeği” kullanılarak tespit edilmiştir. Ölçeğin güvenirliği .79, bu çalışmada ise .85 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin SOY puan ortalamalarının cinsiyet, sınıf düzeyi, öğretim türü, ekonomik durum, mezun olunan okul türü ve branş değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği, anne ve baba eğitim durumu, ikamet yeri değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermediği; AİK puan ortalamalarının sınıf düzeyi ve branş değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği, cinsiyet, öğretim türü, ekonomik durum, anne ve baba eğitim durumu, ikamet yeri ve mezun olunan okul türü değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık göstermediği; SOY ve AİK toplam puanı arasında pozitif yönde düşük düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THE EFFECT OF DIVERSITY CLIMATE PERCEPTION ON ORGANIZATIONAL IDENTIFICATION: THE CASE OF KONYA INDUSTRIAL ORGANIZATIONS</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56078</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56078</guid>
      <author>Rabia YILMAZ,</author>
      <description>Günümüzün küreselleşen dünyasında işletmeler ve farklı özellikleri olan çalışanlar arasındaki bağın araştırılmasının önemi hızla artmaktadır. Çalışanların farklılıkları söz konusu olunca işletmedeki tutumların ne yönde olduğunu algılaması, üstlerinden ve iş arkadaşlarından gördüğü muamele gibi etkenler çalışanların işletme hakkındaki hislerine etki etmektedir. Bu etkenler hakkında olumlu düşünen çalışanların işletme hakkındaki düşünceleri de olumlu olur. Bu durumda çalışanlar işletmeyle bütünleşir ve örgütsel özdeşleşme açığa çıkabilir. Araştırmanın temel amacı Konya organize sanayi bölgesi makine parçaları imalatı işletmelerinde çalışanların farklılık iklimi algılarının örgütsel özdeşleşmeleri üzerindeki etkisinin saptanmasıdır. Araştırmada veri toplama yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılmıştır. Anketler 176 çalışana uygulanmıştır. Araştırmada Bean ve arkadaşlarının (2001) “Farklılık İklimi Ölçeği” ve Mael ve Ashforth’un (1992) “Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği” kullanılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde farklılık iklimi ve örgütsel özdeşleşmeyle ilgili konular ele alınmıştır. Son bölümde ise farklılık ikliminin örgütsel özdeşleşme üzerindeki etkisi saptanmaya çalışılmıştır. Analizlerde SPSS 17.0 ve AMOS 18.0 paket programları kullanılmıştır. Araştırmada geçerlilik, güvenilirlik ve faktör analizleri ve korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Analizlerin neticesinde farklılık ikliminin örgütsel özdeşleşme üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi bulunmuştur. Buna ek olarak farklılık iklimi alt boyutlarından bireysel algılamanın, yönetim ve yöneticilerin yaklaşımının ile çalışma grubu faaliyetlerinin örgütsel özdeşleşme üzerinde anlamlı ve olumlu bir etkisi bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HALKIN ORGAN NAKLİ VE BAĞIŞI HAKKINDAKİ BİLGİ VE TUTUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56077</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56077</guid>
      <author>Ayhan DURMUŞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Amaç: halkın organ bağışına ilişkin düşüncelerini öğrenmek ve sosyo demografik değişkenler arasındaki farklılığı belirlemektir. Yöntem: Çalışmanın evrenini X ilinde 18 yaşını doldurmuş araştırmaya katılmaya gönüllü bireyler oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde basit rastgele örnekleme yöntemi seçilmiş olup 225 bireye ulaşılmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, ilk bölümde katılımcıların sosyo demografik özelliklerinden oluşan anket formu, ikinci kısımda ise Kubat (2014)’ın çalışmasında kullanmış olduğu 12 soruluk halkın organ bağışına ilişkin görüşlerine yönelik anket kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, bağımsız örneklerde t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bulgular Çalışma sonucunda, sosyo -demografik değişkenler ile halkın organ bağışına ilişin düşünceleri arasında farklılıkların gözlendiğini saptanmıştır. Sonuç olarak, halkın organ nakli ve bağışına yönelik olarak bilgi ve algı düzeylerinin farklı çalışmalarla incelenmesi ve var olan endişe, korku ve güvensizlik duygularının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak çalışmalar gerçekleştirilmesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜSTÜN YETENEKLİ ÖĞRENCİLERİN ANNE BABA ALGILARININ ETİKET ETKİLERİ AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56081</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56081</guid>
