






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL), Yıl 2018 Sayı 9</title>
    <link>https://smartofjournal.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1771</link>
    <description>SOCIAL MENTALITY AND RESEARCHER THINKERS JOURNAL (SMART JOURNAL)</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Searching Tito Between Myth And Reality: A Short Criticism Of Tito I Ja Movie</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55849</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55849</guid>
      <author>Yiğit Anıl GÜZELİPEK,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Günümüzde sinema endüstrisi politikanın doğal bir uzantısı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bazı filmler devletlerin ulusal tezlerinin yayılması için bir araç olarak kullanılırken; bazı filmlerde tarihsel bir olayı veya şahsiyeti yeniden hatırlatma misyonunu yüklenmektedir. Bu bağlamda, 1990’ların hemen başlarında Yugoslav film endüstrisinin odak noktası Yugoslavya’nın çöküş sürecini önleyici çözüm reçeteleri geliştirmek olarak görünmektedir. Şüphesiz ki Yugoslavları bir arada tutma amaç doğrultusunda kullanılabilecek en rasyonel enstrüman Tito miti olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir Yugoslav film klasiği olan Tito I Ja (Tito ve Ben-1992) bu amaç doğrultusunda hazırlanmış ve odak noktasına Tito’yu yerleştirmiş olan özellikle de o dönemde ortaya çıkmaya başlayan Sırp-Hırvat gerginliğini önlemeyi amaçlayan politik içerikli bir sinema filmidir. Bu çalışma, Tito I Ja filmine eleştirel bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın daha anlaşılabilir olması adına filmle ilişkin analizler o dönemde Yugoslavya’da meydana gelen olayların analizi ile birleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi 5-6 Yaş Grubu Çocukların Sorumluluk Kazanma Düzeylerinin Öğretmen Görüşlerine göre Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55847</guid>
      <author>Büşra ŞAHAN,/ Çavuş ŞAHİN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Araştırmanın genel amacı okulöncesi 5-6 yaş grubu öğrencilerin sorumluluk kazanma düzeylerinin, öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu çalışma betimsel niteliktedir. Araştırmada araştırmacı tarafından oluşturulan öğretmen anketi kullanılmıştır. Öğretmen anketinin hazırlanması aşamasında kullanılacak soruları belirlemek için, yurt içi ve yurt dışında yapılan çalışmalar ve ilgili literatürden yararlanılmıştır. Araştırmanın amacına ve problemine uygun olarak hazırlanan sorular yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öğretmene ilişkin kişisel bilgiler; diğer altı bölümde ise çocukların sorumluluk düzeyini değerlendirmeye yönelik sorular yer almaktadır. Birinci bölümde yer alan kişisel bilgilere ilişkin soruların üst kısmında soru cümlesi ve altında da uygun cevaplar yer almaktadır. Diğer bölümlerde ise her bir cümlenin karşısında bulunan “kesinlikle katılıyorum”, “katılıyorum”, “kısmen katılıyorum”, “katılmıyorum”, “kesinlikle katılmıyorum” seçenekleri yer almaktadır. Öğretmenlerden uygun olan seçeneği işaretlemeleri istenmektedir. Elde edilen verilerin incelenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır. Katılımcılar, Çanakkale il merkezi ve ilçelerinde görev yapan 100 öğretmendir. Elde edilen veriler SPSS programı ile yorumlanmıştır. Sonuçları değerlendirmede, cinsiyet, mezun olunan okul ve hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık olup olmadığı, istatistiksel testler ile sınanmıştır. Elde edilen sonuçlar tablolar halinde ayrıntılı olarak verilmiştir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bilgilere göre, öğretmenlerin sorumluluk eğitiminin önemine inandıkları ve çocuklarının sorumluluk kazanma düzeylerini geliştirmeye istekli oldukları söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>In The Context Of The Masculinity Cultural Dimension Of Hofstede, Entrepreneurial Metaphors Of The Faculty Of Economics And Administrative Sciences' (Feas) Students Taking Entrepreneurship Course</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55846</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55846</guid>
