






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2018 Sayı 14</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1776</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Finansal Piyasalarda Türk Bankacılık Sistemi ve Katılım Bankaları</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55926</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55926</guid>
      <author>Şahin ÇETİNKAYA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Finansal piyasaların en önemli unsurlarından biri bankalardır. Bankalar yatırımcılar için sermayenin tedarikçisidir. Finansal piyasalar da bankalar ve banka benzeri kuruluşlar bulunmaktadır. Finansal kaynak teminini mevduat sahiplerinden sağlayan bankalar, karşılığında faiz vermektedirler. Günümüzde bankalar bir çok açıdan piyasada önemli bir birleştiricilik özelliğine sahiptir. Para yatırıma dönüştüğü sürece ekonomik büyümeyi sağlar, istikrar aracı olur ve iktisat politikalarını etkin hale getirir. Merkez bankaları parasal tabanı bankalar ve diğer finans kuruluşları aracılığı ile kontrol eder. Bankalar mevduat sahiplerinin parasına karşılık onlara faiz verir. Faiz, İslam dini açısından haram kabul edilir. Katılım bankaları İslami sermayeyi piyasaya aktarır. Ancak mevduata faiz vermez. Katılım bankaları kar payı verir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mobil Reklamlara Yönelik Tüketici Tutumu</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55931</guid>
      <author>Sevim KOÇER,, Burak ÇEBER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırma ile cep telefonu kullanan tüketicilerin mobil reklamlara yönelik tutumunu ölçmek amaçlanmaktadır. Ölçekte tüketicinin mobil reklamlara yönelik tutumu yararlılık, rahatsız edicilik, fiyat, güven ve yasal düzenlemeler alt boyutlarında ölçülmüştür. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak anket aracı seçilmiştir. Anket formu “Google Drive Form” uygulaması ile hazırlanmıştır. Toplamda 406 kullanılabilir anket araştırmaya dahil edilmiştir. SPSS programı kullanılarak anket sonuçları analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yararlılık, rahatsız edicilik, güven ve fiyat boyutlarında tüketicilerin tutumunun ortalamanın altında bir değer aldığı yani bu boyutlarda olumsuz bir tutuma sahip oldukları tespit edilmiştir. Yasal düzenlemeler boyutunda tüketici tutumu ortalamanın biraz üstündedir. Yani tüketici yasal düzenlemelerin gerekliliğini düşünmektedir. Tüketicinin genel olarak mobil reklamlara yönelik tutumu olumsuzdur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramı Kapsamında İnsanların Turizm Hareketlerine Katılma Durumları Üzerine İlişkisel Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55932</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55932</guid>
      <author>Melik Onur GÜZEL,, Mahmut BARAKAZI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Dünya üzerinde farklı düzeylerde olanaklara sahip olan insanlar, özellikle hayatını idame ettirebilmesi için öncelikle gıda gereksinimini ve daha sonra güvende olma ihtiyacını gidermektedir. Daha iyi olanaklara sahip olan insanlar da bu gibi temel ihtiyaçlarını gerçekleştirdikten sonra daha farklı isteklerini ve ihtiyaçlarını karşılamak istemektedir. Abraham Maslow da bu mantıkla yola çıkarak İhtiyaçlar Hiyerarşisi kuramını ortaya koymuştur. İnsanların gereksinimlerini incelemek amacıyla ortaya atılan bu güdüleme kuramı, beş ana grupta toplanmaktadır. Tatmin edilmiş bir ihtiyacın ihtiyaç olmaktan çıktığını belirten Maslow, insanın ve onun davranışlarının tatmin edilmemiş duygular tarafından ele geçirildiğini belirtmiştir. Turizm gereksiniminde ise insanlar, farklı bölgelere seyahatler gerçekleştirerek konakladıkları bölgede eğlenme, dinlenme, gezme, görme, yeme-içme ve yeni şeyleri keşfetme gibi ihtiyaçlarını tatmin etmek istemektedir. Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi kuramında belirttiği gibi temel düzeyde tatmin edilmeyen gereksinimler var olduğu sürece insanların turizm faaliyetlerine katılımı beklenmemektedir. Diğer bir deyişle, yemek yeme, uyuma, güvende olma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamayan insanların bu istek ve ihtiyaçlarını gerçekleştirememesi durumundan dolayı turizm gibi zaman ve ekonomik güç gerektiren bir aktiviteye katılmada problem yaşayacağı düşünülmektedir. Bu araştırmada Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi kuramı kapsamında temel düzeydeki ihtiyaçları tatmin edilmemiş insanların turizm hareketlerine katılımları üzerine ilişkisel bir değerlendirme amaçlanmıştır. Araştırmanın amacına ulaşabilmesi için daha önce yayımlanmış olan konu ile alakalı çalışmalardan ve turizm istatistiklerinden faydalanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karoshi And Overwork</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55933</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55933</guid>
      <author>Barış ÖZTUNA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The Japanese have created many new concepts, including karoshi, which refers to death from overwork. Measures should be taken against karoshi cases, which are common in Japan. Many other countries also have overtime policies, as shown by OECD statistics. However, overtime policies in countries such as the Netherlands and Sweden suggest that lower working times are more beneficial. Employees experience stress due to overwork, which causes heart diseases, cancer, and high blood pressure. This study examines the effects of overwork on employees and overtime work in other countries. It discusses the concepts of overwork and karoshi using Turkish and foreign sources, and statistics from the OECD and the World Economic Forum.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Devrim Sonrası İran: Siyasi Gelişmeler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55936</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55936</guid>
      <author>Mehmet Bora SANYÜREK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İran&amp;#39;da, 1979 yılında, İslam Devrimi yaşanmış ve Ayetullah Humeyni muhalefet hareketinin lideri olarak, devrim sonrasında cumhurbaşkanının da üzerinde bir konuma gelmiştir. Humeyni döneminde devrimin oturması için yoğun bir çaba gösterilirken, Irak ile yaşanan 8 yıllık savaş, devrimin oturmasını hızlandırmıştır. Humeyni’nin, 1989&amp;#39;da ölmesinden sonra, Ali Hamaney Rehber, Haşimi Rafsancani ise cumhurbaşkanı olmuştur. Rafsancani döneminde daha ılımlı bir politika izleyen İran, Irak Savaşı’nın da etkilerini silmeye çalışmıştır. Rafsancani’den sonra cumhurbaşkanı olan Muhammed Hatemi, ılımlı politikaya devam ederek reformcu bir tavır izlemiştir. Hatemi’den sonra ise cumhurbaşkanı olan Mahmuh Ahmedinejad, muhafazakar kesimin desteğini alırken, hem iç, hem de dış politikada sert bir çizgi takip etmiştir. Ahmedinejad’ın izlediği dış politika nedeniyle İran, uluslararası yaptırımlara maruz kalırken, ekonomi politikasının başarısızlıkla sonuçlanması hem Rehber’in desteğini kaybetmesi, hem de reformcuların yeniden güçlenmesiyle sonuçlanmıştır. Ahmedinejad’dan sonra cumhurbaşkanı seçilen Hasan Ruhani ise halen görevine devam etmekte olup, iç politikada reformcu, dış politikada ise uzlaşmacı bir politika takip etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de Ayrılık Kaygısı Konusunda Yürütülmüş Lisansüstü Tezler: Bir Döküman İncelemesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55937</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55937</guid>
