






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2018 Sayı 11</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1773</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Çevreyle Bütünleşen- Sürdürülebilir “Cıttaslow” Hareketi: Gerze Örneği</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55869</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55869</guid>
      <author>Tugba DÜZENLİ,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İtalya’da başlayarak tüm dünyaya yayılan “Cittaslow-Sakin Şehir” hareketi, 10 yıl gibi kısa zamanda alternatif bir kent ve yasam modeli olarak dikkat çekmiştir. En önemli amacı yerel halkın ve ziyaretçilerin yasam kalitesini-memnuniyetini arttırarak, çevreyle uyumlu ve sürdürülebilir bir kent yaratmaktır. Çevreyle bütünleşen bu “Sakin Şehir” hareketi kapsamında; ülkemizde gizli kalmış pek çok tarihi ve kültürel zenginlik ortaya çıkabilir. Sakin Şehir hareketi için gerekli kriterlere sahip pek çok şehrimiz böylece adlarını dünyaya duyurabilir. Sinop iline bağlı Gerze ilçesi de 2017 yılında “Cittaslow” ilan edilmiştir. Bu çalışma kapsamında Gerze’nin çevresel özellikleri incelemiş; sakin şehir olma kriterleri açısından değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşletmelerde Sürdürülebilirlik: Sanayi Sektörü İşletmeleri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55870</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55870</guid>
      <author>Sevim KOÇER,; Ramazan ERTEL , Burak ÇEBER</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İşletmelerin en büyük amacı hayatta kalmalarını sağlayacak gelişimi göstermeleridir. Bunun için de işletmeler çevre ile uyumlarını ifade eden sürdürülebilirliği sağlamaları gerekir. İşletmeler kurumsal sürdürülebilirliklerini bir bütüncü yaklaşımla ele almalı ve çevresel, sosyal ve ekonomik altboyutlarda gerçekleştirmelidir. Araştırmanın temel konusu; işletmelerin, sürdürülebilirliğin altboyutları olan sosyal, çevresel ve ekonomik katmanları iş yapış tarzlarına, kurum içi ve kurum dışı iletişimlerine ne kadar dahil ettiklerini ortaya koymaktır. Sanayi sektöründe faaliyet gösteren Filli Boya, Korozo ve Exitcom işletmelerinin yöneticileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular Signitzer ve Prexl’in kurumsal sürdürülebilirlik modeli çerçevesinde yorumlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eleştirel Ve Toplumcu Gerçekçi Bir Çözümleme: Esir Şehrin İnsanları</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55871</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55871</guid>
      <author>Derya KARAOSMANOĞLU,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kemal Tahir’e dair eleştirel gerçekçilikle ilgili çözümlememiz, eleştirel gerçekçiliği postmodernizm yenilikçiliğiyle karşılaştırmakla yetinip, eleştirel ve toplumcu gerçekçilik arasındaki ilişkiyi ele almadıkça ister istemez eksik kalacaktır. Kuşkusuz, bu incelemede, toplumcu gerçekçiliğin bütün sorunlarını ele almamız mümkün değil&amp;not;dir. Bu yüzden, özellikle bu iki gerçekçilik türü üzerinde duracağız ve toplumcu gerçekçiliğin, sadece günümüzdeki eleştirel gerçekçiliğin geleceğiyle ilgili yanlarına değineceğiz. İlkin, eleştirel ve toplumcu gerçekçilikte perspektif sorununu ele alalım. Toplumcu gerçekçiliğin perspektifi, elbette ki, toplumculuğu kurma mücadelesidir. Bu perspektifin biçimi ve özü toplumsal gelişme düzeyine ve konuya göre değişecektir. Önemli olan nokta, eleştirel gerçekçilikte olduğu gibi sadece toplumculuğu benimsemekle yetinilmemesidir. Toplumculuk eleştirel gerçekçilik çerçevesi içinde de benimsenebilir. Fakat toplumculuğun açıkça onaylanması eleştirel gerçekçi edebiyat alanındaki başlıca örneklerin bir özelliği değildir. Üstelik böyle bir benimseme, bir bakıma soyut kalacaktır çünkü eleştirel gerçekçi bir yazarın toplumculuğu betimlemeye kalktığı durumlarda bile, bu betimleme ister istemez dışarıdan yapılmış bir betimleme olacaktır. Demek ki, aradaki önemli ayrım budur. Toplumcu gerçekçilik eleştirel gerçekçilikten yalnız somut bir toplumcu perspektife dayanmasıyla değil, aynı zamanda bu perspektifi toplumculuğu kurma yolunda çalışan güçleri içeriden betimlemesiyle de ayrılır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Beşeri Sermayenin Aşınmasında PSikolojik Taciz Faktörü</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55872</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55872</guid>