      <author>Dursun BOZ,/ Cengiz DURAN</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Bu çalışmanın amacı Dumlupınar Üniversitesi İİBF. Öğrencilerinden Girişimcilik dersi almış öğrencilerin “Girişimci” metaforlarını belirlemektir. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kütahya ili Dumlupınar Üniversitesi İİBF. Öğrencilerinden Girişimcilik dersi almış öğrencilere gönüllülük esasına göre uygulanmıştır. Araştırma kapsamında gönüllü öğrencilere “Girişimci.......................................................benzer, çünkü.......................................................” şeklinde açık uçlu anketler dağıtılmıştır. Elde edilen anket verileri nitel araştırma desenine uygun olarak içerik analizine tutulmuştur. Öğrenci cevaplarında “Girişimci” temasına yönelik 8 ayrı kategoride metafor ürettikleri tespit edilmiştir. Üretilen 201 metaforun cinsiyet değişkenine göre yapılan incelemede kız öğrencilerin ürettikleri metaforların dişil özellikler gösterdiği, erkek öğrenci metaforlarının ise eril özellikler gösterdiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1927 NÜFUS SAYIMI SONUÇLARINA GÖRE AĞRI (KARAKÖSE) NÜFUSU</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55850</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55850</guid>
      <author>Şahin YEDEK,, Savaş SERTEL</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Devletler kalkınma projelerini hazırlarken, doğal kaynaklarını, sermaye birikimlerini ve o devletin sınırları dâhilinde ki halkın nüfus özelliklerini göz önünde bulundururlar. Bu verilerden belki de en önemlisi mevcut nüfusun özellikleridir. Çünkü nüfus özellikleri devletlerin, yatırımlarını neye göre yapması gerektiği ve toplumdaki bireylerin gelişimi için ne gibi tedbirler alması gerektiği konusunda bilgiler vererek, uluslararası gelişimlerini sistematik bir şekilde sürdürmesini sağlarlar. 1927 yılında gerçekleştirilen nüfusu sayımı için 1926 yılında nüfus sayım kanunu çıkarılmıştır. Yine aynı yıl İstatistik Genel Müdürlüğü kurulmuş ve Belçikalı Camilla Jacquart kurumun başına getirilmiştir. 28 Ekim 1927 tarihinde ise Türkiye Cumhuriyet’inin ilk nüfus sayımı yapılmıştır. Sayım süresince sokağa çıkma yasağı uygulanmıştır. 28 Ekim 1927’de gerçekleştirilen ilk nüfus sayımı, hem süregelen modernleşmenin hem de nüfus büyüklüğüne dayanan gücün bir göstergesiydi. Bu sayım sonucunda Ağrı nüfusu 68,850 kişi olarak tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca okur- yazar sayısı, yaş grupları, inanç, anadiller, meslek grupları, özürlü nüfusu, medeni hal, doğum yerleri gibi konular ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Grup Çalışmasının Kadın Hükümlülerin Sosyal Sorun Çözme Becerilerine Etkisi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55848</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55848</guid>
      <author>Rumeysa AKGÜN,</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Kadın hükümlüler cezaevinde gerek daha önceki olumsuz durumları, gerekse de kapalı bir ortamda kalmış olmanın ve aile gibi çok önemli bir destek kaynağından yoksun olmanın getirdiği pek çok sorunla karşı karşıya kalmaktadırlar. Eğer cezaevinden önceki hayatlarında yeterli kabiliyetleri geliştirememişlerse cezaevinde karşılaştıkları sorunları çözmede de başarılı olamamaktadırlar. Dolayısıyla kadın hükümlülerin cezaevinde karşılaştıkları sorunları çözmeleri için bir takım becerilere ihtiyaçları vardır. Bütün bu nedenlerle onların hem cezaevinde hem de çıktıktan sonra ihtiyaçları olabilecek konular belirlenerek kendileri ile bir grup çalışması gerçekleştirilmiştir. Grup çalışmasına daha çok cezasının bitimine az kalmış kadınlar katılmıştır. Çalışma altı oturum sürmüş, 7 kadın hükümlü katılmış ve ön test-son test yapılmıştır. Çalışma boyunca duyguları tanıma, iletişim ve etkili iletişim, problem ve problem çözme konuları konuşulmuştur. Grup çalışması sonucu üyelerin sosyal sorun çözme becerilerinden aldıkları toplam puanda artış olduğu görülmüştür (p&lt;0,05). Bununla birlikte üyelerin sosyal sorun çözme ölçeğinin alt ölçeği olan probleme olumlu yaklaşma ve rasyonel sorun çözmede de artış olduğu görülmüştür (p&lt;0,05). Buna göre kadın hükümlülerin grup çalışması sonrası karşılaştıkları problemlere daha olumlu yaklaştıkları ve daha fazla rasyonel davrandıkları görülmüştür. Son olarak sosyal sorun çözme ölçeğinin alt ölçeklerinden birisi olan probleme olumsuz yaklaşmaya bakıldığında grup çalışması sonrası kadın hükümlülerin karşılaştıkları problemlere daha az olumsuz yaklaştıkları görülmüştür (p&lt;0,05).</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal İstenirlik Ölçeği-17’nin Türkçeye Çevrilmesi ve Psikometrik Özelliklerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55852</guid>