      <author>Özlem Haskan AVCI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, Türkiye’de ayrılık kaygısı konusunda yürütülmüş lisansüstü tez çalışmaları incelenmiştir. Tezlere Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, Ulusal Tez Merkezi’nden erişim sağlanmıştır. İncelenen tüm tezler belirli kriterlere göre doküman incelemesi yöntemiyle incelenmiştir. Ayrılık kaygısıyla ilgili olarak yürütülmüş olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin incelenmesi amacıyla araştırmacı tarafından öncelikle tez inceleme formu oluşturulmuştur. Bu forma göre tezler araştırma modeline göre, çalışma gruplarına göre, kullanılan veri analiz yöntemlerine göre ve tezlerde ele alınan değişkenlere göre incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda elde edilen veriler içerik analiziyle analiz edilmiştir. İçerik analizi sonucunda belirli temalar oluşturulmuş ve bu temalara ilişkin frekans ve yüzdeler hesaplanmış ve tablolar halinde sunulmuştur. Buna göre ayrılık kaygısı konusunda yürütülen lisansüstü tezlerin neredeyse tamamı (43, %95,56) nicel desende ve betimsel (32, %71,12) modeldedir. Bununla beraber, son yıllarda deneysel çalışmalarda artış görülmektedir. Nitel desende yalnızca 2 çalışmaya rastlanmıştır. Ayrılık kaygısı konusunda en fazla çalışılan gruplar sırasıyla yetişkinler (19, %38), ebeveynler (9, %18) ve okul öncesi dönemdeki çocuklardır (9, %18). Lisans/ lisansüstü öğrenciler (5, %10) bu sırayı takip etmekte; en az sayıda çalışmanın ise ilkokul öğrencileri (4, %8) ve evli bireylerle (4, %8) yapıldığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul Öğretmenlerinin Okuma Tutum ve Alışkanlıklarına İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55939</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55939</guid>
      <author>Tunay Can TUNÇ,, İhsan Seyit ERTEM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Öğretmenlerin öncelikli olarak okumaya karşı olumlu yönde tutum geliştirmesi, kendisini okuma alanında geliştirecek etkinliklerle iç içe olması, okumaya karşı olumlu tutum ve alışkanlığı önce kendisinin kazanması gerekmektedir. Kendisini okumaya karşı tutum ve alışkanlık konusunda geliştiren öğretmen, öğrencilerine olumlu bir rol model olacaktır. Bu araştırma, ilkokul öğretmenlerinin okumaya karşı tutumlarını ve okuma alışkanlıklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Nitel veriler odak grup görüşmesi ile toplanmıştır. 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Ankara ilindeki devlet okullarında görev yapan 10 öğretmen ile odak grup görüşmesi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda ilkokul öğretmenlerinin okumaya yönelik görüşlerinin olumlu yönde olduğu görülmektedir. Öğretmenler genel olarak ev ve iş yükünün fazlalığı, kütüphanelerin yetersizliği, okumaya karşı olumsuz tutum, geçim sıkıntısı, okuma alışkanlığı kazanamama, aktif sosyal medya kullanımı gibi sebeplerden dolayı yeterince kitap okumadıklarını ifade etmişlerdir. İlkokul öğretmenlerinin genel olarak gürültülü ortamlarda kitap okumayı tercih etmedikleri ve bireysel ve çevresel faktörlerin okumalarını etkilediği görülmektedir. Ayrıca ilkokul öğretmenlerinin sosyal medyayı yetersiz okumalarının bir nedeni olarak gördükleri belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’deki Teknoparkların Kullandıkları Sloganların Göstergebilimsel Açıdan İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55940</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55940</guid>
      <author>Gökhan BAK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Teknolojik ilerlemelerle birlikte Türkiye’de teknoparkların giderek arttığı görülmektedir. Teknoparklar sayesinde üniversitelerle işbirliği içerisinde yeni bilgiler üretilmekte, teknolojik gelişmeler ülke ekonomisine ve girişimcilere faydalar sağlamaktadır. Yapılan çalışmamızda Türkiye’de bulunan 5 adet teknoparkın kullandığı sloganların göstergebilimsel açıdan incelemesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Validity Of Compensation And Efficiency Hypothesis In Brics-T Countries</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55941</guid>
      <author>Yunus AÇCI,</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>21. Yüzyılda Yeni Bir Savaş Türü: Ticaret savaşları ve Yeni Korumacılık</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55943</guid>
      <author>Celal KIZILDERE,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Büyük ekonomik ve finansal krizlerden sonra genellikle devletler, uyguladıkları ekonomi politikalarını gözden geçirme ihtiyacı duyarlar. Bu bağlamda yaşanan son 2008 küresel finansal kriz, ülkelerin ekonomik ve siyasi amaçları doğrultusunda uygulamaya çalıştıkları korumacı politikaları, daha çok gündeme getirmiş ve daha belirgin kılmıştır. Korumacılık anlayışı, özellikle gelişmiş Avrupa ülkelerinde daha çok ön plana çıktığı için, ekonomik göstergeleri bozulan birçok ülke, korumacı tedbirlerin uygulanması gerektiği konusunda uzlaşıya varmışlardır. Başka bir deyişle küreselleşme politikalarına olan güvenin azalması sonucu, korumacılık politikalarına doğru geri dönüş süreci başlamıştır. Bu süreç doğrultusunda başlayan kur savaşları ve onun ticaret savaşlarına dönüşümü, dünya ekonomisinde yeni güçlerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. İşte korumacılık mı?- serbest ticaret mi? sorusuna cevap bulmanın amaçlandığı bu çalışmada, önce korumacılık her yönüyle ele alınmakta, daha sonra ülkelerin izledikleri korumacı politikalar, kur ve ticaret savaşları ekseninde detaylı bir şekilde irdelenmektedir. Sonuçta korumacılık politikaları yerine serbest ticaretin benimsendiği görüşü ağırlık kazanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tüketici Etnosentrizmi, Çevre Etkisi Ve Yerli Üretim Ürünleri Satın Alma Niyeti Arasındaki İlişkinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55944</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55944</guid>
      <author>Yasin GÜLTEKİN,, Mustafa KAPLAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Son dönemde hem dünya hem Türkiye’de ekonomik ve siyasal çerçevede yaşanan gelişmeler ile beraber ülkeler yönlerini yerelleşmeye doğru çevirmişlerdir. Araştırmalarda tüketici etnosentrizmi genellikle yabancı ürünlere yönelik algılar ile ilişkisi çerçevesinde incelenmektedir. Bu çalışmada da bu eksikliğe yönelik olarak özellikle son dönemde gündeme gelen yerli üretim ürünlerinin kullanılması tüketici etnosentrizmi çerçevesinde araştırılmaktadır. Araştırmanın temel amacı tüketici etnosentrizmi, çevre etkisi ve yerli üretim ürünleri satın alma niyeti arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çerçevede ortaya konan hipotezler tüketicilerden yapılandırılmış anket formu aracılığı ile toplanan veriler analiz edilerek test edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler, açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri, güvenilirlik analizi ve hipotezleri test etmek amacıyla YEM analizlerinden oluşmaktadır. Yapılan analizler sonucunda tüketici etnosentrizmi ile yerli üretim ürünleri satın alma niyeti arasında pozitif bir ilişkinin olduğu ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra çevre etkisi ile hem tüketici etnosentrizmi hem de yerli üretim ürünleri satın alma niyeti arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca tüketici etnosentrizminin çevre etkisi ile yerli üretim ürünleri satın alma niyeti arasındaki ilişkide aracılık etkisi gösterdiği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Hayat Bilgisi Dersi 1. Sınıf Öğretim Programının Uygulanmasına İlişkin Sınıf Öğretmenlerinin Görüşleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55945</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55945</guid>