      <author>Abdullah Burhan BAHÇE,, Öner GÜMÜŞ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bireyler çalıştıkları iş yerlerinde çeşitli sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu sorunlardan en güncel ve en yaygın olanı psikolojik tacizdir. Psikolojik taciz bireyi öncelikle ruhsal ve fiziksel olarak etkiler. Sonrasında ise yargı süreçleri başlar. Bu esnada sağlık ve yargı alanlarında ciddi harcamalar yapılır. Ancak bu noktada en önemli husus, beşeri sermayenin aşınmasıdır. Zira beşeri sermayenin taşınmasıyla toplumlar ekonomik güç kayıpları riskiyle karşı karşıya kalabilmektedirler. Çünkü bireyler psikolojik taciz yaşadıklarında bir ödünleşim mekanizması içine girerler. Bir başka deyişle bireyler beşeri sermayeleri için yapacakları harcamayı, sağlık ve yargı harcamaları olarak tahsis etmek zorunda kalırlar. Bu durum ise beşeri sermayesinin kalitesinin düşmesine neden olur. Beşeri sermayedeki aşınma da üretim düzeyinin düşmesine sebep olur. Üretim düzeyinin düşmesi ise yatırımların düşmesi ve işsizlikle sonuçlanabilir. İşte bu çalışmada da böyle bir iktisadi mekanizmadan bahsedilmiştir. Çalışmada bireylerin yaşadığı psikolojik taciz nedeniyle sağlık ve yargı harcamalarının arttığı ve bunun da beşeri sermayenin aşınmasına sebep olduğu vurgulanmıştır. Çalışma sağlık ve hukuk alanında yapılacak düzenlemelerle beşeri sermayenin aşınmasının engellenebileceği hipoteziyle sonlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diplomatic Practice Of The Kazakh Khanate And Independent Kazakhstan: Comparative Analysis</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55886</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55886</guid>
      <author>Jumakan Makanovich ARYNOV,; Raisa Sanakovna SAURBAEVA , Saule Mustafakyzy SYZDYKOVA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;The authors analyzed the diplomatic practice of the Kazakh Khanate and independent Kazakhstan. Based on the works Kussainova A. and Gusarova A. try to describe the main diplomatic actors &amp;ndash; the khans, sultans, biys, diplomats and the First President of sovereign Kazakhstan NursultanNazarbayev &amp;ndash; which in their foreign-policy activity were used such diplomatic methods as the conclusion of inter-dynasty marriages, the use of interstate and intrastate conflicts, searching and finding allies, representation of amanats in the past and establish economical and political agreements, held multi-vector policy in nowadays.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Contribution Of Strategy Of Supplier Country To The Competition Between Countries Aiming At Development Depending On Export</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55873</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55873</guid>
      <author>Ayhan ORHAN,</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bingöl’de Meydana Gelen Afetler Ve Alınan Tedbirler (1934-1972)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55874</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55874</guid>
      <author>Savaş SERTEL,, Mehmet Bora SANYÜREK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Tabiatın kendini yenilerken insanlara verdiği zarar afet olarak tanımlanmıştır. Dünya’nın ortasındaki magma tabakası ve üzerinde oluşan katmanların hareketliliği Dünya’nın yaşanabilir olmasını sağlamaktadır. Bu durumun canlılara sağladığı olumlu şartların yanı sıra olumsuz şartlar da vardır. Akarsuların, toprak hareketlerinin (heyelan), yer kabuğu hareketlerinin (deprem) ve meteorolojik olayların (yağışlar, fırtına, yıldırım) canlılara verdiği zararlar afet olarak vasıflandırılmıştır. Afetlerin meydana gelmesinde insanların yerleşim yerlerini seçmedeki isabetsizlikleri de önemli rol oynamaktadır. Bingöl, Türkiye’de afetlerin en fazla zarar verdiği illerden biridir. Bingöl’ün tamamı birinci derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Bunun yanı sıra, heyelanlı alanların çokluğu ve akarsu vadilerinde yapılan yerleşimler, il genelinde heyelan ve su baskınlarının yoğun olarak görülmesine yol açmıştır. Dağlık bir arazisi olan Bingöl’de görülen ölümlü afetlerden biri de kaya düşmesidir. Bir tarih araştırması olan bu makale, yalnızca 1934-1972 yılları arasındaki arşiv belgelerine ulaşılması nedeniyle bu dönemle sınırlandırılmıştır. Ancak konunun daha iyi anlaşılabilmesi için söz konusu yılların dışındaki dönemlere ilişkin verilere de yer verilmiştir. Çalışmada afetlerin büyük bir kısmını depremlerin oluşturduğu görülmüştür. Plansız ve bilinçsiz yapılaşma depremde can kayıplarını artıran bir unsur olmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lise Öğrencilerinin Kişilik Özellikleri ve Akran İlişkileri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55875</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55875</guid>