      <author>Arkun TATARArkun TATAR,/ Hüdanur ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Sosyal istenirliğin değerlendirilmesi, psikolojik ölçümlerin geçerliğine önemli katkı sağlamasına karşın az sayıda ölçüm aracı bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada Sosyal İstenirlik Ölçeği-17’nin Türkçe’ye çevrilmesi ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-70 yaşları arasında, 1011 kadın, 968 erkek olmak üzere toplam 1979 kişi katılmıştır. Bu kişilerin 101 kadın, 134 erkek olmak üzere 235’i kriter bağıntılı geçerlik çalışmasına, 84 kadın, 89 erkek olmak üzere 173’ü de tekrar test çalışmasına alınmıştır. Katılımcılara, Sosyal İstenirlik Ölçeği-17 ve Beş Faktör Kişilik Envanteri kısa formu uygulanmıştır. Ölçeğin, tek faktörlü yapı gösterdiği, doğrulayıcı faktör analizi sonucuna göre de tek faktörlü yapının kabul edilebilir uyum istatistikleri verdiği gözlenmiştir. Ölçeğin, iç tutarlılık güvenirlik katsayısının 0,72, test-tekrar test bağıntı katsayısın 0,86, Beş Faktör Kişilik Envanteri Kısa Form’u Sosyal İstenirlik boyutu toplam puanı ile bağıntı katsayısının da 0,70 olduğu belirlenmiştir. Ölçek toplam puanı açısından kadınların, erkeklerden daha yüksek toplam puan ortalamasına sahip olduğu belirlenmiştir. Ölçeğin çeviri Türkçe formunun, özgün forma benzer özellikler gösterdiği ve temel psikometrik gereklilikleri taşıdığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Emek Piyasasında Cinsel Yönelim Temelli Ayrımcılık</title>
      <link>https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55851</link>
      <guid isPermaLink="true">https://smartofjournal.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=55851</guid>
      <author>Zelal BEYAZ,, Eray ÖZTÜRK</author>
      <description>&lt;p style="text-align:justify"&gt;Ayrımcılığın en yaygın şekilde görüldüğü alanlardan biri olan emek piyasasında cinsiyet, engellilik ve yaş temelli ayrımcılık hem yapılan çalışmalar hem de sosyal politikalar bağlamında görece kendisine daha fazla yer bulurken; cinsel yönelim kaynaklı ayrımcılık daha geç bir dönemde ve daha sınırlı sayıda araştırmaya konu olmuştur. Bu durum cinsel yönelim kaynaklı ayrımcılık konusundaki farkındalığı, görünürlülüğü ve duyarlılığı kısıtlamaktadır. İşgücü piyasalarında cinsel yönelime bağlı olarak uygulanan ayrımcılık doğrudan ve dolaylı yollarla söz konusu piyasalar ve dolayısıyla da ülkelerin ekonomileri üzerinde olumsuz etkiler ortaya çıkarmaktadır. Cinsel yönelimleri nedeniyle istihdam bağlamında uygulanan ayrımcılık söz konusu bireylerin emek piyasasına katılım kararlarını etkilemekte; ücret eşitsizlikleri ve terfilerle ilgili dağıtım adaleti de marjinal verimliliğin düşmesine, motivasyon ve tatminin azalmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı cinsel yönelim perspektifinde bireylerin Türkiye’de emek piyasasına katılımında ve emek piyasasına dahil olanların da çalışma hayatında karşılaştıkları sorunların kaynaklarını tespit etmektir. Ancak burada Türkiye’de emek piyasasında cinsel yönelim nedeniyle yapılan ayrımcılık konusunda yeterli veri tabanı ve çalışma olmadığından gerçekçi bir tespit yapmanın güçlüğünü de vurgulamak gerekir. Bu kısıtlara karşın çalışmada ayrımcılığa yönelik ulusal ve uluslararası istatiksel raporlar ve çeşitli sektörlerde cinsel yönelim kaynaklı ayrımcılığa ilişkin yapılan ampirik çalışmaların bulguları doğrultusunda Türkiye’de cinsel yönelim temelli ayrımcılığın boyutu ve kaynakları değerlendirilmiştir. Emek piyasalarında ve iş dünyasında cinsel yönelim temelli ayrımcılığı önlemenin yolu herşeyden önce tüm çalışanların farklı olduğunun ve bu farklılıklara karşın haklarda herkesin eşit olduğunun kabul görmesinden geçmektedir. Bu anlayış doğrultusunda ayrımcılığa yönelik verilecek temel eğitimin, çıkarılacak anti-ayrımcılık yasalarının ve bu yasaların denetiminin, iş dünyasına verilecek eğitimlerin ayrımcılığı azaltabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