      <author>Halük ÜNSAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Eğitim sistemi hızlı bir değişim ve gelişim göstermektedir. Günümüzde küresel anlamda eğitim sürecini birçok faktör etkilemektedir. Ekonomiden sosyal bilimlerdeki gelişmeler, sanayiden teknolojideki değişmeler bireyi, öğrenciyi ve öğretmenleri etkilemektedir. Dolayısıyla da bu durum öğretimin en önemli unsurlarından birisi olan öğretim programlarının gelişimini de zorunlu hale getirmektedir. Eğitim sistemimizde 2017-2018 eğitim öğretim yılından başlayarak ilkokul 1. sınıf öğretim programları, ortaokul 5. sınıf öğretim programları ve ortaöğretim 9. sınıf öğretim programları aynı anda geliştirilmiş ve uygulanmaya başlamıştır. Bu araştırmanın amacı 2017-2018 eğitim öğretim yılında uygulanmaya başlanan yeni ilkokul hayat bilgisi dersi 1. sınıf öğretim programına ilişkin öğretmen görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma nitel araştırma türündedir. Burada görüşme yöntemiyle az sayıda sınıf öğretmenleriyle görüşme yapılarak derinlemesine ve detaylı bir şekilde bilgi toplanmıştır. Bu araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma Ankara’da iki devlet ilkokulu 1. sınıfta görev yapan 8 sınıf öğretmeniyle yapılmıştır. Araştırmada görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ile gerçekleştirilmiştir. Burada içerik analizi tekniğinden yararlanılmıştır. İlkokul hayat bilgisi dersi 1. sınıf öğretim programının incelenmesinde; karşılaştırma, temel dayanak, kazanımlar, içerik/ders kitabı, öğrenme öğretme süreci, değerlendirme ve sonuç ana kategorileri oluşturulmuştur. Araştırma sonunda sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre öğretim programının öncekiyle (2015) benzer olduğu, kazanımların uygun ve yeterli, içerikte konu-kazanım ilişkisinin yeterli olduğu, öğrenme öğretme sürecinde sınıf içi iletişimin ve etkileşimin sağlandığı, sağlıklı bir değerlendirmenin yapıldığı bulunmuştur. Öğretim programının olumlu yönü olarak, günlük yaşam becerileriyle uyumlu olduğu; olumsuz yönü olarak ise ders ve etkinlik için sürenin yetersiz olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmada sınıf öğretmenleri, ders ve etkinlik sürelerinin arttırılmasını ve Atatürkçülük konularının konularla ilişkilendirilmesini önermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çevresel Kuznets Eğrisi: İsveç Örneği</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55946</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55946</guid>
      <author>Emrah BEŞE,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada çevresel Kuznets eğrisi hipotezi İsveç için 1960 ve 2014 yılları arasında incelenmiştir. Çevresel Kuznets eğrisi, GDP, CO2 ve enerji tüketimi (EN), ve GDP, CO2 , EN ve GDP’nin karesi ilişkileri altında incelenmiştir. GDP, CO2 ve EN arasındaki nedensel ve uzun vadeli ilişkiler İsveç için ARDL bounds test for cointegration ve Toda and Yamamoto Granger non-causality test testleri ile incelenmiştir. GDP, CO2 , EN ve GDP’nin karesi arasındaki uzun vadeli ilişkiler ARDL bounds test ile incelenmiştir. Çevresel Kuznets eğrisi hipotezi İsveç için doğrulanmamıştır, GDP ve EN arasındaki bir nedensel ilişki bulunmamıştır ve EN’den CO2’ye tek yönlü nedensel ilişki bulunmuştur. Neutrality hipotezi İsveç için doğrulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrenci Velilerinin WhatsApp Guruplarının Oluşturulması Konusundaki Görüş ve Önerilerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55965</guid>
      <author>Gökhan BAK,, Özdem BAK , Osman Vedüd EŞİDİR , Alparslan BAK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Teknoloji ve küreselleşmeyle birlikte iletişim kanalları ve şartları da değişmektedir. Günümüzde cep telefonları artık olmazsa olmazlar arasında yerini almıştır. Cep telefonları günlük konuşmanın dışında çok farklı amaçlar için de kullanılmaktadır. Teknolojinin ilerlemesiyle beraber konuşmanın da alternatif iletişim modelleri oluşmuştur. Cep telefonları sayesinde konuşma anlık iletişim döngüsü haline gelmiştir. Telefonda konuşmanın yerine daha hızlı, daha ekonomik ve daha pratik olduğu gerekçesiyle mesajlaşma yöntemleri kullanılmaya başlanmıştır. İnternetin de ucuzlamasıyla ve bedava sunulmasıyla birlikte internet uygulamaları daha da yaygınlaşmıştır. WhatsApp uygulaması anlık mesajlaşma servisleri arasında en bilinen ve de kullanımı en yaygın olan internet uygulamasıdır. Bu uygulama üzerinde birçok gurup kurulmakta ve de bu guruplarla resim, video, bilgi paylaşımının yanı sıra görüntülü/görüntüsüz konuşmalar yapılmaktadır. Öğrenci velilerinin de WhatsApp gurupları oluşturarak bu özelliklerini kullandığı bilinmektedir. Bu bağlamda, 31 öğrenci velisinin katılımıyla kurulan bir WhatsApp gurubunun paylaşımının yanı sıra velilerin verdiği cevaplar doğrultusunda, sağladığı avantajlar ve dezavantajları incelenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Oluşturulan WhatsApp gurubunun avantajlarının yanı sıra dezavantajlarının da olduğu, kullanım amacının dışına çıkılabildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Psikolojik Sözleşme İle İşten Ayrılma Niyeti İlişkisinde Kariyer Yönetiminin Rolünün Belirlenmesine Yönelik Bir Araştırma (Bir Kamu Bankası)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55949</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55949</guid>
      <author>Burcu ÜZÜM,, Yasemin ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Çalışanlar gelecekte olmak istedikleri yer için kendilerini geliştirirler, güçlü yanlarını artırmaya çalışırlar; tüm bu çabalar kariyer planlama olarak adlandırılır. Örgüt; insan kaynakları uygulamalarını kullanarak ulaşmayı hedeflediği örgütsel sonuçlar için faaliyetler yürütmektedir. Bu çalışmalar da kariyer yönetimini ifade etmektedir. Birey örgüt içinde yükselmek, saygınlık görmek, iyi bir ücret, eğitim-geliştirme desteği isterken, örgüt de çalışanlar aracılığıyla kendi amaçlarına ulaşmak istemektedir. Örgüt ve birey arasında konuşulmadan gerçekleşeceğine inanılan bu karşılıklı beklentiler psikolojik sözleşmeyi oluşturmaktadır. Beklentiler karşılık bulmazsa bireylerin tutum ve davranışları etkilenmekte ve işten ayrılma niyetine yol açabilmektedir. Bu çalışma; psikolojik sözleşme ile işten ayrılma niyeti kavramı arasındaki ilişkiyi araştırırken, kariyer yönetimi, kariyer geliştirme ve kariyer planlamanın aracılık rolünün bu ilişkiyi nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kıbrıs Adası’nın 9 ve 13. Yüzyıllar Arasında Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55950</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55950</guid>