      <author>İlhan ÇİÇEK,, A. Esra ASLAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı lise öğrencilerinin kişilik özellikleri ile akran ilişkileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma, 2016-2017 eğitim öğretim yılı Batman il merkezindeki Anadolu liselerinde öğrenim gören 11. ve 12. sınıf öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Çalışma grubu 139 erkek, 160 kadın ve 11. Sınıf 121, 12. Sınıf 178 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada kişisel bilgi formu, Akran ilişkileri ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS Programının tek yönlü bağımsız t testi, ANOVA ve Pearson Çarpım Momentler Korelasyonu kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, sınıf düzeyi değişkeninde Beş Faktör Kişilik ve akran ilişkileri ölçeklerinde anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Cinsiyet değişkenine göre ise sadece Beş Faktör Kişilik Ölçeğinin nörotiklik alt ölçeğinde anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Akran ilişkileri alt ölçeği ile beş faktör kişilik ölçeğinin diğer alt ölçeklerinde, cinsiyete göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Lise öğrencilerinin kişilik özellikleri ile akran ilişkileri arasında nörotiklik alt ölçeğinin dışında diğer bütün alt ölçeklerde pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tipografinin Gelişim Süreci Ve Baskı Tekniği Bakımından Ortaya Çıkışı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55863</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55863</guid>
      <author>Hakan MAZLUM,, Harun Hilmi POLAT</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanoğlu için oldukça önemli olan iletişim çeşitli yollarla gerçekleştirilmektedir. Fakat kaynağından değişmeden aktarılması yazılı iletişimle gerçekleştirilmektedir ve bu yönüyle hayatımızda oldukça önemli bir yere sahiptir. Yazı, sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda insanoğlunun maddeleri, kavramları, karakterleri simgesel olarak temsil etmesinde ulaştığı bir evrenin dönüm noktasıdır. Çağlar öncesi keşfedilen ve iletişimin bir evresi olan yazı düşüncelerin çeşitli yollarla görselleştirilmiş halidir. Düşünceler görselleştirilirken kullanılan teknik ve malzemeler günümüz harf yazısı biçimine gelmesini sağlamıştır. İletişimin yazılı biçime dönüşmesi ise kendinden önceki çağlarda başlamış ve çeşitli deneme ve birikimlere aşama aşama gelişim göstermiştir. Yazının görsel ve yazılı hale dönüştürülmesinden sonraki diğer önemli aşama ise Fenikelilerin alfabeyi bulması ve Yunanlıların bu alfabeyi geliştirmesi sürecidir. Alfabenin bulunuşundan sonraki önemli süreç ise Çinli bir sanatkar tarafından kağıdın icat edilmesi sürecidir. Böylece yazının gelişim süreci hız kanamış ve zamanla keşfedilen madde ve tekniklerle çoğaltma işlemleri denenmiş sonucunda ise çeşitli baskı teknikleri geliştirilmiştir. Uzun arayışlar, denemeler ve birikimlerle oluşan yazı çeşitlenerek gelişmiş ve gelişen teknoloji ile tipografi teriminin oluşmasına da olanak sağlamıştır. Tipografinin bir terim olarak ortaya çıkışı ise kurşun alaşımlar kullanarak metal yazılar oluşturması ve elde edilen bu kurşun alaşımlarının blok kalıplara dönüştürme denenesine dayandırılmaktadır. Tipografi terimi baskı tekniklerinin gelişmesini sağlayarak günümüzde tasarım ve baskı işleminin tek bir sistem altında oldukça kolay biçimde yapılabilinmesine olanak sağlamıştır. Bu araştırma; yazı evreleri, alfabenin bulunuşu ve gelişimi, tipografi terimi ve baskı tekniği bakımından tipografi teriminin ortaya çıkışı ile sınırlandırılmıştır. Yazının günümüzde kullandığımız harf yazısı biçimini alırken hangi evrelerden geçtiğini ve bu evrelerle beraber baskı tekniği bakımından tipografi hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır. Bu amaca bağlı olarak; tipografinin gelişim süreci ve baskı tekniği bakımından ortaya çıkışı problemine çözüm getirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda yapılan araştırma nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve genel tarama modelinden yararlanılıp ilgili literatür incelemesi yapılarak gerçekleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerini Sportif Rekreasyonel Faaliyetlerden Alıkoyan Etmenler Üzerine Bir Örnek Olay İncelemesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55877</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55877</guid>