      <author>Gözde EKER,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada, üstün yetenekli öğrencilerin anne baba algılarının etiket etkileri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Aynı zamanda yaş, cinsiyet, anne baba eğitim durumu, gelir düzeyi, okul niteliği, kardeş sayısı ve doğum sırası gibi değişkenler ile incelenmiştir. Toplumda var olan genel kalıplarının dışında davranışlar sergilediğinde, farklı düşüncelere ve özelliklere sahip olduğunda olumsuz etiketlenmelere maruz kalınabilmektedir. Araştırma üstün yetenekli öğrencilerin etiket etkilerinin belirlendiği ve değişkenler arasındaki bağlantıların incelendiği betimsel bir çalışma olduğu için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni tüm İstanbul ilindeki üstün yetenekli öğrenciler, örneklemi ise Üsküdar ilçesinde 2018-2019 eğitim yılı kapsamında Üsküdar Çocuk Üniversitesi’nde Wisc-r ve Wisc-4 test sonucuna göre tanı alan 10-13 yaş aralığındaki 300 öğrenciden oluşmaktadır. Örneklem grubu benzeşik örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Uygulanan ölçekler ise Bilgi formu, Üstün Zekâ Etiket Etkileri Ölçeği ve Beier Cümle Tamamlama Testi A formudur. Araştırmada SPSS 19.0 programı ile Shapiro Wilk Testi, Nonparametrik Testler ve Spearman Korelasyon analizleri kullanılmıştır. Bütün istatistiksel analizlerde p&lt;0,05 anlamlılık düzeyi olarak kabul edilmiştir. Verilerin sonuçlarına göre öğrencilerin üstün zekâ etiketi aldıktan sonra anne baba algılarında herhangi bir farklılık görülmemiş ve genel olarak olumlu algıya sahip olduğu görülmüştür. Detaylı olarak incelendiğinde öğrencilerin yaşı arttıkça babaya karşı algısının olumsuz yönde etkilendiği ortaya çıkmıştır. Analiz sonucunda araştırmaya katılan kız öğrencilerin Cümle Tamamlama Testine verdiği cevaplara göre; babaya karşı pozitif değeri erkek öğrencilere göre daha olumlu olduğu saptanmıştır. Ayrıca çalışmaya katılanların ilk çocuk oldukları ve genellikle üstün yetenek tanısı aldığı ortaya çıkartılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLETİŞİM FAKÜLTELERİNDEKİ RADYO TELEVİZYON SİNEMA BÖLÜMLERİNİN BRANŞ DERSLERİNDEKİ MÜFREDAT SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55997</guid>
      <author>Recep ALTAY,, Tamer KAVURAN</author>
      <description>&lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;İletişim fakültelerinin Radyo Televizyon Sinema programlarının sayısı her geçen gün artmakta. Ancak bu programların ders içeriklerinde bazı sorunların olduğu zaman zaman tartışılmaktadır. Bu araştırma ile Türkiye’de Radyo Televizyon Sinema anabilim dallarında görev yapan öğretim elemanlarının, Radyo Televizyon Sinema programlarının uygulanmasında karşılaşılan sorunlara ve bu sorunların çözümüne ilişkin görüşlerinin belirlenmesi; belirlenen sorunlara çözüm önerileri getirilmesi amaçlanmıştır. &lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;Tarama modeli esas alınarak yapılan araştırma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Türkiye’de 16 Üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dalında görev yapan 218 öğretim elemanı üzerinde gerçekleştirilmiş olup evrenin % 65’inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. &lt;p style="margin-left:-5.4pt; text-align:justify"&gt;Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretim elemanlarının Türkiye’de iletişim fakültesi radyo televizyon sinema anabilim dallarında uygulanan branş derslerin saat, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeylerine ilişkin görüşlerinde genel olarak Kurgu, Kamera ve Işık, Haber Toplama ve Yazma, Sinema, Fotoğrafçılık, Belgesel Film, Tv’de Program Yapımı, Radyo Programcılığı gibi derslerin saat olarak yetersiz, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeyinin ise çok yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ÇOCUKLUK ÇAĞI RUHSAL TRAVMALARI İLE SALDIRGANLIK EĞİLİMİ VE İNTİHAR OLASILIĞI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56084</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=56084</guid>
      <author>Nesibe Yağmur ATILKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin çocukluk dönemlerinde yaşadıkları ruhsal travmalarının, erişkin yaşlardaki saldırganlık eğilimine ve intihar etme olasılığına etkisi incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, İstanbul’da bulunan 4 üniversitenin çocuk gelişimi, elektrik-elektronik mühendisliği, fen bilgisi öğretmenliği, özel eğitim öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, mimarlık, reklamcılık ve sosyal hizmetler bölümlerinde öğrenimlerine devam eden 480 öğrenci oluşturmaktadır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin çocukluk çağında yaşadıkları travma düzeyleri Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, saldırganlık düzeyleri Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği ve intihar yönelim düzeyleri ise İntihar Olasılığı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde, yüzdelik, ortalama ve standart sapma, korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; üniversite öğrencilerinin çocukluk döneminde yaşadıkları travmatik olayların, erişkin dönemde uyum problemi yaşamalarına, olumsuz davranışlar ve sosyal iletişim problemi yaşamalarına neden olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, çocukluk döneminde ruhsal travmaya maruz kalan bireylerin yaşamlarındaki olumsuz durumlardan dolayı intihar etme eğiliminde bulunabilecekleri ve kendilerine zarar verebilecekleri anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