      <author>Abdullah BALCIOGULLARI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Doğu Akdeniz’de yer alan ve Akdeniz’in üçüncü büyük adası durumundaki Kıbrıs Adası, tarih boyunca sahip olduğu özellikler açısından hep önemli bir yer işgal etmiştir. Adanın deniz yolları kavşağında bulunması ve aynı zamanda alan itibariyle geniş olması gibi başlıca özellikleri nedeniyle çok eski dönemlerden beri yerleşme alanı olmasını sağlamıştır. Konumdan başka tarımsal faaliyetler ve hepsinden önemlisi “bakır madeni” Kıbrıs’ın dünya çapında tanınmasını sağlamıştır. Doğu Akdeniz’deki konumundan dolayı deniz yollarına hâkim bir noktada olması nedeniyle gerek yakın gerekse uzaktaki güçler adaya hâkim olmak istemişlerdir. Uzun yıllar Bizans’ın kontrolünde olan Kıbrıs Adası, Müslüman Arapların güçlenmesi ve deniz ticaretinde varlıklarını göstermeye başlamalarıyla birlikte Araplar için de önemli bir yer haline gelmiştir. Kıbrıs Adası, Müslüman Arapların denizaşırı fetih hareketlerinin ilk adımı olarak değerlendirilebilir. Bu çalışmanın amacı Kıbrıs Adası’nın 9 ile 13. yüzyıllar arasındaki coğrafi özelliklerini araştırmaktır. Bu amacı gerçekleştirebilmek için 9 ile 13. yüzyıllar arası yazılmış bulunan Arapça, Almanca, Latince ve İngilizce yazılmış coğrafya kitapları ve seyahatnameler incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda gerek Doğu gerekse Batı kaynaklarında adanın zenginliği ve konumun vurgulandığı anlaşılmıştır. O döneme ait Kıbrıs’ın yerleşme, nüfus ve ekonomik özelliklerine ait bilgilere ulaşılmıştır. Bu çalışma ile Kıbrıs’ın sadece bakır madeniyle değil, aynı zamanda karasakız, zac yağı, tahıl, şarap ve bal gibi ürünlerde öne çıktığı bilgisine ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Küresel Pazarda Parlayan Çevik Şirketler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55951</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55951</guid>
      <author>Musa ŞANAL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Geleneksel bakış açısı, büyük şirketlerin her zaman üstün olduğunu ve küçüklere şans tanımadığını savunmaktadır. Ancak günümüz şartları böyle değildir, piyasada başarılı olmak için artık büyük olmak yerine, hızlı düşünmek, hızlı karar almak, rakiplere göre daha hızlı harekete geçmek başka bir deyişle çevik karaktere sahip olmak gibi yeni başarı ölçütleri kabul edilmektedir. Çeviklik, değişime hızlı bir şekilde uyum sağlama kapasitesi ve esnekliğidir. Yazılım şirketleri tarafından geliştirilen çevik yönetim tarzı başarılı sonuçlar alınmasının ardından diğer sektörlerinde dikkatini çekmiş ve çevik yönetim yaklaşımı olarak literatürdeki yerini almıştır. Çevik şirketler küresel şartlar altında değişime hızla adapte olmuşlar ve büyüklere göre daha avantajlı bir konuma gelip “büyük balık küçük balığı yutar” algısını sarsmışlardır. Bu çalışmada, çevik yaklaşımla birlikte bu yaklaşımda sıkça kullanılan Scrum Yönetim Tarzı’ndan bahsedilecek ve günümüz şirketlerine önerilerde bulunulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şii Jeopolitiği ve İran</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55938</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55938</guid>
      <author>Mehmet Bora SANYÜREK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Jeopolitik kavramı, devletlerin ulusal güçlerini ve dış politika davranışlarını, coğrafi konumları ve fiziksel çevre ile açıklayan bir yaklaşımdır. ABD&amp;#39;nin, 2003 yılında Irak&amp;#39;ı işgal etmesi sonrasında, Şiiler ülkenin yönetiminde başat güç haline gelmiş ve İran&amp;#39;ın izlediği dış politikayla birlikte "Şii Hilali" ve "Şii Jeopolitiği" kavramları dünya kamuoyunun gündemine oturmuştur. Bu kavram ile İran&amp;#39;ın, Şiiler üzerinden bir etki alanı oluşturma gayretinde olduğu, bunun da önemli miktarda Şii nüfus barındıran ülkelerde güvenlik kaygılarını arttırdığı ifade edilmektedir. Şiiler, İran, Azerbaycan, Bahreyn ve Irak&amp;#39;ta çoğunluğu oluştururken, Kuveyt, Yemen, Lübnan gibi ülkelerde önemli bir orana sahiptirler. Bu nüfus oranları dikkate alınarak ortaya konulan Şii Hilali ve Şii Jeopolitiği kavramları, bölgenin mezhepsel sistematiğini açıklamada yetersiz kalmaktadır. Başta Şiiler arasındaki farklı inanç özellikleri ve bunun siyasi yapıya yansımaları ile Arap-Fars çekişmesi gibi sebeplerden dolayı, Orta Doğu&amp;#39;da siyasi dengeyi değiştirecek bir Şii Jeopolitiğinden bahsetmek mümkün görülmemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Siyasi İletişimde Siyasal Reklamların Önemine İlişkin Göstergebilimsel Bir Çözümleme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55948</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55948</guid>
      <author>Gökhan BAK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ticaretten sağlığa, eğitimden eğlenceye çok farklı konularda kullanıcıların buluşup, fikir ve bilgi paylaşımında bulunduğu ortamlar olarak bilinen sosyal medyada yer alan reklamların etkisi yadsınamaz. Siyasi içerikli reklamların da aynı şekilde hedef kitleye vermek istediği mesaj, sosyal medya sayesinde en kısa sürede verilmektedir. Kullanılan her türlü reklam unsuru bir iletişim sürecidir. İletişim sürecinin çözümlenmesi olarak da görülen reklam iletisinin çözümlenmesi bir anlam aktarmasını amaçlar. Bu ileti oluşturulurken görsel ve dilsel öğeleri kullanılır. Görsel ve dilsel öğeler, hedef kitleyi etkilemek amacıyla tasarlanır, bir bütünlük oluşturur ve birbirlerinin anlamına açıklık getirir. 2019 yılındaki yerel seçimlerde aday gösterilip gösterilmediklerine bakılmaksızın, Tekirdağ ili sınırları içerisinde yer alan Çorlu ve Malkara Belediyesi Başkanlarının herkese açık olan Facebook hesapları üzerindeki kapak resimleri incelenmiştir. Siyasal reklam içeriğinde bulunan anlamlar göstergebilimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Beden Eğitimi Öğretmenlerinin Öğretmenlik Mesleğiyle İlgili Mesleki Önceliklerinin Saptanması Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55929</guid>
      <author>Melih Nuri SALMAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu araştırma, ideal bir beden eğitimi öğretmeninin sahip olması gereken genel kültür, öğretmenlik meslek bilgisi ve özel alan bilgisi alanlarında hangi özelliklerin öncelikler arasında yer almakta olduğunu belirlemek amacıyla yapılmıştır.. Elde edilen bulgularla öğretmen yetiştirmeyle ilgili programların geliştirilmesine katkı sağlamakta amaçlanmaktadır. Bu çalışmanın örneklem grubunu toplam 174 gönüllü beden eğitimi öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 5’li likert tipi bir anket uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, genel kültür alanında; Türk Ulusunun milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseme, koruma ve geliştirmenin (% 98.8) , Türkçeyi iyi bilme açık anlaşılır ve yalın bir biçimde kullanmanın (% 97.7) öncelikler arasında ilk sıralarda yer aldığı belirlenmiştir. Meslek bilgisi alanında ise; (% 83.9) ‘ ile öğretmenliği benimseme, sevme ve zevk almanın, Alan Bilgisi alanında da etkinlikler ve grupları organize etme ve yönetme bilgi ve becerisine sahip olmanın (% 93.7) öncelikli konular olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Adölesan Dönemi ve Cinsellik</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55942</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55942</guid>