      <author>Aydoğan AYDOĞDU,, Mustafa Taylan DAĞISTAN , Burak KARAÇOR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüz dünyasında bireyler yüz yüze oldukları olumsuzlukların etkisinden bir ölçüde de olsa uzaklaşmak için sportif rekreasyon etkinliklerine yönelmektedirler. Rekreasyonel etkinliklerin sağlıklı bir yaşam için taşıdığı öneme koşut üniversite yerleşkelerinde sportif rekreasyona yönelik hatırı sayılır miktarda alt ve üst yapı yatırımları yapılmaktadır. Ancak gözlemler yapılan büyük yatırımlara rağmen üniversite gençliğinin rekreatif etkinliklere katılma konusunda pek de aktif olmadıklarını ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın temel amacı Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencilerinin sportif rekreasyonel etkinliklere katılımlarına engel olabilecek faktörlerin saptanmasıdır. Araştırma amacının gerçekleştirilmesi için öncelikle ilgili yazın derinlemesine taranmıştır. Elde edilen ikincil veriler arasından bir ölçek veri toplama aracı olarak seçilmiştir. Araştırma çerçevesinde Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesinde 2017 &amp;ndash;2018 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören öğrenciler arasından kolayda ve gönüllülük yaklaşımlarının birlikte uygulandığı örnekleme yöntemiyle seçilen 410 öğrenciye yüz yüze görüşmelerle anket uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Araştırma verileri Sosyal Bilimlerde yaygın olarak kullanılan bir istatistik paket programının 22. sürümünden yararlanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların rekreatif spor etkinliklerine katılımını engellediğine inanılan ifadelere yönelik yanıtlar faktör analizi, T testi ve Anova Testi gibi çıkarımsal istatistiki yöntemlerle çözümlenirken, profillerini belirlemeye yönelik sorular sıklık ve yüzdelerle çözümlenmiştir. Araştırma sonuçları öğrencilerin sportif rekreasyonel etkinliklere katılımını engelleyen faktörlerin “Fiziksel Donanım, Sosyallik, Tanıtım Yetersizliği, Ulaşım Sorunları, Kaygı, Zaman Kıtlığı ve İlgi Eksikliği olduğunu ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yenilikçilik Kültürü Ve Örgütsel Yenilikçilik : Van’da Bir Uygulama</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55881</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55881</guid>
      <author>Abdullah OĞRAK,, Esra YILMAZ</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı yenilikçilik kültürünün örgütsel yenilikçilik üzerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda bir kamu kurumu seçilmiş ve çalışma Van Büyükşehir Belediyesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öncelikle konu ile ilgili literatür taraması yapılmış ve teorik bir temel atılmıştır. Daha sonra uygulama bölümüne geçilmiş ve seçilen kurumda ölçek geliştirilerek,yüz yüze anket uygulanmıştır. Araştırmaya Belediye çalışanlarından 172 kişi katılmıştır. Çalışmada kullanılan değişkenler arasındaki ilişkiyi ortaya koymak için korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda Yenilikçilik kültürünün alt boyutları ile örgütsel yenilikçiliğin alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu ortaya konmuştur. Yenilikçilik kültürünün alt boyutlarının örgütsel yenilikçilik üzerindeki etkisini ortaya koymak amacıyla yapılan regresyon analizine göre; yenilikçiliğe eğim, yenilikçilik potansiyeli ve yenilikçilik uygulamaları boyutlarının örgütsel yenilikçiliği pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan uygulamalar yenilikçilik kültürünün örgütsel yenilikçilik üzerindeki pozitif etkisini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, yenilikçilik kültürünün, örgütsel yenilikçilik potansiyelinin arttırılması için önemli bir etmen olduğu ortaya çıkarılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enflasyon ve Ekonomik Büyüme İlişkisi: Türkiye Özelinde Ekonometrik Bir Uygulama</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55876</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55876</guid>