      <author>Şahide AKBULUT,, Nezihe KIZILKAYA BEJİ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Adölesan dönemi; giriş yaşı kesin olarak bilinmemekle beraber yaşı ırk, genetik, sosyoekonomik ve kültürel şartlar (çocuk yaşta evlendirilme, ağır bedensel iş yükü altında çalışma), beslenme, iklim gibi birçok etkene göre değişiklik göstermekle birlikte, psikolojik, sosyal ve biyolojik değişimin eşlik ettiği çocukluktan erişkinliğe geçiş süreci olarak kabul edilmektedir. Bireyin kişiliğinin daha tam oturtamamış olduğu bu dönemde; psikolojik, biyolojik ve sosyolojik, düşünce ve duyusal yapı sisteminde birçok değişimi deneyimlemekte ve birçok riskle karşı karşıya kalmaktadır. Bu değişikliklerden ötürü son derece kritik bir süreç olarak ta tanımlanmaktadır. Cinsellik, yüzyıllardan günümüze dek süreç içinde anlamsal olarak farklı şekillerde yorumlansa da insanı; kültürel, sosyal, geleneksel, biyolojik, psikolojik, antropolojik, ahlaki, dini, ekonomik ve politik boyutları ile etkileyen karmaşık bir kavramdır. Adölesan dönemi ve Adölesan döneminde cinsellik kavramlarına yer verilen bu yazıda, adölesanların bu değişimler karşısında kendisini nelerin beklediği, normal veya normal olmayan durumları ve karşılaşabileceği olası sorunların neler olduğunun ele alınması amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fp-Growth Algoritmasi- Weka Uygulaması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55947</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55947</guid>
      <author>Serpil SEVİMLİ DENİZ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Veri madenciliği, farklı formatlarda saklanan büyük hacimli verilerdeki bilgi keşfine ilişkin çeşitli yaklaşımları nedeniyle araştırmacılar için geniş bir alandır. Veri madenciliği tekniklerini uygulanarak, bilinmeyen örüntülerin keşfi ve veriler arasındaki ilişkiler keşfedilir. Veri madenciliğinin farklı işlevleri temel alarak sınıflandırma, kümeleme, özellik seçimi ve birliktelik kuralı madenciliği olarak sınıflandırılmıştır. Birbirleriyle ilişkili verilerden özelliklerin çıkarılması ve aralarındaki ilişkilerin büyüklüğünün tespit edilmesine yönelik çalışmalar birliktelik kuralları olarak tanımlanır. En fazla kullanılan birliktelik kuralı algoritmaları Apriori ve FP-Growth algoritmalarıdır. Bu çalışmada amaç genel olarak sepet market analizlerinde kullanılan bu kural çıkarımı yöntemlerinin farklı çalışmalarda da kullanımını göstermektir. Bu amaçla yüksekokul öğrencilerinin sosyal medya kullanım eğilimleri araştırması için yapılan çalışma Fp-Growth algoritması ile modellenmiştir. Model sonucunda öğrencilerin mahremiyet sorunları olmasına rağmen, sosyal medya araçlarında paylaşım yapmaktan kaçınmadıkları görülmektedir. Öğrenciler üzerinde aile ve toplum baskısının hissedilir bir etkisi olduğu gözlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Stratejik Maliyet Yönetimi Açısından Hedef Maliyetleme İle Kaizen Maliyetleme Yöntemlerinin Karşılaştırması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55953</guid>
      <author>Alirıza AĞ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Küresel rekabet ortamında işletmelerin hayatta kalabilmeleri, değişen dünya koşullarına ayak uydurabilmeleri ve rekabet üstünlüğünü elde edebilmeleri maliyetlerin etkin bir biçimde kontrolü ve yönetimine bağlıdır. Bu doğrultuda işletmelerin küresel rekabet ortamındaki stratejilerini belirlemek, maliyetlerin azaltılması hedefine ulaşmak amacıyla geliştirilen maliyet yönetim tekniklerinin uygulanması olarak ifade edilen stratejik maliyet yönetimi işletmeler açısından önem arz etmektedir. Rekabetin yoğun ve acımasız olduğu bu ortamda stratejik yönetim anlayışına uygun olarak hareket eden işletmeler klasik anlamdaki üretim ve maliyet sistemlerinin amaçlara ulaşmada yetersiz kaldığını görmüşlerdir. Meydana gelen bu değişim ve gelişmeler doğrultusunda modern maliyet yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu yöntemlerin başlıcaları hedef maliyetleme yöntemi ile kaizen maliyetleme yöntemleridir. Hedef maliyetleme, maliyetlerin ortaya çıkmadan önce yönetilmesi prensibini benimseyen mamullerin üretilmesinde hedef maliyet olarak hedef satış fiyatından hedef kârın çıkartılması esasına dayana bir maliyet hesaplama yöntemidir. Kaizen Maliyetleme yöntemi ise üretim sürecinde maliyetlerin düşürülmesi ve israfın önlenmesine dayanmaktadır. Bu doğrultuda çalışmamızın temel amacı stratejik maliyet yönetimi açısından modern maliyet yöntemlerinden Hedef ve Kaizen Maliyet yöntemlerinin incelenerek karşılaştırılmasıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İktisadi Düşünüşü Rasyonel Kılmak: Kurumsal Yaklaşım</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55954</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55954</guid>
      <author>Hasan İSLATİNCE,, Ahmet Barış SERMEN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Klasik iktisadın ratio kavrayışı, felsefi dayanakları ile uyum içerisindedir. Marjinalist devrimin hipotetik önermelerinde ise, bu dayanakların yoksunluğu açıkça gözlemlenmektedir. Rasyonalite, teorik nedensellik ihtiyacını karşılamak adına araçsallaştırılmaktadır. Heteredoksist yaklaşımlar dahi, bu rolün sınırlarını pekiştirme tehlikesi taşımaktadır. Ancak pozitivizmin mirası olan bu eğilim, disipliner bir çıkmazı değil, paradigma sorununu işaret etmektedir. Yerleşik iktisat retoriğini çözümlemek için temel iktisadi kavramların semantik karşılığı aydınlatılmalıdır. Bu bağlamda ele alınan ‘rasyonalite’ fenomeninin, geleneksel yaklaşımın dayanak noktası değil, aşil topuğu olduğu serimlenmelidir. Bu tür bir çaba, ontolojiye paralel bir epistemolojiyi gerektirmesi bakımından, rasyonel tavrı, kendi iç dinamiklerinde taşımalıdır. Kurumsal İktisadın metodolojisi ise, bu çabaya hareket alanı sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlk Dönem Çağdaş Azerbaycan Şiiri’nde “Halk” Ve “Millet” Kavramları</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55955</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55955</guid>
      <author>Ali EROL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Azerbaycan edebiyatı 19. yüzyılın son çeyreği ile 20. yy’ın başlarından itibaren yeni bir yapılanma dönemine girmiştir. Gerek Rusya ve Rusya üzerinden gelen Batılı etkiler, gerekse Osmanlı Türkiyesi bu yapılanmada önemli rol oynamıştır. Özellikle siyasi sahada yaşananların da etkisi ile bu yıllarda kendini hissettirmeye başlayan ideolojik bakış açısı, adı geçen yapılanmanın önemli parçalarından birini oluşturmaktadır. Bu dönemde Azerbaycan’da farklı nedenlere bağlı olarak giderek rağbetini artıracak olan milliyetçi tavır, realizm ve romantizm gibi edebî temayüller üzerinde de belirleyici olmuştur. Şiirde genellikle “halk” ifadesinin de bir karşılığı olarak kullanılmakta olan millet sözcüğü, siyasi ve ideolojik bir anlam kazanmıştır. İşte bu gelişme, Sovyet döneminde Marksist eleştirmenlerce yapılan “mürtece-mütereqqi edebiyyat” sınıflamasının da temel gerekçelerinden birini oluşturacaktır. Azerbaycan edebiyatının yeni bir yapılanma içerisine girdiği 1960’lı yıllara kadar sürdürülecek olan bu bakış açısı, esasen propagandist edebiyat anlayışının bir ürünüdür. Zira her ne kadar romantik şair ve yazarlar kategorize edilmiş olsa da, romantik edebiyatına millîlik vasfı kazandıran en önemli etkenlerden birisi müşterek milliyet bilincidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bektaşi Fıkra Tipinin Şekillenme Süreci</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55956</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55956</guid>
      <author>Kürşat ÖNCÜL,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Türk halk edebiyatında fıkralarla ilgili çalışmaların niteliksel olarak derinliği son yıllarda artan çalışmalarla zenginlik kazanmaya başlamıştır. Buna karşın hala kuramsal anlamda fıkralarla ilgiliyapılacak çok çeşitli çalışmalar olduğu görülmektedir. Bu çalışma bu anlamda fıkra tiplerinden Bektaşi tipinin ne şekilde doğduğu vetoplumsal anlamda hangi şartlar kapsamında şekillendiği gibi hususları incelemeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede özellikle Selçuklu ve Osmanlı yönetimlerinde meydana gelen değişimler ve bu değişimlerin topluma hangi ölçüde etki ederek Bektaşi tipini şekillendirdiği sorusuna cevap aranmaya çalışılmıştır. Özellikle Osmanlı- Safevi çatışması ekseninde gelişen bakış açısınıniktidarın kendini koruma isteği ve bu anlamda Sunni yapıyıtercihlemek zorunda kalarak digger tüm bakış açılarını olumsuzlayarak kendi varlığını ne şekilde korumaya çalıştığı verilmiştir. Türk fıkra tiplerine yönelik bu çerçevede bir bakış açısı, bize göre tamamıyla tarihsel süreçte meydana gelen sosyolojik etkenler çerçevesinde ilgili kitlelere yüklenen kabullerle şekillenmiştir. Günümüzde yeni doğan ve gelecekte doğacak tipler de bu anlayışın ve bakış açısının sonucunda meydana gelecektir. Fıkra tiplerine bu anlamda yapılacak yeni katkılar temel itibarla Türk kültürel hayatının izlenmesine imkan sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modernlik Meselesi Olarak Özneyi Tartışmak: Annelik</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55957</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55957</guid>
      <author>Murat SATICI,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Modernite eleştirisi farklılıkları ve tikellikleri vurgularken, bu eleştirinin hareket noktası modern ekonomi politikaları ve kültür politikalarının benliğe ve cinsiyet üzerine müdaheleci pratikler yarattıklarıdır. Bu başlangıç noktası, bilinç, benlik, özne, kimlik, tanınma gibi modern felsefi sorunsal dağarcığını, cinsellik, toplumsal cinsiyet, erkeklik, kadınlık ve annelik sorunsallarına genişletir. Çünkü bu kavramlar modern dil, imge ve temsiller aracılığıyla politik, toplumsal, kültürel ve sanatsal alanlarda yeniden üretilmiş ve yayılmıştır. Nitekim modern özne, kendi kendine yeten bilgi, bilinç ve tasarlama yetisine sahip olarak tanımlanmıştır. Öznelerin toplumsal kimlikleri kurulurken cinsiyetleri ve cinsiyet özellikleri de erkek ve babalık, kadın ve annelik olarak inşa edilmiştir. Bu nedenle bu çalışma, modernite ve modern özne tartışmasına toplumsal cinsiyet perspektifinden bakmanın gereğine vurgu yapar; özellikle kadına yüklenen annelik rolünü merkeze alarak tartışmaya eleştirel perspektiften bakabilmenin imkanını vurgular. Çalışma, annelik meselesinin modern özne eleştirisindeki önemine vurgu yapacak ve annelik sorunsalının modernleşme pratiklerinde ele alınış tarzlarına değinecektir. Çalışma, çağdaş eleştiri aracılığıyla politikada ve kurumsal pratiklerde olduğu kadar, kültürel ve sanatsal pratiklerde de içerilen kadın ve annelik algısının pek çok yönünü betimleyecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Farklı Meslek Gruplarında Çalışan Kadınlar Arasında Ağrı Şikayeti Ve Ağrı Şiddeti Algı Düzeylerinin Ölçülmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55963</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55963</guid>
      <author>Arzu EKİNGEN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bedensel ve ruhsal bir problem olarak karşımıza çıkan ağrı; doğası gereği ciddi ekonomik, psikolojik ve sosyal sorunlara yol açabilmektedir. Çalışma hayatı içinde her geçen gün daha fazla yer alan kadınların iş ve sosyal hayat içinde üstlenmiş oldukları sorumlulukları nedeni ile ağrı şikayetlerine neden olacak fiziksel ve psikolojik risklere maruz kalmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı çalışma hayatı içinde yer alan kadınların ağrı şikayetlerini ve ağrı şiddeti algı düzeylerini ölçmek ve meslek gruplarına göre farklılıkları araştırmaktır. Ağrı şiddeti algı düzeyini ölçmek Visuel Ağrı Skalası (VAS) kullanmıştır. Çalışanlardan 0 ile 10 cm aralığındaki yatay bir çizgi üzerinde ağrılarını hissettikleri noktayı işaretlemeleri istenmiş ve işaretlenen noktanın 0 noktasına uzaklığı ölçülerek kaydedilmiştir. Araştırmaya katılan çalışan 209 kadından 137 kişinin ağrı şikayetinin olduğu ve ağrı şikayeti olan kadınlar arasında en fazla ağrı şikayetinin sağlık çalışanları (70 kadın-% 51,10) arasında olduğu, meslek grupları ile ağrı şikayeti arasında fark olduğu ve bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu (p&lt;0,05) görülmüştür. Ağrı şiddeti algı düzeyleri ise sırasıyla ‘‘sağlık çalışanlarının 5,98 (0-10), işçilerin 5,91 (0-10), öğretmenlerin 5,35 (0-10) ve memur çalışanların 5,13 (0-10)’’ olduğu gözlemlenmiş olup; meslek grupları ile ağrı şiddeti algı düzeyi arasında ise istatistiksek olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (p&gt;0,05).</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Online Distance Education Courses In Universities: The Case Of Yalova University</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55958</guid>
      <author>Esra CİZMECİ ÜMİT,</author>
      <description>Gündelik yaşamın herhangi bir alanını bilgi teknolojilerinden uzakta düşünmek günümüzde neredeyse imkansızdır. Bilgisayar ve internet gibi yeni iletişim teknolojileri, diğer her şeyde olduğu gibi uzaktan eğitim kavramını da siber-mekâna taşımıştır. Yeni bilgi ve iletişim teknolojileri hem eğitime yardımcı unsurlar olarak, hem de ‘uzaktan eğitim’ adı altında tek başına eğitim sunan kaynaklar olarak görev yapabilmektedirler. Bu çalışmada sözkonusu kavram ile ilgili alanda yapılan çalışmalarının çoğunun “uzaktan eğitim”i tamamıyla çevrimiçi sistemler üzerinden verilen bütünsel bir eğitim biçimi olarak ele aldıkları vurgulanarak, başlangıçta örgün eğitim alma amacıyla üniversitelere başvurmuş öğrencilerin, örgün eğitimleri içerisinde mecburi olarak çevrimiçi uzaktan eğitim ile aldıkları dersler ile ilgili hisleri ve bu derslere yönelik tutumlarını anlamak amaçlanmaktadır. Bu minvalde, Yalova Üniversitesi öğrencilerini örneklem alarak, içinde iki açık uçlu soruyu da barındıran, toplamda 23 maddeden oluşan yeni bir ölçek oluşturuldu ve 255 katılımcı tarafından dolduruldu. Sonuç olarak, örgün öğretimi seçerek üniversite eğitimi alan öğrencilerin, çevrimiçi uzaktan eğitim ile verilen derslere karşı tutumunun oldukça olumsuz olduğu tespit edildi. Sonuçlar, çevrimiçi uzaktan eğitimde önem taşıyan, bir öğretmenle iletişim kurma ihtiyacı, ya da insan etkileşimi (öğrenci-öğretmen) olmayan bir ortamda verilen eğitimde sunulan ders içeriklerinin etkileşimli ve ilgi çekici olma ihtiyacı gibi unsurların önemini ortaya çıkarmaktadır. Araştırmada elde edilen olumsuz sonuçların bu gibi nedenleri literatürdeki çalışmaların çoğuna paraleldir ve makale içerisinde detaylı bir biçimde tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgütlerde Kişilik Özellikleri İle Whistle Blowing (Haber Uçurma) Arasındaki İlişki Üzerine Bir Uygulama</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55959</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55959</guid>