      <author>Ahmet Kibar ÇETİN,, Bekir YEŞİLOĞLU</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada, enflasyon ve ekonomik büyüme arasındaki etkileşim Türkiye özelinde araştırılmıştır. Çalışmada fiyat istikrarı ve sürdürülebilir yüksek bir büyüme arzulayan Türkiye ekonomisinde, enflasyon ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin doğru zemine oturtulmasına ampirik destek sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmada,1961-2016 yılları arasındaki dönemi kapsayan ve Dünya Bankası veri setinden temin edilen, yıllık reel gayri safi yurtiçi hasıladan elde edilen ekonomik büyüme, tüketici fiyat endeksinden elde edilen enflasyon oranı ve brüt sermaye oluşumunun GSYH’ya oranı değişkenleri kullanılmıştır. Değişkenlerin zaman serisi özelliklerini belirlemek amacıyla ADF, PP, KPSS ve Zivot-Andrews yapısal kırılma birim kök testleri uygulanmıştır. Birim kök testi sonuçları incelendiğinde uygulamada kullanılacak değişkenlerin bazılarının düzeyde bazılarının farkta durağan bulunduğu görülmüştür. Bu nedenle, çalışmada ARDL sınır test modeli kullanılmıştır. ARDL modeli sonuçlarına göre seçilen dönem için Türkiye’de, enflasyon ve ekonomik büyüme arasında hem kısa dönemde hem de uzun dönemde negatif yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Success And Attitude Levels Of The Students, Who Had Attended And Had Not Attended Nursery School, In Science And Technology Lesson In Elementary School</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55882</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55882</guid>
      <author>Naki ERDEMİR,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ülkelerin dünyada gelişmişlik açısından ilk sırayı almasında fen ve teknolojinin önemi tartışılmazdır. Gelişmiş olan ülkeler öğrencilere okulöncesi eğitimde fen ve teknolojiyi sevdirme yoluna giderek, onların tabiat merakını gidermektedirler. Bu nedenle bu çalışma okul öncesi eğitimi alan öğrenci ile almayan öğrencilerin ilköğretimde fen ve teknolojiye karşı tutum ve başarı farkını araştırmaktadır. Materyal olarak çalışmada 3’lü Likert tipi tutum ölçek kullanılmıştır. Öğrencilerin başarısını tespit etmede, fen ve teknoloji derslerinden kaç puan aldıklarına ilişkin soru maddesi kullanılmıştır. Çalışma, Van merkezde öğrenim gören 190 tane 5. sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Örneklemde elde edilen veriler analizinde, öğrencilerden anaokuluna gidenle gitmeyenlerin başarıları arasında bir farkın olup olmadığına ANOVA tekniği ile bakılmıştır. Anaokuluna gidenle gitmeyenin tutum puanları arasında farkın olup olmadığına, özel ve devlet okuluna gidenlerin başarıları ile tutumları arasında farkın olup olmadığına da Independent Samples Test (t- testi) tekniği kullanılmıştır. Okulöncesi eğitime giden öğrencilerin tutum ve başarılarında dikkate değer bir başarı görülmüştür. Ancak özel okulla devlet okulu arasında tutum ve başarı aşısından bir farka rastlanmamıştır. Ülkelerin geleceği açısından, öğrencilerin fen ve teknoloji dersinde başarılı olması, bilimsel bir tavır kazanması bekleniyorsa, her öğrencinin okulöncesi eğitime devam etmesi sağlanmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DuPont Analizi Yöntemiyle Türk Çimento Sektörü’nün Finansal Performansının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55883</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55883</guid>
      <author>Arzum Erken ÇELİK,, Onur DİGÜN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmada çimento sektörünün finansal performansının DuPont Analizi yöntemi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için Borsa İstanbul’da işlem görmekte olan 16 çimento şirketinin 2012-2017 dönemine ait finansal verileri kullanılmıştır. DuPont Analizi kapsamında kullanılan oranlar ve bu oranların bileşenleri, sistematik bir şekilde hesaplanmış; sektör için ortalama değerleri belirlenmiş ve bulunan değerlerinin zaman içindeki değişimleri birbirleri ile ilişkilendirilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Belli bir dönem için düzenli ve aynı esaslara göre düzenlenmiş finansal tablo verilerine ulaşılabilen, ülke için önemli bir imalat kolu olan çimento sektörü üzerinden yapılacak bir performans değerlendirmesinin iyi bir uygulama örneği olabileceği düşünülmüştür. Özellikle 2014 yılından itibaren karlılık açısından olumsuz bir gidişin oluştuğu, 2016-2017 arasında ise hafif bir toparlanma gerçekleştiği anlaşılmıştır. Ancak bu toparlanmanın güç kazanabilmesi için sektörde genel olarak görülen karlılık, varlık ve borç yönetimi problemlerinin, bunlara yol açan mikro ve makro yapısal sorunların net bir şekilde ortaya konmasının ve bunlarla ilgili çözümler geliştirilmesinin gerektiği açıktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Hayatın Anlamına İlişkin Geliştirdikleri Metaforlar</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55884</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55884</guid>
      <author>İlhan ÇİÇEK,, Rukiye ARSLAN , M.Emin ŞANLI</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin hayatın anlamını neye benzettikleri ve hangi yönüyle benzettiklerini metaforlar yoluyla ortaya çıkartmaktır. Çalışma 2016-2017 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Batman Üniversitesi öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Çalışmaya toplam 105 öğrenci katılmıştır. Çalışma modeli nitel araştırma deseni olarak tasarlanmıştır. Araştırmada öğrencilere “hayatın anlamı”na ilişkin sahip oldukları algıları ortaya çıkartmak için “Hayatın anlamı&amp;hellip;&amp;hellip;&amp;hellip;gibidir; çünkü&amp;hellip;&amp;hellip;” cümlesinin yazılı olduğu bir form dağıtılarak doldurmaları istenmiştir. Elde edilen bulgular, kategorilere ayrılarak değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, üniversite öğrencileri tarafından hayatın anlamına ilişkin altı (6) farklı kategoriden (oyun-eğlence, nesne, yer, doğa, soyutluk, hayat) seksene (80) yakın metaforun üretildiği saptanmıştır. Öğrenciler tarafında en çok metaforun yaşamsal ve doğa kategorilerinde üretildiği görülmüştür (50). Hayatın anlamına dönük öne çıkan metaforlar ise; Anne, baba, kardeş, sevgili, çocuk, çocuğun geleceği, yarını düşünerek yaşama, babanın tebessümü, okul okumak, aile, meslek, aileyle birlikte olmak, koşuşturmak, kariyer, güneş, su, bahar ayı, kelebek, ıssız göl görülmektedir. Sonuç olarak, üniversite öğrencilerinin, hem kategori olarak hem de metafor sayısı olarak sınırlı sayıda hayatın anlamına ilişkin metafor ürettikleri değerlendirmesi yapılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilgi Alış Verişi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55880</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55880</guid>
      <author>Derviş ERGÜN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Hayatı temsil eden ürünler, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal yönden yaşamı kolaylaştıran, canlının devamını sağlayan araçsal değerler olarak bilgi rejiminde, kritik işlev üstlenirler. İhtiyacı karşılayan bilme edinimi, sadece günlük yaşantımızı düzenleyen hayata dair ürünlerle sınırlı kalmaz, aklı meşgul eden soyut düşüncelere yanıt arandığı bilinmezlikleri de içerir. Soyut bilme edinimi, bilginin hiyerarşik iç düzenleniş biçimine göre yol alır, çıkarımları bilgi rejimine tabidir, bilinmeyen ve ona ait korku, endişe, tedirginlik, merak, vb. konular yapısal çelişkilerin çatışmasında ortaya çıkar. Bilginin iç mimarisi ve onu oluşturan elemanların keşfi, merak duygusunu harekete geçiren en önemli tahrik unsurudur, bilginin tekrar özne tarafından inşa edilmesiyle kazanılan deneyim asıl hoşluk duygusunu yaratan etmendir. Her bilgi sınırlı, sorumlu bir özelliğe sahiptir, dolaylı ya da ikinci, üçüncü derecede görev üstlenmesi de aynı doğrultuda bilme rejimine dahil olur, bu görevi genel bilginin karşılaması söz konusu olamaz. Bilme eylemi, bilginin bu yapısal özelliğine göre hareket eder, muhalefetini kendi içinden yaratır bu sayede var oluşunu tamamlar, yeni tezlerin çıkmasına olanak tanıyan, çoklu tartışmayı tetikleyen, kışkırtıcı, yaratıcı eylemler bilginin temel özellikleridir. Sadece eylemin geçiciliği üzerinden temsil hakkı bulunan düzenlemelerin, işlevlerini belli bir süreliğine yerine getirmeleridir, tüm kategoriler gelişim ve değişim yasasına tabi olmalarına rağmen ölümcüldür, içinden çıkan kavram da aynı akıbete uğrar. Hayatın genel akışı, sürekli bir devinimi mecbur eden özellik taşır, bu zorunluluk hayatın doğası gereğidir; içinde barındırdığı sosyal yaşam değişim ve gelişim yasasına uyması halinde bağımsız ve özgür hareket edebileceğidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Amerika Birleşik Devletleri’nin Realizm ve İdealizm İkileminde Ortadoğu Politikası: Mısır ve Suriye Örnekleri</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55888</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55888</guid>
      <author>Zafer AKBAŞ,, Şahin ÇAYLI , Melih DUMAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı, ABD’nin Ortadoğu politikalarında realist veya idealist değerleri, çıkarlarına göre tercih ettiğinin&amp;nbsp; ortaya konulmasıdır. Bu bağlamda ABD’nin realist ve idealist değerlerinin neler olduğu açıklanmış ve bölgesel izdüşümleri örneklerle izah edilmiştir. ABD, Arap Baharı sürecinde halk hareketlerinde Körfez Bölgesi’nde realist, diğer bölgelerde ise idealist tutum sergilemiştir. Benzer şekilde Mursi dönemi Mısır’ında halk hareketlerini desteklerken; Sisi döneminde, iktidar yanlısı politikalar izlemiştir. Hatta demokrasi karşıtı bir tutum olarak, Mursi’ye yönelik Sisi askeri darbesini desteklemiştir. Bu tercihlerin temel nedeni ise ABD’nin çıkarlarının uyumuyla ilgilidir. &lt;p style="text-align:justify"&gt;ABD, çıkarlarının gerektirdiği durumlarda; çok taraflılık, barış, işbirliği, demokrasi, özgürlükler, insan