      <author>Seher UÇKUN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;ÖZET Ahlaki davranışlar ve uygulamalar hem çalışanları hem de yönetimi ilgilendiren konulardan birisidir. Örgütlerde kural dışı ve ahlaki olmayan uygulamaların olması çalışanların bu uygulamaları gönüllü olarak duyurulması (whlistleblowing)’ dır. Haber uçurma (whistleblowing), örgütlerde çalışanlar açısından bir ahlaki davranıştır. Bu davranışı gösteren çalışanlar örgütsel verimlilik ve gelişime katkı sağlarlar. Bu çalışmada ahlaki olmayan uygulamaların olması ve duyurulması ile ilgili olarak kişilik özellikleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca ahlaki olmayan uygulamaları ortaya çıkaran çalışanların örgüt içindeki durumları incelenmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma yapılarak sonuçlar analiz edilmiştir. Araştırmada çalışanların örgüt içinde ahlaki olmayan davranış ve uygulamalara duyarsız kalmayacakları sonucuna varılmıştır. Bu durumu çalışanların, iletişim kanallarını kullanarak ve üst düzey amirlerini haberdar edecekleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bulanık Topsis Yöntemiyle En İyi Hizmet Kalitesine Sahip Bankanın Seçimi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55960</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55960</guid>
      <author>Bilgin ŞENEL,, Mine ŞENEL , Ceren ÜNLÜKAL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüz rekabetçi bankacılık ortamında, bankaların pazarda farklılaşmamış ürünler ve hizmetler sunduğu düşünülürse bankaların rekabet avantajı elde etmesi için hizmet kalitesine daha fazla önem vermeleri gerekmektedir. Hizmet kalitesine önem veren bankalar daha yüksek gelir, müşteri sadakati ve rekabet avantajı sağlayabilirler. Bu nedenle bu çalışma en iyi hizmet kalitesine sahip olan banka şubesinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bunu gerçekleştirmek için analize bir temel oluşturmak üzere Servqual modeli kullanılmıştır. Model oluşturulduktan sonra Bulanık Topsis yöntemi kullanılarak en yüksek hizmet kalitesine sahip olan banka şubesi belirlenmiştir. Araştırma sonucunda çalışmaya dahil edilen özel bankaların kamu bankalarına kıyasla daha yüksek hizmet kalitesine sahip oldukları ifade edilebilir. Banka müşterilerinin algılarına göre en iyi hizmet kalitesi boyutu güvenilirlik olurken en düşük boyutların güven ve fiziksel özellikler olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma bankaların yönetimine birtakım öneriler sunacak ve hizmet kalitesini iyileştirme yönünde bazı kararlar almalarını sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneksel ve Modern Güvenlik Tanımlarına Politikanın Etkisi Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55961</guid>
      <author>Haydar PEKDOĞAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sosyal bilimciler genellikle güvenlik kavramı ile ilgili çalışmaları, geleneksel bakış açısıyla değerlendirmektedir. Ancak modern topluma geçişle birlikte pek çok paradigmada olduğu gibi, güvenlik kavramı ve algısında da bir takım değişiklikler yaşanmıştır. Geçmişte güvenlik konusuna ve alanına giren yöntem, teknik ve olanaklar günümüzde çok farklı bir boyuta ulaşmıştır. Bunun neticesi olarak güvenlik tanımlarının da, evrensel kriterlerle yeniden incelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, çalışmada; güvenlik alanına etki eden farklı ve karmaşık faktörlerin doğru tespit edilerek incelenmesi amaçlanmıştır. Uluslararası ilişkilerde kabul edilen güvenlik kavramına yönelik paradigmaların altı çizilerek, evrensel kriterlerin güvenlik anlayışında ne derece farklılaştığı ortaya konulmuştur. Çalışmada dokuman tarama modeli ve göstergebilimsel analiz yöntemleri içerik analizi ile birlikte işlenmiştir. Güvenlik kavramı; uygulanan politikaların bir sonucu olarak kabul edilmesi bakımından, yeni bir bakış açısı ile ele alınmıştır. Çalışma sonuçlarına göre, politika ve güvenlik kavramları arasında güçlü bir bağın olduğu sonucuna varılmıştır. Buna ilave olarak yine çalışma sonuçları, evrensel kriterlere göre güvenlik anlayışının pragmatik ve oportünist bir biçimde ele alındığını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liderlik Etme Motivasyonu Üzerine Kuramsal Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55969</guid>
      <author>B. Dilek ÖZBEZEK,, H. Mustafa PAKSOY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Liderlik 21. yüzyılda, küreselleşmeye yönelik eğilimler ve bilgi teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimlerin neden olduğu hızlı rekabet ortamına uyum ve değişim ile mücadele eden organizasyonların başarısını belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak görülmektedir. Bununla birlikte, liderlik sürecinin anlaşılmasına yönelik çok fazla teorik ve ampirik çalışma yapılmış olmasına rağmen bireylerin liderlik olma istekleri tam olarak açıklanamamıştır. Son yıllarda özellikle liderlik alanındaki bu eksikliği tamamlamak için liderlik etkinliğinde bireysel farklılıklar ve çeşitli liderlik davranışları arasındaki ilişkiyi anlamaya yönelik çalışmaların ön plana çıktığı görülmektedir. Kavramsal olarak tasarlanan bu araştırmanın temel amacı liderlik davranışının açıklanmasında önemli bir faktör olarak kabul edilen liderlik etme motivasyonuna ilişkin bir perspektif ortaya koymaktır. Bu temel amaç doğrultusunda, öncelikle liderlik motivasyonu ile ilgili daha önce yapılan araştırmalara yer verilecektir. Daha sonra Chan’in (1999; Chan ve Drasgow, 2001)&amp;nbsp; bireylerin liderlik eğilimlerini motivasyon kavramı üzerinden açıklayan öncü çalışmalarından yola çıkarak liderlik eme motivasyonu kavramı açıklanacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Limitations Of Audit Firm Size, Discretionary Accruals And Going-Concern Opinions As An Indicator Of Audit Quality</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55964</guid>
      <author>Alpaslan YAŞAR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Denetim kalitesinin doğru belirlenmesi ve ölçülmesi finansal bilgi kullanıcıları için oldukça önemlidir. Ancak, fiili denetim kalitesini tanımlamak ve ölçmek oldukça zor olduğundan, denetim kalitesini ölçmek için ampirik araştırmalarda dolaylı ölçüler kullanılmaktadır. Bu göstergelerin denetim kalitesi için iyi ölçüler olduğuna ilişkin kesin kanıtlar olmamasına rağmen denetim firması büyüklüğü, ihtiyari tahakkuklar ve işletme sürekliliğine ilişkin belirsizlik görüşü verilmesi denetim kalitesi için bir proksi olarak kullanılmaktadır. Bu makalede, bu proksilerin kısıtları muhasebe ve denetim literatürü çerçevesinde incelenmiştir. Böylece, denetim kalitesinin ölçümüne ilişkin problemlere dikkatleri çekmek amaçlanmıştır. Bu çalışmada açıklanan denetim kalitesi proksilerinin kısıtları, bu ölçülerin denetim kalitesi için iyi ölçüler olmadığını ve dolayısıyla alternatif proksilerin araştırılması gerektiğine işaret etmektedir. Alternatif olarak, girdi ve çıktı tabanlı proksilerin birlikte kullanımı, denetim kalitesinin ölçümü ile ilgili olarak daha güvenilir sonuçlar sağlayabilir. Ayrıca, finansal sıkıntılı şirketlere ilk kez sürekliliğe ilişkin belirsizlik görüşü verilmesi denetim kalitesi için bir proksi olarak kullanılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mövzu. II Sinifdə Qrafik Redaktorlarla İşləmək Bacarığının Formalaşdırılması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55980</guid>