hakları, uzlaşma ve diplomasi gibi idealist araçları ya da tek taraflılık, çevreleme, güç kullanımı, ambargo gibi realist araçları kullanmaktadır. ABD, Ortadoğu’da da olmak üzere, idealist ve realist değerlerin çatıştığı durumlarda, her zaman pragmatist politika izleyerek realist tutum içinde olmuştur. ABD’nin Ortadoğu politikalarının; İsrail’in güvenliği, bölgesel ve küresel aktörlerin bölgesel politikalarına dair güç dengesi, enerji güvenliği, ekonomik çıkarlar ve terörle mücadele üzerine kurulduğu görülmüştür. &lt;p style="text-align:justify"&gt;Çalışmada ABD’nin Ortadoğu politikaları Arap Baharı sonrası Suriye ve Mısır örnekleri üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır. ABD’nin Mısır ve Suriye politikalarını incelemek üzere, Arap Baharı sürecindeki halk hareketleri ve iktidar mücadeleleri üzerine odaklanılmıştır. ABD’nin, Suriye ve Mısır’da&amp;nbsp; realist tercihlerinin ağır bastığı sonucuna ulaşılmıştır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırılgan Gruba Evde Bakımvericilerin Yaşam Memnuniyeti İle Bakım Yükleri Arasındaki Bağıntı Ve İlişkili Etmenler</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55890</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55890</guid>
      <author>Rukuye AYLAZ,, Nuran BAYRAM , Hakime ASLAN , Hilal YILDIRIM</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırma kırılgan gruba evde bakım vericilerin yaşam memnuniyeti ile bakım yükleri arasındaki bağıntı ve ilişkili etmenleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Samsun İline bağlı Çarşamba Devlet Hastanesi Evde Bakım Birimine kayıtlı 65 yaş ve üzeri yaşlı hastaya bakım veren 390 bakım verici oluşturmuş, örneklem seçimine gidilmeden araştırmaya katılmayı kabul eden 194 birey ile araştırma yürütülmüştür. Veriler Ekim 2014 &amp;ndash; Ocak 2015 tarihleri arasında toplanmıştır, bakım verici anket formu, bakım verme yükü ölçeği ve yaşam doyumu ölçeği kullanılmıştır. Veriler IBM SPSS 23 paket programı kullanılarak analiz edildi. Sonuçlar aritmetik ortalama, standart sapma, minimum, maksimum, frekans ve yüzde olarak sunuldu. Mann Whitney U testi, ANOVA, Kruskall Wallis, Pearson korelasyon analizi uygulandı. Yaşlıya bakım veren bireylerin ortalama yaşam doyumu ölçeği puanı 22.58&amp;plusmn;3.16, bakım verme yükü ölçeği puanı 51.98&amp;plusmn;9.17 ile yaşlıya evde bakım verenlerin bakım yükleri ve yaşam doyumları orta düzeyden biraz yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaşam doyumu ile bakım verme yükü arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Bakım verme yükü arttıkça yaşam doyumunun azaldığı saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda evde yaşlı hastaya bakım vericilerin yükünü azaltmak ve yaşam doyumlarını arttırmak için ihtiyaçları doğrultusunda eğitim danışmanlık ve rehberlik programlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Perception Of Feminism In The Thought World Of Ottoman And Republican Turkey (1876- 1935)</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55891</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55891</guid>
      <author>Şeyda ÖZÇELİK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;XVIII. yüzyılda Kıta Avrupa’sında ortaya çıkan ve XIX. yüzyılda hemen her toplumda bilinmeye başlayan feminist akımın Osmanlı düşün dünyasında tanımlanması ve algılanması tartışma yaratmıştır. Ortodoks İslam’ın devlet kurumlarındaki dokunulmazlığı, Orta Asya ve Anadolu’nun otantik esintisi ve Osmanlı toplumunun patriarkal aile yapılanması gibi nedenlerle dönem aydınları arasında feminizmle ilgili bir konsensüs oluşamamıştır. Klasik feminizm, Osmanlı Devleti’nin değerleriyle uyuşmadığı gerekçesiyle reddedilerek, örfi ve şeri yapıyla senkretik olan “Müslüman/Türk/Osmanlı Feminizmi” yaratılmıştır. Sistem tarafından oluşturulan bu feminizm süreci Ulusal Bağımsızlık Savaşı (1919-1923) yıllarında yavaşlasa da sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde devam etmiştir. XX. yüzyılın ulus-devlet modelinde, kadın ile bütünleşen “Vatanına vatansever evlatlar yetiştiren milliyetçi anne” profili, Cumhuriyet Türkiye’sinin kadın kimliğinin belirleyicisi olmuştur. Bu kimliğin içselleştirilmesinin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çağdaş medeniyetlerle denkleşme misyonu edinmiş ve dünya standartlarına uygun bir “Türkiye Kadını” yaratma amacına girişmiştir. Böylece Osmanlı Devleti’nin yarattığı “Müslüman Feminizmi” isim değiştirerek “Devlet Feminizmi” ne dönüşmüş ve bu süreçte Türkiye’de feminizm ataerkil sisteminin yönlendirmesiyle oluşmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Johann Gottlieb Fichte’nin Ahlaki Ve Kültürel İdealinin Realitesi Olarak Sanat Anlayışı</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55878</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55878</guid>