      <author>Sevinj JABRAYILZADA,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Qrafik redaktorun tədrisinə 1-ci sinifdən başlanılır. İnformasiya texnologiyaları fəslinə daxil olan qrafik redaktorlar bölməsində Paint qrafik redaktoru öyrədilir. Yəni, qrafik redaktorlar Paint qrafik redaktorunun üzərində tədris olunur. Belə ki, informasiya texnologiyaları fəslində computer (kompyuter) və onun hissələri, kompyuter sinfində davranış qaydaları,keyboard ( klaviatura) və mouse ( siçan) qurğusu, kompüterin desktop ( iş masası), word (mətin redaktoru), mətnin formatlanması mövzuları öyrədildikdən sonra qrafik redaktorun öyrənilməsinə başlanılır. 2-ci siniflərdə qrafik redaktorların tədrisinə 2 saat dərs yükü ayrılmışdır. Lakin müəllimin şəxsi bölgüsündən asılı olaraq bu göstərici dəyişdirilə bilər. Hər bir mövzunun öyrənilməsini səmərəli təşkil etmək üçün dərsin tədrisinə şagirdlər arasında mövzuya motivasiya yaratmaqla başlamaq daha məqsədə uyğundur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mersin Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğrencilerinin Girişimcilik Eğilimlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55968</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55968</guid>
      <author>Gülser YAVUZ,, Mehmet BEYAZGÜL , Erdinç KARADENİZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Girişimcilik, ülkelerin gelişme ve kalkınmalarında oldukça önemli bir olgudur. Bu çalışma geleceğin girişimci adayları olabilecek Mersin Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerini belirlemek üzere yapılmıştır. 1 Şubat - 30 Mayıs 2018 tarihlerinde yürütülen çalışmada, anket yoluyla veri toplanmıştır. Toplanan anketlerden 390 adet kullanılabilir anket elde edilmiştir. Elde edilen veriler üzerinde frekans, güvenilirlik, ANOVA, t-testi analizleri yapılmıştır. Analiz bulgularına göre öğrencilerin girişimci eğilimlerinin olduğu söylenebilmektedir. Öğrencilerin girişimcilik özellikleri en yüksek oranda “İçsel Kontrol” boyutundadır. “Belirsizliğe Tolerans” boyutu ise genel ölçek ortalamasının altında kalarak en düşük ortalamaya sahip olan boyut olmuştur. “İçsel Kontrol” ve “Yaratıcılık” boyutlarında ise bölümler arası anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Yine çalışmanın bulgularında öğrencilerin cinsiyetine ve yaşına göre girişimci özelliklerinin anlamlı farklılıklar gösterdiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca öğrencilerden kendine ait bir işyeri açma düşüncesine sahip öğrenciler ile böyle bir düşüncesi olmayan öğrencilerin girişimcilik eğilimleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çalışma sonuçlarına göre öğrencilerin çoğunda girişimcilik eğilimlerinin olduğu ancak bu konuda izleyecekleri yol ve yöntemler konusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Impact Of Motivation On Employee Performance İn The Private Sector</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55967</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55967</guid>
      <author>Abdullah OĞRAK,, Goran Mohammed Rahman SHİRWANY</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu makalede, Motivasyonun stratejik insan kaynağının bir parçası olduğunu açıklıyoruz. yönetimi. Öyleyse bu makalenin amacı bu motivasyonu bulmak için çalışıyoruz. Özel sektörde çalışanların performansı üzerinde etkisi olup olmadığı. Bunu bilmek için sonuçları, sonuçları belirlemek için özel sektör üzerinde araştırma yapmalıyız. Yani Öncelikle birçok firmadan veri anketi alarak form anketi dağıtıyoruz. Her iki cinsiyetten 70 çalışanı. Son olarak, tüm verileri spss programı ile kullanıyoruz. bu motivasyonun çalışanların performansı üzerindeki etkisini veya başka yollarla analiz etmek. yani içinde Daha fazla kaynağa sahip olan, motivasyon ilişkilerinin doğrudan çalışan performansı olduğunu söylüyor, ancak motivasyon artışı çalışanı arttırıyor Çalışanların ve firmaların her seferinde ve daha fazla üretkenlik elde etmek ve maliyetleri düşürmek. Yani aksi takdirde Çalışan performansını olumsuz etkiliyor.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Finansal Performans Değerlendirme Kriterlerinin Ağırlıkların Hesaplanmasında Ahp ve Swara Yöntemlerinin Karşılaştırılması</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55966</guid>
      <author>Umut Tolga GÜMÜŞ,, Hatice Can ÖZİÇ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Rekabetin sıradan hala geldiği günümüz şartlarında işletmeler varlıklarını devam ettirebilmek için yapacakları stratejik adımlarda performans değerlendirmesin yapılması zorunlu hale gelmiştir. Gerek bireysel, gerekse de sektörel bazda yapılan finansal performans değerlendirmeleri işletmelerin gelecek planlarına yön vererek, rekabet gücünü artırmaktadır. İşletmenin sektörel performansının ve faaliyetlerin ölçülmesinde finansal oranlar değerlendirme kriteri olarak alınmakta ve çok kriterli karar verme yöntemleri performans analizlerinde kullanılmaktadır. Performans analizi yaparken, analize dahil edilen kriterler ve bu kriterlerin ağırlık oranlarının hesaplanması da analiz kadar önem arz etmektedir. Finansal performans değerlendirme kriterlerinin ağırlıklarının belirlenmesinde kullanılan birçok yöntem vardır. Çalışmada BİST’ te inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin finansal performans kriterlerinin ağırlıklarının belirlenmesinde, uzun zamandır kullanılan AHP yöntemi ile yeni bir yaklaşım olan SWARA yöntemi karşılaştırılmıştır. Uzman kişilerden edinilen bilgiler ışığında iki yöntemle analizler yapılmış ve çıkan sonuçlar karşılaştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Protesto Toplumsal Hareketlere Kültürel Bir Giriş</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55930</guid>
      <author>Murat ÖZDEMİR,</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Taşra-Merkez İkilemi Bağlamında Ahlat Ağacı Filminin Çözümlenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55989</guid>
      <author>Meral ÖZÇINAR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışma, Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filmini merkez-taşra ve değişen taşra anlayışı perspektifinden incelemeyi hedeflemektedir. Filmde, aile, baba-oğul ilişkileri merkez ve taşra sorunsalı bağlamında incelenmiştir. Film, Türkiye’nin son dönemde sahip olduğu toplumsal yapıyla ilgili önemli fikirler öne sürmektedir. Bu çalışmada; Şerif Mardin’in Merkez-Çevre kavramsallaştırması ve Tanıl Bora’nın Taşraya Bakmak serisinde ortaya koyduğu değişen taşra algısı perspektifi kullanılacaktır. Filmde sıkça vurgulanan taşra kavramının, yönetmenin diğer filmleriyle oluşturduğu ortaklık, Türkiye’nin değişen taşra algısıyla birlikte düşünülerek toplumsal ve sinematografik açıdan fikirler üretilecektir. Bu çalışmada, Taşranın kültürel olanaklılıklarına ve sınırlılıklarına bakılarak filmin bugünün Türkiye’siyle ilgili neler söylediğinin üzerinde durulacaktır. Film çözümlemesi yönteminde ise; filmin metni kadar sinematografik üslubuna odaklanarak sinematografik fikirin üretilmesi ile ilgili çıkarımlarda bulunulması hedeflenmektedir. Bu bağlamda, Ahlat Ağacı, Kuyu gibi meteforlar ve özel sahnelere eşlik eden aydınlatma ve ışık üzerinde de durulacaktır. Çünkü bu meteforlar sinemaya ve Türkiye’ye dair pek çok önemli kodu içermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