      <author>Şule Gece ÇELİKKAN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Önemli bir Alman idealist düşünür olmasına rağmen kendi dönemindeki birçok Romantik sanatçı ve düşünüre ilham olan Johann Gottlieb Fichte, Immanuel Kant’ın ahlaki kritiğinden ilham alarak sanata, sanat yapıtına, sanatçıya ve güzele ilişkin düşüncelerini açık yüreklilikle belirtmiştir. Eylem yoluyla özgürlüğe, ahlaklılığa ve sorumluluğa davet eden felsefesinde kimi zaman estetikle ilgili düşüncelerini arka plana itse de, yaratıcı kişilik, yaratma ve sanatçının ahlaki kişiliği ile bir topluma olan katkısının nasıl dönüştürücü olabileceğini ve sanatın her şeyden önce insanı ve doğayı kültürel ve ahlaksal olarak etkileyen büyük bir güç, bir idealin realiteye dökülmüş şekli olarak nasıl konumlandırdığını göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenle sanat ve sanatçı idealini kültür ve sanat yoluyla ahlaki alana giriş ve hem doğanın hem de insan tabiatının eğitilmesi olarak belirlemiş ve bu idealini özellikle Alman düşünürlerde ve idealistlerde önemli bir kavram olan bildung (sanat ve kültür yoluyla kendini gerçekleştirme) ile ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgütsel Adaletin Duygusal Emek Üzerindeki Etkisine Yönelik Bir Araştırma</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55893</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55893</guid>
      <author>Cengiz DURAN,, Dursun BOZ , Hande Gönül ARICA</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Duygu kavramı hizmet sektörünün ekonomideki ağırlığının artmasıyla örgütlerde önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu sektöründe rekabet açısından avantajlı olabilmenin koşulu ise kaliteli hizmet sunumu algısı ve beraberinde getireceği müşteri memnuniyetidir. Bu bağlamda yöneticiler çalışanların fiziksel ve zihinsel emekleri yanında duygusal emek gösterimlerini de istemektedir. Duygusal emek çalışanların; hizmet alan kişilerle olan etkileşimlerinde örgüt tarafından belirlenmiş ilke ve kurallar çerçevesinde duygularına yön vermesidir. Çalışanların duygusal emek gösterimleri örgütsel etkenlerden ve kişilik özelliklerinden de etkilenebilmektedir. Bu doğrultuda hizmet alan tüketicilere; doğru duyguların aktarılabilmesi amacıyla çalışanların örgüt içerisindeki ücret adaletine, karar ve prosedürlerin dağıtımına ve kişiler arası ilişkilere dair algıladıkları adaletin de önemi açıktır. Bu araştırmanın amacı katılımcıların örgütsel adalet ve alt faktörlerinin duygusal emek ile arasındaki ilişkini tespit etmektir. Araştırma kapsamında Kütahya ilinde bulunan özel bir işletmenin 250 çalışanından veri seti oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda örgütsel adaletin duygusal emek üzerinde pozitif ve anlamlı ilişkileri tespit edilmiştir. Ayrıca cinsiyet ve medeni durum değişkeninin örgütsel adalet üzerinde etkisi olmadığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Açısından Masal Tekerlemeleri ve İşlevselliği</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55892</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55892</guid>
      <author>Mualla MURAT,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;İnsanlık tarihi yaşamla ilgili her türlü ihtiyacını karşılarken, duygu ve düşüncelerini ifade ettiği edebi eserleri de oluşturmuştur. Bu edebi türlerin en eskileri doğaçlama verilen ürünlerdir. Masal da toplumların en önemli kültür imzalarından biridir. Kurumsal eğitim sistemlerinden çok daha önce masallar toplumun eğitim aracı olmuştur. Bugün bile eğitimde önemli bir yeri olan masalların hala incelenmesi gereken pek çok boyutu vardır. Bir sembol dili olan giriş tekerlemeleri üzerinde ise hemen hemen hiç durulmamıştır. Masal ve masal tekerlemelerini yorumlanma, çözümlenme ve algılanmasında ise üstbiliş çalışmaları önemli bir yere sahiptir. Toplumun kolektif şuurunu yansıtan doğaçlama (irticalen) eserler içerisinde sosyolojik, psikolojik, tarihi, siyasi, ekonomik ve benzeri unsurları barındırır. Üstbiliş stratejilerini kullanan birey, ne bildiğini ve ne bilmediğini tanımlar, düşündüklerini ifade eder ve düşünme sürecini sorgular. Bu çalışmada, disiplinler arası bir yaklaşımla üstbiliş kavramı göz önünde bulundurularak masal ve masal tekerlemeleri incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


